KOMİSYON KONUŞMASI

MUSTAFA ERDEM (Antalya) - Sayın Başkan, değerli Komisyon üyeleri, değerli bürokratlar, basınımızın değerli temsilcileri; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ne yazık ki Türkiye, derin yoksulluğun, hukuksuzluğun ve toplumsal patlamanın eşiğinde ama iktidar bu sorunların çözülmesine dair en ufak bir adım atmamakta sadece kendi varlığını sürdürme peşine düşmekte. Oysa kademeli emeklilik, staj, çıraklık mağduriyeti yardımcı hizmet sınıfı, kamuda çalışan taşeronlar, 3600 ek gösterge, kamu mühendisleri, seyyanen zam bekleyen emekli, toprağını süremeyen çiftçi, vergi ve SGK yapılandırması bekleyen esnaf, geçinemeyen ücretli, barınamayan öğrenci, ehliyet affı gibi onlarca konuda yurttaş mağdur ve Türkiye Büyük Millet Meclisinden ve iktidardan çözüm bekliyor.

Değerli arkadaşlar, teklifin 1, 2 ve 3'üncü maddeleri ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda ve aday memurluk dönemiyle ilgili Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrası bazı düzenlemeler yapılıyor. AYM 56'ncı maddesindeki "Memuriyetle bağdaşmayacak hâl ve hareketler." vadesini iptal etti. Neden? Çünkü muğlaktı, öngörülemezdi. Peki, yerine ne getiriliyor? "Birden fazla uyarma veya kınama cezası almak, aylıktan kesme ya da kademe ilerlemesini durdurmak." Burada iptal edilen keyfiyet, disiplin sopasıyla yeniden tahkim edilmeye çalışılıyor. Bu düzenleme AYM kararının arkasından dolanmaktır. Yine "57'nci maddeyi kaldırdık." diyorsunuz. Bunu 56'ncı maddenin içine yedirmişsiniz ve burada aday memurlukta görevde başarısızlık kriterleri olarak herhangi bir düzenleme yapılmamış, bu çerçevede memurun asıl memurluğa geçişinde değerlendirilme salt disiplin cezası alıp almamaya bağlantılı olarak tanımlanmış. Bu maddenin yürürlükten kaldırılması yerine asıl memurluğa geçiş için gerekli olan şartların ve başarısızlığının tanımının yapılması yerinde olacaktır.

Yine, teklifin 4'üncü maddesi teknik bir düzenleme gibi görünse de aslında yerel yönetimlerin yetkileri merkezî idari denetim dengesi ve kent yaşamının düzeni açısından son derece kritik sonuçlar doğurma potansiyeli taşımakta. Söz konusu maddeyle Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına paylaşımlı elektrik skoter işletmeciliği faaliyetinde bulunan firmaları denetleme ve idari para cezası tutanağı düzenleme yetkisi verilmekte. Buraya kadar bakıldığında bu yetkinin yönetmelikte zaten var olduğu söylenebilir. Ancak mesele yetkinin varlığı değil, yetkinin nasıl ve kimlerle birlikte kullanılacağıdır. Bugün yürürlükte olan Elektrikli Skuter Yönetmeliği Bakanlığa denetim yetkisi tanırken bu denetimin belediyelerle birlikte yürütülebileceğini açıkça düzenlemiştir. Ancak teklif metninde kullanılan ifade bu iş birliğini açıkça güvence altına almamakta, aksine denetim yetkisinin fiilen tek elde toplanmasının önünü açabilecek bir belirsizlik yaratmaktadır. Teklif metninde yer alan "faaliyetinde bulunanlar" ibaresinden sonra "belediye denetim birimleri ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla birlikte" ifadesi eklenirse hem kanun-yönetmelik uyumu sağlanır hem de yerel yönetimlerin yetkileri açık ve tartışmasız biçimde korunur.

Değerli arkadaşlar, teklifin en önemli maddesi 5'inci madde. Milyonlarca emeklinin gözü bugün Komisyonumuz üzerinde. İktidar "En düşük emekli aylığını 20 bin liraya çıkarıyoruz." diyor ve bunu söylerken de sanki bir müjde veriyor ve hatta bir lütufta bulunuyor gibi "Bütçeden 69,5 milyar TL aktaracağız." diyor.

Bugün burada konuştuğumuz şey milyonlarca emeklinin hayatta kalma mücadelesidir. Bugün Türkiye'de açlık sınırı 30.143 lira, yoksulluk sınırı 98.188 lira yani teklif edilen 20 bin lira açlık sınırının 10 bin lira altında. Bu maaş geçim değildir, bu maaş yoksulluk bile değildir; bu maaş sefalet ücretidir. 4 emekli maaşını toplasak yoksulluk sınırını geçememektedir. Bir emekli düşünün: Sabah pazara çıkıyor, 1 kilo et alamıyor, 1 kilo peynir alamıyor, Anadolu'nun en ücra köşesinde bile kiraların 12 bin TL'den başladığı bir ortamda bu emekli geri kalan 8 bin TL'yle elektrik mi ödesin, doğal gaz mı alsın yoksa torununa bir çikolata mı alsın? Bu rakam vicdansızlıktır, bu tablo bir kader değil, bir tercihtir. İktidar "Kaynak yok." diyor, kaynak var, kaynak sadece emekliye yok.

Yollara ve köprülere verilen geçiş garantilerine 238 milyar lira kaynak var. Şirketlerden silinen 768 milyar lira vergi indirimine kaynak var. Kur korumalı mevduatla fakirden zengine aktarılan 2,5 trilyon lira kaynak var, faize ödenen 2,7 trilyon lira kaynak var ama emekliye gelince 20 bin lira için bütçe dengeleri hatırlanıyor. Bugün 60 yaş üstü 26.823 yurttaş İŞKUR kapısında iş arıyor değerli arkadaşlar. Bu insanlar keyfine çalışmıyor.

Bugün "kök aylık" dediğimiz şey, sosyal güvenlik politikalarınız aylık bağlama oranları düzenlemeleriniz sonucu 11 bin liraya kadar düştü. İktidar "En düşük emekli aylığı 20 bin lira." derken bile milyonlarca yaşlı bu rakamın çok altında yaşama zorlanıyor. Dul aylığı 15 bin, yetim aylığı 5 bin, 65 yaş aylığı 6.393 lira. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Mecliste emekli nöbeti tutuyoruz. O nöbette bize ulaşan binlerce emeklinin ortak feryadı şudur: "Yıllarca prim ödedim, devlete güvendim. Şimdi neden sosyal yardıma muhtaç ediliyorum?" 9000 gün prim ödeyen ile 3600 gün ödeyeni aynı 20 bin TL'ye buluşturmak sosyal güvenlik sisteminin altına dinamit koymaktır. Siz çalışanı değil, kayıt dışılığı teşvik ediyorsunuz. Kimse artık "Yüksek prim ödeyeyim de emekli maaşım yüksek olsun." demiyor. Çünkü sistem herkesi en dipte eşitliyor. 2019'da ortalama emekli aylığı en düşük emekli aylığının 1,9 yani 2 katı civarındaydı. Şimdi, fark yüzde 18'e düşmüş. Bu sefaleti yayma politikasıdır değerli arkadaşlar. Cumhuriyet Halk Partisinin tavrı nettir: En düşük emekli aylığı asgari ücretle eşitlenmelidir. Zamlar kök aylık üzerinden seyyanen yapılmalıdır. Tüm emeklilere eşit oranda artış sağlanmalıdır. Emekli aylıkları açlık sınırının değil, insanca yaşamın üzerinde olmalıdır. Emekli sadaka değil, hakkını istiyor. Biz emekliyi bütçeye yük değil, bu ülkenin onuru olarak görüyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi emeklinin yanındadır. Yapamıyorsanız milletin sırtından inin, işi ehline bırakın diyorum.

Yine, değerli arkadaşlar, teklifin 6'ncı maddesiyle işverenlere sağlanan asgari ücret desteği aylık 1.270 TL'ye yükseltiliyor. Bu artışı daha artırmanız lazım, düşük bir artış. Ancak teklifte, belediyeler, il özel idareleri ve bunlar tarafından kurulan birlik ve işletmeler asgari ücret desteğinin dışında bırakılıyor. Bu, yerel yönetimleri cezalandırmaktır. Belediye şirketinin bu destekten yararlanmaması eşitlik ilkesine açıkça aykırıdır; bu yaklaşımdan vazgeçilmelidir. Diğer taraftan, bu desteğin İşsizlik Sigortası Fonu'ndan karşılanmasını doğru bulmuyoruz. İşsizlik Sigortası Fonu, işçilerin maaşlarından kesilen primlerden, işveren katkılarından, devletin işçiler adına ödediği paylardan oluşan, adı üstünde işsiz kalan yurttaşları korumak için kurulmuş bir fondur. Ancak ne yazık ki bu Fon yıllardır işsiz yerine işvereni finanse eden bir kaynağa dönüşmüştür. Bunu doğru bulmadığımızı ifade etmek isterim.

Kısaca, Anayasa Mahkemesinin açıkça vurguladığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından etkin yapılmayan Türkiye Varlık Fonu denetimiyle ilgili de iki kelime söyleyeyim. Madde 9'la Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği 8'inci maddenin dördüncü fıkrası içerik olarak neredeyse aynen geri getirilmekte. Bu düzenlemeyle, Türkiye Varlık Fonu ve bunların kurduğu, satın aldığı veya hâkim olduğu şirketler, fonlar ve alt fonlar özel hukuk hükümlerine tabi kılınmakta, kamu idaresine uygulanan birçok temel kamu hukuku düzenlemesinin tamamı devre dışı bırakılmaktadır. Bu, kamu kaynağını kullanılan yapılar için hukuken tanımlanmış bir istisna alanı değil, fiilen bir denetimsiz alan yaratmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Tamamlayalım.

MUSTAFA ERDEM (Antalya) - Bu hâliyle iptal edilen hüküm şeklen değişmiş, fakat Anayasa'ya aykırı fiil korunmuştur. Türkiye Varlık Fonu ve tüm portföy şirketleri kısa vadede Sayıştay denetimine açık olmalı, Sayıştay raporları üzerinden Türkiye Büyük Millet Meclisi KİT Komisyonunda gerçek bir denetime tabi tutulmalıdır. Bu gerekçelerle maddelere bu hâliyle katılmamız mümkün değildir diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.