KOMİSYON KONUŞMASI

AYŞE KEŞİR (Düzce) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum .

Kurum temsilcilerine, her birisine, sunum yapanlara da teşekkür ediyorum.

Hızlı hızlı ben de birkaç sorumu sorayım. Özellikle Diyanet İşleriyle ilgili söylemek istiyorum, bu verdiğiniz hizmette engellinin kendisine ait pek çok şey var hatta çok önceleri, çok uzun zaman önce işitme engelliler konusunu o dönemki arkadaşlarla birlikte de çalışmıştık biz. Ama işitme engellilerde şöyle bir durum var: Özellikle soyut kavramları -yani dinin hemen hemen bütün kavramları soyut- anlama ve kavramada sorun yaşanıyor yani işitme engellilerin temel problemi bu. Burada daha önce defalarca konuşuldu, işte, kelime hazineleri de az işaret dili kullansalar bile. Onun için, onlara uygun bir ilmihal, evet ama bu soyut kavramları öğrenmeleri konusunda ayrı bir çalışmanız var mı onların anlayabileceği şekilde?

Bir diğer konu da özellikle engelli çocuğu olan ebeveynler konusu. Ne yazık ki -şu an belgeleyemiyorum ama böyle bir veri dolaşıyor- ağır engelli doğan çocukların yüzde 90'ında babalar evi terk ediyor. Yani çok ağır engelliler için söylüyoruz bunu. Gene böyle bir rakam, bilgi var dolaşan. İşte, o çocuğun doğumu, varlığı, o çocukla birlikte hayat sürmek, anne olmak, baba olmak, o çocuğa karşı sorumluluk gibi, bu konuda, yani engelli çocuğu olan ebeveyne yönelik ya da o çocukla yaşamak isteyen ailelerin bu süreçte nasıl bir manevi rehberlikle kendilerini motive edecekleri, yani kendilerini güçlendirecekleri ya da öyle söyleyeyim, bunu özellikle sormak istiyorum, var mı böyle bir çalışma?

Bir diğer konu, Kültür Bakanlığına sormak istediğim bir konu var. Bu ülkede sinema teşviklerini son derece önemsiyorum. Yani eski bir senarist ve televizyoncu olarak sinema teşviklerinin bu ülkedeki Türk sinemasına çok değer kattığını ve Türk sinemasını uluslararası anlamda yarışır hâle getirdiğini düşünüyorum. Yani Bakanlığımızın geçmiş yıllardan bugüne yaptığı en önemli hizmetlerden biri bu fakat şöyle bir şey var mı: Yani bu engelliler için de geçerli, yaşlılar için de geçerli, başka işte, kadına yönelik şiddet gibi konular için de geçerli; teşvik mekanizmanızın içinde bu konuların varlığı bir teşvik unsuru oluşturuyor mu sizde? Yani biz bugün dizilere ya da sinema filmlerine baktığımızda hiç engelli yok yani hayatın içinde sanki hiç engelli yok. Şu an TRT'de yayınlanan bir dizi var, Teşkilat dizisi oradaki karakterlerden biri başta engelliydi, tekerlekli sandalyedeydi, bir istihbarat elemanıydı; onu da sonra yürüttüler, ameliyat ettiler. Yani o da engelli değil artık, yani hayatın içinde işini gücünü yapan, hayatın içinde yaşayan bir karakter olarak senaryolarda engelli bireyleri görmüyoruz ya da oradaki bir karakterin yan karakteri bile işte, şiddet gören kadın ya da yakını olmuyor. Bu tür konular acaba teşvik mekanizmanızda cetvelinizin içinde var mı ya da yoksa konabilir mi? Bunu özellikle sormak istiyorum.

Bir diğer konu da destek verdiğiniz engelli sanatçı var mı? Yani vatandaş olarak sanata ve kültüre erişimi konuştuk ama benim de tanıdığım bir arkadaşımızın kızı albino kendisi ve bununla ilgili çektiği film uluslararası bir ödül almıştı geçmişte. Böyle küçük organizasyonlar var ama Bakanlığın bu konuda "Şu kadar engelli sanatçıyla çalıştık. Geçmişte şu kadar engelli sanatçıya sinema teşvik ödülü, başka ödüller verdik ya da teşvik ettik." diyebileceğimiz bir kalemi var mı? Çünkü sanat özellikle engellilerin bazı alanlarında daha da cevher olarak ortaya çıkabiliyor. Bunu sormak istedim.

Ben Minibüsçüler Odasının meramını kendimce anladığımı düşünüyorum ama şu var dediğimiz gibi, bu bir gerçeklik Ankara, İstanbul gibi büyük metropollerde. Şunu soracağım: Bunu tartışırken, işte "Kaldıralım." ya da "Başka bir şey yapalım." derken elinizde bir model, bir öneri var mı? Yani ya da diğer halk otobüsleri için söylüyorum. Şimdi, yurt dışı diyeceğim yurt dışında minibüs yok, yurt dışında özel halk otobüsü yok referans alabileceğimiz belki ama bunlarla ilgili, bunu özellikle söylemem lazım, öyle yapmayalım da alternatifi şöyle yapabiliriz diyebileceğimiz bir modeli önünüze getirebiliyor musunuz?

Hızlıca TOKİ'ye de bir sorum var. Biz genelde konutları konuştuk ama iş yerleriyle ilgili bir uygulamanız var mı? Yani engelli esnaf için dükkân ve benzeri uygulamalar ya da iş merkezleri yapılıyor bu deprem bölgelerine, benim de şehrimde geçmişte yapılmış 99 depreminde çok büyük iş merkezleri yapılmış bizde ama bu iş merkezlerinin -tabii engelliye uygun değil, ayrı konu da- çoğu da atıl kaldı yani iş merkezlerinin fonksiyonu geçmiş dönemlerde çok planlı olmadığı için. Umuyorum, çok büyük bir hamle yaptık, yani 350 bin konut çok büyük bir iş başardı Bakanlık, bununla ilgili mutlaka iş yerleri de var. Sayın Bakanın geçtiğimiz gün yaptığı bir sunumu izledim ben, muazzam iş yerleri, işte, caddeler yeni iş merkezleri oluştu; buralarla ilgili engelliye, esnafa, üreticiye uygun o planlamanızın içinde onların adı geçiyor mu, var mı? Size de onu sormak istiyorum, başka da yok.

Teşekkür ediyorum ilginize.