| Komisyon Adı | : | (10/434,2104,2716,2717,2718,2719) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | Profesör Doktor Zerrin Turan'ın, işitme engelinin erken tanısı, işitme engelli bireylerin eğitimi ile bu alandaki eksiklikler, sorunlar ve çözüm önerileri hakkında sunumu |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 11 .12.2025 |
YÜCEL ARZEN HACIOĞULLARI (İstanbul) - Ben hocama sorayım o zaman: Engellilerin bizim merhametimize ihtiyacı yok. Merhamet sözcüğünü yanlış bildiğinizi düşünüyorum.
İşitme engelli çocukların eğitimi; bu çocukları niçin, neye eğiteceğiz? Normale. Foucault'nun normalin şiddeti teorisini bilmeniz gerekir. Normalin şiddetine maruz bırakıyor ve orada sürekli normalin eksiği kılıyoruz bu çocukları. Bu bizim muasır medeniyetler seviyesini yakalamak için eğitim yollu sürekli çalışmamız önerisine benzetilebilir. Evrim piramidinin en yükseğinde bir çağdaş, modern İngiliz oturur ve biz âdeta yukarı bakarız çünkü görece daha alttayız bu teoriye göre, İngiliz olma arzumuz ve çabamızla bir Sisifos çıkmazında İngiliz'in yüceltilmesiyle son bulur bu oyun. Yaklaşık yüz elli yıldır başımıza gelen hikâyeyi şimdi engelliler için kuruyoruz.
PROF. DR. ZERRİN TURAN - Orada bir yanlış...
YÜCEL ARZEN HACIOĞULLARI (İstanbul) - Ben bitireyim...
Merhamet acımak ya da şefkat değil, merhamet güçlünün güçsüze duyduğu ihtiyacın adıdır. Biz engellilere muhtacız; temel olarak ben başından beri bu Komisyonda sürekli aynı şeyi söylüyorum. Bu muhtaciyeti anlamak esas itibarıyla merhamettir. Merhamet aşağılanacak bir kavram değil, peşine düşülecek bir kavram. Engellilerle olan ilişkimizi modern dünyada dizayn etmede kullanacağımız en temel paradigma.
Bu çocukları nasıl eğitiyorsunuz? Bu konuda eminim düşünüyorsunuzdur yani hiçbir zaman koşamayacağım mesela ben ama sürekli koşma eğitimi veriyorsunuz ya bana, oysa benden bambaşka bir yürüme engelliliğimle alakalı başka bir erek çıkartsanız, oraya yönlendirseniz, yürümeyen biri olarak size ne büyük katkılar sağlayabileceğim hakkında bir fikir çıkarsanız, engelli eğitiminin temel yöntemi bu olabilir mi diye "mi?"yi sona ekleyeyim de bir soru olsun.
Teşekkür ediyorum.
PROF. DR. ZERRİN TURAN - Merhameti ben herkes için olması gereken bir şey olarak görüyorum. Yani bir merhamet duyuyorsak bu özellikle engelliler için değil, bütün insanlar için olmalı, duyduğumuz şefkat, acıma hepimiz için olmalı.
YÜCEL ARZEN HACIOĞULLARI (İstanbul) - Ben merhameti tanımladım.
PROF. DR. HALİSE PELİN KARASU - Yanlış tanımladınız.
PROF. DR. ZERRİN TURAN - Bence de yanlış tanımladınız.
YÜCEL ARZEN HACIOĞULLARI (İstanbul) - Asla... Nasıl ya? Mesela, ben ne dedim az önce? Merhamet güçlünün güçsüze duyduğu ihtiyacın adı. "Bence yanlış tanımladınız." ne demek? Yani Arap etimolojisine, Arapçanın etimolojisine bakın, azıcık da akıl yürütün, çıkar. Yani yanlış...
PROF. DR. HALİSE PELİN KARASU - TDK öyle tanımlamıyor ama, TDK "acıma duygusu" olarak tanımlıyor.
YÜCEL ARZEN HACIOĞULLARI (İstanbul) - TDK mı?
FATMA ÖNCÜ (Erzurum) - Aslında genel itibarıyla ne anlatılmak istenildiğini anladık Hocam.
PROF. DR. ZERRİN TURAN - Anlatmak istediğini anladım. Bence Hocam siz yanlış anladınız. Ben merhametin veya acımanın, hep şeylerde çıkıyor ya "Onların kalbi görür, kulağı duymaz kalbi duyar." falan. Ben bu söyleme karşıyım yani engellilerin bizim gibi hakları var. Ayrıştırılarak, bir merhamet objesi olarak, acıma objesi olarak görülmemeleri gerekiyor. "Eşit yurttaşlık" denilen bir şey var ve buna dair hakları var. Bu hakların verilmesi lazım.
YÜCEL ARZEN HACIOĞULLARI (İstanbul) - Bizim anlayışımızda böyle bir şey yok ki, nereden çıktı? Bizim anlayışımızda...
PROF. DR. ZERRİN TURAN - Genel olarak söylüyorum, sizinle alakalı bir durum değil.
OTURUM BAŞKANI JÜLİDE SARIEROĞLU - Bir algı olarak bahsediliyor.
PROF. DR. ZERRİN TURAN - Algı olarak söylemeye çalışıyorum. Yani mesela şey yapıyorsunuz...
OTURUM BAŞKANI JÜLİDE SARIEROĞLU - Şöyle yapalım: Bütün sunumları aldıktan sonra Yücel Bey bir katkı vermek istedi, kısaca hemen cevaplarsak sonra sunumlara devam edelim.
PROF. DR. ZERRİN TURAN - Ben kısaca söylemek istediğimi söyleyeyim de...
Şimdi, mesela bir film seyrediyorsunuz, oradaki engelli birey herkesin gözünde yaşlar oluşturuyor ve sonunda böyle birileri ona böyle çok büyük iyiliklerde bulunuyor ve ancak o hâlde iyilik hâline ulaşabiliyor. Mesela benim karşı olduğum durum budur. Dolayısıyla, bunu bireyler kendileri yapabilirler, biz nasıl yapabiliyorsak engelli bireyler de yapabilirler. Dolayısıyla, böyle bir şeye ihtiyaç yoktur ve bu yaygın bir söylemdir, ben buna dikkat çekmek istedim. Yoksa, herkesin hakkı var, engelli bireylerin de hakları var ve eşit yurttaşlar. Bunların dışında soyundurarak böyle bir merhamet objesi, şu, bu olarak görülmesini eleştiriyorum ve bunun dışına çıkılması gerektiğini söylüyorum.
ASUMAN ERDOĞAN (Ankara) - Ama biz makine değiliz, robot değiliz, insanız, duygularımız var.
PROF. DR. ZERRİN TURAN - Tamam, duygularınız var ama bu duygular...
ASUMAN ERDOĞAN (Ankara) - Ve duygularımız olduğu için ben bir anne olarak engelli bir çocuğu gördüğümde ona farklı davranmayı hissetmem bence anormal değil. "Eşit davranacağız." falan diyemeyiz, böyle bir şey diyemeyiz.
PROF. DR. ZERRİN TURAN - Hayır, anormal bir durum değil tabii ki... Ama bu merhamet bir özellik olarak ortaya çıkmaması gerekir engellilerle ilişkilerde, özellikle eğitim yapıyorsanız, başka bir sosyal ilişkiniz varsa bunun ilk başlangıç noktanız olmaması gerekir. Yoksa biz merhameti ve şefkati ve acımayı bütün insanlık için, bütün hepimiz için duyuyoruz. Bunların içerisinde ben de varım, siz de varsınız, herkes var, bunu söylemek istiyorum.