| Komisyon Adı | : | (10/434,2104,2716,2717,2718,2719) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü Engelli Politikaları Daire Başkanı Habip Aydın, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Profesör Doktor Arif Bilgin ve ÖSYM Engelli Adaylar Daire Başkanı Belma Atak tarafından yapılan sunumlara ilişkin görüşme |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 26 .11.2025 |
ALİ KARAOBA (Uşak) - Şimdi, ben sunumlarla ilgili yorum yapmadan önce izninizle Ayhan Bey'e -geçen konuşmasından etkilendim- bir soru sormak istiyorum. Ayhan Bey yani sizi işe alacak olsalar "Şuna uygunsunuz ya da buna uygun değilsiniz." deseler ne hissedersiniz? Gerçekten kısa bir özet geçerseniz sevinirim.
Sayın Bakanım, cevap verirse çünkü soracağım soruyla çok örtüşecek.
TÜRKİYE SAKATLAR KONFEDERASYONU GENEL SEKRETERİ AYHAN METİN - Merhaba, Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Genel Sekreteriyim, burada da uzman olarak bulunuyorum. Sayın Bakanıma ve Komisyona bu anlamda teşekkür ediyorum.
Lisans eğitimimi Erciyes Turizm Fakültesinde tamamladım ve orada rehber olmak için bütün arkadaşlarımla birlikte heyecanla sıraya girdim. İngilizce birçok soru sordular, başka türlü birçok soru sordular ama bana farklı farklı sorular gelmeye başladı. Bir terslik var, bir gariplik var diye çıktım ama en son arkadaşlarım şöyle naifçe uyarmaya çalıştı, birisi artık dayanamadı, dedi ki: "Ya, sakatlar rehber olmuyormuş, yönetmelik öyle yazıyor." O gün beynimden aşağı kaynar sular indi ve İngilizceye küstüm. Hâlbuki ben Nevşehir'de okudum, Kapadokya bölgesi, dağ bayır gezme gerektiren bir yerdir, oradaki bütün peri bacalarına girip çıkmışımdır, bütün yeraltı şehirlerine girip çıkmışımdır. Bastonlarla yürüyorum bu arada görmeyenler için, çok uzun mesafe yürümek gerekirse de tekerlekli sandalye kullanıyorum...
BAŞKAN MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU - Aynı zamanda akademisyen kendisi biliyorsunuz.
ALİ KARAOBA (Uşak) - Bildiğim için sordum.
TÜRKİYE SAKATLAR KONFEDERASYONU GENEL SEKRETERİ AYHAN METİN - ...ve İstanbul'daki bir sürü engelli arkadaşımı da Kapadokya'da dağ bayır, peri bacalarının içerisinde gezdirdim ve çok mutlu oldular. Ve bir sınıf arkadaşım "Ya, biz bunu nasıl ticari faaliyete dönüştürürüz?" diye kafa yordu, yurt dışından gelen engelli bireyleri de orada gezdirebilmek için bir yöntem geliştirdi. Aslında bu, tamamen uyumlaştırma. Mesela, yine geçen toplantıda bahsetmiştim "yapılamaz" denilen işlerle ilgili bir örnek vereyim. TRT Belgesel'de yayımlanan "Maceraya Engel Yok" isimli bir belgesel var, 13 bölümden oluşuyor. Bir kör, bir topal, bir sağır; biz, Rize Kaçkar Dağı'ndan girdik, Ağrı Dağı'ndan çıktık. Bunun içerisinde sadece dağcılık yok, çok ekstrem sporların tamamı var. Sayın Bakanımız Mehmet Kasapoğlu'nun Gençlik ve Spor Bakanlığı döneminde projeyi neredeyse tamamlayamıyorduk, enflasyon olmuştu. Sayın Bakanımız ulaştırma ve konaklama desteğini verince projeyi tamamlama fırsatına eriştik, o manada kendilerine özellikle, hassaten teşekkür ediyorum yoksa proje gitmişti. Bunu niye söyledim? Şimdi, ralli sporunu bilir misiniz bilmiyorum; rallide pilot aracı sürer, kopilot aracı süren kişiye anlık olarak ne tarafa, ne kadar hızlı ve keskin dönmesi gerektiğini ifade eder. "Sağ 3-5, hemen ardından sol 5, hızlıca 50 metre." falan der. 5'inci bölümde biz bunu yaptık, ben kopilotluk yaptım, "Ortopedik engelli, tamam, görüyorsun, sesin çıkıyor, elindeki yol notlarını okuyorsun." diyebilirsiniz. İşitme engelli arkadaşımız kopilotluk yaptı, sesini çıkartmadan bulduğumuz farklı bir yöntemle, el işaretiyle pilota yol tarif etti, çok hızlı bir şekilde Türkiye şampiyonu pilota, Ümit Bey'e. Sonuncusu, burada hemen ekliyorum: Kör nasıl kopilotluk yaptı? Bu eski milletvekilimiz Sayın Lokman Ayva'ydı, ona da bir yöntem bulduk ve yol tarifini yaptı. Kör birey çok hızlı giden bir araçta yol tarifi yapıyor. Şimdi, bunu yaptıysak aslında bizim burada demek istediğimiz şuydu: "Burada şu engelli grup bu işi yapar, bu engelli bu işi yapar."dan çıkıp kişinin yeteneklerine göre o işin uyumlaştırılmasını yaptığımızda sonuç çözülür; herkes her işi yapabilir, uyumlaştırma olsun yeter ki.
ALİ KARAOBA (Uşak) - Harika.
Şimdi, bunu niye sordum ben? Sayın Bakanım, bakın, adayların başvuruları... Öncelikle sunumlar için teşekkür ederim yani önümüzde de var. Sayfa 17 -gerçi sayfa numarası çıkmamış ama- 2'nci maddede diyor ki: "Adayların başvurmaları ve atanmaları. Kurumlar atama süresi içinde 5 kişilik bir değerlendirme komisyonu oluşturur. Komisyon adayların aranan niteliklere uygunluğunu inceler. Uygun bulunan adaylara ek sınav ve mülakat yapılmaz." Yani mülakatın olmaması güzel, ek sınavın olmaması güzel ama herhâlde Ayhan Bey bu komisyonun önüne gelse ne kopilotluk yapar ne turizme gider; bu madde çok mantıklı değil arkadaşlar. Yani sınava girmiş biri kazandıysa "Bu işi yapabilir, bunu yapamaz." gibi bir sınıflama zaten engelliliğin ilkesine aykırı bu komisyon mantığıyla, biz buradan söyleyerek çıkıyoruz; birincisi bunu belirtmek isterim.
İkincisi, 20'nci sayfanızda yine şöyle bir şey var: Bakın, 2012'de sınav yıllarına göre yerleştirilen memur adaylarının dağılımına baktığınızda 12.796 ama 2024'te 1.749 yani onda 1'ine inmiş bu. Yani nedeni nedir? Çok engelli kotaları doldu, artık bir daha almayız noktasından mı hareket ediyorsunuz. "Biz doldurduk artık bir daha almayacağız." mı diye düşünüyorsunuz. Hani ben belki de yanlış okudum tabloyu, bununla ilgili de yorum yaparsanız sevinirim.
Şimdi, tabii ki bayraklar güzel. Yani, hani birilerini motive etmek güzel ama kamusal yükümlülüğü olan kurumlara "Sen bunu yaptın." diye bayrak vermek benim kafama hiç yatmıyor, zaten o üniversite onu yapmakla yükümlü. Engellilere uygun bir üniversite imar etmek zorundayız, yapmak zorundayız. Yani "Siz yapmadınız, hadi bunları yaptınız, size bayrak veriyorum." diyerek motive etmek kulağa hoş bile gelse işin mantalitesine aykırı geliyor bana. Yani bu üniversiteyi yaparken niye engellilere uygun yapmadınız? Ülkemizin en önemli kurumları üniversite ise engellilere uygun değilse niye ruhsat verdiniz? Hani ben kafamda şekillendiriyorum: "Turuncu bayrak aldım, güzel, çok iyi, ben almadım..." E, niye yaptınız bu üniversiteyi?
Ayrıca, Uşak Üniversitesiyle ilgili de merak ediyorum, acaba Uşak Üniversitesinin hangi bayrakları var? Var mı, yok mu? Mesela, merak ediyorum: Bu ülkede engelli kaç rektör, kaç dekan var? Var mı ya da? Yani şöyle düşünün: Bir akademisyen, bir üniversite yani üst düzey bir hoca muhtarı seçebiliyor, rektörü seçemiyor bu sistem içerisinde. Yani bunu yanlış anlamayın, siyaset için söylemiyorum; siz bayrak vermek yerine bence üniversitelerin genel yapısıyla ilgili bir değerlendirme yapın. Engellilere bu yokuş yüzde 5 mi, değil mi diye gerçekten ölçen var mı? Bu komisyonun içerisinde, bu bayrakları verenlerin içerisinde kaç engelli üyeniz var? Ya "İşitme engelli birine uygun mu, değil mi?" diye bir yeri test ederken "web" sitelerine bak mesela en basiti, işitme engellilerin ulaşımı için tüm üniversitelerin "web" siteleri uygun mu açıkçası bakmak lazım.
Ek puan konusunda hocama çok katılıyorum. Yani bununla ilgili tabii ki siz çok doğru bir ölçme değerlendirme yapıyorsunuz, size verdiğimiz datalarla onu yapıyorsunuz. Tabii ki eleştirileri mutlaka vardır, ÖSYM soru çalınmalarıyla ilgili, kaygılarla ilgili ama bu, bu Komisyonun konusu olmadığı için buraya girmek istemiyorum. Şöyle diyorum: Sizin de bu öneriyi buradan alıp bizim de Komisyon olarak gerçekten engellilere bir kota vererek... Aylin Hocamın söylediği çok önemli bir tespit, yabancı uyrukluların kotası var, engellilerin kamuda yerleştirme için, işe girmesi için kotası var, üniversite okuması için sayılara baktığımızda gerçekten bir yerde eleniyor bu çocuklarımız. Bakın, bir yerde takılıyor bu çocuklarımız yani ilkokuldan sonra bir miktar, ortaokuldan sonra bir miktar, üniversiteye girinceye kadar olay çok daha düşmüş durumda. Hele erkek oranı çok yüksek üniversiteye giren ama neredeyse kadınlar hiç giremiyor. Ailelerin yaklaşımından mı kaynaklı bunu da iyi bir analiz edip Komisyon olarak benim naçizane fikrim, mutlaka maddelerden bir tanesi üniversitelere engelli kotası gibi bir oran getirilebilir. Yine, Aylin Hocamın dediği gibi girinceye kadar o puan dengeli tutulabilir. Bu fırsatları vermemiz gerekiyor bu çocuklara. Vermezsek bu işi başarabileceğimizi düşünmüyorum.
Şimdi, bir konu da şöyle: Tabii, bize de diğer vekillerime geldiği gibi başka engelli vatandaşlarımız ulaşıyor, bilgiler veriyor. "ALS" biliyorsunuz Amyotrofik Lateral Skleroz, Başkanı Doktor Alper Kaya, buradan da selam olsun, kendisi 9 Eylül mezunudur, göz hastalıkları uzmanıdır ama şu an evde solunum cihazına bağlı olarak yaşıyor, birtakım önerileri var. Başkanım, Sayın Bakanım, izniniz olursa ALS derneklerinden de birini en azından burada bir on dakika dinlersek, bu Komisyon herkese açık olduğu için bununla da mutluluk duyuyoruz.
BAŞKAN MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU - Peki, memnuniyetle davet edelim.
ALİ KARAOBA (Uşak) - İzniniz olur, notları alırlarsa, çağırırlarsa, ben de diyaloğa geçip Alper Bey'in numarası veririm, biraz konuşmakta zorlanıyor kendisi ama o şöyle çok... Bir şey söyleyeyim arkadaşlar: Mesela ev tipi mekanik ventilatör için normalde 52.800 lira ödüyor devlet ama piyasa değeri 200 binden aşağı değil. Trakeostomi kanülleri 1.199 lira ödüyor devlet, piyasada gerçekten kalitelileri 10 bin liranın altında değil. Yani daha önceki konuşmalarımızda da söyledik aslında bu ortez, protez ya da devletin verdiği o ödemelerin gerçekten güncel enflasyon değerlerine göre değerlendirilip yeniden revize edilmesi gerekiyor. Yoksa "Yaptık oldu." demeyle olmuyor. Tabii ki devlet ciddi yardımlar yapıyor, bu inkâr edilemez, çok ciddi şeyler de yapılıyor. Biz "Hiç yapılmıyor." noktasıyla bakıyor değiliz ama yeterlilik oranına bakıyoruz yani burada önemli olan o.
Ben de sunumlar için teşekkür ediyorum, şimdilik bu kadar, sağ olun.