| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2016 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/529) ile 2014 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı (1/297) ve Sayıştay tezkereleri a) Türkiye Büyük Millet Meclisi b) Sayıştay Başkanlığı c) Cumhurbaşkanlığı ç) Kamu Denetçiliği Kurumu d) Başbakanlık e) Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı f) Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği g) Diyanet İşleri Başkanlığı h) Türkiye İnsan Hakları Kurumu ı) Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü i) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu |
| Dönemi | : | 26 |
| Yasama Yılı | : | 1 |
| Tarih | : | 26 .01.2016 |
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Plan ve Bütçe Komisyonumuzun Sayın Başkanı, sayın üyeleri ve sayın milletvekilleri; Komisyonunuza sunduğumuz Türkiye Büyük Millet Meclisi 2016 Yılı Merkezi Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2014 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerinde yaptığınız konuşmalar, beyan ettiğiniz görüşler dolayısıyla teşekkürlerimi sunuyorum. Görüş ve önerilerinizden istifade edeceğimizi belirtiyorum. Suallere de vaktin müsaadesi nispetinde cevap vereceğim.
Bizler mesuliyeti büyük, vazifesi ağır insanlarız. Türkiye'mizi temsil ediyoruz. Hepimiz bu mesuliyetin idrakindeyiz ve farkındayız. İnşallah, bu dönem, örnek bir dönem olacak. Her dönemde bu istenir ve "Her dönem yeni bir başlangıçtır ve daha iyi olacağız." denir. Bu iddia, bizde de tabii ki olmalıdır ve örnek bir dönemi yaşamalıyız. Büyük devletlerin dertleri de büyük, problemleri de büyüktür tabii. Türkiye'miz de büyük bir devlettir, tarihî bir misyonu vardır, o misyona uygun bir noktaya ulaşması istenmektedir ve ona çalışacağız. Millet ve devlet olarak kaynaşmalıyız. Toplumsal kutuplaşma önlenmeli, birlik ve beraberliğimiz güçlenmeli.
Bendeniz dün Bağdat'taydım ve Bağdat'ta İslam Ülkeleri Parlamento Başkanları Toplantısı'na katıldım. İslam İş Birliği Teşkilatı Parlamento Birliği Toplantısı'na katıldım. Dönem Başkanıydık, Dönem Başkanlığını Irak'a devrettik. Birçok ülkeden Meclis başkanları veya başkan vekilleri geldi. Bahtiyarım ki Türkiye'nin oradaki itibarı ve gördüğü alaka hepimizi memnun edecek şekildedir. Görüştüğüm parlamento meclis başkanları oldu ve biz Dönem Başkanlığını Irak'a devrettik, her sene değişiyor. Çok yakın alaka gördük. Gerek Irak tarafından, gerek İran tarafından ve gerek diğer devletlerden ve bizleri rahatsız edecek herhangi bir konuşma, herhangi bir görüşme, herhangi bir tasarı olmadı ve güzel bir sonuç bildirgesi meydana geldi. Elçiliğimize giderken ve tabii havaalanından toplantı yerine giderken, heyet olarak üzüldük. Barikatlar, tanklar, TOMA'lar, kapalı dükkânlar, durmuş bir hayat, perişan bir Bağdat. Neden oldu? Bölünmekten, ötelenmekten, itelenmekten ve araya giren düşmanlıklardan, bu senaryo her tarafta da, her İslam ülkesinde yürürlüğe konuyor, yürütülüyor, biz bunun farkında olmak zorundayız.
Birlik ve bütünlüğümüzü korumak durumundayız. Ufak tefek meseleleri büyüterek, problem hâline getirerek kavgaya dönüştürmemeliyiz. Konuşma üslubumuzda maalesef bir incelik olamıyor ve yükleniliyor. Bir arkadaşım, neden genel görüşme önergelerinin veya soruların geri iade edildiğini sordu. İç Tüzük açık ver sarih, kaba ve yaralayıcı ve hüküm verici cümleler olmayacak. Huzurunuzda şunu belirtmek isterim: Bendeniz, bu Anayasa'ya, kanunlara ve bu İç Tüzük'e aynen uyacağım ve bunun dışına çıkmayacağım ve arkadaşlarımın da buna riayet etmesini rica ediyorum. Böyle ağır...
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Ben size soru önergesini vermiştim...
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Beyefendi, Aykut Bey...
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Bir okusanız ya, hiçbir şey olmadığını...
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Okudum beyefendi, okudum. Hep hüküm veriyorsunuz...
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Bir bakın soru önergesine, hep konuyla ilgili...
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Peki, okuyalım, beraber okuyalım.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Tamam, lütfen ya.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Hayhay.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Hepsi konuyla alakalı sözler, bir tane kırıcı bir şey söyleyin.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Beyefendi söylüyorum: "Geçerliliğini yitirmeyecek midir? Bütçeyi uygulamaya sokarak kepçeyle geri almayı mı planlıyorsunuz?..."
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Kaşıkla verdiğinizi kepçeyle almayı mı planlıyorsunuz?
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Beyefendi, müsaade edin de ben kendim istediğim gibi okuyayım.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Tamam.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Ve bir de şunu söyleyeyim, lütfen insicamımı bozmayın olmaz mı, bilahare konuşun, ben bir şey demeyeceğim, diyeceğiz karşılıklı. Şimdi, talepte bulundum, kavga etmeyeceğiz, konuşma en büyük sermaye, konuşma en büyük hadise. Şu mikrofon, fikrin kırk pınarı, bundan kaçınmayacağız.
Veriyorum cevabınızı: "Hazinenin aşırı borçlanması, enflasyonist etki yaratarak fiyatlar genel seviyesini yukarı doğru çekecektir. Bu durum yeni zam almış ücretli ve emeklilerin gelirlerinin daha başında aşınması anlamına gelmeyecek midir? Sual değil bunlar. "Bütçeyi desteklemeyi düşünüyor musunuz?" Beyefendi, Aykut Bey, bunlar, İç Tüzük'ü okursanız göreceksiniz ki bütün sorduğunuz 7 tane soruda hepsinde kendi hüküm cümleleriniz var, töhmetiniz var, bu yüzden bu olmaz. Siz bu şekilde... Bakın, soruyu size söyleyeyim, soruya ait hükmü: "Soru; kısa, gerekçesiz ve kişisel görüş ileri sürmeksizin; kişilik ve özel yaşama ilişkin konuları içermeyen bir önergeyle Hükûmet adına sözlü veya yazılı olarak cevaplandırılmak üzere, Başbakan veya bir bakandan açık ve belli konular hakkında bilgi istemekten ibarettir. Sözlü soru önergeleri yüz kelimeyi geçemez. Soru önergelerine belge eklenemez." Kısa, gerekçesiz ve kişisel görüş ileri sürmeksizin..." Bunlar kısa değildir, kişisel görüş ile doludur.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, en çok 1,5 sayfa.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Beyefendi, siz benim cevabımı uygun görmeyebilirsiniz. Ben hareket tarzımı ve dayandığım esası size ifade etmek istiyorum.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Cevabınızı uygun görmekle alakalı... Siz de benim hakkımı gasbedemezsiniz. Bakın, bu en çok 1,5 sayfa.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bu size göre Aykut Bey, ben devam ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Erdoğdu, Sayın Meclis Başkanımız bitirsin.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Sayın Başkanım, bu hassasiyeti cevaplarda da gösterirseniz seviniriz. Ben de size bakanlıklardan gelen cevapları göstereceğim, içinde hiç dolu bir şey var mı, bilgi var mı? Kanun maddelerini hatırlatan cevapları...
BAŞKAN - Sayın Günal...
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Değerli arkadaşlarım, şimdi...
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Göstereceğim yani Sayın Başkan hassasiyetine teşekkür ediyoruz, bize gösterin, gelen cevapları da o zaman iade edin, "Böyle cevap olmaz." diye, öyle yapacağız.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bakınız, Ahmet Bey, 97'ye de beraber bir bakalım...
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Hayır, hayır, diyorum gönderin ama o zaman ona da Başkanlığın...
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Anladım dediğinizi. "Aşağıdaki sorular Başkanlıkça kabul edilmez:
a) Başka bir kaynaktan kolayca öğrenilmesi mümkün olan konular;
b) Tek amacı istişare sağlamaktan ibaret konular;
c) Konusu, evvelce Başkanlığa verilmiş gensoru önergesiyle aynı olan sorular."
Ben şunu ifade ediyorum tekraren: Ben bu İç Tüzük'ün dışına çıkmayacağım, bu İç Tüzük'te, Anayasa'da, kanunlarda beğenmediğiniz nokta olabilir, değiştireceksiniz. Değiştiremediniz, kabul edeceksiniz, ben böyle yürüyeceğim ve ben işlemimi böyle yapacağım.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Hayır, yapamazsınız Sayın Başkan, böyle bir hakkınız yok. Benim bu soru önergemi...
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Size sorulmuyor ki benim hakkım beyefendi, ben kendimden mesulüm, siz kendinizden mesulsünüz.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Olur mu öyle bir şey?
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Ben iki yere hesap vereceğim, şunu ifade edeyim: Ben iki dünyalıyım, kimisi bir dünyalıdır yani ahireti yok, benim var. Ben hem bu dünyada hesap vereceğim hem de ahirette hesap vereceğim. Onun için elimde bir terazi, biiznillah ondan ayrılmayacağım. Adil olacağım ve adaletimi devam ettireceğim. "Benden evvel böyle yapılmıyormuş." Benden evvel ben yoktum ki, ben buyum...
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Yapamazsınız.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - ...ve buna devam edeceğim.
Size göre...
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Yapamazsınız.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Beyefendi size göre...
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Efendim, benim bu sorumu...
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Efendim size göre, siz "iç savaş" dediniz demin, çok rica ederim.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Ne dediniz?
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Siz "iç savaş" dediniz, siz.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Demek ki iç savaş çıkabilir dedim.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Neler dediniz, siz Bağdat'ı görmediniz çünkü, siz çünkü dışarıya bakmıyorsunuz. Yapmayın, ikili konuşmayalım, yapmayın, benim üslubum öyle değil, ben diyaloglara girerek kimseyi yaralamak istemem. Evet, benim konuşmamı sizin konuşmanıza cevap verdim, beğenmeyebilirsiniz, bitti. Onun için devam etmeyin, insicamımı ve zamanımı bozmayın.
BAŞKAN - Evet, Sayın Meclis Başkanımız siz devam ederseniz lütfen...
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Ediyorum efendim.
BAŞKAN - Karşılıklı gidersek bu süreci tamamlamamız mümkün değil.
Buyurun.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Gayet tabii, arkadaşlarımız, giderek muhakkak ki daha uygun üsluba kavuşacaklardır.
Evet, toplumsal kutuplaşma önlenmeli, bunu biz yapacağız. Televizyonu kimler takip ediyor? Bütün Türkiye. Tepede gördükleri kavga aşağı yansıyor, ta kahvelere iniyor, aileye iniyor, apartman yönetim toplantılarına iniyor, statlara iniyor...
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, cevap vermiyorsam nezaketimdendir.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Beyefendi, la havle ve kuvvete. Beyefendi, siz susamaz mısınız, susmak diye bilginiz yok mu, böyle bir yeteneğiniz yok mu?
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Var efendim.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - O hâlde lütfen susun, susun beyefendi!
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Ben Meclisin kişiliğine saygımdan dolayı cevap vermiyorum.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Susun lütfen.
BAŞKAN - Sayın Başkan, lütfen buyurunuz.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Değerli Başkan, ben tekrar ediyorum, herkesin fikri kendine ait, mesuliyetiyle ve vereceği hazla. Dolayısıyla benim fikirlerimi ben beyan edeyim, rica edeyim, beyefendi eğer başka sual soracaksa sualini yazılı da verebilir, bana da gelebilir ama şu konuşmamızı tamamlayalım.
BAŞKAN - Siz devam edin, buyurunuz.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Şimdi, statlarda bir yerler var, nereye ait? Deplasman takımına, seyircisine, hatta hiç yer verilmiyor. Bir didişme, bir tuhaf hava. Arkadaşlar, bunu biz kaldırmalıyız, bunu yok etmeliyiz, biz büyük bir devletiz, bizim misyonumuz büyük. Biz bayrağımızın tekliğini, vatanımızın tekliğini, milletimizin tekliğini bir tarafa itemeyiz, biz büyük bir tarihin mirasçıyız, gündelik hesaplara bakmayalım. Ormanı görelim, ağaca bakmayalım, kırmayalım birbirimizi ne olur. Böyle yaparsak olur, niye yapmayalım ki? Dikkat ediyorum, naklen yayın bitiyor, bir dostluk, bir arkadaşlık veya dışarı çıkılıyor, bir yere seyahate gidiliyor, dostluk arkadaşlık fakat o mikrofonda, vatandaşlara, millete, öylesine bir itekleyici ve öteleyici oluyoruz ki, bu olmamalı diye düşünüyorum.
BAŞKAN - Asgari de o kadar olsun Sayın Başkanım yani.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Nasıl efendim?
BAŞKAN - En azından o kadar olsun, asgari de, o da olmazsa durum vahim yani.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Başmikrofon başlatıyor Sayın Başkan. Başmikrofoncu öyle yapınca herkes yapıyor.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Ahmet Beyciğim, rica edeyim, sırayla gidelim.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Önemli değil, Ahmet, Mehmet aynı şey. Başmikrofoncu var ya, o başlatıyor, herkese böyle bağırıp çağırırken ta...
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Beyefendi, ben tekrar ediyorum, Aykut Bey'e de söyledim, zatıalinize söylüyorum: Ne olur...
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Bir şey yok yani.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Ama benim arama girdiniz, konuşmama girdiniz, neden?
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Estağfurullah.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Niye böyle oluyoruz kardeşim?
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Sayın Başkanım...
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Hani, Themistokles'in bir lafı var, "Vur fakat dinle." Ya, önce dinleyin ne olur?
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Sayın Başkanım...
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Ama olmaz ki. Bak, gene girdiniz; bak, durmuyorsunuz.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Siz eski bir Parlamentersiniz.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Mehmet Bey, durmuyorsun, garip bir şey. Soyadınız Yıldırım ya, duramıyorsunuz.
BAŞKAN - Efendim, Mehmet Günal.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Aa, yapmayın.
Soyadı neydi?
BAŞKAN - Sayın Mehmet Günal.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Yıldırım neredeydi?
BAŞKAN - Sayın Ahmet Yıldırım Bey buradalar.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Hiçbir şey demiyorum, tamam, kabul.
Evet arkadaşlar, biz bir aileyiz. Parmaklarız biz ama aynı bileğe bağlıyız. Arkadaşlar, hepimizin isteği memleketimizin bahtiyarlığı, mutluluğu değil mi? Neden, neden; niçin?
Evet, şimdi, temas ettiğiniz noktalar var. İç Tüzük çok mühim. İç Tüzük'te defaatle faaliyete geçildi. En son -kulakları çınlasın- Ali Topuz Bey ile Salih Kapusuz Bey'in hazırladığı bir teklif vardı, son noktada akamete uğradı. Daha önce var. Sayın Oktay Ekşi'nin bana gönderme lütfunda bulunduğu bir teklifi var, hazırlığı var. Birçok arkadaşımızın var. Cemil Çiçek Bey'in hazırlattığı güzel bir metin var. Metinlerimiz çok. Niye? İhtiyaç var İç Tüzük'ün düzenlenmesine. İç Tüzük Meclisin anayasası. Bunu düzelteceğiz, bu dönemde inşallah düzelteceğiz.
Benim bir diğer temennim var, gene "inşallah"la söylüyorum, Anayasa'yı da bu dönemde halledeceğiz. Bütün partiler zira "Bize yakışmıyor." diyor, "Uygun değil." diyor, "Çoğulcu demokrasiye uygun değil." diyor ve "Militarizmden kalan hükümler var." diyor. Ayıklayacağız; insan haklarına, demokratik hukuk devletine dayalı bir anayasa yapacağız. Siyasi parti liderlerine ve siyasi parti yöneticilerine teşekkür ediyorum. 3'er kişilik bildirimde bulundular ve 12 kişilik bir komisyon olarak bir araya geleceğiz. Buna ait mektubumu gerek başkanlara gerekse komisyon üyelerine ileteceğim inşallah. Cemil Çiçek Bey zamanında yapılmış olan çalışmalar fevkalade bir altyapı oluşturdu ve onlarda yapılan hazırlıklardan istifade edeceğiz inşallah ve bir anayasa ortaya koyacağız. Zannediyorum önümüzdeki hafta perşembe günü bu toplantıyı akdedeceğiz; ilk başlayacağız, ilk defa buna başlayacağız. Anayasa mevzuu mühim.
BAŞKAN - Sayın Başkanım, süremiz de azalıyor. Bir de arkadaşların somut, sordukları sorulara bir cevap talepleri var.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Acaba bu yirmi dokuz dakika benim mi?
BAŞKAN - Evet efendim, sizin.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Müsaade edin, ben kullanayım.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Sadece Başkan mı, diğer başkanlar da var.
BAŞKAN - Hayır, hayır, diğer başkanlarımıza ayrı süre vereceğiz tabii ki.
Buyurun efendim.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Arkadaşların bir diğer temas ettiği husus binalar mevzuudur. 28 bin metrekaredir eski Halklar İlişkiler. Onun yıkılması fikri vardı ama bence uygun değil, ben o istikamette değil, yeniden kullanılır hâle gelmesi fikrindeyim ve inşallah onu yeniden kullanılır hâle getireceğiz.
Meclis içinde sıkıntımız var, oda sıkıntımız var. Kâtiplerimizin, komisyonlarımız, idare amirlerimizin, milletvekillerimizin sıkışıklığı var. Bunu gidermek için bir düzenleme yapacağız.
Arka tarafta, taburun yan tarafında bir sosyal tesis vardı; bazı olaylar, bazı vakalar oranın kaldırılması mecburiyetini ortaya getirdi. Arkadaşlarım bu hususta karar vermişler, kaldırmışlar ama tabii, bir ihtiyaç olarak bu ihtiyacın hissedildiğini biliyorum ve inanıyorum. Ankara Büyükşehir Belediyesinden alınan tesis, Ala Restoran denilen tesis spor tesisleriyle beraber milletvekillerimize hizmet verecektir ve bu Halkla İlişkiler Binamızda bir lokanta, bir bölüm de eski milletvekillerine ayrılacaktır. Eski milletvekillerimizin de büyük isteği var, ihtiyaçları var. Herhangi bir yerde, çeşitli lokallerde ya da binalarda kalıyorlar. Onlara da yer temini, lokanta temini ve altyapı temini gerektiği muhakkaktır. Milletvekilleri ne kadar ilgi görürlerse ve ne kadar onlara hürmet edilirse, toplum ne kadar onlara saygı duyarsa milletin kendisine saygı duyması demektir. Bu yüceltilmelidir, yükselmelidir, yükseltilmelidir ve milletvekillerine gereken her türlü özen gösterilmelidir. Biz milletvekillerimize dizüstü bilgisayar verileceğine dair beyanda bulunduk. İhtiyacı olmayan olabilir, onu almayabilir ama ihtiyacı olanlar var. İhtiyacı olanlar, ister F, ister Q klavye alacaklardır ve normaldir bu. Teknik donanımda yardımcı olmamız lazım.
Bunun dışında, ben suallere geçeyim.
BAŞKAN - Bu, bilgisayarların bütçesini sormuşlardı Sayın Başkanım, nereden karşılanacağını.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bütçeyi, söyleyeceğim efendim.
Bütçeyi kendimiz karşılayacağız. Bazı rakamlarda değişiklikler var. Mesela, sayın milletvekilimizin verdiği bir rakam vardı "Ne kadar verildi, nasıl anlaşıldı?" diye; Türk Parlamenterler Birliğinin telefonla ilgili anlaşmasının, bizde pahalı olduğu noktasında söylemişti, onu söyleyeyim para mevzuu geçmişken. Evet, GSM ücretinin aylık 190 lira olduğundan bahsedildi. Bu, bilmiyorum değerli arkadaşımız nereden rakam aldı, doğru değil. Avea 16 lira, artı KDV; Turkcell 42, Vodafone 26 liradır ve fiyat çok aşağı bir fiyattır. Bir yanlış bilgi edinilmiş herhâlde.
BAŞKAN - Sayın Başkanım, duyamadık o şeyleri.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Tekrar edeyim efendim.
BAŞKAN - Lütfen efendim.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Avea 16, Turkcell 42, Vodafone 26, artı KDV'dir bunlar. 5 bin dakika konuşma, her yöne 3 bin dakika, her yere bin SMS, 5 GB. "196 liradır." demişti, bu yanlış bir bilgi olarak gelmiş.
BAŞKAN - Efendim, o makineyle ilgili bir bilgidir herhâlde.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Nasıl efendim?
BAŞKAN - Cihaz bedeli belki ona dâhildir.
ERHAN USTA (Samsun) - Cihaz taksidi vardır orada, onun için.
BAŞKAN - Cihaz taksidi vardır onun içerisinde.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Olabilir.
Mesela, danışmanlar hakkında da ücret meselesi konuşuldu. Danışman maaşları 2011 yılında yüzde 50'den fazla artırıldı ve kıdem tazminatı öngörülmedi. Kanunda açıkça şöyle bir hüküm var: "Sözleşme ücreti dışında mali ve sosyal haklar kapsamında herhangi bir ödeme yapılamaz." Çünkü yüksek bir rakam verildi, o rakamın içinde mütalaa edildi. Arkadaşlarım "Rakamları düşük." dediler. Hayır, öyle değil, burada rakamlar var. Epey bir mali imkân sağlandı. Ne kadar daha sağlayabilirsek onu da inşallah sağlayacağız.
BAŞKAN - Sayın Başkan, bu "laptop"ların, dizüstü bilgisayarların fiyatı konusunda bir bilgi var mı elimizde, onu arkadaşlar ısrarla öğrenmek istiyorlar.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Çalışma devam ediyor, fiyat alıyoruz. Doğru dürüst bir fiyat alacağız ve en iyisini en ucuza alacağız inşallah.
BİHLUN TAMAYLİGİL (İstanbul) - Bu, Alaya karşı takas olmuş mu Sayın Başkan, onu atladınız da?
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Affederseniz, Bihlun Hanım, bir dakika.
Zaten bu dizüstü bilgisayarlar Devlet Malzeme Ofisinden alınıyor. Fiyat noktasında da herhangi bir sıkıntı çekecek değiliz.
Bir şey demiştiniz Hanımefendi?
BİHLUN TAMAYLİGİL (İstanbul) - Bu Ala Sosyal Tesislerinde bir takaslı işlem var mı, Meclis ile Büyükşehir arasında?
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Hayır, o, Orman Bakanlığına ait bir araziydi zaten, onun bize tahsisi o taraftan yapıldı. Böyle bir takas söyleniyor. Daha teferruatını ben sizlere inşallah yazılı olarak intikal ettiririm.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Herhangi bir kira bedeli falan yok mu Sayın Başkanım?
BAŞKAN - Takas söz konusu değil, tahsis söz konusu sadece orada.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Evet. Şimdi, on beş yıllığına bir kiralama hadisesi oldu Ormandan.
Bir başka rakam sormuştu arkadaşım da onu arıyorum, maliyet olarak.
Yeni Halkla İlişkiler Binasının maliyeti, proje, yapım, tefrişat dâhil 180 milyon liradır.
GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) - Ben mimara verilen parayı soruyorum.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Ben size maliyet; proje, yapım, tefrişat...
GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) - Sayın Başkanım, burası başka bir projeyle başlayıp sonra proje müellifine bir bedel ödendi, proje başka bir mimarla devam etti. O müellife kaç para ödendi?
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Toplam bu Hanımefendi.
GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) - Sayın Başkan, iptal edildi ya proje. Bu müellife önemli bir miktar para verildi, ne kadar ödendi?
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Bundan daha büyük bir bedel Sayın Genel Sekreter.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Şimdi, bakınız, maliyet; proje, yapım, tefrişat dâhil 180 milyon. Detayını, dökümünü arkadaşlarımdan rica edeyim. Lütfen, hanımefendiye, milletvekilimize bildirin.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Önceki, sonraki diye Sayın Başkanım.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Tamam, teferruatlı olsun.
BAŞKAN - Proje müelliflerine ödenen bedelleri mi istiyorsunuz yani?
GÜLAY YEDEKCİ (İstanbul) - Evet, iptal edilen proje için ödeneni.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Eski başkanlar mevzuunda da şöyle bir durum var: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı 2014 Ocak 22'de bir karar alıyor ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin eski başkanlarının Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği devam etmeyenlerinin irtibat ofisi olarak kullanabilecekleri uygun bir mekanın tahsisinin yanı sıra, TBMM eski başkanlarının çalışmalarında yardımcı olmak üzere, talepleri hâlinde TBMM Başkanlığınca en fazla 3 personel görevlendirilmesine ilişkin önerinin kabulüne karar verildi. Yani, bu bir Başkanlık Divanı kararıyla yapıldı. Bunu zannediyorum Şükrü Bey sordu, değil mi? Sizin de bir temelli senatör hatırlamanız var. Tabii, öyle, o şekilde mütalaa edilmemeli ama bir tarafa da itilmemeli, gereken bir hizmet gerektiği ölçüde verilmeli.
Şimdi, ben sıraya göre bir gideyim.
Sayın Paylan'a şu ifadede bulunmak isterim: Tabii ki ifade özgürlüğünü...
Ha, burada değil.
AHMET YILDIRIM (Muş) - Ben not alıyorum.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Gelmeyecek mi?
AHMET YILDIRIM (Muş) - Bir görüşmesi var, gelecek efendim.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Geldiğinde konuşuruz.
AHMET YILDIRIM (Muş) - Bir saat sonra.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bir saat sonra, peki efendim.
İfade özgürlüğünün sonuna kadar destekçisiyiz ancak ifade özgürlüğü hakareti, küfürü veya nefret söylemini kapsamamalıdır.
Taşeron işçi konusu genel bir sorun olup bu, Hükûmetin gündemindedir ancak Türkiye Büyük Millet Meclisinde çalışan taşeron işçilerin aldığı ücret ve çalışma şartları diğer kurumlardan çok daha üstün durumdadır.
Tercümanlar uluslararası kabul görmüş ana dillerdedir. Diğer dillerde resmiyetler geldiğinde hizmet alımı suretiyle tercüme yapılmaktadır ve buna ait tercüme odası yeni binada mevcuttur.
Cemil Bey'in bir beyanı var, diyor ki: "İç Tüzük 35'e göre komisyonlar kendilerine havale edilen işler dışındaki işleri görüşemezler. Bazen komisyonlar havale edilmeyen kanunlarda da değişiklik yapıyor. Başkanın komisyon raporunu kabul etmeme veya iade etme yetkisi yok. Gerekli uyarıyı yapar, nihai kararı Genel Kurul verir. Nitekim, bu konuda Genel Kurulda usul tartışmaları da yapılmaktadır."
MEHMET GÜNAL (Antalya) - O soruyu ben sormuştum da. Efendim, yazının orijinali orada, bakabilirsiniz.
BAŞKAN - Sayın Günal'ın sorusuydu efendim.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Evet, Mehmet Günal Bey, siz sordunuz.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Şimdi, yani, Sayın Erdoğdu'nun yazısını hangi nitelikle iade ettiyseniz bunu da aynı şekilde iade etmeniz lazım. Bakın, "İç Tüzük'e bağlıyım." dediniz. Sayın Aydoğdu'nun yazısını hangi gerekçeyle iade ettiniz?
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Efendim soyadım Erdoğdu.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Yani hangi gerekçeyle iade ettiyse aynı bu şekilde...
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Efendim, o gerekçe başka. Beyefendi o başka, bu başka, karıştırmayın.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Tekemmül etmemişse...
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - 35'le 67'yi karıştırmayın.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - İyi de işte 35'e göre...
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Devam ediyorum.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Ama, tam siz söylediniz, diyorsunuz ki: "Bana takılma." Sayın Genel Sekreterin gönderdiği, Sayın Meclis Başkanının imzası olan yazı kitabın sonunda duruyor, ben size yazıyı göndereyim.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Beyefendi, raporu nasıl iade edersiniz, önergeyi iade edersiniz, rapor iade edilmez. Fark var Mehmet Bey, lütfen, lütfen...
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Rapor değil, İç Tüzük'e aykırı şey yapılır mı?
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Değil, öyle değil. Rapordur ve iadesi var. Ama bunun iadesi yoktur, önergenin iadesi var, karıştırıyorsunuz.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Rapor değil, siz yazı yazdınız Sayın Başkanım ben onu söylüyorum.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bizimki önergenin...
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Bizim şikâyetimiz üzerine siz bir yazı yazdınız, dediniz ki: "Bunları görüşün, bunlar İç Tüzük 35'e aykırı." "Onlar?" dedik, "Yok, biz görüştük, aykırı değil." dediniz.
BAŞKAN - "Onlar" derken kimi kastediyorsunuz efendim?
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Beyefendi gitti, şimdi kendisi burada da, Sayın Berber imzasıyla gittiği için şimdi sataşamıyorum.
BAŞKAN - Ben de onun için zaten soruyorum.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Sayın Başkan, tekemmül etmemişti henüz, biz o yazıyı onun üzerine gönderdik ve Meclis Başkanlığı doğru yaptı, onu takdir ediyorum ama arkasında durmadı. Kanunlar Kararlardan bizim Komisyon Başkanı daha iyi, İç Tüzük'ü uyguluyormuş yani özeti o çıktı. Siz "Bunlara dikkat edeceğim." dediniz ya, onun için söylüyorum Sayın Başkanım, size hani sözünüzde durabilmek için imkân veriyorum yani. Özellikle durulmadı, arkasında duramadı Sayın Çiçek.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Dururum ben beyefendi, ben dururum.
Efendim, Sayın Kuşoğlu'nun bir beyanı var. "Milletvekillerinin itibarı azalıyor, bir kanun dahi çıkaramadık." diye. Tabii, itibarı korumak aynı zamanda milletimizin itibarını korumaktır ve hepimizin görevidir. Tabii ki, milletvekillerimiz bu konuda azami hassasiyeti gösterecektir. Etik kanunu veya vekillerle ilgili diğer kanunlar mutabakatla çıkarılmalıdır. Önerim, bütün partilerin üyelerinin olacağı bir komisyon kurulup bu çalışmaları yapmalarıdır. Sayın genel başkanlar bu konuda kanun değişiklikleri veya komisyonlar kurmama destek verirlerse çok memnun olacağım. Şöyle bir hakikat var...
BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) - Burada geçti, Sayın Başkan, bir çalışma yaptık. Hiçbir ücret, özlük hakkıyla ilgili, ücretle ilgili artış içermiyordu ve Komisyonumuzdan da geçen dönem geçti aynı mutabakatla yine gönderilmiş.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Geçen dönemi diyorsunuz değil mi?
Şimdi, o çıkmalı, hiçbir mali hüküm de yok. Onda işte pasaport var, diğer durumlar var, onur meselesi de var, yükselme meselesi de var. Bu gayet tabiiydi ve çıkması gerekirdi, onu yeniden harekete geçirmeliyiz. Düşününüz ki Türkiye Büyük Millet Meclisi 26'ncı Döneminde, şu kadar zaman yaşa sahip ve bir milletvekili kanunu yok; bu, eksiklik. Biz milletvekili kanunu çıkarmalıyız ama bunu grubu olan bütün partilerle beraber çıkarmalıyız. Kendine göre bir kanun çıkarmamalıyız, çok haklısınız, desteğinize, ikazınıza teşekkür ediyorum.
Sayın Temizel yok.
BİHLUN TAMAYLIGİL (İstanbul) - Biz iletiriz kendisine, gelecek şimdi.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Siz de vekâlet aldınız, peki.
Efendim, Millet Meclisi ve Sayıştayın dış denetimi 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu yürürlüğe girmeden önce 2006 yılına kadar Hesapları İnceleme Komisyonu tarafından yapılmaktaydı. 5018 sayılı Kanunun 2006 yılında yürürlüğe girmesiyle birlikte 6253 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanunu 37'nci maddesi gereğince Türkiye Büyük Millet Meclisi harcamalarının dış denetimi her yıl Sayıştay tarafından görevlendirilen 3 denetçiden oluşan bir komisyon tarafından yapılmaktadır ve raporlar Başkanlık Divanına sunulmaktadır, akabinde inceleme sonuçları Genel Kurulun bilgisine sunulmaktadır. Harcamaları iç denetçiler tarafından sürekli olarak da denetlenmektedir. Bu bilgiyi de aktarmak isterim.
Leyla Zana Hanım'la ilgili bir sual var: Yemin etmeyen veya yemini geçersiz sayılan milletvekilleriyle ilgili durum... Bildiğiniz gibi, İç Tüzük'ün 3'üncü maddesinde milletvekili genel seçimleri kesin sonuçlarının Yüksek Seçim Kurulunca TRT'de, kanallarda ilanını takip eden beşinci gün saat 15.00'te Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu çağrısız toplanır. Ve Meclisimiz de bildiğiniz gibi 17 Kasımda toplandı ve ilk birleşimde siz sayın üyeler yemin ettiniz. Yemin etmeyip gecikenler de bilahare ettiler. Yalnız, Leyla Hanım kalmış bulunuyor. Ant içme, her milletvekilinin Anayasa'daki metni kürsüden yüksek sesle ve aynen okuması suretiyle olacağı ifade edilmiştir. Sayın Milletvekili Leyla Zana yemin metnini aynen okumadığı, anlamını değiştirerek yemin metnini okuduğu için Geçici Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanımız Sayın Deniz Baykal'ın yeminin geçersiz olduğunu ve yeniden yemin etmesi gerektiğini ifade etmiştir ve bu da tutanaklara geçmiştir. Sayın Zana sonraki birleşimlerde de yemin etmemiştir, şu ana kadar yemin etmiş değildir. Dolayısıyla da şu ana kadar kendisine herhangi bir maaş ödemesi yapılmamıştır.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Personeli var.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Danışmanlarının durumu... Zaten her milletvekilinin 3 kişilik bir danışman hakkı var ya, o husus da gene incelemeye ve değerlendirmeye alınmıştır.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Sorum oydu çünkü Engin Alan'ın bir süre elemanları falan başlatılmadı, bir sürü bir şey oldu, onun için acaba bir uygulama değişikliği var mı diye sordum.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Tabii, o Engin Alan ve diğer zatlar için o durum farklı, bu farklı. Onlar bir mücbir sebeple yemin edememişti. Burada rızai bir durum var.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Ona rağmen başlatılmamıştı.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - İşte, takip ediyoruz.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Yani başlamış mı elemanlar? Başlamış, o zaman onu mu anlıyoruz?
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Baştan zaten başlıyorlar, sonradan yemine gelip gelemeyeceğini bilmiyorsunuz. Dolayısıyla, yemin hususunda tekrar kendisine talepte bulunuldu efendim.
Efendim, Sayın Erdoğmuş'un Şırnak Cizre'deki yaralılarla ambulans meselesini sorduğu bir sual var. Devlet bu konuda azami gayret ve hassasiyeti gösteriyor. Bendeniz Halkların Demokratik Partisinin Eş Başkanlarının, grup başkan vekillerinin talebi doğrultusunda ya da milletvekillerinin aileleriyle de görüştüm, temas ettim, gereken teması yürütmek görevim zaten. Milletvekillerinin -bu çatının birer mensubu olarak- haklarını korumak durumundayım. Azami gayret ve hassasiyet gösteriyorlar ancak yaralı almaya çağrılan ambulanslara teröristler tarafından ateş açılıyor, yaklaştırılmıyor ve alınmaları önleniyor.
NİMETULLAH ERDOĞMUŞ (Diyarbakır) - Bağışlayın Sayın Başkanım.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Müsaade edin, bitireyim.
Güvenlik güçlerimiz sivil vatandaşa zarar vermeden terörle, teröristle mücadele etmektedir. Bu mücadeleye zarar verecek söylem ve eylemler de tabii yanlıştır.
Buyurun efendim.
NİMETULLAH ERDOĞMUŞ (Diyarbakır) - Bağışlayın. Somut örnek üzerinde yani şu anda o binada bulunan yaralılara ambulans gönderildi ve sonra da teröristler tarafından ateş açıldı ve ambulanslar geri mi gönderildi? Onu öğrenmek istiyorum. Dediniz ya: "Saldırılar yapılıyor..."
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Gönderilen ambulanslara teröristlerin açtığı sonucun...
NİMETULLAH ERDOĞMUŞ (Diyarbakır) - Şu anda yaralılar bekliyor. Ambulanslar gitti, şu an itibarıyla ateş mi açıldı ki ambulanslara...
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Ambulanslar sokulmuyor, cenazeler saklanıyor, nasıl bir düşünce, nasıl bir kaşıma, onu siz takdir edin.
NİMETULLAH ERDOĞMUŞ (Diyarbakır) - Zatıalinizden Meclis Başkanı olarak bizzat inisiyatifi kullanarak ambulans göndermenizi hasseten istirham ediyorum.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Benim ikaz görevimi yapmak tabii ki vazifem, ikaz ederim.
Bu Türkiye Büyük Millet Meclisi televizyon yayınları TRT'yle yapılan protokole göre yürütülüyor malumualiniz ve yayın 19.00'da sonlanıyor ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi İnternet sayfasında ve cep telefonlarındaki mobil uygulamalardan Genel Kurul kapanana kadar görüşmeler canlı olarak yayınlanmaktadır. Yani, sansür düşüncesi olsa buna izin verilmez, o durumu da arz edeyim size.
Soru önergelerinin konusunu da demin sizlere arz etmiştim. Burada 66 ve 67'nci maddeleri dikkatinize tekrar arz ederim. 67'nci madde (2)'nci fıkra: "Başkanlığa gelen yazı ve önergelerde kaba ve yaralayıcı sözler varsa Başkan gereken düzeltmelerin yapılması için o yazı ve önergeyi sahibine geri verir." Burada temiz bir lisan hadisesi, hepinizin takdir edeceği, hepinizin uyacağı bir husustur. Töhmet altında bırakan, bir hâkim gibi kendini gören, bir kanun vazı gibi kendini gören... Öyle beyanlar geliyor ki bunun kabul edilmesi tabii ki uygun değil. Demin de soruyu ifade etmiştik, aynı zamanda Genel Kurulda da...
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Bu, sizin adınıza bir suçtur efendim. Tutanaklara geçsin diye söylüyorum: Bu, yaptığınız bir suçtur efendim. Bize bu soru önergesini bu şekilde iade etmek sizin adınıza bir suçtur.
Saygılar sunuyorum.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Efendim, o size göre takdir ettiğiniz. Bana göre değildir, sizin söylediğiniz yanlıştır.
Evet, bu iade mevzusu böyledir.
Zaten denetim yetkisini yok etmek diye bir hadise yoktur. Meclis Başkanı denetim yetkisini yok edemez, niçin? Çünkü kişinin, milletvekilinin kürsü dokunulmazlığı vardır, istediği beyanda bulunabilir. Bu beyanı yanlış olur, doğru olur, onu ilgilendirir. Ve bildiğiniz gibi, milletvekili dokunulmazlığı cezai bakımdan dönem sonuna kadar devam eder ama hukuki dokunulmazlık bakımından da eğer beyanında bir suç varsa, tazminat doğuyorsa karşı taraf dava açabilir. Kürsü masuniyetine, denetimine asla ve kata Meclis Başkanlığı, Meclis Başkanı karışamaz, önleyemez ve engelleyemez, onun tabii hakkıdır, ben onun idraki içindeyim. Bunu arz ettim.
Bu "4/B'li çalışan" demişti Musa Bey. Musa Bey, 4/B'li çalışanımız kalmadı, hepsi 4/C'ye geçirildi. 4/C'li personelin özlük haklarında daha önceki dönemlerde ciddi iyileştirmeler yapıldı. Şu anda aynı işi yapan memurlarla aralarında çok az bir fark kaldı. 4/C'li personelin kadroya geçirilmesi konusunda Hükûmetin yaptığı açıklamalar var. Bu sadece Türkiye Büyük Millet Meclisinin sorunu değil, topyekûn çözülecek olan bir sorundur, onu da arz ediyorum.
Danışman mevzusundaki kıdem tazminatı da arz ettim. Bu noktada da yine daha önce yapılan sözleşme ücreti dışında herhangi bir şey verilemez, baştan olduğu için kanuni bir hüküm oldu.
Bihlun Hanımefendi, sizin bir sualiniz var: Millî Saraylara ait iktisadi işletmeler... Bunlardan Beylerbeyi Sarayı ve Küçüksu Kasrı'ndaki kafeteryalar geçen sene 2886 sayılı Kanun kapsamında açık artırma usulüyle ihale edilerek kiralandı ve yıllık kira bedeli 1 milyon 720 bin liradır, oldukça yüksek bir rakam olarak alınmıştır. Ve yapılan ihaleye de epey bir talep olmuştur, bu yüzden yukarı bir rakamdır, huzursuzluk verecek bir durumu yoktur. Diğer kafeteryalar ise, bunun dışında kalanlar ise Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından işletilmektedir.
25 Ocak 2016 tarihi itibarıyla sözlü soru önergesi, Kadim Durmaz Bey'in sorusu bu. 163, yazılı soru önergesi 1.604. Bunun 81'i iade edilmiş, toplamda iade edilen sözlü soru önergesi yok; 1.767 ediyor.
Evet, Erhan Bey'in dediği gibi, inşallah İç Tüzük Komisyonu kurulur ve şikâyetler giderilen bir metin ortaya konur. Günün icaplarına uygun, hukuk devletine uygun bir İç Tüzük meydana gelir ve denetim meselesi zapturapta iyice alınır.
ERHAN USTA (Samsun) - İç Tüzük'e uymama, esas sorun orada Sayın Başkanım.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Nasıl?
ERHAN USTA (Samsun) - Yani ne kadar mükemmel İç Tüzük yaparsak yapalım, uyulmadıktan sonra veya arkasında...
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Onda haklısınız.
ERHAN USTA (Samsun) - Sorun orada yani, sorun kurallara uymama.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - O kişinin vicdanın, dürüstlüğünün icabıdır ve yapması lazımdır.
Bu lokanta yıkımı hadisesinde de ifade ettim. Onu araştırdım ve bazı olaylar anlattılar, o olayları burada aktarmak istemem. Yani, doğru dürüst bir işlem olduğuna inandığım için söylüyorum. Eğer düşündüğümüz gibi olursa Başkanlık Divanında da konuşacağız, projeyi görüşeceğiz. A Bloğun en son tarafındaki mekânı yeniden bir lokanta hâline getireceğiz, bu tarafta da aynısı olabilir.
Tabii, hepimizin hassas olmamamız gereken bir nokta var; bu terör hadisesi. Milletvekili arkadaşlarımdan herhangi biri, 20 kişiyi, 30 kişiyi neyse "Benimle beraberler." deyip içeri alıyorlar, yemek için ikramda bulunuyorlar ve yemek için gelenler de Genel Kurula rahatlıkla ulaşabiliyorlar.
Yine, B kısmında eğer bir lokanta yapabilirsek orayı inşallah uygun bir mekân hâline getirirsek, Halkla İlişkiler Binası, oradan seçmeni oraya... Genel Kurula dışarıdan girmenin önlenmesi doğru olur kanaatindeyim. Onu yine Divanda görüşeceğiz, grup başkan vekilleriyle, Meclis başkan vekilleriyle görüşeceğiz. Zira, milletvekillerimiz şöyle şikâyet ediyorlar: "Oturacak yer bulamıyoruz, içerisi dolu."
NURETTİN DEMİR (Muğla) - Gerçekten, saatlerce bekliyoruz.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Evet, bu bir sıkıntıdır, aşılması lazım. Yalnız bu noktada milletvekillerimizin de destek olması... "Ben milletvekiliyim." deyip, kim olduğunu bilmediği, hatta aralarına karışan kişi olabilir, içeri girmesi mümkün olabilir. Nitekim kürsüde bir milletvekili arkadaşımızın gösterdiği bir bazuka bir, bir silah oldu; bu, çok mühim.
İdare amirlerimiz arasında vazife taksimi yaptık. Bir arkadaşımın söylediği vardı "İdare amirleri arasında vazife yapılmadı." diye, epey zamandır vazife dağılımı yapıldı ve Salim Uslu Bey bu emniyet işine bakıyor. Yüreği ağzında diyeceğimiz bir şekildedir kendisi. İki taraftan gelen, çok sayıda gelen kişiler... Yani, hep korkuyoruz tabii ama inşallah daha iyi bir noktaya ulaştıracağız, daha sıkı bir inceleme yapıyoruz. Bu incelemeyi yaparken ve gereken araştırmaları, kimlik ve yoklamayı yaparken arkadaşlarımızın bize kızmaması, küsmemesi, tenkit etmemesi aksine yardımcı olması lazım çünkü hepimize ait bir konudur.
Bu araç giriş kartlarında "Yalnız milletvekillerine aittir." hükmü çok eskiden beri vardır çünkü milletvekillerinin olduğu araçların durdurulmaması, ceza yazılmaması gibi hususlar vardır; o imkânlar milletvekiline tanınıyor. İçinde herhangi bir sivil şahıs, yakını veya bir başkası arabadayken geçiş hakkını kullanması veya "Ceza yazmayın." diyebilmesi mümkün değil, olmaması lazım. Dolayısıyla o yüzdendir ki eskiden beri bu var, bendenizin burada olduğu dönemlerden beri var, çok eskiden beri bu var. Bu kart vardır ve bu kayıt vardır.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Siz galiba kartları görmediniz Başkanım.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Gördüm efendim, gördüm, Salim Bey bana gösterdi.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Ben 23'üncü dönem de 24'üncü dönem de milletvekiliyim hiç öyle bir şey yoktu. Üzerindeki, kırmızı şeritteki yazıyı gördünüz mü?
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Eskiden beri bu böyledir ama.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Ya, size eksik bilgi veriyorlar ya siz bize eksik bilgi veriyorsunuz.
BAŞKAN - Sayın Genel Sekreter eskiden böyle bir iz var mıydı kartların üzerinde?
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Beyefendi eksik bilgi yok. Diyorum ki: O kayıt doğrudur, o kayıt olmalıdır. Milletvekili içinde olmadıkça...
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Ama "Bu, eskiden beri böyledir." demeyin.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Evet, öyledir.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Arabayı ben kendim kullanıyorum, görüyorum sürekli.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Sizin döneminiz hangi dönem bilmiyorum ama ben size...
MEHMET GÜNAL (Antalya) - 23, 24, 25, 26...
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bizim dönemimiz ise 20, 21, daha önce 19, bunları da... Hep bu vardı, şahsa ait...
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Bakın, kart ayrı... Üzerindeki yazıyı okudunuz mu?
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Diyorum ya, içinde milletvekili varsa geçerlidir.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Zaten öyle. Yani, ona zaten baktığınız zaman, bir tane araçta geçerli oluyor, o araçta duruyordu. Zaten öyleydi de, yazıyı yazmışlar diyorum. Ben anlatamadım.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Efendim, zaten yazılıydı Mehmet Bey.
BAŞKAN - Eskiden bu yazı yoktu Sayın Başkanım.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Efendim, benim kullandığım araçta da, daha önceki durumlarda da, milletvekiline tanınan bir geçiş hakkı olduğu için...
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Evet efendim, kart ayrı. Yazı var diyorum, ben hâlâ galiba anlatamıyorum. Nezih Bey siz mi yanlış aktarıyorsunuz Sayın Başkana? Ben anlamadım.
BAŞKAN - Neziroğlu efendim, Nezih Bey değil.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - O kadarcık olur yani!
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Efendim, benim demin ifade etmeye çalıştığım endişeleri giderme noktasında...
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Efendim, bir suiistimal varsa zaten bunu trafik polisi bakınca görüyor, kimse kalkıp da arabasını... Onu kontrol edecek zaten. O kart geçerli olmaz ki. Bir şikâyet varsa diyecek ki: Sen milletvekili... Bizi durdurduğu zaman çıkarıp kimliğimizi gösteriyoruz. Yani, oradan okunması çok saçma sapan bir şey...
BAŞKAN - Sayın Başkanım süre doldu.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bir dakika, bitireyim.
Sayın Günal, bu karar Güvenlik Koordinasyon Kurulunun aldığı bir karardır. Bu görüşünüzü yeniden tezekkür ederler.
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Efendim ne gerekçesi var? Gerekçesini söyleyin o zaman.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Gerekçesi: Şahsına ait bir yetki başkasına devredilemez. Bu yetki, bu imkân şahsa tanınmıştır.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, polis arabanın kapısını açıyor, içine bakıyor...
MEHMET GÜNAL (Antalya) - O kartı öbür arabaya koysa ne olacak? Yani, zaten kontrol ediliyor.
BAŞKAN - Sayın Başkanım, bu konuda müsaade ederseniz bir şey arz edeyim. Herhâlde Türkiye'de kurumların mensuplarına vermiş olduğu kartların içerisinde bu ibare herhâlde sadece şu an Türkiye Büyük Millet Meclisinin milletvekillerine vermiş olduğu kartlarda var. Onun dışındaki hiçbir kurumun dağıtmış olduğu kartta böyle bir ibareye rastlamak mümkün değil.
Sayıştay Başkanımız, sizin de arabalarda Sayıştay kartınız var mı yani öyle bir ibare var mı? Yok.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - "İçinde Sayıştaycı var." mı diye yazsınlar?
MEHMET GÜNAL (Antalya) - Yani küçük düşürücü, kabul etmiyorum yani o kartı da kullanmayacağım.
BAŞKAN - Sayın Başkanım, ne kadar süreye ihtiyacınız var toparlamak için?
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Efendim bağlayayım, fazla zamanınızı işgal etmeyeyim.
BAŞKAN - Buyurunuz, estağfurullah.
ERHAN USTA (Samsun) - Sayın Başkan, bağlamayın da, şu bütçe hakkıyla ilgili temel konular var.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Neyle ilgili efendim?
ERHAN USTA (Samsun) - "Meclisin bütçe hakkına sahip çıkacak mısınız?" diye sordum. Yani, en son yılda 33 milyar lira ödeneğin üzerinde Meclise hiç uğramadan para harcanıyor yani bu bütçe hakkı, Meclisin bütçe hakkı var, bu gasbedilmiş durumda, buna sahip çıkacak mıyız? Lütfen...
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Şimdi bu tutanaklar, bu görüşme tutanaklarını...
BAŞKAN - Bütçe Kanun Tasarısının 6'ncı maddesi bu yetkiyi veriyor. Tabii, Hükûmet de...
MEHMET GÜNAL (Antalya) - "Veriyor" değil, verecek, daha vermedi yani.
BAŞKAN - Efendim, 2015'te verdi, 2014'te verdi, 2013'te verdi, öyle geçmişe doğru veriyor.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Değerli Başkan, tutanakları inceleyeceğiz, cevap vermediğim, veremediğim, atladığım durumlar olabilir, onları tespit edeceğim ve yazılı olarak da arkadaşlarıma cevap vereceğim.
BAŞKAN - Çok teşekkür ediyoruz Sayın Başkanım.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Ben tekrar teşekkürlerimi yineliyorum, tekrar özlemimi ifade ediyorum. Bu özlemim, zannederim hepimizin özlemidir. Kavgasız, gürültüsüz, kardeşane bir Meclis, bir dönem inşallah yaşayalım.
BAŞKAN - İnşallah.
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Ve inşallah, bir yeni anayasa yapalım.
NURETTİN DEMİR (Muğla) - Anayasalara uyulmuyor ki, yenisi gelse ne olacak ?
TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN - Bu anayasa hukuk devletine uygun, çoğulcu demokrasiye uygun bir anayasa yapalım. Toplumun özümsediği, millî ruh kökümüze, manevi değerlerimize, millî görüşlerimize uygun bir anayasayı ortaya koyalım inşallah. Bunu ümit ediyorum ve inanıyorum ki bunu yapacağız. "Hâkimiyet beşerî manada milletindir" sözünü boşa çıkarmayacağız, biz Meclis olarak bunu başaracağız.
Ben tekraren, değerli Komisyon üyelerine, size ve milletvekillerimize teşekkürlerimi sunuyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum efendim.