| Komisyon Adı | : | (10/1912,3375,3376,3377,3378,3379) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 08 .01.2026 |
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri, değerli hocalarımız, bürokratlar ve danışmanlarımız; hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
Şöyle bir olay yok yani dünyadaki suç, suçlu tipleri veya dünyanın gelmiş olduğu konum, ülkemizdeki suç, suçlu tipleri veya ülkemizin gelmiş olduğu konum bir tarafa bırakıp da sadece çocuklar üzerinden tartışma yaparsak sağlıklı bir sonuca varamayız. Dolayısıyla, hocalarımızın da sabahtan beri aslında... Dün birçok önerilerinde hemfikir olamadığımız Emniyet Müdürlüğünün saptamalarının, Jandarmanın risk saptamalarının hepsinde ortaya çıkan durum bu. Ailede risk, okulda risk, sokakta risk... Dolayısıyla, bunların hepsi birbiriyle bağlantılı. Biz bunları en başta saptayamadığımızda belli ki suça sürüklenen çocuklar gittikçe gittikçe bu risk artıyor ve suça itilmiş hâle geliyorlar, sürüklenmiş hâle geliyorlar.
Şimdi, biz burada ekonomiyi tartışamazsak, biz burada sosyal, ekonomik yapıyı tartışamazsak, kültürü tartışamazsak, aslında burada sağlanacak fayda havada kalır. Bunların çoğu biliniyor. O zaman deriz ki ki, hocalarımız, siz zaten araştırma yapıyorsunuz, biraz daha araştırma yapın. İşte, tam da bu noktada, kusura bakmayın, çocuk konusu tam da politiktir çünkü bir ülkenin bütçesine baktığınız zaman çözüm üretip üretmeyeceğimizi burada görebiliriz. O yüzden, lütfen korkmayalım. Elbetteki çocuk konusu da kadın konusu gibi. Hani diyoruz ya kadın cinayetleri politiktir. Politiktir, siyasi tercihler üzerinden gider.
Şimdi, "Aile çocuğun hani ilk başta doğduğu yer, risk oradan başlıyor." dediniz, hepiniz de bilimsel anlamda bunu söylüyorsunuz. Şimdi, biz, ailenin yoksulluğunu, yoksunluğunu, aile içindeki şiddeti gideremezsek suça sürüklenen çocuk riskini nasıl azaltabiliriz, azaltmamız mümkün olabilir mi?
Okul: Millî eğitim politikasını tartışmadan, buradaki eksiklikleri tartışmada sonuca varabilir miyiz? İkinci geldiğimiz belki de en önemli, aileden bile önemli nokta okul. Okulda durumlar nedir? Niye okul suça sürüklenen çocuk risk tablosunda etkin hâle gelemiyor? Buna engel olan nedir? Şimdi, biz bunu tartışmadan, sadece sonuçlar, hocalarımızın verdiği sonuçlar üzerinden bir yere varabilir miyiz?
Sokak: Sokağa itildiği zaman, toplum içerisine gittiği zaman, bugün suç tipleri nasıl değişiyor, buna bağlı hukuk da değişir. O yüzden hukuk yaşayandır zaten çünkü suç tipleri değişiyor. Dolayısıyla, bu suç tiplerine karşı bizim ülkemizde alınacak önlemleri tartışamazsak bir sonuca varamayız ki. Bir rapor çıkar, raporun sonucunda da biz yine diğer rafa kaldırılmış bir rapor hazırlamış oluruz. O yüzden, arkadaşlar, bu siyasidir, politiktir. Bunu anlamak için de bütçeye bakmak lazım.
Dediklerinizi -birçok şeye zaten hepimiz katılıyoruz- büyük bir zevkle dinledik. Hatta, süreyi belki de Sayın Başkanım yirmi dakikadan daha mı fazla verirsek, o zaman bazen takipte biz not almak için zorlanır hâle geliyoruz. Dolayısıyla, bütçelemeye baktığınız zaman, mesela, 2004 bütçesine hiç bakabildiniz mi, 2026 bütçesinde öngörülene bakabildiniz mi? Sizin bu önerdiğiniz riski azaltma metotları bu bütçe içerisinde sağlanabilir mi? Bunlar acaba incelediniz mi? Bu konuda tavsiyeniz, görüşleriniz ne olabilir? Dolayısıyla, ben bütçelemeyi, eğer bir sorunun çözümünde bütçede buna ne gözle bakılmış, buna ne pay ayrılmış, bunu göremezsem havada kalan bir söz diye bakıyorum.
Şimdi, değerli hocam -siz de belki biriniz sordunuz ama- birçok mağdur, daha sonra fail hâline gelebiliyor." dediniz. Zannedersem rakam da verdiniz, aklımda kalmadı ama dolayısıyla, gerçekten, mağdurla faillerinin iç içe geçmiş olduğu, işte bu katmanların iç içe geçmiş olduğu çok zorlu bir alanda şu anda çalışma yürütüyoruz. Hem suça sürüklenme risk faktörleri farklı farklı katmanlarda, farklı farklı bakanlıkları ilgilendiriyor hem de çözümler de farklı farklı bakanlıkları ilgilendiriyor. Şimdi, biz biliyoruz aslında bu çoğu problemin nereden kaynaklandığını, çözümlerin de işte sizin dediğiniz gibi olacağını. Anlatıyorsunuz, daha önce de dinledik. Peki, o zaman, bu bakanlıklar arasındaki koordinasyon eksikliğini biz niye hâlâ gideremiyoruz? Benim kafamda hep "Niye yapamıyoruz?" Elbette ki bir sürü olumlu şeyler de oluyor. İşte, yirmi yıl öncesi, otuz yıl öncesine göre değerlendirdiğimiz zaman, çocuk mahkemeleri sayısında yaklaşım bazında bu olacak. Bu gelişimin zaten sonucu. Gelişim bunu zaten size götürüyor ama burada tercihler önemlidir. Bizim ülkemizde hâlâ da devam ettiği şekilde onarıcı adalet sistemi üzerinden gidiyoruz, ne mutlu ki. Dolayısıyla, şimdi, buna rağmen bir sürü paketler ilan ediyoruz. Buna rağmen biz bu koordinasyonu sağlayamıyoruz. Nerede kopukluk var? Yani Millî Eğitim, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, bunlar arasında nasıl bir iletişimi kurmamız gerekiyor ki biz... Şimdi Seda Hocam da söyledi, "Hani bazı çocuklar suç işler hâle gelir ve onları sistem dışında tutamıyoruz." dediniz. Dolayısıyla, bunlar dışındakileri ilk evvel nerede saptayabiliriz ve bu bakanlıklar niye birbirine haber vermiyor? Şimdi, hükmün açıklanmasının geri bırakılacağı düşünüldüğü için, mesela ilk suç işlendiğinde, maalesef, ne savcılık ne daha sonra mahkemeler aile ve sosyal hizmetler il müdürlüklerine, Bakanlıklara, görevlilerine bildirim yapmıyorlar. Oysa, sizin bilimsel verilerinize göre ilk müdahale ilk suçta en etkili olan şey ve dünkü sunumlarda -siz buradaydınız, gördünüz- ilk suç işleme oranı çok daha fazla aslında. Biz hani tam tersi düşünüyorduk, bu gittikçe yoğun çünkü hani sosyal medya algısı öyle ya bizi de bazen yanıltıcı şekilde davranmaya iten. Dolayısıyla, bu ilk müdahalede niye birlikte hareket edemediğimizi çok merak ediyorum.
Onun dışında, şimdi, aileye müdahale edeceğiz ama biz biliyoruz ki sadece çocuk suçlarında değil, diğer suçlarda da suç artışları var. Yani, cezaevleri yapıyoruz artık, üst üste yatıyorlar; geziyoruz, görüyoruz ister muhalefet ister iktidar milletvekilleri olsun. Aile içerisinde uyuşturucu kullanımı artmış; ailede kadınlarda dâhil olmak üzere çok büyük oranda sinir ilacı kullanımı oranları artmış. Şimdi, bu ortam içerisinde, hani, tamam, aile, aileyi de biz tedavi edeceğiz herhâlde ki ancak buna engel olalım. Dolayısıyla, bu çocuğun kaderini nasıl değiştirebileceğiz? Yani, Vekilim söyledi, o kadar korunaklı ailelerde hani biblo gibi büyütmeye çalışıyoruz ama ona rağmen hâlâ istediğimiz şekilde bir çocuk yetiştirme tipine erişemiyoruz. Dolayısıyla, biz, bu ailelerdeki bu sistemi sadece ailelere direkt işte "5 bin lira yardım, 10 bin lira yardım, bakım görevini sen yap." diyerek bu sistemi değiştirme imkânımız var mı? "Sıkı bir disiplin." dediniz Hocam. Elbette disiplinsiz hani ceza demediniz, "Disiplin." dediniz. Bu disiplin algısının ortadan kalkmasının nedeni nedir? Bizim disiplinsizlik ailede de başlıyor. Çocuklarını televizyon izlemeye çoğu zaman aileler de itiyor çünkü denetim yapmıyor; kolay, oturt televizyonun başına çocuğu, başka bir şeyle ilgilenme. Dolayısıyla bu disiplinsizlik, ailedeki disiplinsizlik olayı, okuldaki disiplinsizlik olayı daha sonra sokağa çıktığında zaten nereye gittiklerini de görüyoruz. Bunların nasıl bir arada ortadan kaldıracağız? Yani bunu nasıl yapabileceğiz?
"Damgalanmama." dediniz. O yüzden, biz, dün, aslında Jandarma ve Emniyetteki arkadaşlarımız "Çocuklara kelepçe takabilme imkânına sahip olalım, biz sorgusunu yapalım." dediğinde tepki gösterdik. Belirli yaş arasındakiler için dedi. Dolayısıyla, bu damgalamama olayını nasıl hem kollukta hem adliyede bir sürü -işin içindeyim meslek olarak yeni sistemler ortaya konuldu, uygulamalar da var ama hâlâ gidermiş değiliz. Dolayısıyla, bu dalgalanmamayı nasıl sağlayacağız ki -çocuğun suça sürüklenmesine neden olacak bir etken olduğunu söylediğiniz için- bunu da kırabiliriz? Erken yaşta bir mahkûmiyet yerine yine siz de "onarmak" dediniz, bunu çok önemsiyoruz. Bunları, sizin bu önerdiğiniz önerileri kamuoyunda daha nasıl görünür hâle getirebiliriz? Çünkü insanlar şöyle zannediyor bir olay olduğu zaman: "Suçlara verilen cezalar artarsa suç işleme oranı azalır." Hâlbuki biz biliyoruz, verilerimize göre ortadadır ki -dünyadaki veriler de öyle- bu böyle olmuyor. Cinsel suçlarda da çok net gördük, cezalarımız aslında az değil ama uygulama problemleri nedeniyle, yaratılan bir cezasızlık algısı nedeniyle toplumda şöyle bir algı oluşuyor: "Ceza verelim, hatta tehlikeli gibi görünüyorsa hiç çıkarmayalım ve problemi çözelim." Bu bakış açısını, toplumdaki bakış açısını acaba değiştirmek için bize önerileriniz olabilir mi? Çünkü bazen çok hassas konular işleniyor. O hassas konuda konuşmaya çalışan, doğru ses çıkarmaya çalışan arkadaşlarımız da linçle karşı karşıya geliyor. Dolayısıyla bu konuda görüşünüz nedir, bunu da bilebilirseniz çok memnun olurum. Akranlar arası zorbalıkla...
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Teşekkür ederiz.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Bir tek şeyi soracağım: Akranlar arası zorbalıkla...
BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Sunumlara yirmi dakika tanıyoruz, bazen sorular yirmi dakikayı geçiyor, çok adaletsiz oluyor bence.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Tamam.
Bir de müdahale ne zaman olmalı Hocam? Seda Hocam, siz dediniz ya: "Bazıları hiç müdahale edilemeyecek hâle geliyor." Onu önlemek için müdahale nerede lazım?