KOMİSYON KONUŞMASI

RADİYE SEZER KATIRCIOĞLU (Kocaeli) - Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Komisyonumuzun değerli üyeleri, basın mensupları, kıymetli misafirler; "Dijital Mecralarda Çocuklarımızı Bekleyen Tehditler ve Riskler" başlıklı raporumuzun son hâlini hep birlikte birazdan görüşeceğiz ve bu amaçlı toplantımıza hoş geldiniz diyorum.

Sayın Bakanımız dijital mecralarda çocuklarımızı bekleyen riskler ve tehditler, bu alanda atılması gereken tüm adımlar konusunda son derece kapsamlı ve kritik değerlendirmelerde bulundu konuşmasında; öncelikle, bu zamana kadar bizlere, yaptığımız bu çalışmalara verdiği samimi destekleri için kendilerine sizlerin huzurunda teşekkür ediyorum ve naçizane, bu çerçeveyi tamamlayan birkaç temel konuya da dikkatlerinizi çekerek ondan sonra rapor üzerinde müzakerelerimizi, görüşmelerimizi yapacağımızı düşünüyorum.

Alt komisyonumuz 28'inci Yasama Dönemi boyunca gerçekleştirdiği 13 toplantıda kamu kurumlarının, akademisyenlerin, sivil toplum örgütlerinin ve onların temsilcilerinin katkıları ile birlikte geniş kapsamlı, titiz bir çalışma yürüttü, bir yurt içi ve bir yurt dışı olmak üzere yerinde inceleme ziyaretlerinde bulundu ve buradaki temel aldığımız ilke, oturtturduğumuz merkez "çocuğun üstün yararı" ilkesiyle hareket etmek oldu. Bu rapor yalnızca ülkemiz çocuklar için değil evrensel çocuk hakları perspektifiyle dünyadaki tüm çocuklar için daha sağlıklı, daha güvenli, daha güçlü bir geleceğin inşasına katkı sunacağına inanıyoruz. En temel hedefimiz ise çok açıktır, çocuklarımızı dijital mecraların zararlı etkilerinden koruyacak kapsamlı ve uygulanabilir bir yol haritası ortaya koymaktır. Bugün gelinen noktada birçok acı gerçek vardır, onlara da değinerek raporumuzdaki öne çıkan bazı maddeleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Son dönemde kamuoyuna yansıyan ve uluslararası basında "Epstein belgeleri" olarak anılan belgeler çocuklarımızın karşı karşıya kaldığı tehditlerin ulaştığı boyutu tüm açıklığıyla gözler önüne sermiştir. Bu belgeler, çocukların dijital ve küresel ağlar üzerinden nasıl sistematik olarak istismar riskiyle karşı karşıya kaldığını, bırakıldığını, bazı ideolojik ve organize yapıların çocuklar üzerinde ne denli derin ve yıkıcı etkiler oluşturabileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu süreçte, özellikle altını çizerek ifade etmek isterim ki çocukları hedef alan LGBTİ+ örgütlenmeleri ve bu yapılar tarafından yürütülen ideolojik propaganda faaliyetleri çocuklarımız açısından artık yalnızca bir toplumsal tartışma konusu değil doğrudan bir çocuk güvenliği ve çocuk hakları tehdidi hâline gelmiştir. Nitekim, daha önce de defaatle vurguladığımız üzere, çocukları hedef alan bu iç içe girmiş, girift, örgütlü yapılar yöntemleri, etki alanları ve küresel ağları itibarıyla terör örgütlerinden daha tehlikeli sonuçlar doğurabilecek yapılardır. Söz konusu belgeler bu gerçeği yalnızca ülkemize değil tüm insanlığa açık bir biçimde göstermiştir. Bugün dünya insanlık tarihinin en ağır sınavlarından biriyle karşı karşıyadır. Küresel ölçekte yalnızca bu yapıların meşruiyetini yitirdiği, devletlerin baskı ve şantaj mekanizmalarıyla zayıflatılmaya çalışıldığı, en ağır bedelin ise çocuklara ödetildiği bir süreç yaşanmaktadır. Altını özellikle çizmek isterim ki dijital bağımlılık, istismar, siber zorbalık, yasa dışı bahis, LGBTİ+ propagandalar, mahremiyet ihlalleri ve çocukları suça sürükleyen yapılar çocuklarımız için tarihin gördüğü en büyük, en organize ve en sistematik tehditlerdir. Komisyonumuza iletilen talepler de toplumun beklentisini net biçimde ortaya koymaktadır. Çocuklarımızı dijital dünyada koruyan, güçlü, uygulanabilir ve gecikmeden hayata geçen politikalara ihtiyaç vardır. Bu doğrultuda alt komisyonumuz çocuklarımızı dijital tehditlerden korumaya yönelik kapsamlı bir yol haritası oluşturmuştur.

Raporumuzda öne çıkan başlıkları sizlere kısaca hatırlatmak isterim. Öncelikle, sosyal medya ve dijital platformlarda yaş doğrulama zorunluluğu; 15 yaşına kadar olan çocuklara kesin hizmet sunulmaması, 18 yaşına kadar ebeveyn izni ve çocuk filtreleme sistemlerinin oluşturulması, 18 yaş altındaki çocuk hesaplarında otomatik ekran süresi ve gece kullanım blokajları.

Zararlı içeriklere karşı etkin filtreleme ve denetim mekanizmaları.

Dijital medya okuryazarlığının eğitim müfredatına zorunlu ders olarak eklenmesi.

Aile eğitim programlarıyla ebeveyn farkındalığının oluşturulması, artırılması.

Çocuklara yönelik suçlar ve yasa dışı bahis konusunda caydırıcı yaptırımlar.

Aile kurumunun korunması ve çocuklara yönelik LGBTİ+ propaganda ve dayatmaların engellenmesi.

Çocuklara ait kişisel verilerin korunması ve silinmesi.

KADES benzeri "ÇODES" gibi, çocuklara özel acil ihbar mekanizmalarının kurulması.

Ulusal güvenli internet ağının hayata geçirilmesi.

Tüm politikalarda çocuklar için unutulma hakkının esas alınması ve çocuklara yönelik suçlarda cezaların ağırlaştırılması.

Bizim yaklaşımımızın asla yasaklayıcı değil koruyucu olduğunu burada bir kez daha sizlere ifade etmek istiyorum. Amacımız teknolojiyi sınırlamak değil çocuklarımızı güçlendiren ve koruyan bir denge kurmaktır. Başta eğitimleri olmak üzere, özellikle, sosyalleşmeleri ve diğer hususlarda dijital dünyanın imkânlarını sonuna kadar çocuklarımız kullanacaktır ve bu kapılar onlara açık olacaktır. Buradan açık ve net bir şekilde ifade etmek isterim ki 2026 yılı çocuklarımızı dijital dünyanın risklerinden korumaya yönelik kararlı ve güçlü düzenlemelerin hayata geçtiği bir yıl olacaktır. Türkiye bu alanda sadece uluslararası örnekleri takip eden değil çocuk haklarını merkeze alan, küresel standartları belirleyen bir ülke olma iradesini ortaya koymaktadır. Çocuklarımızın dijital dünyada güvenle var olabilmesi bir tercih değil devlet ve toplum olarak ortak ve tarihsel sorumluluğumuzdur, bu rapor da işte bu sorumluluğun somut bir ifadesidir.

Bu duygu ve düşüncelerle raporumuzun ülkemize ve çocuklarımıza hayırlı olmasını temenni ediyor, emeği geçen tüm Komisyon üyelerimize, milletvekili arkadaşlarımıza sizlerin huzurunda bir kez daha teşekkür ediyorum.