| Komisyon Adı | : | (10/434,2104,2716,2717,2718,2719) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | Dünya Engelliler Birliği Başkanı Metin Şentürk'ün, görme engelli bir birey ve sanatçı olarak hayat hikâyesi, engelli bireylerin hayatında ailelerin önemi ve Dünya Engelliler Birliği olarak yaptıkları uluslararası çalışmalar hakkında sunumu |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 23 .12.2025 |
JÜLİDE SARIEROĞLU (Ankara) - Yıllar sonra Meclis çatısı altında buluştuğumuz için tekrardan ben memnuniyetimi dile getirmek istiyorum. Hatırlar mısınız bilmiyorum ama İzmir'de Sayın Cumhurbaşkanımızla bir engelliler buluşması yapmıştık.
DÜNYA ENGELLİLER BİRLİĞİ BAŞKANI METİN ŞENTÜRK - Tabii, tabii, hatırlarım. Unutmak ne mümkün.
JÜLİDE SARIEROĞLU (Ankara) - Pandemide Menemen'de, çok fırtınalı bir günde...
DÜNYA ENGELLİLER BİRLİĞİ BAŞKANI METİN ŞENTÜRK - Ve çatımız uçmuştu.
JÜLİDE SARIEROĞLU (Ankara) - Çatımız uçmuştu.
DÜNYA ENGELLİLER BİRLİĞİ BAŞKANI METİN ŞENTÜRK - İşte o yüzden unutmak ne mümkün dedim ya Sayın Bakanım.
JÜLİDE SARIEROĞLU (Ankara) - Evet, o programda o gün aslında yine Aile ve Sosyal Politikalar Bakan Yardımcımız Fatma Hanım, Sayın Kasapoğlu Bakanımız, Gençlik ve Spor Bakanı ve sporcularımız vardı.
BAŞKAN MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU - Beraberdik o akşam.
JÜLİDE SARIEROĞLU (Ankara) - Biz, siz ve yine engellilerle ilgili konuda bugün Meclis çatısı altında yine çalışıyor olmak aslında önemli bir şey, daha da iyileştirmek, yapılan çalışmaları daha ileriye taşımak için çabalarımız, gayretlerimiz...
BAŞKAN MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU - Bir de Metin Bey'i biz uduyla ağırlayacağız Mecliste.
DÜNYA ENGELLİLER BİRLİĞİ BAŞKANI METİN ŞENTÜRK - Ne demek efendim, her zaman, her yönümle hazırım.
JÜLİDE SARIEROĞLU (Ankara) - Ama sizi görünce aklıma geldi; o gün Tuana vardı, yine, görme engelli bir kızımız, onunla bizim diyaloğumuz devam ediyor, üniversiteyi kazandı, Yıldız Teknik Üniversitesinden mezun oldu.
DÜNYA ENGELLİLER BİRLİĞİ BAŞKANI METİN ŞENTÜRK - Hay maşallah.
JÜLİDE SARIEROĞLU (Ankara) - Ayşe Bozkurt vardı, biliyorsunuz, görme engelli, hukuk fakültesinden dereceyle mezun olmuş bir kızımız. Sınavlara girip İnsan Hakları Kurumunda şu an uzman olarak çalışıyor, evlendi, nikâh şahidi olarak da bizler de mutluluğuna şahitlik etmiştik.
DÜNYA ENGELLİLER BİRLİĞİ BAŞKANI METİN ŞENTÜRK - Maşallah.
JÜLİDE SARIEROĞLU (Ankara) - Öyle o günlere gittim, buraya geldik yine enerjiniz, heyecanınız aynı şekilde.
DÜNYA ENGELLİLER BİRLİĞİ BAŞKANI METİN ŞENTÜRK - Her zaman hazırım Sayın Bakanım.
JÜLİDE SARIEROĞLU (Ankara) - Sorum da çok kısa olacak; hem bunları da böyle bir hatırlayalım, güzel bir enstantane olsun istedim. Dün Lokman Bey'e de sorduk, engellilerle ilgili, özellikle görme engellilerle ilgili, içinden geçtiğimiz süreçlerde bir sürü düzenleme, çalışma, mevzuat yapıyoruz, farkındalıkla ilgili çalışmalar yapıyoruz ama hâlâ böyle yapılması gereken, çok önemli bulduğunuz gerek sanat camiasıyla ilgili gerekse hayatın diğer alanları da olabilir, böyle bir başlık var mı? "En önemli konu bu. Bu konuda daha çok çalışılması gerekiyor. Şu alanda böyle şeyler yapılması önemli katkılar sağlayacak." diyeceğiniz şeyler varsa onları da almak isteriz.
Teşekkür ediyorum.
DÜNYA ENGELLİLER BİRLİĞİ BAŞKANI METİN ŞENTÜRK - Şimdi, Sayın Bakanım, çok teşekkür ediyorum. Hatırladığınız o güzel anekdotlar için ben de çok memnun oldum.
JÜLİDE SARIEROĞLU (Ankara) - Benim en stresli günlerimden biriydi.
DÜNYA ENGELLİLER BİRLİĞİ BAŞKANI METİN ŞENTÜRK - O ana gittim, o rüzgârın sesini duydum; evet, o çatı anını da hatırlamış olduk.
BAŞKAN MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU - O çatı hâlâ olmamış ama.
DÜNYA ENGELLİLER BİRLİĞİ BAŞKANI METİN ŞENTÜRK - Vallahi, o çatı olmadıysa buna bir el atmak lazım Sayın Bakanım.
BAŞKAN MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU - Evet.
JÜLİDE SARIEROĞLU (Ankara) - Taşhan'dı, Taşhan.
BAŞKAN MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU - Geçen sordum, evet.
DÜNYA ENGELLİLER BİRLİĞİ BAŞKANI METİN ŞENTÜRK - Şimdi, bence, Sayın Bakanım, engelli kardeşlerimizin, görme engelli kardeşlerimizin bir şekilde içinde kabiliyetleriyle baş başa kalanları var. Hani az önce ben dedim ya, çok güzel hikâyeleri olanlar var, bunları bularak öne çıkarmak bence insanlara rol model olarak birazcık daha o anlamda hani: "Görmüyor ama bak şunları yapıyor." Birazcık daha böyle amiyane tabirle anlatmaya çalışıyorum, hikâyeleri insanların gözüne sokmak bazen çok işe yarıyor. Şöyle düşünüyorum: Çünkü bir insana siz ne kadar imkân sağlarsanız sağlayın, onun da kendine bir imkân sağlaması lazım. Onun kendine imkân sağlaması için bir güven duyması lazım. Aileden, önce bir tazyik edilmesi lazım başarısı için, sonra da çok kabiliyetli olan bu çocukları bulmaya çalışan, araştıran bir ekip kurulsa, sahada bir araştırma yapılsa, gizli kalmış çok cevherler var. İnanın bana, az önce verdiğim matematik örneği gibi çok örnekler var ve ben o arkadaşın yaptığını oturup yapamam. Yani müzikal yanım da güçlüdür, iyi bir eğitim aldım, konservatuvar kökenliyim, Batı müziği eğitiminde de çok iyi bir eğitim aldım, kilise tonlarına kadar bütün müzikal temaları bilirim ancak yani o çocuğun yaptığı hesabı yapabilme şansım yok; yeniden doğmam, yeniden kodlanmam falan lazım. Dolayısıyla, böyle hikâyeleri bulan bir ekip kurulsa, araştırılsa ya da herhangi bir şekilde çeşitli başvurular istense, hikâyelerinin kahramanları olan insanları birazcık daha öne çıkarırsak... Çünkü devlet ne yaparsa yapsın, bir şekilde bunlar ortaya çıkarsa varlar. Ben, bu anlamda bunun çok önemli olacağını düşünüyorum. Hikâyelerin gerçeklere koşan adımlar olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla benim bu konuda söyleyeceğim şu: Devletin çıkardığı yasalar, tanınan imkânlar, efendim, en azından, hani şu an için kıyaslama yaptığımızda bence yeterli mi? Hayır, yeterliliği konusunda bir şey söyleyemeyiz ama gayet güzel çalışmaların yapıldığı, çok güzel düzenlemelerin getirildiği ve çok iyi niyetli olunduğu her şeyden önce çok ortada. Onun için, ben hikâyelerin çok işe yarayacağını düşünüyorum. Güçlü hikâyeleri olanların bulunarak topluma sunulmaları ve televizyonlarda birazcık daha eğitici, öğretici... Ben bazen kamu spotlarını görüyorum, millet uyurken yayınlanıyor. Dolayısıyla bazı şeylerin insanların gözüne sokulması lazım. Böyle çok güçlü hikâyelerin kısa kamu spotları gibi -öyle "prime time"da falan yani gece üçte, dörtte değil- bunların insanların göreceği zamanlara yayılarak kısacık böyle sadece imza gibi, bir altın vuruş gibi düşünülüp insanlara sunulmasının insanların bakış açısına etki edeceğini düşünüyorum.
Şu anda çok konuşarak vaktinizi de almak istemiyorum. Sanıyorum gündem de kalabalık ama daha sonra eğer çağırırsanız veya herhangi bir şekilde uzun uzun konuşmak gerekirse çok daha değişik örnekler sunabilirim.