KOMİSYON KONUŞMASI

YÜCEL ARZEN HACIOĞULLARI (İstanbul) - Yani bir soru değil ama az önceki konuşmamı tamamlamak adına bağlamdan çok da kopmadan hemen girmek isterim. Hocam, Komisyon toplantılarımızın ta başında, sanırım Şükrü Erbaş'a ait ironik bir şiir: "Köylüleri niçin öldürmeliyiz?" şiirinden hareketle "Engellileri neden öldürmemeliyiz?" diye -Hocam size konuşuyorum- sormuş ve adı "Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma" olan Komisyonumuzu araştırma ve sorgulama alanının engellilere duyduğumuz ihtiyaçları araştırmak olarak bu kapsama zorlamış durmuştum. Zira, Komisyonun asıl amacı bu benim için. Tam bir aydınlanmacı akılla sorulmuş bir sorudur: "Köylüleri niçin öldürmeliyiz?" cevapları da son derece rasyoneldir. Meraklısı aydınlanma ne menem bir şey, nasıl bir şiddet içerdiğini görmek isteyen şiiri okusun. Aynı akılcı, rasyonel, aydınlanmacı, iyileştirici, ıslah edici, eğitimi şart koşan anlayışı yani objektivist, pozitivist zihni ve bu zihnin şiddetini gördüğüm için araya girmiştim. Eğitim denilen şey, evrensellik adına kısmi olana, yerel olana, öteki olana uygulayan anlayış şimdi de engellilere normalleşme adına bir şiddet uyguluyor. Tekerlekli sandalyede basketbol oynamak, kolsuz kadınlara sarılma terapileri falan. Biz iyileşmek istemiyoruz yani biz sizleşmek istemiyoruz. Bir sağırı sizin frekans aralıklarında duymadığı için engelli olarak tanımlıyorsunuz ya... Bir kör sahi kör değil, şimdilerde "görme engelli" diyoruz, oysa merhamet bir köre âmâ diyebilmek ve onu âmâ aleminin Musa'sı, habercisi olarak görevlendirmek. Eğitim metodolojiniz normalleştirme, iyileştirme yani sizleştirmeye yönelik. Bütün adına "eğitim" dediğimiz süreci Türkiye Yüzyılı'nda yeniden inşa ederken "merhamet" denen kavramı yeniden düşünmenizi öneriyorum.

Teşekkür ederim.