KOMİSYON KONUŞMASI

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli bürokratlar, değerli uzman arkadaşlarım, hepinize saygılar sunuyorum.

Şimdi, tabii, gerçekten büyük bir afet ve büyük bir enkaz yığınıyla karşı karşıyayız. Elbette, bunun kaldırılması son derece zor ve önemli bir iş ancak tabii, bu enkaz kaldırılırken -siz de ifade ettiniz- asbestin dışında da silis ve benzeri gibi bir dizi o enkazın içerisinde hem toz hem kimyasal atık var, bunun elimine edilmesine ilişkin ne yapıyorsunuz? Bir kimyasal inceleme mi yapıp ne neye dayanarak hani "Asbest yoktur, ya da depoladık." gibi bir şey söylediniz, hani neye dayandırarak bunu söylüyorsunuz? O kimyasalları nasıl elimine ediyorsunuz? Bu bir.

İkincisi, Sayın Başkanımız da ifade etti. Tabii, eski maden terki alanlar bu depolama için uygun alanlar. Tabii, enkaz miktarı çok büyük ancak şunu da buradan size sormak isterim. Özellikle, Şanlıurfa ve Adıyaman'da meydana gelen sel afetleriyle ilgili olarak bu kuru dere yataklarının enkazla doldurulması neticesi suyun akış yolu bulamayıp sele neden olduğuna ilişkin iddialar oldu, hani buna ilişkin ne diyorsunuz? Şanlıurfa'da ve Adıyaman'da gerçekten kuru dere yataklarına mı döküldü, su yolları üzerine mi döküldü bu enkazlar? Mesela Samandağ'da direkt deniz kenarında, kıyı kenar çizgi olabilecek bir alana bu atıkların, enkazın döküldüğünü gördük, burada hatta çadırların hemen yakınında, belki 100 metre yakınında, insanların barındığı ortamda bu enkazların yığılmış olduğunu gördük. Siz 101 milyon ton atık olduğu, 46 milyon metreküp de atığın bulunduğunu... Toplamda değil mi? Türkiye yani 11 ilin toplamında bu atık miktarı. Ne kadarlık bir metreküp için ihaleye çıktınız? Çünkü şöyle bir iddia da var: İnşaat Mühendisleri Odası ve diğer odaların yaptığı verilere göre 18 milyon metreküp sadece enkaz bulundu yani inşaatlar, yıkılmış olan inşaatlar üzerinden yaptıkları hesaplamalara göre 18 milyon metreküp atık olduğu ama 50 milyon metreküp üzerinden ihaleye çıkıldığı ifade ediliyor, bunun doğruluğu nedir? Komisyonumuz olarak, bunu bize açıklarsanız memnun oluruz.

Yine, bir sorum daha vardı. İnsanların mücevher, para, hatıraları vardı bu enkazların altında, "Emniyete alındı." diyorsunuz ama bir sürü plakasız kamyonun -yani alanda olduğum için biliyorum- bu enkazları götürdüğü... Özellikle hani herkesin kendi evinin bir demir donatısı var, bunun -inşaat mühendisi arkadaşlarım daha iyi bilir yani bir binanın yüzde kaçıdır demir donatısı imalatta- rücu etmesi gerekir o vatandaşa ya da mirasçılarına en azından bu atıkların içerisindeki bu artı değerin.

Yine, o mirasçılardan mesela aileden...

BAŞKAN VEYSEL EROĞLU - Toplam 2 milyon ton civarındaydı.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Evet. Hani bunlar önemli gerçekten çünkü enkaz altında vatandaş kalmış, ailesini yitirmiş. Mesela, bizim Adana'da yaşadık, bir tek kız hayatta kaldı, anne baba ve erkek kardeşi vefat etti, kız şu şunu söylüyor: "Babamın parası vardı. Ben ne yapacağım? Bu saatten sonra buna ilişkin nereye başvuracağım?" Hani birçok şeyin de kaybolduğunu yani buna dair gerçekten böyle çok emniyetli bir kaldırmanın da olmadığını gördük.

Bir son soru olarak da şunu sormak istiyorum: Hani yabancı kurtarma ekiplerinin de ülkeyi terk ettiği, bu enkazın altında hâlâ canlı olabileceği, bu yıkıntıların bulunduğu bir süreçte daha sistematik ve daha teknik kaldırılmasına ilişkin eğitimleriniz var mı? Böyle, bu tür eğitiminiz var mı yoksa kara düzen, direkt iş makinesiyle girip... Bu enkazlarda hâlâ canlı olabilme ihtimali ya da cenazeleri sağlıklı çıkarabilmek için buna ilişkin eğitimleriniz var mı? Bunları sormak istiyorum.

Teşekkür ederim.