KOMİSYON KONUŞMASI

MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Teşekkür ediyorum.

Ben de akademisyenim, tıp profesörüyüm.

Tabii ki, tıpçı arkadaşıma çok soracak bir şeyim yok ama şimdi, son dokuz yılda suça sürüklenen çocuk sayısı yüzde 51 artmış fakat 2023 ile 24 arasında yüzde 13 artmış yani geometrik bir artışa meyil var. Burada; popülasyonumuz değişmedi, çocuk sayımız aşağı yukarı değişmedi, aksine geriliyor, esas faktörün ekonomik olduğu yönünde bir görüşünüz var mı acaba? Bu bir siyasi soru, cevap vermeyebilirsiniz ama bu konuda görüşünüz nedir, onu merak ettim.

PROF. DR. ALİYE MAVİLİ - Ekonomik sorunların sorun olmadığı hiçbir ülke yok, dünyanın hiç bir ülkesi de yok.

MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Ağırlık orada mı acaba?

PROF. DR. ALİYE MAVİLİ - Yani şu andaki savaş tamtamlarına bir bakın, İsrail'in yaptığına bakın, Amerika'nın Venezuela'ya yaptığına bakın, hangi çocuğa biz, hangi demokrasi, hangi temel insan hakları diyeceğiz? Havana Bildirgesi 1990'da çıkmış ve biz, hiçbir çocuğun hükümlü hâle gelmeden, soruşturma ve kovuşturmalık hâle gelmeden ailesi için de, çevresi için de korunması gerektiğini söylüyoruz ama öyle bir noktadayız ki gerçekten üretim-tüketim arasındaki dengeye baktığımızda, ailenin tüketim alışkanlıkları cazip bir şekilde tahrik ediliyor ve aile destek sistemleri yoksullukla bağlantılı olarak sadece devletten beklenecek şeyler değil; yerelde belediyelerden STK'lara kadar çok ciddi bir koruma sistemi... Bizim spiritüel realitemizde, manevi doyumumuzda, inanç sistemimizde çok net şey var. Yani Batı da kiliseleriyle bunları gündeme sokarak, o mahallede "Bir tek mağdur kişinin sorunu benim sorunum çünkü benim çocuklarımın arkadaşı onlar." diyor. Şimdi, bu konuda "altruistic", elsever, "Öteki açken, komşun açken uyuma." diyen bir kültürün sahibi, bir toplumsal dinamiğe sevdalı bir hoca olarak çok net söylüyorum: Yoksulluğun sorun olmadığı hiçbir şey yok-biz üniversitelerden de tutun- ama şuna kayamayız... O zaman bütün yoksulların suça yönelme potansiyeli, zenginlerden daha da yüksektir diyebiliriz, daha riskli sorunları var, evleri yok, açlıkları var, daha çabuk yangın çıkıyor evlerinde, ısınma sorunları var. Bu çocukları tahrik eden o kadar çok unsur var ki biz, o tahrik edici unsurları kontrol ve rehabilite etme sorumluluğuna sahip bir devletiz ve bu kadar da büyük bir devletiz. O zaman, Kurtuluş Savaşı'ndaki yoksulluğa baktığımızda, kemiğin kemiğiyle yaşadığımız o günler değil ama hepimizin sorumluluğu bireysellik... Bir Amerikan dernek toplumuna baktığımız zaman, en az 5 tane derneğin üyesi bir bireysellikleri var. Bizler de yardımseverlerden aile yaşam birimine kadar, belediyelerdeki destek primine kadar, dinî ve millî bayramlarda her zaman için bir çocuğu okutmak, bir çocuğa destek olmak, bir çocuğa özdeşim, rol model olma sorumluluğumuzu yabana atmamak zorundayız. Elimizden kaçan dünya... Yeşil Yol'daki şeyi düşünün, ben izlerken çok ağlarım. Kimse damgalanıp yaftalanacak kadar suça yönelemez, bizim kendimizin sorumlu ve gerçekten sağlıklı bireyselliği hep birlikte yaratacağımızı düşünün, hiçbir devlet bütün sorunları çözme gücüne sahip değil ve gücü de yetmez.

MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Sevgili Hocam, benim söylemek istediğim şu: Multifaktöriyel -bunu sabahtan beri konuşuyoruz- yani genetiğinden tutun, işte, uyuşturucu kullanılmasına, anne-babadan gördüğü şiddet, aile içi şiddet, mutsuzluk, okuyamaması, MESEM'lere gittiği zaman ortaya çıkan haksızlıklar; bunların hepsi bir faktör ama benim anlatmak istediğim şu: Yani son dokuz yılda yüzde 51 artmış bir şey, bir olay, son bir iki yılda yüzde 13 artıyorsa burada değişen önemli bir faktör vardır. Bu faktörlerden en önemlisi bence ekonomik olarak bazı şeylere insanlara ulaşamaması. Bu, ailede de böyle, çocukta da böyle. Dolayısıyla, ben bunu vurgulamak istedim, yoksa tabii ki sizin dediklerinizin hepsine katılıyorum ama ben neredeyse geometrik olarak artışa girmiş bir şeyden bahsediyorum yani bu yıl 202 bin, gelecek yıl 240 bin, ondan sonraki yıl 267 bin, 270 bin. Baktığınız zaman, benim söylemek istediğim o yani bir sürü parametre var ama esas olarak, acaba ekonomik olabilir mi?

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Hocam, dünyadaki artış...

MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Olabilir, bir şey demiyorum ama bizde daha fazla sanki.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Ama risk faktörü olarak ekonomik kırılganlıkları zaten en başta söyledik.

MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Yok, tabii, sonuçta TÜİK'in rakamlarına göre konuşuyorum; Amerika'da, Almanya'da bu kadar değil, TÜİK rakamları bunlar.

DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Velev ki öyle ama biz kendi ülkemizi iyileştirmeye çalışalım.

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Yo, yo; ben söylediğinize itiraz etmek için söylemedim, başka bir sebeple söyledim.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Teşekkür ederiz ama onu bir başlık olarak zaten belirlemiştik aslında. Hocalarımız da aslında o teorinin içinde ekonomik, sosyoekonomik kırılganlıkların risk faktörü...

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Geçtiğimiz yıla göre...

MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Yüzde 13.