| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2025 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/278) ve 2023 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/277) ile Sayıştay tezkereleri a) Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı b) Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı c) Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ç) Türk Standardları Enstitüsü d) Türk Patent ve Marka Kurumu e) Türkiye Bilimler Akademisi f) Türkiye Uzay Ajansı g) GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı ğ) Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı h) Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı ı) Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı i) Kalkınma Ajansları (Ankara, Bursa Eskişehir Bilecik, İstanbul) |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 3 |
| Tarih | : | 07 .11.2024 |
BURAK DALGIN (Balıkesir) - Teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, Kıymetli Bakan, değerli milletvekilleri ve değerli bürokratlar; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Şimdi, öncelikle bütçe hayırlı olsun. Sunumunuz için teşekkürler. Burada çok kıymetli girişimler var, bunların da artarak devam etmesini ümit ediyorum.
Şimdi, isterseniz bir durum tespitiyle bir başlayalım; neredeyiz, bizim sanayimiz nerede diye baktığımızda tablo biraz daha karışık. Ağustos ayı itibarıyla sanayide yıllık daralma yüzde 5,3. Deprem felaketinden beri gördüğümüz en büyük daralma yani sanayide bir deprem var desek pek de yanlış bir şey söylemiş olmayız. İşin daha da büyük problemi, orta ve yüksek teknolojideki daralma bunun 2 katı, yüzde 11,5. Ciro endekslerinde de benzer bir tabloyu görüyoruz, geçen seneye göre artış yüzde 26 civarında -Türk lirası bazında- ama enflasyon yüzde 52. Yani enflasyonun gerisinde bir artış var yani sanayimiz daralmış.
Hadi, işler iyi gitmedi, beklentiler iyi mi diye baksak, orada daha iyi bir tablo görmüyoruz. PMI yani Satınalma Yöneticileri Endeksi üst üste geriliyor; 50'nin altı demek, daralma demek; ağustos ayında 48 birimdi, 44 birime doğru ilerledi. Yani aslında beklentiler de bir taraftan aşağı gidiyor, üstelik 10 sektörün 10'unda da gerileme var. Hür teşebbüsümüz de buna tepki veriyor, yılın ilk dokuz ayında kurulan şirket sayımız geçen seneye göre yüzde 14 aşağıda, kapanan şirket sayımız yüzde 22 yukarıda. Yani hür teşebbüsümüz daralıyor gözümüzün önünde.
Şimdi, bu tabloyu eminim siz ve bürokratlarınız da görüyorsunuz fakat maalesef, Kabine arkadaşlarınız bunu görmüyor. Buraya gelen Hazine ve Maliye Bakanı da Merkez Bankası Başkanı da reel sektör krizinin farkında değil. Önce bir ricayla başlayayım: Sayın Şimşek'i ve Sayın Merkez Bankası Başkanını lütfen organize sanayi bölgelerine, küçük sanayi sitelerine, esnaf çarşılarına birazcık davet edin, reel hayatı görmelerinde bir yarar var. Eminim Sanayi Bakanlığı tarafı bunu görüyor fakat diğer tarafın bunu görmediği aşikâr.
Gelelim, karşımızdaki bu bütçenin de vesilesiyle... 4 tane büyük temel meselemiz var bizim sanayide, bunları nasıl aşacağız hep beraber, onları birazcık konuşalım. Şimdi, birincisi, ölçek; ikincisi, nitelik; üçüncüsü, verimlilik; dördüncüsü de risklerin yönetimi.
Ölçekle başlayalım. Şimdi, İSO 500 listemiz var, malum, bizim en büyük 500 sanayi şirketimiz. Bunların toplam cirosu Toyota kadar. İkinci 500 var, müstakbel büyük şirketlerimiz, bunların toplam cirosu McDonald's kadar. Yani bu ölçeklerle bizim dünyayla yarışmamız birazcık zor; işin kötüsü, orta ölçekte bizim şirketlerimizin büyümesi tıkanıyor, bunu bir aşmamız lazım, regülasyonları tekrar bir gözden geçirmekte yarar var.
İkincisi, nitelik; sık sık konuşuldu, tekrarlayalım. İhracatımızın kilo başına değeri 1,5 dolar seviyesinde; Polonya 2 doları, Kore 3 doları geçti. Şimdi, bunu değiştirmezsek biz hep aynı şeyi konuşuruz, yıllardır aynı şeyi konuşuyoruz zaten. Ucuz Türk lirası, ucuz kredi, ucuz emek; bu üçgende bizim rekabet etme imkânımız yok, bunu aşmamız lazım; bunu da aşmanın yöntemi tabii ki teknoloji, Bakanlığınızın diğer kısmı. Fakat bizim imalat sanayisindeki istihdamımızın yarısı düşük teknoloji sektöründe. Yani bir yanda "Yüksek teknolojiye geçeceğiz." derken, "Bu şirketler batsın." falan deme lüksümüz de yok, istihdamımızın yarısı orada. Şimdi, bunları alıp yukarıya doğru taşımamız lazım, işin kötü yanı yirmi senedir bizim ihracatımızdaki yüksek teknolojinin payı aynı, yüzde 3-yüzde 4 mertebesinde, bunu bir şekilde kıramıyoruz, bunu kıracak yöntemlere bakmamız lazım. Hâlbuki Macaristan, Meksika yüzde 13 civarında, Vietnam yüzde 30'da; bunu kırabilenler de var, bunun için teknoloji altyapısına yatırım yapmak lazım. Orada da sizin Bakanlığınız kadar gene Kabine arkadaşlarınıza bir tavsiye: Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının bu internet hızı faciasını bir aşması lazım, Türkiye internet hızında ilk 100'e giremezken tabii bunu aşması birazcık zor.
Üçüncüsü verimlilik. Şimdi, bizim ciddi bir verimlilik sorunumuz var. Bu kadar teknolojik gelişime rağmen bizim sanayi verimliliğimiz son on beş senede yüzde 20 artabilmiş, Amerika'da yüzde 28 artmış; ara malında yüzde 16, enerjide yüzde 10. Yani bizim cari açığımızı da biliyorsunuz ateşleyen faktörler bunlar, burada ciddi bir verimlilik artışına bakmamız lazım. İşin kötüsü, 2017-2022 döneminde verimlilik artışı falan yok ortada. Yani bizim böyle yerimizde sayarak ilerleme ihtimalimiz yok çünkü rakipler alıp gidiyorlar. Bunun sebebi de gene orta ölçekli şirketlerimizin bunu kıramaması. "KOBİ'sin sen KOBİ kal!" diyemeyiz, bu şirketlerin büyümesi ve sektör şampiyonları hâline gelmesi lazım. Tabii, bu verimliliği çözemeyince, biz refah meselesini de çözemiyoruz; zaten biliyorsunuz, verimlilik yoksa refah olmuyor ancak köle emeğiyle rekabet oluyor. Zaten emeğin aldığı paya baktığımızda, dünyada katma değerin, millî gelirin yarısı emekten geliyor aşağı yukarı, Türkiye'de üçte 1'i, yani orada bir baskılama var. Gene bir rica: Bu vergi dilimlerinin güncellenmesi meselesini siz de dile getirirseniz çok sevinirim, ücretli kesimin üstündeki vergi yükü en azından birazcık azalsın, orta direğin cebinde birazcık para kalsın. Yani hem işvereni üzmeyecek hem orta direğin cebindeki parayı artıracak olan yöntem budur.
Dördüncüsü, riskler: 3 tane büyük risk var, biliyorsunuz; bir tanesi dijital dönüşüm; konuştuk, çevre dönüşümü.
Bütçeyle bitirelim. Süremin sonuna geldim.
Bakanlığınızın ve tüm bağlı kuruluşların bütçesi, faize harcanan paranın onda 1’i. Biz istiyoruz ki memleketimizin parası faize değil, KOBİ’lere gitsin.
Hayırlı olsun diyorum.
BAŞKAN MEHMET MUŞ - Teşekkür ediyorum, sağ olun.