| Komisyon Adı | : | Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Oluşan Karma Komisyon |
| Konu | : | Kamu Denetçiliği Kurumu 2023 Yılı Yıllık Raporu hakkında hazırlanan alt komisyon raporu üzerinde görüşme |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 2 |
| Tarih | : | 11 .06.2024 |
NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) - Evet, ben de bütün hazırunu saygıyla selamlıyorum. Emeği geçenlere teşekkür ediyoruz.
Şimdi, öncelikle şunu söylemek istiyorum: Bu resen yetkinin verilmesi konusuna ben de katılıyorum fakat işte orada, tam da orada ideoloji devreye giriyor yani bu yetkiyi verdiğimizde o resen yetkinin kullanılması konusunda gerçekten ideolojik bakış açısı çok önemli.
Burada Sezgin Vekilimizi desteklemek için yaşadığımız bir durumu anlatmak isterim. 2016 yılında TİHEK Kanunu çıktı. O kanunda başvuru yetkisi olan kişilerle ilgili düzenleme maddesi Komisyondan, Genel Kuruldan geçmişti ve resen harekete geçme yetkisi verilmemişti Kuruma. O sırada da çok yoğun bir şekilde, maalesef bütün kamuoyunu çok rahatsız eden, çocuklarla ilgili, istismarla ilgili bazı olaylar yaşanmıştı ve ben konuşmamda çocuklarla ilgili, hele hele savunmasız kişilerle ilgili, kendilerini koruyamayacak mağdurlarla ilgili Kuruma resen harekete geçme yetkisi verilmesi gerektiğini beyan etmiştim ve o çarpıcı korkunç örnekleri de ifade etmiştim Genel Kurulda. Bunun üzerine, o madde geçmiş olmasına rağmen tekririmüzakereyle yeniden düzenlenip mağdur çocuklarla ilgili -çünkü aileleri tarafından da maalesef istismar edilebiliyorlar ya da göz yumulabiliyor ve dolayısıyla velisinin başvurması gibi bir şey söz konusu olmayınca- birçok durumda resen harekete geçme yetkisi gerekiyordu ve TİHEK Kanunu'na bu yetki eklenmişti ama tabii, bu kanun daha önce çıkmış bir kanundu. Sonra ne oldu biliyor musunuz? Ben böyle kanuna o değişikliğin eklenmesi konusunda hani vicdanen çocuklara karşı bir milletvekili olarak sorumluluğumu yerine getirmiş olmaktan mutluydum ama sonra o TİHEK'in Başkanı bu Mecliste bir açıklama yaptı ve çocuk yaştaki evlilikleri savundu. "İşte, efendim, 15 yaşında rızasıyla ilişkiye girebiliyorsa evliliklerin yasaklanması insan hakları ve eşitliğe aykırıdır." dedi ve gerçekten bu sefer de utandım.
DERYA YANIK (Osmaniye) - Onu biz de eleştirdik ama.
NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) - Evet, siz de eleştirmiştiniz. Sizi tebrik ediyorum ama genel olarak, ideolojik olarak partinizin bakış açısı maalesef bu.
DERYA YANIK (Osmaniye) - Yok, partimizin bakış açısı değil.
BAŞKAN SUNAY KARAMIK - Bireysel bir bakış açısı...
DERYA YANIK (Osmaniye) - Sevgili Vekilim, itiraz etmek istemem ama partimizin bakış açısı değil, bireysel bakış o.
NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) - Bir şey söyleyeyim: Bu Mecliste istismarcısıyla evlendirme yasası çıkacaktı ve daha sonra da maalesef İnfaz Kanunu'nda yapılan değişikliklerle...
DERYA YANIK (Osmaniye) - Ama çıkmadı.
NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) - ...onun önü açıldı.
DERYA YANIK (Osmaniye) - Hayır, yine biz itiraz ettik. Yapmayın Allah aşkına!
NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) - Bunu ben burada yaşadım, lütfen. Hatta bütün kadın örgütleri geldiler, Mecliste basın açıklaması yapıldı, sonra geri çekildi ama adım adım bu... Bunun ismi o şekilde konulmadı ama İnfaz Kanunu'nda coronadan sonra yapılan değişikliklerle maalesef hepsi serbest bırakıldı yani bunların. Bunları biz burada yaşadık.
Şimdi, çocuklarla ilgili mutlaka bu resen harekete geçme yetkisinin konulması gerekiyor.
Bir de ben işçilerle ilgili bir duyarlılık olması gerektiğini düşünüyorum ama yani Selçuk Vekilimizin söylediği gibi değil, onun söylediği bireyler arasında yaşanan anlaşmazlıklar ve mahkemeler bunlara bakıyorlar elbette ama bazı konular var ki mahkemelere başvurulamayacak şekilde ama yine insan olarak hepimizin onurunu zedeleyen, insanlık onurunu zedeleyen, tam da orada kamunun harekete geçmesini gerektiren şeylerdir. Bunu da yine somutlaştırmak istersem şu örneği vereceğim çünkü tam o olay yaşandığında bunun olması gerektiğini düşünmüştüm: Antalya'da bir inşaat işçisi işvereni tarafından arabasının bagajına konularak bir yerden bir yere götürülmüştü ve bunun için de işte "Araç kirleniyor, araba kirleniyor." gibi bir gerekçe... Sonra tabii, bunun işçinin iradesiyle ve rızasıyla gerçekleştiğini beyan etmişti ama tabii işçi sonuçta çalışmak zorunda olduğu için ve dezavantajlı durumda olduğu için işveren karşısında ve yasamızda, yasalarımızda da aslında manevi olarak çok da hani mahkemeye başvurursa ben bir -hukukçular biliyordur- tazminat çıkacağını düşünmüyorum böyle bir durumda. Karşılığı olmadığı için sonuçsuz bir insan hakkı ihlali yani bir etkisi yok işçiye veya topluma veya insanlığa. Bu nedenle de bu durumda, böyle durumlarda insanlığın, sadece o işçinin değil, bütün insanların onurunu zedeleyen bu tarz eylemlerle ilgili kamunun, Kamu Denetçiliği Kurumunun harekete geçebileceğini düşünüyorum ve olması gerektiğini burada belirtmek istiyorum.
Bir diğer konu: Ben parti görevi nedeniyle yurt dışındaydım ve dün gece geldim yani okuyamadım çok da uzun olduğu için. Mülakatlarla ilgili de -sordum şimdi- bir açıklama yapılamamış. Tam da aslında Kurumunuzun esas alanına giren konulardan biri ve çok fazla mağduriyetin yaşandığı bir alan olduğunu düşünüyorum.
KAMU BAŞDENETÇİSİ ŞEREF MALKOÇ - Çok karar var.
NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) - Yani ben bilgilenmek isterim Değerli Başkan, bilgilenmek isterim bu konuda da ve bununla ilgili de mutlaka yani karar olsa da yine yapılıyor, yine yapılıyor, yine yapılacak. Yani seçimde verilen "mülakatın kaldırılacağı" vaadi bile gerçekleşmedi. O yüzden bu konuda da bir bilgi almak isterim.
Teşekkür ediyorum.