KOMİSYON KONUŞMASI

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Sayın Başkanım, bir şey soracağım Çocuk Adalet Merkeziyle ilgili.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Kısaca ifade ederseniz, Hocam, siz de kısaca cevap verin, ondan sonra da kapatalım.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Şimdi, dünkü tartışmada kelepçe takmak ya da 15-18 yaş arasındaki çocuklara indirim gibi hususlarda konuşurken şimdi bizim sistemimizde ve Adalet Bakanlığının da şimdi yürüttüğü sistem üzerinde biliyorsunuz ki hem ÇİM'ler oluyor, Çocuk Adalet Merkezlerini yeni yeni oluşturdular, 3 önemli merkezde çalışılıyor, çocuk mahkemeleri kurulmaya çalışılıyor. Dolayısıyla çocuklar bir hakimin karşısına bile, cübbeli birinin karşısına çıkarılmaktan bile korunurken sizin dediğiniz Amerika'daki o sistemin Türkiye'de kurulması, bu Adalet Bakanlığının gittiği sistemin dışına çıkacak bir şey oluyor. Yani dün nasıl karşı çıktıysak bugün de sizin o anlamdaki söyleminize karşı çıkıyoruz.

DR. ESRA ÇETİNÖZ - Orası acaba yanlış mı anlaşıldı? Ben o modelin yanlış olduğunu söylemiştim. Farklı bir şeyden bahsediyoruz galiba. Hani "Bu çocuğu işte korkutmak, cezaeviyle vesaire doğru değil." diye.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Yok, yok, dediniz ya "Bizde de polisler o ilk müracaat ettiğinde ifade alabilir ya da işte polis sisteme girebilir." Bizim sistemimizde çocuk varsa giremiyor ama tabii yine yakalamayı yapıyor, orada alıp götürmeyi yapıyor, şudur, budur.

DR. ESRA ÇETİNÖZ - Anladım.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Dolayısıyla, yani sizin önerdiğiniz sistem şimdi bugünkü Adalet Bakanlığının gittiği sistem ve bizim de doğru bulduğumuz sistem üzerinden gitmiyor, o zaman farklı bir yapılanma gerekecek. Dolayısıyla ona da o anlamda karşı çıkıyoruz. Siz bunu nasıl konumlandıracaksınız o zaman?

Bir de "12 yaşından sonra bir şey olmaz." dediniz ama birçok dinlediğimiz -tabii bilimsel şey değil ama- hocaların da dediği şu: "Soyut kavramları çok küçük yaşta çocuklar algılayamıyor." Din eğitimi konusunda olanı söylüyorum. Siz hani çocukların o soyut kavramları anlayabildiğini düşünerek mi hani "Eğitim daha öncü olmalı." diyorsunuz?

DR. ESRA ÇETİNÖZ - Onu kişisel bazda söylemiştim.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - İnanç ve davranış olarak.

DR. ESRA ÇETİNÖZ - Evet, evet. Yani bir örnek olarak vermiştim sadece.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Sayın Başkan, şimdi şunu söyleyeyim isterseniz...

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Yoklama istenecek...

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Tamam.

Çok zamanın geçtiğini ben de biliyorum benim de acil... Hiç birimiz burada çok rahat oturmuyoruz, keyif çatmak için gelmiyoruz, hepimizin başka görevleri de var ki benim Mecliste bulunmayı seven, bulunmanın müdavimi olduğumu bilen bir insansınız, kalkmadan oturuyorum.

Şimdi, Başkanım, az önce yine kendi konuşmanızda özetleme yaptınız, o yüzden benim sözlerim de zabıtlara geçsin: Ben jandarma ve polisteki...

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Ama dün geçirdiniz zaten onunla ilgili.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Geçirdim de siz şimdi yine başka bir şeye yönlendirdiniz. Ben onlara demedim "Sizin yaşınız kadar benim..."

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Bana dediniz zaten.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Size dedim ama sanki o polis...

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Ama sevgili vekilim...

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Bir dakika açıklayayım ama. Siz yine zihinden okuma yapıyorsunuz ve ben cevap vermek... Tartışma yaratmak için söylemiyorum.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Dilem Hanım'a cevaben söyledim ben, siz bir şey demediniz ki bugün.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Demedim de siz onunla giriş yaptınız.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Ama beni de genç görmesinden dolayı hemen motive oldum.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Ona dediniz gibi ama dün ondan giriş yaptığınız için söylediniz. Polislerimizin, Jandarmamızın ne kadar fedakârca çalıştığını biliyorum, o yüzden beni o topa hiç sokmaya kalkmayın yani.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Peki, çok teşekkür ediyorum. Biz biliyoruz sizin ne kadar vatansever olduğunuzu.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Bir de şunu söyleyeyim: Sanki mağdur açısından kimse burada o şeyi taşımıyor gibi bir konuşma da yaptınız, bu beni de rahatsız etti. Bakın, biz avukat olarak kendi kişisel ya da grubumuz adına da aynı şeyi dedin. Elbet de bunun bir mağdur yanı olduğunu biliyoruz.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Mağduriyetlerin giderilmesi için bazı tedbirlerin revize olması gerekiyor. Siyah-beyaz diye bakmıyorum.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Yok, yok, kimse bakmıyor.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Hepimizin evlatları.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Bir kere biz mesleki açıdan da biz yıllarca mağdur savunuculuğu yapmış, bu alanda, çocuk alanında... O yüzden "romantik" diye de nitelendirdiniz. Çoğumuz zaten alandan yetişiyor, Bakanım da dâhil olmak üzere. O yüzden lütfen onları düzeltelim yoksa hepimiz bu işin siyah ve beyaz yanı olduğunu biliyoruz ama Komisyonun kuruluş amacı belli olduğu için o yüzden o konudan gidiyoruz yani.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Yok, sizi kastetmedim, kesinlikle. Kategorik bakmamak gerektiğiyle ilgili... Hiç sizi kastetmedim yani.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Memnun oldum, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Hocam, cevabınızı çok kısa alıyoruz ve sonra toplantımızı kapatıyoruz.

DR. ESRA ÇETİNÖZ - Tamam.

Sadece demek istediğim: Bu konuyla ilgili bence derinlemesine bir çalışma yapmak lazım, bu polisin ifade alıp almaması doğru mu değil mi diye. Şu var: İnanın polislerin hiçbiri ekstra bir görevi artık kaldıracak durumda değil, o yüzden emin olun çok da meraklı değiller çocuklarla görüşme yapmaya ama eğer bir sistemde sıkıntı var ve bizim koyduğumuz kural uygulanamıyorsa ve farklı bir şekilde çözmemiz gerekiyorsa bence bunu en güzel... Şuna da çok kıymet veriyorum: Kurumda uygulamayı yapan, o sıkıntıyı bizatihi çeken, arada kalan... Çünkü bazen biz şöyle yapıyoruz çalışanlara: "Double bind" dediğimiz bir fenomen var, duydunuz mu? Beyaz'ın bir tiplemesi vardı "Hem rekor kırmanı istiyorum ama aynı zamanda 1'inci olmanı istemiyorum." diye; polislik bence tamamen bu, polislik "double bind" yani. Acayip bir görev veriyoruz insanlara, yapılması için imkân vermiyoruz ama sonrasında hesabı da soruyoruz yani, böyle durumlara çok düşüyor. O yüzden, bu konuda bence sakince "Evet." ya da "Hayır." "Yapılsın." ya da "Yapılmasın." değil de gerekli fizibiliteyi sahadaki uzmanlarla beraber yapıp -hem savcılık kısmı hem de polisler- neyse ona göre sağlıklı bir çözüm getirilmesi... Dediğim gibi, alternatif olarak böyle bir teknik, metot, kullanılan, dünyada da etkili olduğu görülen bir şey var mı? Var. Bu bir kenarda dursun ama hani, bu benim "Bu uygulansın, böyle aşılsın." önerim değildir. Bu konuda bence çok derinlemesine bir araştırma yapılması, bizi çocuk için en doğru sonuca ulaştıracaktır diye düşünüyorum.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Bir de şunu söyleyeyim: Siz çok hassassınız bu konuda, polise bir çocuk saldırıyor, o yakalanmaz, kelepçelenmez diye de bir şey yok.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Var, kanunen -çok enteresan- sorgulayamıyor bile.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - O ayrı bir şey ama size saldırırken vatandaş olarak bile hakkımız var, size biri saldırırsa tutarsınız gerekli önlemi yaparsınız. Saldırgan bir insana elbette ki polis "Dayak at bana." mı diyecek yani? O konuda şey yapılabiliyor, merak etmeyin diye söylüyorum.