KOMİSYON KONUŞMASI

JÜLİDE SARIEROĞLU (Ankara) - Öncelikle ben de teşekkür ediyorum. Özellikle Ankara Milletvekili olarak hem İl Müdürümüz hem de tüm hastanelerimizle çok yakın çalışma içerisindeyiz. Bu örneklerin yani uygulamada da böyle olduğunu bizzat şahidiz. Aylin Hanım da söyledi, Asuman Vekilim de burada, diğer arkadaşlarımızın da dedikleri gibi, şehir dışından da çokça hasta takibi yaptığımız için tüm Türkiye'ye hizmet veriyorlar.

Bu sıra, ben bu nüfus politikalarıyla alakalı, özellikle doğum konusunda birazcık çalışıyorum. Dünyada özellikle Kore ve Japonya'da doğum yaptıktan sonra anne ve babanın ebeveynliğe alışması ya da işte, bu bakım konusunda evlerine geçmeden önce kalacakları böyle ara bir mekanizma var. Bazıları hastanelere bağlayan, doğum yaptıkları hastaneye bağlı olarak hizmet veren bu ilk adım bakım merkezleri, bir oryantasyon gibi oluyor. Bazısı özel oluyormuş, iyice araştırdım, çok farklı, süreler farklı, işte, belli bir süre ücretsiz, sonrasında daha düşük ücretli, yavaş yavaş ücretin arttığı farklı metotlar. Hem anne-baba, aile, çekirdek olarak birbirlerine alışma dönemi, işte, anneye sütü nasıl emzireceği, çocukla ilgili konular, farklı psikolojik yaşanan...

ALİ KARAOBA (Uşak) - İlk doğumlar...

JÜLİDE SARIEROĞLU (Ankara) - Evet, ilk doğumlarda daha uzun süre oluyor, sonrakilerde evet... Şimdi, engelli kardeşlerimiz, vatandaşlarımız, bireylerimizle alakalı da özellikle ampute olduktan sonra ona alışma, eve gittikten sonraki evreyle alakalı tüm başhekimlerimiz bir sıkıntı yaşandığından, belli bir sürece ihtiyaç olduğundan bahsettiler. Dünyada bu engellilikle ilgili olarak da bu ara bir bakım merkezleri konusunda belirli bir süre aileye, yanındaki, işte, refakatçi olacak ya da bakımı gerçekleştirecek kişiye bu süreçlerle alakalı bilgi verecek, bununla ilgili eğitimini sağlayacak, böyle ara mekanizmalar var mı? Ya hastaneye bağlı olarak doğumda olduğu gibi... Ya, bilemiyorum, ben belediye başkanı olsam bu modelleri araştırıp aslında yeni uygulama modelleri olarak devreye sokmak için çaba sarf ederdim. Sadece sağlık açısından değil, ben Çankaya Belediye Meclis üyeliği de yaptığım için, o zaman yaşananları da biliyorum, hani o konuda birazcık Aylin Hanım'dan -söylemeden- farklı düşündüğümü ifade etmek istiyorum ama bakım merkezi sistemini sanki biraz yerel yönetimlerle geliştirmemiz gerekiyor. "Bununla ilgili modeller var mı?" diye sormak istiyorum, dünyada uygulanan iyi uygulama modelleri.

YOZGAT BOZOK ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF. DR. EVREN YAŞAR - Sayın Bakanım, ben konuşmamda arz etmiştim, Amerika'da çok güzel bir model var aslında bizim sistemimize uyarlanabilecek. 1-3 yaş için sizin ifade ettiğiniz engelli çocuklar veya takipli çocuklarda... Bizim ülkemizde de çok iyi bu konuda çalışan akademisyenlerimiz var. "Erken müdahale" deyince, hani "Erken dönemde engellileri yakalayalım."dan ziyade engelli çocuklara ilk müdahaleyi 0-3 yaş. 0-3 yaşla ilgili çok güzel bir model var Amerika'da, bunu da işte "early intervention" diyorlar. Burada ama mümkün olduğu kadar bu süreci evinde bütün parametrelerle. Rehabilitasyon, sağlıkla ilgili bir konu varsa, evet, hekimiyle, fizyoterapisiyle devreye gireceği, bakımla ilgili bir ihtiyacı varsa diğer parametrelerin devreye gireceği ve bu ifademi tekrar etmek istiyorum: Aslında bunu takip sürecinde koordinasyonu da sağlayabilecek sosyal çalışmacılarla bunları mümkün olduğu kadar evde yapma pratiği geliştirmiş Amerika Birleşik Devletleri. 3 yaşından sonra da bunu temel eğitim programına sokuyor, ta ki 21 yaşına kadar. Buna da diyor ki: "Bireyselleştirilmiş eğitim planı" yani kişiye özel. İşte burada, Sayın Bakanım, eğer yolumuza açarsanız hep beraber, çıkaracağımız bu dijital tek kapı modeliyle beraber, biz bunu daha doğumdan itibaren erkenden saptandı... Orada hekim saptayabilir, fizyoterapist saptayabilir, yenidoğanda birisi, "Bir anormallik var." dediği zamandan itibaren çocuğu takibe alacağımız -hani normal çocuklardan, siz onlardan da bahsettiniz, onlardan bahsetmiyorum- ama engelli süreçleriyle ilgili ta orada, tanılamadan, buradaki kritik nokta şu Sayın Bakanım: Bir tanı yapıştırdığımız zaman ki şu anki sosyal güvenlik sistemimizin zafiyetlerinden biridir bu, tanılamak mecburiyeti. Bir tanı yapıştırdığımız zaman o hayatı boyunca gidiyor, maalesef. Bu gitmeden gereksinimlerini belirleyerek veya işte, gelişim geriliği, az sonra tanısal olarak kullanılmayacak veya üzerine yapışmayacak bir modelde buna 0-3 yaş itibarıyla erken müdahale sistemi Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılıyor ve Türkiye'ye de uyarlanması gayet mümkün. Benim kafamdaki proje de -demin konuşmamda da arz ettim- burada bizde özel eğitim rehabilitasyon merkezleri var ya Millî Eğitime bağlı, maalesef, oradaki temel sorunlardan biri o merkezlerin çoğunun fizyoterapi merkezlerine dönüşmesi neredeyse erişkin düzeyine kadar. Şimdi, burada, esas olarak Millî Eğitime bağlı ve eğitim modeli geliştirmeye çalışıyoruz ama bizim burada farklı dinamikler devreye giriyor. Buna engel olarak, işte, bu sıfır yaştan en azından okula başlayacak, anaokulu sürecine kadarki süreci devralacak okula entegre bir sistem kurmamız lazım. Burada ilk çocuğu var, çevresinde, hani biz o toplumlardan değiliz, ana-baba desteğimiz çok fazla ama öyle bir destek de yok, ilk defa çocuğu belki küçük yaşta kucağına almış bir anneye verilen destekle engelli bir çocuk psikolojik açıdan baktığınız zaman bir travmadır aile için. O travmanın yönetilebilmesi süreçleri de dâhil ve burada da tamamen yine FTR uzman hekiminin yer aldığı bir rehabilitasyon ekip yaklaşımıyla bunun planlanması gerektiğini düşünüyorum çünkü 0-3 yaşta bunu yapamazsak ileriki dezavantajları çok artıyor.