KOMİSYON KONUŞMASI

MEHMET SAİT YAZ (Diyarbakır) - Teşekkür ediyorum Değerli Başkanım.

Ben de bu rapora baktım, yaklaşık 250 sayfalık bir rapor. Büyük bir emekle hazırlanmış. Bu noktada kimin emeği geçmişse herkese ben kendi adıma teşekkür ediyorum.

Çok mükemmel, olağanüstü olmasa bile muazzam bir görev yapmış. Geçenlerde Çocuk Hakları Alt Komisyonu olarak da toplandığımızda, yine, bununla alakalı yapılması gereken maddeler yazıldı, okundu. Yurt dışında ve yurt içinde gerek gidilen insanlar, dinlenilen insanların fikirleri ve gerek burada gelen insanlardan aldığımız fikir ve düşünceleri bir araya getirmiş çok faydalı bir rapor. Ancak ben kendi bakış açımla bakmak istiyorum. Bir ilahiyatçı gözüyle aileye ve çocuğa bakmak istiyorum. Rabb'imiz Kitab'ında diyor ki: "..."(*) -Türkçe değil, geçmez kayıtlara belki, ayettir çünkü- "Ey iman edenler, kendinizi ve efradı ailenizi öyle bir ateşten muhafaza edin ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır." Bugün neslimiz dijital mecralar fitnesi ile karşı karşıyadır. Parlamento olarak buna acil bir eylem planı geliştirmek zorundayız çünkü biz Müslüman bir toplumuz. Maalesef, dinî değerlerden yoksun yetişen bu nesli Batı'nın ahlaksız dehlizlerine terk edemeyiz. Güvenli bir gençliği bu fitnelere karşı dinî değerlerine, örf ve âdetlerine sarılarak ayakta tutabiliriz. Bu mecralar ise birer zehirdir, tedavisini de zehir taciri olan Batılılardan değil, dinimiz ve bizi var eden ailevi değerlerden almalıyız. Bağımlılığın yani bağımlılıkla mücadele etmenin en büyük ve kuvvetli yöntemi ailedir. Mesela, birkaç örnek getirmek istiyorum Değerli Başkanım. Yaşıtlarım belki bunu bilir; biz bir Müslüman aile olarak çocuğumuz doğduğu zaman biz nasıl bir temel ve esası onda oluşturuyorduk? Mesela çocuk doğarken -size garip gelmesin lütfen- kulağına ezan okuyorduk, beyne giden ilk ses tevhid sedası olsun diye. İki, analar çocuklarını imkân dâhilinde abdestli emziriyordu. 7'nci gününde İslami sembolleri çağrıştıracak isimler veriliyordu; Ahmet, Muhammet, Fatma gibi, dinî değerlere bağlılık noktasında. 5 yaşına geldiğinde nebevi terbiye ve talimiyle eğitiliyor, ibadetler öğretiliyordu o çocuğa. Babası elinden tutup camiye götürüyordu. Nasıl ki Hristiyanlar çocuklarını kilisede vaftiz ediyor ve ellerinden babaları tarafından tutulup havralara ve kiliselere götürülüyor idiyse. Doğruluk ve dürüstlük ilkeleriyle inşa ediliyordu çocuklar ebeveynler tarafından. Komşu, akraba ve yaşlılara karşı tavsiye ediliyordu kötü lakap takmanın, insanla alay etmenin, kul hakkı yemenin haram olduğu söyleniyordu, mazlumların yanında zalimlerin karşısında olmayı tavsiye ediyordu, büyüklere karşı hürmet, terbiye, edep ve adabımuaşeret her şeyden önce gelirdi. Onun için, birdik o gün, beraberdik ve kardeştik, dinimiz ve neslimiz, toplumumuz, gençliğimiz emniyet altındaydı. Ne zaman ki biz Avrupa'ya özendik onlar gibi olmaya çalıştık, o zaman savrulduk ve gittik.

Evet, bu raporda alınan kararlar, bu raporda ortaya konulan raporlar elbette konuşulacak, tartışılacak, belki Mecliste yasa hâline de getirilecek, güzel şeyler bunlar, faydalı şeyler ama bunun temeli ve esası vardır Değerli Başkanım. Eğitim evde başlar, ailede başlar, ebeveynde başlar, Rabb'imiz de, Peygamberimiz'e de, bunu bize tavsiye ediyor.

Teşekkür ediyorum hepinize.