KOMİSYON KONUŞMASI

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri, değerli danışmanlar ve elbette ki çok kıymetli bilgi ve deneyimini bize anlatan sunumcular; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Bir ara gittim, gelmek zorunda kaldım İnsan Hakları Komisyonunun bir toplantısı nedeniyle ama sunumlarınızın gerisini dikkatle dinledim. Daha önce de zaten hem Jandarma Genel Komutanlığı hem de Emniyet Genel Müdürlüğü burada bir sunum yapmışlardı. Maalesef, yine aynı duyguyu hissettim, bunu söylemek istiyorum. Şeylerde hep anlaşıyoruz... Ben de alandan gelen biriyim, o yüzden meslektaş gözüyle de sizlere bakıyorum. Şöyle bir şey: Herkes çok iyi -konuştuğumuz zaman- her şeyi çok iyi yapıyoruz ama ortada gittikçe artan, eyleme katılan fail çocuk sayısında hem artış var hem de bu eylemler nedeniyle yaşamdan koparılan çocuk sayısında bir artış var. Bu, gerçekten hem üzüntü verici hem de kaygı verici. Kaygılıyız; sadece biz değiliz kaygılı olan, artık tüm toplum kaygılı hâle geldi. Ha, şunu da söyleyeyim: Bu dünyada da trend, öyle bir yükselişte. Sadece çocuk alanında mı bu suçlu sayısı, suça sürüklenen suçlu sayısı, fail sayısı artıyor, mağdur sayısı artıyor? Hayır, diğer alanlarda da artıyor; cezaevleri Türkiye'de tıka basa dolu; üst üste yatılıyor, hatta yatacak yer bulamıyorlar, nöbetleşe yatıyorlar. Şimdi şunu demek istiyorum: Gerçekten, gençler, çocuklar bizim geleceğimiz, toplumun geleceği. Dolayısıyla burada bunun da, aslında bu Komisyonun kurulmasının amacı da birbirimize burada gelip "Ne güzel, her şey dört dörtlük." deyip bir sonuç çıkarıp gitmek değil, eksiklikleri ortaya koyabilmek. Şimdi, sizin bütün saptamalarınızda -daha önce de dediğim gibi, hem Jandarma hem Emniyetten geldi arkadaşlar- saptama bölümlerinde sorunlar nereden kaynaklanıyor; bunlarda hemfikiriz, hepimizin bildiği şeyler, sizin de alandan varsa istatistiki olarak bizi desteklediğiniz yönler ama önerilere geliyorum, önerilere geldiğim zaman yani o gün de aynı tepkiyi gösterdim, bugün de aynı tepkiyi göstermek durumundayım. Yani siber bölümünden gelen arkadaşlarının o konuyla ilgisi yok ama özellikle siz çocuk şubeden geldiğiniz ve yirmi yıllık bir deneyim sahibi olduğunuz için, önerileriniz bölümüne geçtiğim zaman, orada gerçekten kopuk birtakım öneriler; yani çocuk adalet sistemine uygun değil, çocuk odaklı olmayan önerileri görmek, gerçekten beni çözüm üretme konusunda biraz hayal kırıklığına uğratıyor. Şimdi, siz söylüyorsunuz "Suç ve ceza hakkında aslında bunların bir -suça sürüklenen çocuklar- farkındalığı yok, empatik beceriyi de geliştiremiyorlar." Bunlar sizin dediğiniz şeyler. Mesela "Ergenlikte tercih dönemi yaşıyorlar; buraya da düşebilirler, buraya da düşebilirler." diyorsunuz. İşte ben mesela, merak ediyorum; oraya, buraya düşerken bizim hep birlikte, devletin kurum ve kuruluşlarıyla birlikte yapacağımız yani çocukların suça sürüklenmeden kurtulması için daha önce, önleme niteliğinde ne yapabiliriz? Güzel projeler ortaya koydunuz ama dönüp baktığımda, sonradan o söylediğiniz şeyler, işte çocukların ifadesinin kollukta alınması... Yine hep 15-18'e herkes şey yapmış, orada belli ki bir gruplaşma var; buradan bir ceza artışı veya farklı bir yargılama olacak ama sizin bu konuda alanda çalışmış biri olarak bu tercihlerde bulunmanız gerçekten ilginç geliyor bana. Şimdi, mesela kaç çocuk firar etmişti bu çocuk eğitim evinden, böyle bir öneride bulunuyorsunuz. Şimdi olmayabilir, alırsanız veri, bizimle paylaşırsanız biz de düşünürüz ama şunu yapabilseydiniz keşke: Esen Vekilim de dedi, çocuk yargılaması olsa da tutuklu olarak iki, üç yıl zaten cezaevinde kalıyorlar. Cezaevinde bunlar sadece yatıp kalkmıyorlar ki bir rehabilitasyon süreci geçiriyorlar, burayı tartışalım mesela. Üç yılda rehabilite edilemiyorsa bunun nedenini birlikte tartışalım. Bununla ilgili keşke bir öneri getirebilseydiniz ama şimdi, Adalet Bakanlığı bir yandan çocuk eğitim evleri sayısını artırmaya çalışırken yapmış oldukları strateji, eylem planları, yargı paketleri doğrultusunda, taahhütleri doğrultusunda, bir yandan çocuk adalet evlerinin de açılması çalışmaları yine iktidar tarafından varken çocuk eğitim evlerine bunları göndermeyelim, orada tutalım gibi bir...

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Böyle de söylenmedi aslında ama...

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Yok, oraya götürmeden bir rehabilitasyon demek istiyor da rehabilitasyon burada. Bakın, şunu deseniz anlayacağım: Bunlar eğitime gidiyor, Millî Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, barolar ve Emniyet Genel Müdürlüğü birlikte burada ne hata yapıyoruz mesela? Ne eksik yapıyoruz ki bu çocuk üç yıl cezaevinde kalmış, gelmiş buraya, buradan da hâlâ kaçmak istiyorsa, o suç çetelerine karışmak istiyorsa evinde ne oluyor? Ne oluyor, eğitimde ne oluyor? Bunu tartışmak isterdik. Şimdi, o yüzden, ben biraz önerilerinizin... O açıdan hep söylüyorum, mesela kaç kişi var sizde bu görevleri yapacak? Çok zor bir görev yapıyorsunuz. Yani Emniyet teşkilatının üstlendiği görevin ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Bu bir de çocuk olduğunda çok daha zor olduğunu biliyoruz ama bunun sonucunda, talebiniz, işte, diyelim kelepçe takalım çocuklara ya da ifadelerini biz alalım çünkü o aşamalardan Türkiye reform yaparak geçti, bu reformların büyük bir bölümünü de iktidar yaptı. Şimdi, dönüp baktığınız zaman, bu tutumlara karşı önerilerin gerçekten bende hayal kırıklığı yaşattığını söylemek isterim.

Şimdi, şu soruları ben sormak istiyorum size, genel bu şeyleri belirttikten sonra: Ben tabii, aslında suça sürüklenen fail çocuk sayısında artışın ve bunun sonucunda hayatını kaybeden çocuk sayısındaki artışın üzücü olduğundan bahsettim. Biz de Cumhuriyet Halk Partisi olarak Atlas Çağlayan'ın öldürülmesi nedeniyle çok büyük üzüntü duyduğumuzu ve ailenin acısını, toplumun da hassasiyetini paylaştığımızı ayrıca burada belirtmek isterim. Şimdi, elimde benim İstanbul Barosunun hazırlamış olduğu 22-28 Mart 2025 tarihli Toplumsal Olaylarda Çocuk Hak İhlalleri Gözlem Raporu var. Bu raporda bu eylemler sırasında gözaltına alınan çeşitli çocuklarla ilgili çalışmalar yapılmış, görüşülmüş. Ben size de bunun sunarım, Sayın Başkan, size de sunabilirim.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Çok memnun oluruz Sayın Vekilim.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Şöyle bir kabataslak baktığımda şunu da gördüm: Hani, taraflı mı diye gözlemlersiniz, taraflı değil çünkü kimisinde o eylemler neredeyse bazısında yarı yarıya "Bu eyleme maruz kalmadım, bana ters kelepçe takılmadı." diyen var, "Var." diyen var, çeşitli oranları belirtmiş. Dolayısıyla, baktığımız zaman veriler de bir önyargıyla alınmamış, bire bir yapılan anket çalışması sonucunda hazırlandığı da belli. Dolayısıyla burada çocuk şubeler tarafından bizim çocuk kanunumuza aykırı, ceza kanunumuza aykırı uygulamalar yapıldığı tespit edilmiş ve bu konuda da suç duyurusunda bulunulmuş. Şimdi, o nedenle, ben bilginiz yoksa da daha sonra sunarsanız çok sevinirim. Bu çerçevede de raporda yer alan hak ihlalleri ve yapılan ihbarlar üzerine personeliniz hakkında idari soruşturmalar başlatılmış mıdır, başlatıldıysa kaç personel hakkında, hangi gerekçelerle işlem yapılmıştır? Zincirleme sorumluluk ilkesi gereği amirler hakkında herhangi bir idari veya adli işlem tesis edilmiş midir? İhlallerin niteliğine bakıldığında son bir yıl içinde kaç personele çocuk hakları eğitimi verilmiştir, bu eğitimlerin süresi ve içeriği nedir? Çocuk birimlerinde görev yapan personel sürekli yer değişikliğine tabi tutulmakta mıdır, yoksa uzmanlaşma esas alınmakta mıdır? Eğitim alan personelin fiilen çocuk birimlerinde görevlendirilip görevlendirilmediği denetlenmekte midir? Rapora göre 26 çocuktan 20'sine kelepçe takılmıştır, oysa Çocuk Koruma Kanunu'nun 18'inci maddesi uyarınca çocuklara kelepçe takılması yasaktır. Bu yasağa rağmen kelepçe uygulanmasının nedeni nedir? Kaç olayda zorunlu hâl gerekçesi tutanağa geçirilerek kelepçe takılmıştır? Bazı çocukların ters kelepçeyle saatlerce tutulduğu raporlanmıştır. Ters kelepçe uygulaması hangi hukuki metne dayandırılmaktadır? Bu uygulamalar hakkında idari ve adli soruşturma başlatılmış mıdır?

Ayrıca, yine, çocukların savcılığa sevki sırasında oradaydım, benim gözlerimle de gördüklerim var yani bunları size sorduğumda şahit olduklarım üzerinden de sormuş oluyorum. Çocuklar, gözaltına alınanlar otobüslere alınıyor ve otobüslerinin içerisinde saatlerce bekletiliyor. Bu uygulamaların çocuk hakları konusunda doğru bir uygulama olup olmadığını ben de merak ediyorum.

Yine, aslında baktığımız zaman, bize adli anlamda -o konuyu kapattım- söylenen, buradaki yapılan açıklamalardan da hep şu ortaya çıktı ki ilk suç işlendiğindeki yakalama ve onu rehabilite etme çok önemli. Dolayısıyla, çocuk tarafınızdan getiriliyor, uzunca bir yargılama süreci geçiriliyor, genellikle de basit suçlarda hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı verildiği için de aslında oradan sonra ne adliye kısmı ne Emniyet kısmı ne Aile ve Sosyal... Onu demeyim çünkü sorum şu: Bu aşamadan sonra size geldiği zaman "Bu basit bir suçtur, bundan bir şey olmaz." deyip de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına ya da il müdürlüklerine bunları ihbar etmekte bir ihmaliniz var mıdır, yoksa her olayı direkt olarak ihbarda bulunuyor musunuz Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına?

Ben bir de ilk sunumu yapan arkadaşa da bir şey sormak istiyorum. Sizin de öneriler bölümünüze baktığımda ilginç öneriler geldi bana. İşte, bu internet sitelerinin kapatılması, televizyonda uygun olmayan çeşitli yayınlar, şunlar, bunlar dememişsiniz ama "Bizden daha becerikli çocuklar, öyleyse bir yargılama usulünü değiştirelim." demişsiniz. Ben bundan bir şey anlamadım yani bizden daha becerikliler diye nasıl yargılayacağız, çocuk yargılama usulünü mü değişeceğiz? Cevap verirsiniz.

Az önce de diğer arkadaşlar da aslında müdahale etti. Hani evde bulunan internetin kesilmesi pratik bir çözüm gibi görülüyor ama bunun çocukları daha çok sokağa itip interneti sağlama uğruna da belki suça sürüklenmesinin de önünü açacak.

ELİF ESEN (İstanbul) - Ya da illegal yolla erişimi...

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Evet, illegal yollara erişimi açabilir diye endişemiz var, o yüzden bunun altyapısını nasıl bize daha uygun açıklayabileceksiniz bilmiyorum ama bu şeylerin kapatılmasına ilişkin siber yönden bir talebinizin olmaması, önerinizin olmaması da açıkçası ilgimi çekti.

Ben bu anlamda çok teşekkür ediyorum.

Sayın Başkanım, hiç polemiğe girmeden ben de bir şey söylemek istiyorum. Şöyle bir hissimiz var bizim bu Komisyonda, ne ilk Komisyonumuz ne son Komisyonumuz olacak. Bu Komisyon zaten tek başınıza sizin Komisyonunuz da değil ama tabii, siz Başkanı olduğunuz için bir yön vereceksiniz. Biz bunu anlayışla da o anlamda kabul ediyoruz ama ilk günden beri size dedik ki: Seçiminizi hani demokratik kurallara göre yapmadınız ama en azından bizim size sunacağımız bir raporu da verdik size -bilmiyorum bakabildiniz mi- o rapor içerisinde hem taleplerimiz var hem de kuruluşlar anlamında kimleri çağırmanızı biz de talep ediyoruz ve beklediğimiz de şu: O kurumlara geçtiğinde bizden isim de isteyeceksiniz diye bekliyoruz ama bence biraz çok fazla çocuk koruması gibi, bir anne gibi çok böyle sarıp sarmalıyorsunuz -bu bizce öyle- bu Komisyonu, dolayısıyla kendimiz buraya gelirken çok istekli gelmiyoruz, tablo zaten ortada. Bu sadece Meclis değil, ben Meclisi en çok takip eden insanlardan biriyim. Şey yapmayalım...

MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Sizin arkadaşlarda da öyle, bir oylama yaparsak 5'i de olumsuz.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Şu anda rahatsız olanlar var, raporlu olanlar var.

MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Peki.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Şeye bir ilgi gittikçe farkındasınız düşüyor, bu daha iyi olalım çünkü halk bunu bekliyor bizden.

Şimdi, şöyle gibi...

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Biraz odaklanalım mı, ne olursunuz?

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Tamam söyleyeceğim, bu çok önemli çünkü bundan sonra bu Komisyonun gidişi biraz bu sizin tutumunuzu değiştirip değiştirmeyeceğinize bağlı olacak. Biz böyle sanki başımız bir şey...

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Şimdiye kadar verilen bir metodoloji belirlemiştik hatırlıyorsunuz Sayın Vekilim. Şimdiye kadar sanırım bu altıncı toplantımız değil mi? Aslında böyle bir akademisyenleri çağırdık, ilgili kurumları çağırdık, bakanları çağıracağız...

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Başka bir şey diyoruz Sayın Başkan, şimdi onu söyleyeceğiz.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - ...yani daha bütün resmi görmediniz ve size...

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - İşte bizi de rahatsız eden o, şimdi bir resim kendi kafanıza göre çizmişsiniz...

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Yok bende de, olur mu öyle şey?

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Şimdi, şöyle yapalım: Biz...

MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Şöyle yapın, bize bir kronoloji olarak deyin ki: "Şunları, şunları çağıracağız."

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Yani...

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Biz şimdi şöyleyiz: Geliyoruz buraya, sanki gözümüz bağlı bir yere gidiyoruz.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Öyle hiç değil.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Başkan bizi çekiştiriyor oraya, oraya gideceğiz, şimdi o duygu hoş...

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Ben öyle olduğunu düşünmüyorum.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Hayır, siz belki düşünmüyorsunuz ama bize akseden bu, o yüzden bir yerde bir problem var, bu problemi hep birlikte çözelim.

MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Edilen eylem o.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Yani bilimsel bir dizilimle sırayla gidiyoruz.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Sayın Başkan, şimdi hocayla konuşmayın da...

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Altıncı toplantımız, bir havuz oluşturduk, çağrılacak kurumlar daha bitmedi, ısrarla her seferinde bu konuda bir sıkıntı var gibi...

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Sayın Başkan, gerçekten biz kendimizi burada sıkıntı vermek için değil, bu Komisyonun daha etkin bir şekilde isteyerek buraya geleceğimiz ve gerçekten de etkili olabileceğimizi düşündüğümüz bir Komisyon olmasını istiyoruz. Bu söylemlerimiz de o yüzden, kişisel de algılamayın ama burada...

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Yok, algılamıyorum, çok teşekkür ederim, mesajınızı aldık.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Burada son bir şey söyleyeyim. Burada hepimizin istediği, halkımızın bizden beklediği bir şey ama yöntemin de demokratik olması ve bize bir şey söylemeniz. "Şunları ben düşündüm." muhakkak düşündünüz, muhakkak bir resim çizmişsiniz, bu resmi bari gösterebileceğiniz...

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Resmi değil, her şeyi söyledik.

MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Hayır, resimden haberimiz yok bizim.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Ama bizim hiç haberimiz yok, biz yarın, haftaya kim gelir... Bize deseniz ki: "Emniyet Müdürlüğünü çalıştıracağız­, burada 3 arkadaşı çağıracağız." gibi.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Şimdi, usul tartışmasının detaylarına daha sonra girelim çünkü sorularla cevaplar arasında da boşluk oluşacak, konsantrasyon bozulacak.

MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Sosyal medya, haberler...

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Şimdi, sonradan vermeyeceksiniz diye yoksa onu ben de istemiyorum ama şunu da söyleyerek sözlerimi bitireyim.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Başka söz talebi var mı?

ELVAN IŞIK GEZMİŞ (Giresun) - Sayın Başkan...

ELİF ESEN (İstanbul) - Ben de bir iki...

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - En az sizin kadar önemsiyoruz Sayın Başkan bunu ama tavırlarınızı biraz...

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Teşekkür ederiz, bunu hissediyoruz.

MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Resmi birlikte yapalım, derdimiz o, kesinlikle.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Evet, resmin bir bölümünü de birlikte yapmaya biz de çaba sarf edelim.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Yani eleştiri, tabular, bu tür eleştirilere daha sonra cevap vereceğim.

Şimdi...

MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Vermiyorsunuz ama Başkanım.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Vereceğim birazdan.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Ya, cevap değil, eylem istiyoruz Sayın Başkan.