KOMİSYON KONUŞMASI

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Başkanım, vallahi öyle oldu, ben de onu soracaktım.

Bir de kaçırmış olabilirim, çok önemli bir konu olduğu için cevaplar sırasında yoktum. Bu dikkat eksikliği meselesi toplumsal bir sorun hâline gelmeye başladı sadece çocuklarla ilgili değil yani toplumun her kesiminde de çok arttı, artma faktörlerini bilemiyorum, ben kendimce bir şeyler düşünüyorum ama sosyal medya, telefon yoğunluğu, vesaire, falan ama suça sürüklenme oranı bakımından çocuklarda dikkat eksikliği meselesiyle yetişkinler arasında bir korelasyon... O konuda bir araştırmanız var mı? Onu sorayım istedim. Bir de bu dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu meselesini birtakım tedbirlerle önceden önlemek mümkün değil mi? Yani bu konuda bazı ön alımlarını yapsak; eğitim çağında olabilir, okul çağında olabilir, ailede olabilir, başka yerlerde, sosyal alanlarda olabilir, bu konuya yoğunlaşmak gerektiğini düşünüyorum. O konuda bir çalışma var mı? Onu merak ettim hocam.

ÇOCUK İZLEM MERKEZİ SORUMLUSU PROF. DR. SELMA TURAL HESAPÇIOĞLU - Teşekkür ediyorum.

Şöyle: İki çalışma sundum ben sunumumda. Bunlardan bir tanesinde hastaneye başvuran gençleri kontrol grubu olarak almıştık, cezaevinden gönderilenler de çalışma grubumuzdu. Burada dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu açısından iki grup arasında fark çıkmamıştı ama mesela yakın tarihli sunduğum ve sadece bu rapor düzenlenmesi için başvuran çocuklarda gerçekten yüksek oranlarda yüzde 61 düzeylerinde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olduğunu saptadık, diğerlerinde de az değildi aslında ama klinik başvurularda da az olan bir bozukluk değil. Yani illa suça sürüklenen çocuk olması gerekmiyor, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan herkes suça sürüklenmiyor ama şöyle: Nörobiyolojik bir altyapısı var dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun. Yani ben burada telefonu üç gün kullandım, dikkat eksikliği oldum. Dikkatimi bozar evet ama dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu kavram olarak aslında nörobiyolojik, nörogelişimsel bir hastalığa işaret eder. Yani genetik ve aslında mikro düzeyde beyinde karşılığını görebileceğiniz bir bozukluktur. Şöyle: Eskiden yok muydu? Bence eskiden de vardı ve çok eski yıllardan beri zaten tanımlanmış ama özelliği şudur: Misal günümüzde artık insanların zihnini kullanarak odaklanarak yapması gereken iş miktarı azaldı, akademik başarı beklentimiz arttı. Yani insanlar çocukları okusun istiyorlar, zorlandığı noktada artık hekime getiriliyor ve tanık konuluyor. Diğer türlü eskiden fiziksel olarak çalışan bireylerde dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olmasının bir dezavantajı olmayabiliyordu.

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Bir de ekranla birlikte artan bir şey. Sonuç itibarıyla o nörogelişimsel meselede bir sekmeye sebep oluyor.

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Evet, kesinlikle.

ÇOCUK İZLEM MERKEZİ SORUMLUSU PROF. DR. SELMA TURAL HESAPÇIOĞLU - Yani şöyle yani doğuştan gelen zemin biraz daha ağırlıklı olabilir diye düşünüyoruz.

TÜRKİYE ÇOCUK VE GENÇ PSİKİYATRİSİ DERNEĞİ ÇOCUK HAKLARI KOMİSYONU BAŞKANI DİDEM BEHİCE ÖZTOP - Bizde de aslında çocukluğumuzdan itibaren dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu vardır 40 yaşında tanı alıyorsak. Bu tartışılıyor yine DSM'ye girse mi acaba yetişkinlikte ortaya çıkan işte, nörogelişimsel bozukluklar var mı? Tartışılan konulardan biri ama dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu için şöyle bir şey algılanmasını istemeyiz çünkü çok yaratıcı, dünyayı değiştiren farklı bir kafaları var, öyle insanlar da var. Mesela dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu yoksulluk bir araya geldiğinde davranım bozukluğu ve suça sürüklenme artıyor. Kalp hastalığı için de böyle, benzer şey, kalp hastalıkları da artıyor çünkü bunların çoğu strese ilişkin bozukluklar ve dünyanın stresi artıyor aslında.

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Tedbir alamayız diyorsunuz yani anladım.

ÇOCUK İZLEM MERKEZİ SORUMLUSU PROF. DR. SELMA TURAL HESAPÇIOĞLU - Ama tedavi edilebilir, en önemli şey bu. Dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu tedavi edilebilir bir bozukluktur. Onun için uygun zamanda, doğru zamanda hekime başvurursa komplike olmadan yani o davranım bozukluğu daha ortaya çıkmadan aslında önlemi alınabilir.

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - İlaç yokmuş.

ÇOCUK İZLEM MERKEZİ SORUMLUSU PROF. DR. SELMA TURAL HESAPÇIOĞLU - İlaçlara da ihtiyacımız var o konuda çünkü DV'nin birinci sıra tedavisi ilaç tedavisidir.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Kamu kurumlarında çalışıp da suça sürüklenen çocuk sayısına ilişkin bir bilginiz ya da araştırmanız var mı diye sormuştuk. Kamu kurumlarına alınan, sevgi evlerine alınan...

ÇOCUK İZLEM MERKEZİ SORUMLUSU PROF. DR. SELMA TURAL HESAPÇIOĞLU - Şöyle sayın vekilim...

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Onlarda düşük diye biliyorum.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Daha önce de sorduk ama...

ÇOCUK İZLEM MERKEZİ SORUMLUSU PROF. DR. SELMA TURAL HESAPÇIOĞLU - Devam eden işte, tez çalışmamızda aslında bu veri de var ama ben bu verinin analizini yapmadım. Bir de henüz daha örneklem boyutumuz küçüktü ama o vakalarda kurumda kalmayı da biz sorduk, inşallah önümüzdeki aylar içerisinde sonuçlarını belki de...

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Bunun sonuçlarını bize iletebilir misiniz?

ÇOCUK İZLEM MERKEZİ SORUMLUSU PROF. DR. SELMA TURAL HESAPÇIOĞLU - İletebilirim.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Bir de kurumunda mahiyetine göre değişir. Bazıları zaten riskli çocukların... İhtisaslaşmış çocuk evleri var ama bazıları da sevgi evleri daha bebekken başlayıp orada yetiştiriliyor, sanırım onların arasında oransal fark vardır.

ÇOCUK İZLEM MERKEZİ SORUMLUSU PROF. DR. SELMA TURAL HESAPÇIOĞLU - Tabii, tabii, farklı onlar.

MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Bir de çocuk başına düşen uzman sayısıyla ilgili kanaatinizi.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - 40'a 1 ne olmalı?

TÜRKİYE ÇOCUKLARA YENİDEN ÖZGÜRLÜK VAKFI YÖNETİM KURULU BAŞKANI SELMİN CANSU DEMİR - O benim sunumumda yer alıyordu, şöyle ki: Uzmanlar ya da kapalı kurumlarda çalışan uzmanlar ya da infaz kurumlarında sadece psikososyal desetek vermiyorlar, başka evre kişileri de var ve idare gözlem kurulu gibi diğer idari idari yükümlülükleri var. Bu yükümlülüklerle birlikte bu tür ruh sağlığı hizmetlerini, desteklerini verebilmeleri tabii çok güçleşiyor. Bir yandan da çocukların yine hocalarımın sıklıkla bahsettiği bu ruh sağlığı sorunları nedeniyle kapalı kurumun içinde değil yani dışarıdan tedaviye de ihtiyaçları olabiliyor. Yani hem terapatik süreçleri hem de dışarıdan alınacak süreçlerine ilişkin değerlendirme yapmak önemli. Kapalı kurumlara ziyaret yapacağınızı ifade ettiğiniz için bunları sormak önemli olacaktır.

Yine, sunumumda çok konuşmaya fırsat olmadı ama kız çocuklarının içinde bulunduğu durumlar oğlan çocuklara göre biraz daha özgü meselelere işaret ediyor. Yani çocukların hem suça sürüklenme riski hem kurumlardaki ihtiyaçları hem de tahliye olduktan sonra toplumla bütünleşme ihtiyaçları buna vurgu yapmak isterim. Bir de yine kapalı kurumlarda, evet, bazı çalışmalar gerçekten çok iyi niyetli çabalarla yapılıyor. Örneğin, orada çocukların kapalı kurumda eğitim hakkına erişmesi için anadolu liselerinin açılması gibi. Bu anadolu liseleri var, evet ama bir yandan da kaç çocuk bu anadolu lisesine gidebiliyor? Şimdi, biz velilerden şunu görüyoruz: Zaten hapishaneye gelen 10 çocuktan 1'i okuma yazma bilmiyor ya da eğitimle ilgili çok alt seviyede. Kurumlar içerisindeki 10 çocuktan 1'i sadece örgün eğitimden faydalanabiliyor ve bu anadolu liseleri de sadece belirli bir gruba destek verebiliyor. Bir yandan da bu çocuk buradan mezun olduğunda acaba diplomasında ne yazacak? Bunu da düşünmek gerek. O yüzden tekrar ifade etmek isterim yani kapalı kurumlara gittiğinizde örneğin oradaki disiplin süreçlerine de bakacaksınız. Acaba kör noktalar var mı? "Tezgâhaltı, merdivenaltı" diye nitelendirilen yerler var mı? Çocuklar oradaki olumsuz yaşam deneyimlerini nasıl tanımlıyorlar? Bunlar tabii çok önemli olacaktır elbette ki ama bir yandan da özellikle iyi uygulama örneği gibi görünen hususların çocukların hayatlarında başka dezavantajlara yol açabileceğini de belki hani hatırlatmak önemli olacaktır diyeyim.

Teşekkürler.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Çok teşekkür ediyoruz.

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Bir sorum vardı, cevap olmadı, belki yazılı olabilir, bu, yapılandırılmış etkinlikler meselesiyle ilgili. Özel yapılandırılmış, sunumunuzda vardı sanıyorum 19'uncu sayfada.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Şey mi? Hani bu belli saat aralıklarında olması planlanan etkinlikler? Aslında güzel olur öyle yazılı öneriler gelirse "Şunlar uygulanabilir." diye.

TÜRKİYE ÇOCUK VE GENÇ PSİKİYATRİSİ DERNEĞİ ÇOCUK HAKLARI KOMİSYONU BAŞKANI DİDEM BEHİCE ÖZTOP - Benim aslında paylaştığım bir yazılı önerim vardı bir word dosyası şeklinde, iki sayfalık ama onu daha da yapılandırabiliriz, genelde hani 6-8 yaş arasındaki çocuklara bir yetişkinin şeyinde...