| Komisyon Adı | : | ÇEVRE KOMİSYONU |
| Konu | : | Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker ve Kırklareli Milletvekili Selahattin Minsolmaz ile 203 Milletvekilinin Orman Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4972) (Tali Komisyon) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 07 .03.2023 |
MURAT BAKAN (İzmir) - Şimdi, 10'uncu madde... Bir defa bu madenlerle ilgili alanların rehabilitasyonuyla ilgili "Şu kadar alan rehabilite edildi." şeyi gerçek değil, niye gerçek değil? Bu rehabilite edilen alanların -ben aynı zamanda amatör pilotum yani alçaktan uçuş yaparak ben o alanları görüyorum- ülkenin doğası... Arkadaşlar, bu madenlerden dolayı, özellikle bu taş ocaklarından dolayı o çimento fabrikalarının dağları kestiği, tamamen yardığı alanların rehabilite edilmesi mümkün değil. Bir de kesilen ağaçların kesildiği yerde de oranın rehabilitasyonu belki elli sene, belki yüz sene bir ekosistem oluşması orada... Dolayısıyla hani "rehabilitasyon" dediğiniz şey üstünkörü olan bir şey, orada bir rehabilitasyon söz konusu değil, tekrar eski hâle gelmesi mümkün değil; onu biz yaşayarak görüyoruz. O yüzden hani "Şu kadar alan rehabilite edildi." şeyi kandırmacadan ibaret.
Madenlerle ilgili de... Tabii, Orman Mühendisleri Odası Başkanının madenciliği savunması, bize çok bilimsel bir değerlendirme yaparak "Bu masanın belli şeyleri de madenlerden..." falan demesi, onun -yanlış anlamayın- boyunu aşan bir değerlendirme. Buradaki her milletvekili madenin ne olduğunu, madenciliğin ne olduğunu biliyor; biz onun değerlendirmesini kendimiz yaparız. Madenleri savunmak, madenciliği savunmak Orman Mühendisleri Odasına düşmez; o, ormanları savunmak için burada, biz onun için çağırdık. Maden Mühendisleri Odası gelir, madenciliği burada savunur, ona da söyleyeceğimizi söyleriz. Biz madenciliğe karşı değiliz, madeni çıkartırken sen sadece emperyalizmin, kapitalizmin ham madde kaynağı olarak kullandığı bir madencilik yapıyorsan eğer biz buna karşıyız. Fransa'da çimento fabrikaları kapandı, İtalya'da çimento fabrikaları kapandı, Alp Dağları'nda bir tane taş ocağı yok ama bizim memleketimizin her yeri çimento fabrikası. Niye? Dağları, taşları oyuyorlar. Siz görüyor musunuz Toskana'da oyulmuş dağlar? Görmüyorsunuz çünkü adam ona izin vermiyor, az gelişmiş ülkelere gönderiyor o teknolojiyi; onu savunmak bizim memleketimizin, vatanımızın hayrına bir şey değil.
Altın madeni, bakır madeni; bunlar çıkmasın mı? Çıksın ama sen bunu artı değere dönüştürebiliyorsan, bin dolarlık, 2 bin dolarlık telefon yapıp satıyorsan bir şey yoksa sen onun işçiliğini yapıyorsan, adam madeni yükleyip götürüyorsa, senin doğanı da harap ediyorsa bu madenciliğe karşıyız biz. Yani biz buradaki şeyin madenden yapıldığını bilmiyor muyuz, yani bu ses sistemini yapmak maharet, yoksa bu madeni satmak değil. Demirin kilosu ne kadar, şu bir iPhone'nun ağırlığını düşünün, bunun ekonomik değeri ne kadar? Artı değer yaratabiliyor olman lazım bilgiyle ve teknolojiyle. Şimdi, bunu söylemeyecektim ama söylemek durumunda kaldım Orman Mühendisleri Odası Maden Mühendisleri Oda Başkanının yerine geçip bir savunma içine girince.
Şimdi, 10'uncu maddeyle ilgili "Ormanların muhafazası" başlıklı bölümün dördüncü fıkrası değiştirilerek madencilik faaliyeti sona eren orman alanlarının rehabilitasyonu yani doğal yapısı bozulan ormanın yeniden ağaçlandırılması için inşaat, hafriyat, yıkıntı atıklarıyla dolgu yapılması çalışmalarının artık sadece belediyelerce değil, bakanlığın takdiriyle ihaleye çıkılarak gerçek ve tüzel kişilere yaptırılabilmesinin önü açılıyor.
Açık ocak, maden çukurlarının yıkıntıyla doldurulması yer altı sularının kirlenmesine sebep olabilir. Zaten daha önce bununla ilgili ciddi anlamda bilimsel çalışmalar yapıldı. Bu hafriyatların geçmişte denizlerin de doldurulmasında kullanıldığı, deniz ekosistemine ne kadar zarar verdiği... Aynı şekilde, şu an bu yıkıntılarda ciddi anlamda asbest var. Bu asbesti soluduğunuz zaman akciğer zarı kanseri de denilen ve yirmi yılda, otuz yılda ortaya çıkan bir hastalığa yol açtığı bildiğimiz bir gerçek yani laboratuvar ortamında, neredeyse o şekilde ayrılması gereken asbesti ayıramıyoruz şimdi o yıkıntılarda. Dolayısıyla bunlar bir yerlere doldurulacak ve oralarda havaya, toprağa, suya karışacak. Özel sektörün de birinci amacı kâr, kamu gibi değil. Dolayısıyla siz bunu özel sektöre verdiğinizde bu risklerle karşı karşıyasınız.
Rehabilitasyon işlerinin ihaleyle firmalara verilmesi çevre hakkı açısından öngörülen veya öngörülemeyen sorunlara yol açar, çevrenin ticarileştirilmesi, piyasalaştırılması, özelleştirilmesi anlamına gelir, yeni bir rant kapısıdır. Biz 10'uncu maddeye bu sebeple karşıyız.
Teşekkür ederim.