| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 14 .01.2026 |
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Türkiye Varlık Fonunun denetimini gerçekleştiriyoruz şu anda. 34 tane şirket var. Neler var? Bir kere, Türkiye Varlık Fonu Yönetimi AŞ'nin kurmuş olduğu şirketler var; Varlık Kiralama AŞ, Finansal Yatırım AŞ, Türkiye Varlık Fonu Enerji... Ayrıca, Ziraat Bankası, Halk Bankası, Vakıfbank gibi Türkiye'nin en büyük bankaları, Türkiye Sigorta, Türkiye Hayat Emeklilik, Katılım Sigorta, Türk Hava Yolları, PTT, BOTAŞ, Turkcell, TÜRK TELEKOM, ÇAYKUR, TÜRKŞEKER... Tam 34 tane firma ve bunların da ilişkili olduğu toplamda 196 tane firma var; çok ciddi taşınmazlar var, oteller var, ayrıca lisanslar var yani her şey var ancak -bugünkü tartışmaların odak noktası- ne yazık ki denetim yok.
Şimdi, burada bağımsız denetim şirketleri bu söz konusu Fonu, şirketi mali olarak denetliyor, sonra Cumhurbaşkanının tayin ettiği denetçiler bu raporlar üzerinden denetim yapıyorlar ve daha sonra da bu Mecliste görüşülüyor. Şimdi, burada tartışıldı, denildi ki: "Ya, bu Türkiye Varlık Fonu Anonim Şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı kim? Cumhurbaşkanı." Yani, Cumhurbaşkanı kendisini denetleyecek denetçileri bizzat kendisi seçiyor ve ne yazık ki Türkiye Varlık Fonu, Türkiye Varlık Fonu Yönetimi AŞ denetlenmiyor ve bunun kurmuş olduğu şirketler, satın almış olduğu şirketler denetlenmiyor, denetlenmediği veyahut da denetlenemeyeceği esasında Anayasa Mahkemesi tarafından da tespit edilmiş durumda. Denetimle ilgili maddeleri bilindiği gibi, Anayasa Mahkemesi iptal etmişti. Yarın bunlarla ilgili bir kere daha görüşeceğiz ancak görüyoruz, yapılacak olan yeni düzenleme de Anayasa Mahkemesinin iptal etmiş olduğuyla üç aşağı beş yukarı yani neredeyse aynı nitelikte.
Şimdi, bu "Türkiye Varlık Fonu Anonim Şirketi, Türkiye Varlık Fonu veyahut da bunlar tarafından kurulan ve kurulacak şirketler, alt fonlar ile bunların kurucusu olduğu veya satın aldığı şirketler, alt fonlar ve bunların bağlı ortaklıkları bağımsız denetime tabidir." deniliyor yani yarın karşılıklı tartışacağımız konu bu. Ayrıca, bu şirketler, bu saymış olduğum alt fonlar, diğer kamu iktisadi teşekküllerinin, kuruluşlarının tabi olduğu mevzuata, uygulamalara, kısıtlamalara da tabi olmayacak. Yani, şimdi bakıldığı zaman trilyonlarca liralık bir büyüklük söz konusu, 12.7 trilyonluk varlıktan bahsediyoruz. Gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 30'una tekabül ediyor, böyle bir büyüklükten bahsediyoruz ve burada milyarlarca liralık borçtan bahsediliyor, kamu kaynaklarından bahsediliyor ancak diğer kamu kuruluşları gibi denetlenmeyecek ve diğer kamu kuruluşlarının mevzuatına tabi olunmayacak. Nedir bu? Sayıştay Kanunu'ndan muaf, Türkiye Büyük Millet Meclisi KİT Komisyonu denetiminden muaf -ki biliyorsunuz, KİT Komisyonu ihtisas komisyonudur, önemli bir komisyondur- Devlet ihale Kanunu'ndan, Kamu İhale Kanunu'ndan, Taşıt Kanunu'ndan, Devlet Memurları Kanunu'ndan, bunların hepsinden muaf bir yapıyla karşı karşıyız. Anayasa Mahkemesi ne diyor, neden iptal etmiş? Diyor ki: "Türkiye Cumhuriyeti demokratik bir devlettir ve demokratik devletlerde kamu kaynakları keyfî idare edilemez. Kamu kaynaklarının kamu yararına uygun kullanılması gerekmektedir. Bu uygunluğun güvence altına alınması gereken yegâne kurum da Türkiye Büyük Millet Meclisidir."
Şimdi, ben, burada bir soru sormak istiyorum: Bağımsız denetim şirketleri ve bu şirketleri denetleyen Cumhurbaşkanlığı denetimleri -ki bu raporlar üzerinden yapıyorlar- kamu yararı gözetiyorlar mı? Yani, bağımsız denetim şirketleri, Sayıştay gibi kamu yararı gözetiyorlar mı? Bir kere, sorulması gereken, cevap verilmesi gereken şeylerden bir tanesi ki benim anladığım kadarıyla, bunlar yapılan, olan iş ve işlemlerin bilançoların kanuna uygun yapılıp yapılmadığı, mevzuata uygun yapılıp yapılmadığı üzerinden denetleme yapılıyor. Bir de madem mutlaka ve mutlaka bunun Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından görüşülmesi lazım, neden biz bunu Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşüyoruz? Çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisinde 35 üyesi olan ve bu konuda ihtisaslaşmış bir KİT Komisyonu var. Yani, sizin de sunumunuzda belirtmiş olduğunuz gibi, zaten bu konsolidenin yüzde 81'i Sayıştay denetiminden geçiyor ve KİT Komisyonundan geçiyor. Neden biz Türkiye Varlık Fonu denetimini Türkiye Büyük Millet Meclisinde KİT Komisyonunda yapmıyoruz. Çünkü bu 35 milletvekili alt komisyonları oluşturmaktalar ve Sayıştayla beraber belli bir takvim içerisinde bizzat gidip yerinde bir güzel denetim yapılmakta ve daha sonra Mecliste bütün bu kamu iktisadi kurumları tek tek görüşülmekte ve ibra edilmekte. Şimdi, biz burada sabahtan akşama kadar konuşalım, biz anlatalım derdimizi, siz anlatın. Peki, ibra olacak mı burada? Herhangi bir oylama olacak mı? O zaman biz neyi denetliyoruz? Kimi denetliyoruz? Nasıl denetliyoruz? Yani, burada Sayıştay olmuş olsa Sayıştay şunu yapıyor: Gittiği yerde soruşturma açabiliyor. Herhangi bir kamu zararı gördüğü zaman, herhangi bir usulsüzlük gördüğü zaman soruşturma açabiliyor çünkü mevzuat o şekilde. Bugün Cumhurbaşkanlığı tarafından görevlendirilen denetmenlerin böyle bir yetkisi yok, yapamaz.
Şimdi, yani burada kendimizi kandırmaya gerek yok. Biz burada bir denetleme falan yapmıyoruz. Yaptığımız şey, esasında denetim değil. Yani, şimdi Sayıştay raporlarıyla, bizim anlamaya çalıştığımız o yüzlerce evrak... Yani, bir hafta içerisinde yüzlerce evrak okumaya çalıştık okuyabildiğimiz kadar, birçok insan okuyamamıştır, konu hakkında bilgi sahibi değildir. Mesela, bir Sayıştay raporu... Ne mesela? TÜRKŞEKER. Şimdi, Sayıştay gitmiş TÜRKŞEKER'e, orada bir denetim yapmış ve şunu söylüyor, bir Sayıştay raporunda şunu görebiliyoruz: "Burada yatırım yapılması lazım, yatırım yapılmıyor, yatırım yapılmadığı için fazla insan çalışıyor, verimsiz. Çok ciddi bir borç sarmalına girmiş durumda. Finansal olarak kötü." diyor. Nedenlerin hepsini biz burada görebiliyoruz, KİT komisyonu da görüyor, KİT oraya da gidiyor zaten yani aradaki farkı anlatmak için size söylüyorum.
Ben bakıyorum, sizin raporlarınızda ne deniyor? İşte, burada 2 tane rapor var, 2023 yılı faaliyetleriyle alakalı; birim denetçisi firma görüş vermekten kaçınmış ama aynı yıl TTK uyarınca yapılan bağımsız başka bir firma bu şirkete sınırlı olumlu görüş bildirmiş mesela. Bizim anladığımız şey bu ama Sayıştay raporuna baktığımız zaman birçok şeyi biz görebiliyoruz, KİT komisyonundaki arkadaşlarımız görebiliyor. Mesela, TÜRKŞEKER beş yıl içerisinde 18 milyar lira zarar etmiş, 18 milyar lira. Bakın, çok ciddi bir rakam ve çok ciddi borcu da var, bir borç sarmalının içine girmiş ve batıyor, batacak. Fakat biz bunu sizin bize sunmuş olduğunuz raporlardan görmüyoruz, görmemizin de imkânı yok zaten bakıldığı zaman.
Arkadaşlarımız bahsetti, PTT. PTT'de aynı şekilde, aynı durumda yani 2024'te 3 milyar 613 milyon liralık zararı var; altı yılda 8,6 milyar lira zarar etmiş, gerçekten zor durumda. Biz bu Sayıştay raporlarından -eskisi kadar eleştirsek de Sayıştay raporlarındaki bulgu sayısının her geçen yıl azaldığını eleştirsek bile- bunları görebiliyoruz burada Meclis olarak ama burada görme şansımız yok. Mesela "Turkish Energy Company, BOTAŞ, TPAO gizlilik unsurları nedeniyle etkin bir denetim yapılmamıştır." diyor. Bakın, TPAO'dan bahsediyoruz, BOTAŞ'tan bahsediyoruz ve deniyor ki: "Burada etkin bir denetim yapılmamıştır, yapılamamıştır." Neden? Gizlilik kararı var. Nasıl denetim bu? Yani şunu da sormak istiyorum: Allah aşkına, yahu, lütfen, gözünüzü seveyim, seneye bunlarla gelmeyin. Burada gerçekten yani bu çağda, bu durumda bu kadar kocaman kocaman, bir daha okunmayacak, saklanmayacak bu kitaplarla lütfen karşımıza gelmeyin. Yazık, günahtır, masraftır birincisi, israftır; onu size söylemek istiyorum.
Bir de etik konseyiniz var mı? Yani şimdi, burada bir para var, bu para bir yerlerde değerlendiriliyor ki kamunun parası bu. Parayı değerlendirdiğiniz şirketlerde mesela çocuk işçi çalışıyor mu, bunu biliyor musunuz, takip ediyor musunuz? Mesela çevreye karşı sorumlulukları yerine getiriyor mu? Yani bunları tartışacağınız bir etik konseyiniz var mı?
Teşekkür ederim.