| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 24 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 14 .11.2014 |
GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) -Çok teşekkür ediyorum.
Sayın Başkanım, kıymetli Komisyon üyeleri, değerli basın mensupları; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bakanlığımın 2015 yılı bütçesinin Plan ve Bütçe Komisyonunda sunumu ve görüşülmesi vesilesiyle söz verdiniz bana.
Sayın Başkanım, tarım sektörü, bildiğiniz gibi üretici olarak istihdam itibarıyla yaklaşık 6 milyonun üzerinde vatandaşımızı doğrudan ilgilendiren ama tüketici olarak 76 milyonun tamamını ilgilendiren, dolayısıyla da bütün vatandaşlarımızı birçok yönüyle ilgilendiren, hem ekonomik olarak hem kırsal kalkınma alanında hem gerçekte Türkiye'nin beslenmesi ve gıda temini ve tedariki noktasında son derecede önemli ve hayati bir sektör olan Tarım Bakanlığıyla ilgili, tarım sektörüyle ilgili izin verirseniz, bu konudaki tasavvurumu... Bu, benim şahsen Tarım Bakanı olarak bu Komisyona sunduğum onuncu bütçe. Bu, tabii, önemli bir süre, ben bunun sorumluluğunun farkındayım. Dolayısıyla da...
ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Size pasta hazırlamadılar mı?
GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Sen hazırlarsın belki.
ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Hazırlayalım ama ayrımcılık yapmış Komisyon, diğer on yılını dolduran bakanlara pasta hazırladılar.
MUSA ÇAM (İzmir) - Dokuzuncu yılında Sayın Bakan.
GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Onuncu bütçe.
Sayın Başkanım, ben, bunun sorumluluğunun bilincindeyim, farkındayım. O nedenle, hem bütün Komisyon üyelerimize bu arada yapılanlarla ilgili bütün alt sektörler itibarıyla bir kitap sundum hem de ben meseleyi, hükûmetlerimiz açısından tarımın ele alınış biçimini, felsefesini, bu konuyla ilgili geliştirdiğimiz stratejik bakışı ve bunun çerçevesinde, gerek uyguladığımız politikaları gerek çıkardığımız yasaları ve alt sektörler itibarıyla geliştirdiğimiz yeni projeleri -bitkisel üretim, hayvansal üretim, su ürünleri, kırsal kalkınma- ve bununla ilgili bir de vatandaşlarımızın beslenmesi, sağlıklı beslenmesi, güvenilir gıdaya ulaşması, bütün bunları bir çerçeve içerisinde sunmak istiyorum.
Ayrıca, arkadaşlarımıza, değerli Komisyon üyelerine, tabii, buradaki kitapta dile getirilecek hususlar hepsinin önünde var, aslında benim konuşacağımın hepsi bunun içerisinde ama buradan kendim birebir okumak yerine, buradaki başlıklardan konuyu anlatmaya çalışacağım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz, meseleye, tarım sektörünü ele almaya, doğrusu, şuradan başladık: Öncelikle bir sosyal alan tarafı var, muhakkak surette yani sosyal politikaları da dikkate almamız gereken bir tarafı var sektörümüzün ama bunun yanında, hatta bunu da aşan bir anlayışla stratejik ve rekabete dayalı iktisadi bir sektör olarak aynı zamanda tarımı ele aldık. O nedenle de tarım sektörüne gündelik bakış yerine stratejik bir bakışı burada hayata geçirmeye çalıştık. Bunun için önce bir sektörel derinlik analizi yaptık. Bu, o güne kadar Tarım Bakanlığında hiç yapılan bir şey değil, diğer kamu kurumlarında var mı, doğrusu, bilmiyorum ama bu analizle yaklaşık 34.500 çiftçi, tedarikçi ve tüccar, 10.500 tüketici ve 8 bin personel üzerinde bire bir ayrıntılı bir anket çalışmasıyla bir derinlik analizi yaptık.
Sonra, sektörel iş birliği ve ortak akıl toplantıları yaptık. Burada da yine alt sektörlerimizden çok sayıda üreticiyle, sanayiciyle, STK'yla, meslek odası, meslek kuruluşlarıyla görüşmeler yaptık ve buna dayalı da bir değişim, dönüşüm programı ve tarım stratejisi hazırladık. 2006-2010 arası için bir Tarım Strateji Belgesi, çeşitli sahalar itibarıyla tarım master planları, 2007-2013 arası, bir de 2014-2020 arası iki tane Ulusal Kırsal Kalkınma Stratejisi hazırladık. 2008-2012 arasında bir Tarım Vizyonu Belgesi hazırladık. 2010-2013 ve 2014-2018 dönemleri için kırsal kalkınma planları hazırladık. 2010-2014 ve 2013-2017 için de yine Bakanlık strateji planları hazırladık. Bakanlığın yeniden yapılandırılmasını gerçekleştirdik 2011 yılında. Dolayısıyla, bütün bu temel bakış açımızı ortaya koyan bir stratejik yaklaşımla, öncelikle bu çerçeve çizildi.
Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Tarım Çerçeve Kanunu, 2006 yılında çıktı. Tarım Kanunu'nun da içinde yer aldığı. Bu, cumhuriyet tarihindeki ilk Tarım Çerçeve Kanunu; daha önceden yok, çeşitli alt sektörlerle ilgili yasalar var veya sektörlerle ilgili yasalar var amma Türkiye'nin bir Tarım Çerçeve Yasası yoktu. Bu 2006 yılında çıktı, 15 tane tarımla ilgili belli başlı, bütün konuları ihtiva eden kanun çıktı, bu da tabii, bir kısım mevzuatın güncellenmesi yani diyelim ki elli yıllık, altmış yıllık bazı yasaların güncel hâle getirilmesi ama bir kısmı tamamen yeni kanunlar, bunlar son derece de önemli. Örneğin, Yeni Bitki Çeşitlerine Ait Islahçı Haklarının Korunmasına İlişkin Kanun, keza gıda ile ilgili, organik tarımla ilgili, organik tarımla ilgili, üretici birlikleriyle ilgili, lisanslı depoculukla ilgili tarım ürünleri, tarım sigortalarıyla ilgili, Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu'yla ilgili, Tohumculuk Kanunu'yla ilgili, Tarım ve Kırsal Kalkınmayız Destekleme Kurumunun kuruluşuyla ilgili, biyogüvenlikle ilgili, veteriner hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu gibi, Mera Kanunu'ndaki değişiklik gibi ve en son 2014 yılı içerisinde Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la biz yaklaşık 15 civarında kanuni değişiklik yaptık. Bunun 9 tanesi, son dokuz, dokuz buçuk yıl içerisinde çıktı.
Tabii, biz tarımı ekonomik olarak sürdürülebilir, işletme ölçeğine ulaşmış iktisadi bir faaliyet alanı olarak planlıyoruz ve bu doğrultuda da projeler başlatıp bu konuyla ilgili de önemli destekler sağladık. Altyapının tabii, çok önemli bir rolü var bu faaliyetlerde çünkü tarım sektörü bir tek bileşeni olan bir sektör değil. Bir tarafı biyolojidir, biyoloji disiplinidir gerek bitkisel üretim gerek hayvansal üretim gerek su ürünleri sonuçta biyoloji ilminin ve disiplininin sağladığı imkânlar çerçevesinde bunlar yapılıyor. Bir tarafı ekonomidir ama bir tarafı da ekolojidir. Dolayısıyla bu üç disiplinin bir kesişim alanında biz tarımı düşündüğümüz için, bir de tabii, bunun tarihî, sosyolojik boyutu var, hukuki boyutu var, toplumsal davranışlar boyutu var, bütün bunları birlikte dikkate aldığımızda Türkiye'nin tarım sektörünün geliştirilmesi için altyapının çok ciddi bir reforma ihtiyacı vardı. Biz burada öncelikle 2007-2009 arasında Türkiye'nin tarımsal üretim havzalarını belirledik yani 528 milyon datanın ilgililerini, Türkiye tarım arazilerinin her 2.500 metrekarelik gridine bu dataların ilgililerini uygulamak suretiyle her bir alanın gerek iklim, topografya verileri, gerek toprak verileri kullanılmak suretiyle o havzada en uygun ürün belirli bir ortalama verimin üzerinde olmak kaydıyla nasıl yetişir, bunun çalışmasını yaptık. 190 havzayı, arkasından bunu 30 havzaya dönüştürmek suretiyle bu ekolojik benzerliği olan alanları bir araya havza olarak topladık ve buralarda neler yetiştirilebileceğinin haritasını çıkardık.
Arazi toplulaştırma çalışmalarına önem verdik, 1961 yılından 2002 yılına kadar Türkiye'de arazi toplulaştırılması yapılmış ama kırk bir yılda toplam 450 bin hektar yapılmıştı, 2003 ile 2014 yılları arasındaki sürede yaklaşık on iki yılda 4,5 milyon hektar -bu yıl sonu itibarıyla- toplulaştırma yapıldı. Arazi toplulaştırılmasının ehemmiyeti çok çok büyük bir altyapı çalışması olarak çünkü bölük pörçük, sınırları birbirine geçmiş, yola çıkışı olmayan, alt yapısı yapılmamış, drenajı yapılmamış alanlarda üretim yapılması elbette ki verimi, verimliliği ve üretimi çok olumsuz yönde etkiliyor. İşte biz toplulaştırmayla gerek parsellerin tevhidi, bunların birleştirilmesi ve büyütülmesi, gerek bunların yollara ulaşması, tarla içi yollara gerek drenaj vesaire yapılması için bu arazi toplulaştırılmasını çok ama çok önemsiyoruz.
Damla ve yağmurlama sulama yatırımlarına özel destekler getirdik, 2006 yılında yüzde 50 hibe desteği getirdik sulama yatırımlarına gerek sıfır faizli kredi uygulaması gerekse hibe desteği imkânı sağladık. Bugüne kadar sadece bu alanda Bakanlığımızın kullandığı, kullandırdığı 0 faizli kredi 1 milyar 800 milyon Türk Lirası. Bu 1 milyar 800 lira sadece damla ve yağmurlama sulama sistemlerine kullandırılan kredi, 228 milyon lira da yüzde 50 hibe desteği sağlandı, yine bu sahada ve kredi ve hibelerle toplamda 5 milyon dekar alan damla ve yağmurlama sulama sistemine, sulamaya açıldı.
Bir önemli başka 2012 yılında tamamladığımız temel altyapı çalışması şu: Tüm tarım parsellerini ki Türkiye'deki -yuvarlak rakamla söylüyorum- 30 milyon tarım parselinin tamamını biz uydu teknolojilerini kullanarak bunların her birine birer numara verdik, kimlik numarası verdik ve bu kimlik numarasıyla bunları kayıt altına aldık. 32,5 milyon net parselimiz var, bunlar kayıt altına alındı, her bir parsele bir kimlik numarası verdik, üretimi ve destekleri parsel bazında kontrol edebiliyoruz yani bir üreticinin sahip olduğu, maliki bulunduğu kaç parseli varsa o parselin numarasını bilgisayara girdiğimizde o parsel Türkiye'nin neresinde, topografyası ne, özellikleri ne, hangi üretim orada yapılıyor, sulu mu, kurumu arazi itibarıyla ve ekili mi, dikili mi neyse ona ait bütün verileri biliyoruz ve bunu ödediğimiz desteklemelerle bire bir kontrol etmek suretiyle desteklemeleri bunun üzerinden kontrol etmek suretiyle hem onu kayıt altına almış olduk hem daha sağlıklı bir veriye kavuşmuş olduk.
Keza, tarım arazilerinde bölünmeye son veren düzenlemeyi, bildiğiniz gibi, miras hukukunda ilgili yasanın maddelerinde de düzenleme yapılmak suretiyle geçtiğimiz mayıs ayında, bu da hayata geçti. Bu da önemli bir nokta çünkü cumhuriyet tarihi boyunca babadan evlada geçerken tarım arazileri sürekli bölündü yani diyelim ki bir çiftçinin 100 dekar arazisi var, 4 tane de çocuğu var vefat ettiğinde bu, otomatik olarak 4'e bölünüyor, dolayısıyla işletme büyüklüğü, arazi büyüklüğü 100 dekardan 25 dekara düşüyor, onların her birinin diyelim ki 2'şer çocuğu olsa 12,5 dekara düşüyor ve bu artık sürdürülebilir bir tarımsal üretimi imkânsız hâle getiriyordu. Bu nedenle Türkiye'nin işletme yapısı son derece de bozuk hâle gelmişti ve bunun da rekabetçi bir üretime uygun olmadığı da hepinizin malumudur.
Biz 2014 yılında bir çalışma daha başlattık, bu da çok önemli, tarımsal envanterimizi anlık olarak tespit eden bir sistem kurduk. 10 bin personelimiz sahada her biri GPS'li iPad'lerle, görevli bulundukları köylerde oradaki bütün tarlayı, bağı, bahçeyi, işte hayvansal varlıkları, ahırları, ağılları anında ziyaret edip girebiliyor ve biz bunu merkezde bir Türkiye haritası üzerinde, anında Türkiye'nin bütün tarımsal varlıklarını, diyelim ekili dikili ağacı, işte üretim arazisi, ağıldaki, ahırdaki hayvan sayıları dâhil olmak üzere bütün bunlara anında artık ulaşabiliyoruz. Bu sistem de 2014 yılı içerisinde oluşturuldu ve bu yıl ve önümüzdeki 2015 yılı itibarıyla biz bunu, tabii Türkiye İstatistik Kurumuyla da bu verileri paylaşmak suretiyle, sağlıklı veri ve datayla daha doğru, daha gerçekçi politikalar ve projeler uygulayabileceğimizi düşünüyoruz.
Keza, tarım arazilerinin korunması için arazi kullanım planları hazırlıyoruz. Aslında bu 1996 yılında lokal düzeyde başlamış bir proje, bir çalışma, 2002 yılına kadar 577 bin hektar da tamamlandı. Biz bunu bütün Türkiye sathına yaydık ve on iki yılda an itibarıyla tamamladığımız 2,8 milyon hektar, bunu tamamladık. 2017 yılı sonunda da inşallah Türkiye'deki bütün tarım arazilerinin bu şekilde arazi kullanım planları tamamlanmış, bitmiş olacak.
Keza, üzerinde çalıştığımız bir başka konu, Türkiye'deki büyük ovaların, özellikle tarımsal değeri, üretim değeri yüksek, işte Çukurova gibi, Gediz gibi havzaların, ovaların belirlenip bunların mutlak koruma altına alınması yönünde de bir çalışma 2011 yılında başlattık ve 2015 yılı başında da bunun tamamlanmasını planlıyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz tarımsal verimliliği ve kaliteyi artırmaya dönük çalışmaların bir parçası olarak girdilere önem verdik. Bunların birisi şu: Tohumculuk sektörü. Özellikle tohumculuk sektörünün geliştirilmesine çok önem verdik. Dünyanın 3'üncü büyük tohum gen bankasını açtık. 100 bin çeşidin üzerinde tohum örneği özel klima ve özel basınç altındaki ambalajlar içerisinde saklanıyor. Kısa vadeli, orta ve uzun vadeli kullanımlar için, gerek endüstri, gerek çiftçi, gerek üretici, herkesin bunu alması, bundan istifade etmesi mümkün. Bu çok önemli çünkü tüm genetik varlığımızı, gerek doğadan toplanmış gerek bilim insanlarımız tarafından geliştirilmiş tohumların tamamının örneklerini biz özel ambalajlar içerisinde canlı olarak ve sürekli denetlemek suretiyle bunları muhafaza ediyoruz bu tohum gen bankasında, 2010 yılında bu faaliyete geçti.
Şimdi, sertifikalı tohumluk önemli. Neden? Çünkü verimi artırmanın, verimliliği artırmanın yolu buradan geçiyor. Yaptığımız mevzuat düzenlemesiyle sertifikalı tohum, fide ve fidan kullanımını 2005 yılında ve sertifikalı tohum üretimini de 2008 yılında destekleme kapsamına aldık. Yani, kim sertifikalı tohum kullanırsa ona destek veriyoruz, kim sertifikalı tohum üretirse ona da destek veriyoruz. Amacımız tabii sertifikalı tohum kullanımını ve üretimini artırmak. Bugüne kadar toplam olarak 940 milyon TL sertifikalı tohum ve fide fidan için destek ödedik. Bunun 512 milyonunu sertifikalı tohum kullanım desteği olarak ödedik, diğer miktarını da tohum üretim ve fidan kullanım desteği olarak ödedik. Bu desteklerle tohumluk üretimi -sertifikalı tohumluk üretiminden bahsediyorum- 2002 yılında toplamda Türkiye'de 145 bin ton iken 2013 yılında 743 bin tona yükseldi yani yıllık ilave 600 bin ton civarında tohumluk üretimi sağladık ve bu sertifikalı tohum. Tabii, bu üretimi çok olumlu şekilde etkiliyor.
Tohumluk ihracatı 17 milyon dolardan 126 milyon dolara çıktı. Yerli hibrit sebze tohumu kullanım oranı da bu yasa çıkmadan önce Türkiye'de yüzde 10'du ve daha sonra bu şu an itibarıyla yüzde 50'ye çıkmış durumda. Sertifikalı fide fidan üretimi 2002 yılında 4 milyon idi, 2013 yılında 114 milyon adede çıktı yani 4 milyondan 114 milyona, bu son derece de önemli, yıllık ilave 110 milyona da sertifikalı fide fidan üretimi sağlandı.
Biz bir yandan, demin arz ettiğim gibi, aslında üretimi yaparken, sürdürürken ekolojik dengeyi ve hassasiyeti de bu konuda hep gösterdik. Organik tarım ve iyi tarım uygulamalarına önem verdik. Alanı 90 bin hektardan 796 bin hektara çıktı üretim organik tarım alanının. İyi tarım alanı da 5 bin hektardan -bu yeni bir kavram, dünyada kullanılıyor- 100 bin hektara çıkarıldı. Yenilenebilir enerji kullanımını 2006 yılından bugüne destekliyoruz ki şu ana kadar kırsal kalkınma destekleriyle 907 projeye 154 milyon TL hibe verdik, bu tamamen yenilenebilir enerjiyle alakalı. 11 ilde jeotermal seracılığa yönelik çalışmalar yapıyoruz. Çevre ve doğal kaynaklara olumsuz etkisi nedeniyle 2006 yılından itibaren havadan zirai ilaçlamayı yasakladık. Bu son derecede önemli çünkü havadan bırakılan ilaç hedef alanın dışına çıkabiliyor, tabiattaki börtü böceğe, işte yılana, kirpiye, tabiattaki diğer varlıklara, suya, toprağa zarar verebiliyor, diğer canlılara.
Yer aletleriyle mücadeleye geçildi. Toprak analizine dayalı gübre kullanımını teşvik ediyoruz çünkü daha önceden bu toprak analizi şartına bağlanmadığı zaman hem biz burada kimyasal gübrenin aslında kullanımının belirli bir kontrol altında yapılmasını, belirli bir denetim altında yapılmasını hedefliyoruz hem israfın önlenmesi, doğru kullanılması hem de tabiatın kirlenmemesi açısından son derecede önemli. Dolayısıyla, toprak analizi yapıldığında da dekar başına 2,5 TL analiz desteği veriyoruz yani çiftçiye diyoruz ki: Gübre desteği alacaksan bizden, gübreyi nerede kullanacaksın, hangi toprakta hangi ürün için, önce bize toprağının analizini yap, toprağın hangi besin elementlerine ihtiyacı var, böylece uygun gübreyi de ona göre seçersin, biz de sana bu analizin parasını verelim, sen yeter ki bilinçli bir şekilde bu gübre kullanımını sağla."
Çevre Amaçlı Tarım Arazilerin Korunması Projesini başlattık 2006 yılında, ÇATAK. 4 ilden 43 ile çıkardık. Yüzey ve yer altı sularında nitrat kirliliğinin izlenmesi çalışmalarını başlattık. Türkiye genelinde 2750 istasyonda 20 adet mobil laboratuvar ile yer altı ve yüzey suları hâlihazırda izleniyor. Bunu da biz çevreyi koruma maksatlı yaptık.
Doğal afetlerin etkilerini en aza indirecek şekilde tedbirler aldık çünkü biliyorsunuz, tarımın en önemli kısıtlarından bir tanesi de tabiat şartlarına bağlı olmasıdır yani soğuk da, sıcak da, don da, dolu da, sel de, kuraklık da, hepsi tarımsal üretimi en azından bazı ürünlerine, birine olmazsa da diğerine zarar verebiliyor. Bunun tabii bir sigorta sistemiyle teminat altına alınması çalışmasının başlatılması çok önemliydi. 1 Haziran 2006 tarihinde tarım sigortaları uygulaması başlatıldı. Poliçe bedelinin yüzde 50'si karşılanıyor devlet destekli olarak. Açık alanda yetişen meyvelerde don riski için bu destek yüzde 67'ye kadar çıkabiliyor. Uygulamanın başladığı 2006 yılından 2014 Kasım ayına kadar toplam 4,4 milyon poliçe düzenlendi, 1,4 milyar lira prim desteği ödedik ve 1,6 milyar TL de hasar tazminatı ödendi. 2013 yılı için sigortalılık oranı bitkisel ürünlerde yüzde 11, serada yüzde 10,6 şeklinde gerçekleşmiş. Arzu ettiğimiz noktada değil, sigortanın yaygınlaştırılması için de biz bütün gücümüzle çalışıyoruz. Bir tek boyutu olan bir konu değil maalesef, çok boyutlu ve çok değişkenli bir saha.
Tarımsal Kuraklık Yönetimi Koordinasyon Kurulu oluşturuldu. Bir Tarımsal Kuraklıkla Mücadele Stratejisi ve Eylem Planı hazırlandı, kriz merkezleri oluşturuldu. Önemli bir merkez kurduk kuraklıkla ilgili, Kuraklık Test Merkezi. Dünyada benzeri 2 yerde var, Avustralya ve Amerika Birleşik Devletleri'nde, bir 3'üncüsü Türkiye'de 2010 yılında Konya'da açıldı. Burada kuraklığa dayanıklı çeşit geliştirme ve yaygınlaştırma çalışmalarına biz hız verdik. 20 adet ekmeklik, 9 adet makarnalık buğday ve 13 adet de arpa çeşidi geliştirildi. Bunlar kuraklığı daha iyi tolere edebilen yani bir manada kuraklığa biraz daha dayanıklı çeşitler.
Hayvancılıkla ilgili ıslah çalışmalarına biz önem verdik. Suni tohumlama özellikle ıslahta önemli çalışmalardan birisi. 624 bin adet suni tohumlama uygulamasını 3,8 milyon adete çıkardık. Yine, verimi yüksek saf ırk sığırın toplam içerisindeki, sığır popülasyonu içerisindeki oranını biz yüzde 19'dan devraldık. Bunu an itibarıyla yüzde 42,1'e çıkardık. Yani, orada yüzde 100'ün çok üzerinde bir başarı var, bu, son derece de önemli. Keza, özellikle hayvancılık açısından çok önemli, Türkiye'deki işletme ölçeğinin büyümesi, modern ve verimli işletmelerin kurulması açısından... Türkiye'de içinde 50'den fazla büyükbaş hayvan bulunan işletme sayısı, çiftlik sayısı biz devraldığımızda 4.300'tü yani bütün Türkiye sathında 4.300 tane çiftliğin içinde 50'den fazla büyükbaş hayvan vardı. 2013 sonu itibarıyla bu rakam 31.419. Bu şu demektir: 27 binin üzerinde yeni 50'den fazla içinde büyükbaş bulunan işletme oluştu, kuruldu.
Örgütlenmeyi keza teşvik ettik. Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu... Şu anda 871 üretici birliği ve 10 merkez birliği kurulmuş durumda. Ürün konseyleri kuruldu. Pamuk, fındık, zeytin, zeytinyağı, turunçgiller, çay, hububat, baklagil, kırmızı et ve süt; bu önemli ürünlerle ilgili konseyler kuruldu. Keza, tarım politikalarının belirlenmesinde ürün konseyleri katkı sağlıyor bize. Örneğin, süt fiyatını Ulusal Süt Konseyi tüm paydaşlarla birlikte belirliyor. Keza, kooperatifleşme önemli burada destek aldı ve tarımsal amaçlı kooperatifler de sübvansiyonlu kredi kapsamına alındı bu dönem içerisinde.
Daha kârlı ve daha uygun bir üretim yapılması için desteklerin yeniden düzenlenmesi ve etkinleştirilmesini biz ajandamıza aldık. Tarımsal destekleri eskiden olduğu gibi, sadece "doğrudan gelir desteği" adı altında ve üründen, üretimden, verimlilikten, kaliteden bağımsız şekliyle değil ama verimlilikle, kaliteyle, sağlıkla ve kırsal kalkınmayı esas alacak şekilde yeniden düzenledik. 52 yeni destek başlattık. Girdi desteklerini keza tekrar başlattık. Türkiye tarım havzaları üretim ve destekleme modeli oluşturuldu...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Bakanım, yarım saat doldu, bir on beş dakika daha verelim, biraz toparlayabilirseniz.
GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Evet, toparlamaya çalışacağım Sayın Başkanım.
VAHAP SEÇER (Mersin) - On beş dakika da ver, yarım saat de ver, tarım uzun mevzu Sayın Başkan.
İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) - Evet, önemli bir konu.
BAŞKAN - Tarımın yolları uzun tabii, evet.
GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - 2002 yılında 1,8 milyar toplam tarım desteği miktarı, 2014 yılında yıl sonu programlanan 9,7 milyar. Dolayısıyla, 2003-2014 döneminde 70 milyar TL karşılıksız nakdi hibe destek sağlandı. 2015 yılında da eğer tensip buyurursanız, destek bütçesi 10 milyar TL olarak planlandı. Tarımsal desteklerin yüzde 60'dan fazlası biz yılın ilk yarısında ödüyoruz. Dolayısıyla, çok uzun süre bekleme durumu kalmıyor.
Kredi imkânları iyileştirildi. Yüzde 59 iken faiz oranı 2014 yılında sıfır ila 8,25 arasında değişen oranlarda çiftçi faizle kredi alabiliyor. 2013 yılında alınan, kullanılan kredi 17 milyar lira, 2002'de bu sadece 530 milyon lira. Dolayısıyla, 30 katın üzerinde bir artış var. Geri dönüş oranında yine, ciddi artış var. Örneğin, Ziraat Bankasının geri dönüş oranı yüzde 38 iken 2002'de, 2013 yılında bu yüzde 98 düzeyine çıkmış durumda.
Hayvancılık, daha önceden gelişmiş ülkelerin veya işte, tarım sektörü gelişmiş ülkelerdekinin aksine Türkiye'de toplam tarım sektörü içerisindeki pay itibarıyla çok çok düşük idi yani yüzde 25'e yüzde 75 gibiydi bitkisel üretime nispetle. Biz bunu artırmayı hedefledik çünkü hayvancılık çok önemli bizim için ve bunun hem üretimini hem verimliliğini artırmak durumundaydık. O nedenle de buradaki desteklerin tarım destekleri içerisindeki payını artırdık. 83 milyon lira idi, toplam desteklerin sadece yüzde 4,4'ünü alıyordu hayvancılık, 2013 yılı içerisinde bu toplam tarım desteklerinin yüzde 31'ine çıktı ki bu da 2,7 milyar TL'ye ulaştı. 2014 yıl sonu programlanan 3 milyar TL.
Yeni destekler başlatıldı, özellikle besi desteği, buzağı desteği, büyükbaş hayvan desteği, küçükbaş hayvan desteği ki mesela, küçükbaş hayvan desteği cumhuriyet tarihinde ilk defa bizim dönemimizde 2006 yılında başlatıldı. Çünkü, Türkiye daha önce hiç küçükbaş hayvana bir destek ödemesinde bulunmamış.
Sıfır faizli kredi uygulaması hayvancılığa teşmil edildi ve 2010 yılından bugüne kadar sadece hayvancılık için kullanılan sıfır faizli kredi miktarı 8,4 milyar TL.
Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğünü kurduk yani Et ve Balık Kurumunu ilave fonksiyonlarla, süt piyasasını da bir şekilde orada regüle etmek ve orada da çalışma yapmak üzere görevlendirdik. Ana statüsü değiştirildi Et ve Süt Kurumunun, süt de dâhil edildi.
Yem bitkilerinin hem ekilişi hem desteği önemli oranda artırıldı.
Bölgesel kalkınma projelerinde, GAP, DAP ve KOP illerinde buralardaki hayvancılık desteklemeleri, özellikle etçi ırktan tohumlama yapma suretiyle veya bunun geliştirilmesi suretiyle buraya yeni destek sistemleri getirdik.
Yeni yapılacak veya modernize edilecek ahır ve ağılların inşaatına bu bölgelerde yüzde 50 hibe destek veriyoruz.
Hayvan ıslahına destek için, yine, damızlık koç, boğa ve teke alımına yüzde 80 hibe getirdik.
Besi materyali teminini, üretimini teşvik etmek için de etçi veya kombine ırk ile tohumlama yapıldığında, anaç hayvan başına 350 TL, doğacak buzağıya da 150 TL olmak üzere toplam 500 TL destek uygulaması getirdik. Bu da 2014 yılı içerisinde hayvancılıkla ilgili özellikle Doğu Anadolu, Orta Anadolu, Güneydoğu Anadolu proje illeri, buralardaki etçi hayvancılığı geliştirmek maksadıyla...
Sertifikalı sürü yöneticisi yani çoban programı başlattık. Sertifikalı sürü yöneticisine hem eğitim veriyoruz, yaklaşık yüz yirmi saat eğitim veriyoruz, bunları istihdam eden sürü sahiplerine de 5.bin TL ayrıca destek sağlıyoruz yılda çünkü küçükbaş hayvancılık yapanların en önemli şikâyetlerinden birisi, çoban bulamama problemiydi. Bunu da çözmek için böyle bir proje geliştirdik, uyguluyoruz, çok da başarılı gidiyor.
Su ürünlerinde önemli bir artış sağlandı, özellikle kültür balıkçılığında 61 bin tondan 233 bin tona çıktı Türkiye'nin yetiştiricilik alanındaki su ürünleri varlığı. Su ürünleri ihracatı 97 milyon dolardan 568 milyon dolara çıktı, Avrupa Birliğinde 2'nci sıraya yükseldik. Alabalık üretiminde Avrupa Birliğinde 1'inci sıraya yükseldik ve şu anda bu özellikle, çipura, levrek, kültür balıkçılığından yetiştirilen balıklar, bunlar ihraç ediliyor Avrupa Birliğine. Önemli de bir ihracat geliri kazanıyor. Tam donanımlı balıkçılık araştırma ve kontrol gemisi oluşturuldu Tarım Bakanlığının bu tür balıkçılıkla ilgili araştırmalarını yapmak üzere.
Kırsal kalkınma bizim önemli konularımızdan birisi çünkü üreticilerin bulundukları bölgede eğer hayat şartları iyileştirilmezse, refah düzeyleri artmazsa bu insanlar göçle karşı karşıya kalır. Bu da bizim tabii arzu etmediğimiz bir husus. O nedenle özellikle KÖYDES ve BELDES projeleriyle sağlanan altyapı hizmetleri yanında yani yol, su, elektrik, sağlık, eğitim gibi, onlara ilaveten biz de Bakanlık olarak ekonomik yatırımlar ve makine ekipman desteği getirdik. 2006 yılında bir proje başlattık, yüzde 50 hibe destek veriyoruz burada. 5450 yeni tarımsal sanayi tesisine 1,1 milyar TL hibe destek sağladık. Burada 46 bin kişi istihdam ediliyor, 46 bin kişi. Keza, tarımda teknoloji kullanımı ve mekanizasyonun artırılması için de 2007 yılından itibaren bugüne kadar 262 bin yeni makine ekipman alımına 1 milyar TL hibe ödedik. Bu ikisi, hem kırsalda tarımsal üretimin verimli yapılması hem de gerçekten üretilen tarımsal ürünlerin bir katma değer kazanması ve o katma değerle nitelikli bir gıda ürününe dönüşmesi amaçlanıyor. Yeni markalar oluşuyor bu alanda, hem de istihdam yaratıyor kırsalda. Bu bizim başlattığımız ve başarıyla giden, ki hedefimiz de 2015 sonu itibarıyla 6 bin tesis kazandırmaktı; an itibarıyla 5.450'sini tamamlamış durumdayız.
IPARD da özellikle 1,1 milyar avro desteği ulusal katkılarıyla birlikte söz konusu 2011-2014'te, bugüne kadar 3,9 milyar yatırım tutarı olan 7.830 projeyle sözleşme imzalandı. Bunlara da 2,2 milyar TL hibe desteği sağlanıyor. 9.773 kişiye de, bu desteklerle sağlanan yatırımlarda, yapılan yatırımlarda istihdam yaratıldı.
AR-GE faaliyetlerine çok önem verdik, onu özellikle söyleyeyim. Son teknolojiye sahip 12 adet ileri araştırma teknoloji ve eğitim merkezi açıldı son on yıl içerisinde. 13 merkezin kuruluş çalışmaları da devam ediyor. Dünyanın standartlarında, bu alandaki standartlarına uygun ilk Türkiye millî botanik bahçesi ve dünyanın en büyük geofit bahçesi de açılıyor. Millî botanik bahçesi 2015 ilkbaharında inşallah bazı bölümleri hizmete girecek, geofit bahçesi de önümüzdeki ay hizmete giriyor.
10 bin tarım danışmanı köylerde çiftçinin yanında, sertifikalı tarım danışmanlığı başladı. Biz, on dört yıl aradan sonra ilk kez 2003 yılında Tarım Bakanlığına toplu eleman alımını gerçekleştirdik.
Tabii bir önemli husus şu: Bitki ve hayvan sağlığı alanında yapılan, özellikle bitki sağlığında atılan önemli adımlar var, reformlar var. Reçeteli zirai ilaç satışı uygulaması başlatıldı, 180 aktif madde, kimyasal madde içeren bitki koruma ürünlerinin kullanımı yasaklandı. Metil bromür uygulamasına son verildi. Biyolojik ve biyoteknik mücadele 2010 yılında destek kapsamına alındı. Sünede emgili dane oranı yüzde 3,8'den yüzde 0,66'ya düşürüldü. Hasat öncesi pestisit denetim programı başlatıldı. AB'ye örneğin, domates ihracatında analiz şartı kaldırıldı, bu pestisit denetim programının başarılarından birisi. Bitki pasaport sistemi oluşturuldu. 2002-2013 döneminde bitkisel üretim yüzde 13 arttı, 98 milyon tondan 111 milyon tona çıktı üretim. Ancak zirai ilaç kullanımı -bu çok önemli bir husus- gerek çevre hassasiyeti açısından gerek toplum sağlığı, insan sağlığı açısından zirai ilaç kullanımı 54,4 bin tondan 39,4 bin tona düştü yani kullanılan zirai ilaç miktarında ciddi bir azalma meydana geldi, üretim ise arttı; bu da, alınan tedbirlerin etkili olduğunu göstermesi açısından önemli.
Türkiye'nin Trakya bölgesi şap hastalığından aşılı ari statüyü kazandı. Hastalıktan ari işletmelere destek sağlandı. Güvenilir gıda konusunda AB gıda mevzuatıyla Türkiye'nin gıda mevzuatı uyumlulaştırıldı ve 640 bin gıda işletmesi Türkiye'de kayıt altına alındı. Denetim sayılarında çok ciddi artışlar var yani 39 bin denetimden 514 bin denetime çıktı. Bir Alo Gıda hattı kuruldu 2009 yılında, yedi gün yirmi dört saat usulüyle çalışan.
Taklit veya tağşiş yapan firmalar kamuoyuna teşhir edildi. Bu uygulama getirildi. 2012 yılında başlatıldı. Bugüne kadar 233 firmanın 445 farklı parti ürünün kamuoyuna duyurusu yapıldı.
Ulusal gıda referans laboratuvarı oluşturuldu. Önemli beslenme ve gıdayla ilgili, sağlıklı beslenme ve gıdayla ilgili düzenlemeler yapıldı; örneğin, ekmekte tuz oranı yüzde 2'den yüzde 1,5'a düşürüldü yani yüzde 25 oranında ekmekteki tuz oranı azaltıldı. Kepek miktarında yüzde 60 artış sağlandı ekmekte. Ekmek satılan her yerde tam buğday ekmeği ve kepekli ekmek bulundurulması zorunlu hâle getirildi. Buğday ununda "C" vitamini dışında hiçbir katkı maddesinin kullanılması artık, mümkün değil, yasaklandı. Bir de ambalajsız piyasaya arz edilen ekmeklerde bütün katkı maddeleri yasaklandı.
Sucuk ve pastırmadaki bazı katkı maddeleri keza yasaklandı. Çiğ köfte ve mezelerde sitrik asit hariç katkı maddeleri yasaklandı. Gıdalarda, gıda katkı maddelerinde gıda enzimlerinde ve gıda aroma vericilerinde domuz kaynaklı katkı maddelerinin kullanımına yasak getirildi, kullanımına izin verilmiyor.
Tuz kullanımını azaltıcı düzenlemeler yapıldı. Pul biberde yüzde 22 azaltıldı, salçada yüzde 64 azaltıldı, zeytinde yüzde 50 azaltıldı. Tuz etiketlerinde "Tuzu azaltın, sağlığınızı koruyun." ifadesi zorunlu hâle getirildi.
Kırmızı et ve kanatlı et karışımları önlendi. Eskiden kırmızı et ile kanatlı et karıştırılabiliyor ve üzerine de diyelim ki "yüzde 100 dana eti" denilebiliyordu; bunlar yasaklandı, ayrıştırıldı. Gıda takviyesi olarak bilinen ürünlerde yeni düzenlemeler yapıldı. Bunlar için piyasaya arz edilmeden önce onay alma şartı getirildi. Etiketlerde uyarıcı ifadeler getirildi. Meyve sularında ilave şeker konulması yasaklandı.
Şimdi, bütün bunlarla ilgili olarak yapılan çalışmalar sonucunda tarım sektörü 2004 ile 2013 yılları arasında, on yılın dokuzunda büyüdü. 2003-2013 arasındaki on bir yılda Avrupa Birliği 28 ülkenin tarımı yıllık ortalama yüzde 0,24 büyüme göstermiş; 0,24 Avrupa Birliğinin 28 ülkesinin tarım sektörü yıllık büyümesi. Türkiye tarımı, yüzde 2,3 oran ile Avrupa Birliğinin büyümesinden 10 kat daha fazla büyüme sağladı. 2002-2013 döneminde tarımsal gayrisafi yurt içi hasıla cari fiyatlarla yüzde 221 arttı; 36 milyardan 116 milyar TL'ye; dolar olarak yüzde 156 arttı, 23,7 milyardan 61 milyar dolara.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tarım Bakanlığının projeleri çok, bir on beş dakika daha verelim. Toparlarsanız...
MUSA ÇAM (İzmir ) - Verelim Sayın Bakana.
İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) - Başkanım süre verelim, tarıma gelir belki Tarım Bakanı.
BAŞKAN - Buyurun.
GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) - Sabit fiyatlarla yüzde 27,7 arttı yani sadece cari fiyatlarla ve dolar bazında değil Türkiye'deki tarım sektörünün büyümesi 8,9 milyar TL'den 11,3 milyar TL'ye çıktı. Aynı dönemde tarımda kişi başına gelir 1.064 dolardan 3.475 dolara yükseldi ve tarımsal gayrisafi yurt içi hasılada Avrupa Birliği üyesi ülkelerde Türkiye 2002 yılında 4'üncü sıradaydı, Türkiye 1'inci sıraya yükseldi. Fransa'yı, İspanya'yı, İtalya'yı da bu dönemde geçti. Onlar da elbette ki büyüme sağladı ama Türkiye'nin büyümesi çok daha fazla; 23 milyardan 61 milyar dolara çıkınca Türkiye 1'inci sıraya hasıla açısından yerleşti.
İhracatta Uluslararası Standart Ticaret Sınıflaması'na göre, tarım ihracatı yüzde 338 arttı, 4 milyar dolardan 17,7 milyara, harmonize sisteme göre yani 99 fasıldan tarım ve hayvancılıkla ilgili ilk 24 faslı dikkate aldığımızda artış yüzde 352; 3,8 milyar dolardan 17 milyar dolara.
Uluslararası Standart Ticaret Sınıflaması'na göre, gıda maddeleri dış ticaretinde Türkiye 2003-2013 döneminde toplam 43 milyar dolar fazla verdi.
Buğday unu ihracatında 2005 yılından beri 1'inci veya 2'nciyiz dünyada.
Makarna ihracatında on bir yılda dünyada 7'nci sıradan 2'nci sıraya yükseldi Türkiye.
Hayvansal ürün ve su ürünleri ihracatında cumhuriyet tarihinde gerçekte rekor kırıldı çünkü hayvansal ürün, canlı hayvan ve su ürünleri ihracatı 2002 yılında toplam 246 milyon dolar, 2013 yılında 1,9 milyar dolara yükseldi.
Beyaz et ihracatı 12 milyon dolardan 608 milyon dolara çıktı. Dünyada 26'ncı sıradan 10'uncu sıraya yükseldi Türkiye.
Yumurta ihracatı 104 kat artışla 3,9 milyon dolardan 406 milyon dolara yükseldi.
2013 yılında cumhuriyet tarihinde ilk kez, Türkiye, sertifikalı gebe düve ihracatını başlattı. 2012 yılında ilk kez damızlık koyun, keçi ihracatı yapıldı. Bunlar cumhuriyet tarihinin ilkleri. Eskiden, 1980'li yıllarda sadece kasaplık ihracat yapılıyordu ama şimdi damızlık ihracatı yapılıyor. Bu çok önemli bir gelişme. 2012'de uzun yıllardır yapılmayan kasaplık koyun, keçi ihracatı da başlayıp devam ediyor. İlk kez 2014 yılında da gebe saanen keçisi ihracatı başladı.
Bitkisel üretimde artışlar sağlandı. Özellikle tabii burada verim artışını dikkate almamız lazım. Buğdayda, mısırda, çeltikte, ayçiçeğinde, aspirde, turunçgillerde, kiraz, nar, çilek, muz, vişne, domates ve havuç, bu saydığım ürünlerde yüzde 13'ten yüzde 539'a kadar değişen oranlarda... Aspir istisnai bir durum, 25 tondu sadece, 45 bin tona çıktı, orada çok daha yüksek ama bu özellikle diğer ürünler açısından, mısır, çeltik, ayçiçeği açısından, kiraz açısından, bazı meyveler açısından çok önemli.
Hayvancılıkta büyükbaş hayvan sayısı: Türkiye'de bu konuda zaman zaman gerçekten yanlış anlatmalar oluyor. 1984'te Türkiye ilk sayımı yaptı, hayvan sayımını ve orada büyükbaş hayvan sayısı 12,9 milyon, 2002'ye geldiğinde 9,9 milyona düşmüş, yüzde 23 azalmış. 2014 Mayısında 14,9 milyona çıkmış, yüzde 50 artış var büyükbaş hayvan sayısında. Yüksek verimli sarf ırk sığır oranı -demin söylemiştim- yüzde 19'dan yüzde 42'ye çıktı ki burada da yüzde 122'lik bir artış var.
Küçükbaş hayvan sayısı: Bu gerçekten trajik bir şekilde düşüyordu, biz bunu destekleme kapsamına alıncaya kadar. 1984'te 53 milyon, 2002'de 31,9 milyon, 2014'te 42,4 milyona çıktı; orada da yüzde 33'lük bir artış var.
Şimdi, bazen şöyle söyleniyor: "Efendim, işte Avrupa'da kişi başına kırmızı et tüketimi şu kadar, Türkiye'de bu kadar." Bu da Türkiye'nin aleyhine olarak söyleniyor. Tabii, şu gerçeği dikkate almamız lazım: Avrupa Birliğinde tüketilen kırmızı etin yüzde 72,4'ü domuz eti. Dolayısıyla bunu çıkardığımız zaman Avrupa Birliğindeki kişi başına kırmızı et tüketimi 17 kilogram, Türkiye'de de 13 kilogram yani burada büyük bir fark olmadığını söylemeliyim.
2015 yılında yeni projelerimiz var Sayın Başkanım, bunları müsaadenizle paylaşmak istiyorum, Özellikle IPA kapsamında yeni hibe fonlarının kullanımıyla ilgili. İllerimizde, 42 vilayette IPARD var ama diğer vilayetlerde yoktu. Diğer vilayetlerimiz de diyor ki haklı olarak "Bunlar bizde de olsun, biz de bunlardan istifade edelim." Şimdi, biz, 39 ilimizin de benzeri programlarla bu desteklerden faydalanmasını sağlayacağız. Özellikle bitkisel ürün işleme, paketleme ve depolamaya yönelik tesislerin hibeye esas tutarı 3 milyon lira. 39 il bundan istifade edecek. Hayvansal ürün işleme, paketleme ve depolama, 3 milyon hibeye esas tutar. Su ürününün işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması keza 3 milyon. Bunların da yüzde 50 hibe kapsamına... Yani IPA'daki sistemin benzeri bir sistemi biz ulusal kaynaklarımızla, Türkiye'nin kendi bütçesiyle 39 ilde bu projeyi de başlatıyoruz.
Bitkisel üretime yönelik yeni projelerimiz var Sayın Başkan. Orada da alt tarım havzaları düzeyinde üretimin desteklenmesini getiriyoruz. Buradaki kastettiğimiz şey şu: Daha önce, 2009 yılında havza bazlı üretim sistemini getirdik, desteklemeleri bununla ilişkilendirdik ama şimdi alt bölgeler itibarıyla 190 adet tarım alt havzasında il ve ilçe bazlı bir "ürün deseni" belirleme çalışması başlattık. Bazı yerlerde, misal, eğer su çok kıt bir faktörse ve yüzlerce metre yerin altından elektrikle alınıyorsa orada tutup da çok su gerektiren bir bitkinin desteklenmesini biz o ilçe için veya o il için ortadan, uygulamadan kaldıracağız çünkü ürün deseni haritalarının oluşturulmasında iklim, toprak ve topoğrafyanın yanı sıra mevcut su potansiyeli ve bitkilerin su tüketimini de dikkate alacağız.
Itri ve Tıbbi Bitkiler ile Boya Bitkilerinin Üretimini Geliştirme Projemiz var. Bu, 2015'ten itibaren uygulamaya girecek.
Zeytin ve zeytinyağında kümelenme çalışmaları çerçevesinde özellikle üretim ve pazarlamada yaşanan sorunların giderilmesi, üretim, tüketim, ihracat ve rekabet gücünün artırılmasını amaçlıyoruz. 2015 yılında zeytin ve zeytinyağı sektörü ulusal kümelenme stratejisi oluşturulması ve uygulamaya geçirilmesi planlanıyor. Bu stratejiyle, zeytinin işleme ve pazarlamasına yönelik tüm ünitelerin -işleme tesisi, zeytinyağı tesisi, borsa ve benzeri- zeytinin üretildiği yerde bir arada olması hedefleniyor.
Bitki koruma ürünlerinin uzman kişiler tarafından kullanımı önemli. Yapılacak mevzuat düzenlemesiyle, bitki koruma ürünlerinin uzman kişiler tarafından kullanımı uygulaması getiriliyor. Böylece tüketici ve çevre sağlığının korunmasının yanında, üreticilerin sağlığının da korunması sağlanıyor.
Canlı Hayvan ve Hayvansal Ürünlerde İzleme Projesi getiriyoruz 2015'te. Proje kapsamında çiğ sütte gerek bakteri gerek hücre sayımı, bunun AB standartlarına ulaştırılmasına yönelik çalışmalar yapılacak. Kalıntı izlemeye yönelik kurumsal kapasite ve altyapı geliştiriliyor.
"Sözleşmeli süt tedarikinin yaygınlaştırılması" başlığında Çiğ Sütün Sözleşmeli Usulde Alım Satımına İlişkin Yönetmelik yayınlanıp burada özellikle çiğ sütün alım ve satımının sözleşmeli usulde yapılması sağlanacak çünkü gerek üretici gerek sanayici gerek tüketici açısından önemli faydalar sağlıyor.
Sayın Başkan, sözlerimin sonuna geliyorum. 2015 yılında, biz, tarıma 10 milyar TL destek vereceğiz. Tarım ürünleri izleme komitesi oluşturuyoruz çünkü üretici fiyatları ile tüketici fiyatları arasında bir makas var, fark açık. Enflasyonun müsebbibi bu manada üretici değil. Bunu özellikle altını çizerek vurgulamak istiyorum. Bu mekanizmanın multisektörel yani çeşitli sektörlerden bakanlıkların müsteşarlarının katıldığı -Merkez Bankası dâhil- bir komite oluşturuldu. Bunlar bunu izleyecek ve bunun, o zincirin kısaltılması, dolayısıyla aracıların daha az ama üreticilerin daha çok kazanması ve dolayısıyla tüketicinin de daha çok fayda sağlaması yönünde bir çalışma başlatıldı.
Yine, gıdalarda, peynirlerde çeşide göre tuz oranı yüzde 12 ile yüzde 42 arasında azaltılacak. Ambalajlı ürünlerin etiketlerinde besleyici değerlere ait bilgiler zorunlu hâle getirilecek yani gıdanın üzerinde ne kadar kalori, ne kadar protein, ne kadar yağ vesaire var, bunlar olacak.
Verimli ovaların mutlak anlamda korunmasına dönük mevzuat çalışması yapılacak. Bunların teminat altına alınması.
Bakanlık ilk kez kendi elemanlarıyla tarım sayımı gerçekleştiriyor.
Tohumculukta uluslararası pazardaki etkinliğimizi artıracağız.
Aspir bitkisinin özellikle yaygınlaştırılması ve nadas alanlarında daha çok alanın bu aspir bitkisi ve kanola için kullanılmasını biz önemsiyoruz.
Dünyanın üçüncü zeytin koleksiyon bahçesi 2015 yılında İzmir'de açılıyor. Dünyanın en büyük geofit bahçesi Yalova'da açılıyor önümüzdeki haftalarda.
Dolayısıyla, küçükbaş hayvanın kırmızı et içindeki oranı yüzde 12,5'tan yüzde 25'e çıkarılacak. Melezleme çalışmalarıyla üç adet yerli etçi koyun ırkı, hasmer, hasak ve bandırma çeşidi bu arada geliştirildi ve tescil edildi.
Koyun ve keçilerin elektronik kimliklendirilmesi projesi başlatılıyor.
2015 yılında biz 1 milyon hektar alanda arazi toplulaştırma çalışmasını ilave olarak tamamlayacağız yani 5,5 milyon hektar alana ulaşacak. 100 bin hektar nadas alanı üretime kazandıracağız. 80 bin hektar alanda mera ıslahı tamamlanacak. Jeotermal seracılık alanı hâlihazırda 3 bin dekar alan, bunun 5 bin dekara 2015 yılı içerisinde çıkarılmasını sağlayacağız. Sertifikalı tohumluk üretimini 800 bin tona 2015 bütçesi içerisinde inşallah tamamlayacağız.
Organik tarım alanının toplam tarım alanı içindeki oranı yüzde 1,95; biz bunu yüzde 2,5'a çıkarmaya hedefliyoruz 2015 yılında.
İyi tarım uygulamaları alanı yüzde 20 arttırılacak, 100 bin hektardan 120 bin hektara.
Ziraai mücadelede entegre mücadele alanı yüzde 22 arttırılacak.
Tarım sigortası yaygınlaştırılacak.
Verimliliğe dayalı destekleme sistemi devam edecek.
Besilik Materyal Üretimi Projesi geliştirildi, bunun uygulaması yapılacak.
Sözleşmeli model özellikle süt ve et üretiminde sanayi ve tüketici, üretici açısından, üçü açısından çok önemli, bu hayata geçecek.
Su ürünleri kanun tasarısının yasalaşmasına yönelik çalışmalar yürütülecek.
Balıkçı gemilerini izleme sistemi tamamlanıp geliştirilecek. Su ürünlerinde yeni türlerin üretime kazandırılması çalışmaları yapılacak.
Kırsal kalkınma destekleriyle toplamda 6 bin tesise ve 60 bin istihdama ulaşılacak.
Üretici örgütlerinin yeniden yapılandırılmasına dönük mevzuat hayata geçecek.
2016 Antalya Botanik Expo'su için gerekli çalışmalar tamamlanacak 2015'te.
Yapımı devam eden 120 bin ton kapasiteli hububat siloları hizmete açılıp 140 bin ton kapasiteli yeni siloların yapımına da başlanacak.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2015 yılı Bakanlığımız bütçesi cari giderler itibarıyla 3 milyar 372 milyon 569 bin, cari transferler 10 milyar 325 milyon 299 bin, tarımsal destekleme kısmı bunun 10 milyar, diğeri 325 milyon 299 bin, sermaye giderleri 830 milyon 630 bin, sermaye transferi 148 milyon 820 bin, borç verme 21 milyon 200 bin, toplamda 14 milyon 698 bin 518 lira, bütçenin geçen yıla göre artış oranı yüzde 3,3 olarak planlandı.
Ben, bu bilgilerle bütçemizin hayırlı olması dileğiyle bilgilerinize sunuyorum.
Çok teşekkür ediyorum bana gösterdiğiniz tolerans, verdiğimiz zaman için.