KOMİSYON KONUŞMASI

BAŞKAN DERYA YANIK - Ben çok teşekkür ediyorum Enis Bey.

Değerli arkadaşlar, ben doğrusu söz veya herhangi bir değerlendirme yapmak niyetinde değildim, Sayın Alt Komisyon Başkanımıza bütün sözü bırakmak niyetindeydim ama birkaç şey, müsaade ederseniz, ben de söylemek istiyorum.

Şimdi, insanın söz konusu olduğu, hele çocuklar söz konusuysa her mesele multidisipliner. Yani bir meseleyi, bir disiplinin ya da bir komisyonun ya da bir alt komisyonun çözmesi, tartışması ve bütünüyle çözüme ulaştırılması, hitama erdirmesi -eskilerin tabiriyle, hukukçular iyi bilir- mümkün değil. Dolayısıyla, biz şu anda Komisyonumuz olarak ve Çocuk Hakları Alt Komisyonumuz olarak karşı karşıya kaldığımız bir meselede o meselenin bizi ilgilendiren tarafıyla ve bir başlıkla alakalı bir çalışma yapıyoruz. O anlamda, söylediğinizi önemsiyorum Enis Bey, yani beklentileri büyütüp her şeyi biz... Hayır, biz, meselenin bir tarafından tutmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla, Suat Bey'in değerlendirmesi tahtından da söylemek isterim: Bu multidisipliner konuları ya da bir konunun bütün bileşenlerini ilgili kurum ve kuruluşlar zaten kendi çalışmaları içerisinde değerlendiriyorlar fakat çok dinamik bir süreçten bahsediyoruz. Sizler konuşurken, kısacık, müsaade ederseniz anlatmak istiyorum. Her birimiz, tabii, kendi hikâyesini bir şekilde zihninden geçiriyor. Yani burada bulunan önemli bir kısmımız en azından, nispeten daha genç arkadaşlar var Beritan Hanım gibi falan ama şunu hatırlarız mesela: Benim çocukluğum, işte, televizyonun daha henüz öyle hayal meyal hayatımıza girdiğini hatırlıyorum ama çok yaygın değildi, işte, tek kanallıydı, haberlerdi vesaire. Kalabalık bir ailenin ferdiyim ben, ablamların, özellikle büyüklerin ve arkadaşları, misafirleri geldiğinde biz son 3 numaraya para verirler, küçücük bir kasaba eğrisi bir yerdi yani doğup büyüdüğüm ilçeden bahsediyorum, hâlâ daha, çok fazla sinema vardı, bizi sinemaya gönderirlerdi. 3 çocuk yani ben 4-5 yaşındaysam, diğerleri de işte 10 yaş, 12 yaş şeyinde 3 çocuk biz gider sinemada film izler, birkaç saat zaman geçirir ve sonra eve dönerdik. Bir güvenlik tehdidi yoktu, son derece güvenli bir ortamdı; 3 çocuğun eline parayı tutuşturup gönderebileceğiniz bir sosyal ortam vardı. İki, gönderdiğiniz filmden herhangi bir şekilde endişe etmenize gerek yoktu, son derece aile filmleri, işte Türk ya da yabancı fark etmez. Yabancı filmler de ağırlıklı olarak kovboy filmleri olurdu falan dolayısıyla çocukların izlediği şeyden endişe etmenizi gerektiren bir şey yoktu ve bu anlamda hem fiziki sosyal ortam hem -tırnak içinde söyleyeyim- dijital sosyal ortam çocuklara son derece uygundu ve biz güvenle gider, izler, dönerdik evimize. 70'lerin sonunda, 80'lerin başında sinema değişti, çocuklarınızı gönderme şansınız yok artık, hepimiz biliyoruz o süreci, televizyon yaygınlaştı. Evet, televizyon yaygınlaştığı için sinemaya bir parça ket vurdu ve sinema değişmek zorunda kaldı ama son tahlilde değişti dolayısıyla sinemalar kapandı birden bire. Televizyonun hayatımıza getirdiği bir eğlence öğrenme süreci var, hâlâ daha orta alt gelir grubuyla alakalı, kadınlar ve çocuklar için televizyon yüzde 60-70 oranında en önemli öğrenme aracı dolayısıyla burayı da görmezden gelemeyiz.

Gazetelerden bahsetti Mustafa Bey. Ben okumayı bir gazetenin sürmanşetinde söktüm çünkü eve her gün bir gazete gelirdi, elden ele herkes okurdu. Dediğim gibi, çok kalabalık bir aileydik, işte büyükler okur, herkes böyle sırayla okurdu ve ben de en son, okumayı o gazetenin sürmanşetinde sökmüştüm dolayısıyla şunu anlatmaya çalışıyorum: Hayat değişiyor, hayatın içerisindeki dinamikler değişiyor. Biz bu dinamiklerle topyekûn kavga ederek bu hayatı sürdüremeyiz. Nitekim konuşmamın başında da âcizane, işte dijital ortamlar, dijital platformlar sadece sosyal medyadan müteşekkil de değil, sonuçta çok geniş bir evrenden bahsediyoruz. Hem bir fırsat olarak, evet, tehdit kısmı da var, tehdit olarak görmek zorundayız. Tehdit kısmını, risk kısmını minimize ederek fırsat kısmını artırmaya, fırsat kısmını çoğaltmaya çalışıyoruz çünkü kavga edecek bir durum yok ve gerçekçi olalım, bu kavgayı da kazanamayacağız. Bir de işin o tarafı var yani çok açık yüreklilikle söylüyorum dolayısıyla özellikle çocuklar başta olmak üzere çocukların istifadesine nasıl daha çok sunabiliriz ve çocukların zarar görmesini nasıl engelleyebiliriz; bizim bu çalışmada arkadaşlarımızın üzerine yoğunlaştığı şey dijital platformların bir fırsat olarak kullanımının artırılması, tehditlerinin giderilmesi başlığı dolayısıyla amaca odaklanmış bir biçimde baktığımızda diğer bütün detaylar, bütün değerlendirmeler, hepsi kuşkusuz çok çok önemli ama dediğim gibi, meselenin tarafları, meselenin kendi içindeki değerlendirmeleri kuşkusuz işte bir dijital platformu kullanmayı; bir çocuğun öğrenmesi için eğitim süreci var, aile tarafı var, psikososyal tarafı var, bu işin sağlık kısmı var, bir sürü şeyi konuşabiliriz. Onu ayrıca ilgili kısmıyla, ilgili kurumlar nezdinde tartışmak, konuşmak ve değerlendirmek mümkün ve gerekli ayrıca da yani sadece mümkün değil, ayrıca da gerekli ancak bizim burada çalışma başlığımız üzerinden değerlendirdiğimizde, tahmin ediyorum, daha hakkı teslim etmiş olacağız.

Ben de sabırlarınızı çok zorlamak istemiyorum, üzerinde çok konuşacağımız meseleler var ama Alt Komisyon Başkanımıza sözü bırakayım. O gerekli açıklamaları yaptıktan sonra oylamamıza geçeceğiz.

Buyurun Sayın Katırcıoğlu.