KOMİSYON KONUŞMASI

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, kıymetli sunum hazırlayanlar; hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

Ben de tam Sayın Başkanın bıraktığı noktadan bir soru sormak istiyorum: Şimdi kavramlar üzerinden tartışmamız, problemin ne olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Hepimiz, şu ana kadar dinlediğimiz herkes de söyledi ki bu iş çoklu bir problem, bu problemin çözülmesi kolay değil, koordinasyon eksikliği var. Vekilim de çok güzel söyledi yani anlatıyor, güncel olaylardan da söyledi, bir yerlerde eksiklikler var ve ama biz bu eksiklikleri burada bir türlü duyamıyoruz.

Şimdi, bir çocuk doğruyu, yanlışı, yasağı, suçu ne zaman öğrenir? Yani buna kavram vererek mi öğretiriz? Yani biz bu çocuklara "suça sürüklenen çocuk" diyoruz diye suçlarda acaba bir artış mı oldu? Öyle elinizde bir veri var mı? Bu kavramı kullanmadan önce... Hani artış var zaten çünkü suçun nevileri de değişti, işleniş biçimleri de değişti. Sadece çocuklar, suça sürüklenen çocukların işlediği suç tiplerinde değil ki bu olaylar, hepsinde değişti. Yani insan öldürmelerin çeşidine baktığınız zaman vahşet diz boyu, dünyada da vahşet diz boyu. Yani, şimdi, biz tartışmayı kavramlar üzerinden yürütmeye başlarsak yani ne dediniz Sayın Başkanım kavrama siz? Bu kavram daha...

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Kanunla ihtilaflı...

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Kanunla ihtilaflı olan çocuklar...

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Ama dünyada da kullanılan bir kavram olarak teklif ettiler.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Olabilir, siz şimdi hani değiştirmeyi belli ki düşündüğünüz için... Bu kavram da çok daha başta belki tespit edilebiliyorsa kanunla ihtilaflı olanın bir anlamı olur, o da ilk tespitlerde yani ailede, okulda belki suça karışmadan önce bu çocuğun ihtilaf yaratacak bir çocuk olduğunu tespit etmede bence bir anlam ihtiva eder. Ondan sonra, bu çocuk suç işlemeye başladıktan sonra hiçbir çocuğun "Suça sürüklenen çocuk oldum, o yüzden ben cezadan ariyim." deyip suç işlediğini falan alanda çalışan biri olarak zannetmiyorum. Ya da diğer terimi kullandığınızda suça sürüklenen çocuk suç işlemekten vazgeçecek, buna inanmıyorum. Sizin burada tartışmanın kavramlar üzerinden yürütülmesi konusundaki duruşunuz, görüşünüz nedir, bunu merak ediyorum.

Bir de sunumun tabii, son bölümüne yetişebildim, problemlerimiz konusunda somut çözüm önerileriniz var mı, somut? Sorunları biliyoruz, dinledik, öncesinde de biliyorduk, şimdi de biliyoruz ama lütfen, nerelerde biz eksik kalıyoruz, koordinasyon kurarak en kısa zamanda çözümü nasıl sağlayabiliriz? Bunun orta vadelisi, kısa vadelisi ve uzun vadelisi var, biliyoruz hepsini ama hani moralimiz bozulmadan en kısa nereden başlayabiliriz ki şu adımı attık ve sorunun çözülmesinde de bir nebze katkımız oldu diyebilelim?

Ben, teşekkür ediyorum sunumunuz için.

Sağ olun Başkanım.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Minik bir cevap vermiş olayım çünkü bana da yöneltilmiş gibi biraz sorunuz ve yorumunuz. Şimdi, aslında benim meramım, burada bir kavram üzerinden tartışıp diğer gerçekleri, risk faktörlerini bertaraf edip aslında çocuklara "suça sürüklenen çocuk" dendiği için suça sürüklendi değil, böyle bilim dışı bir hipotezde asla bulunmayacağımı bildiririm. Zaten aslında bizim de önerdiğimiz en başta sosyal ekolojik yaklaşım. Yani mevcut Hazar Derneği dâhil, gelen her görüşten dernek bireysel, bireyler arası, organizasyonel, çevresel, politik bütün risk faktörlerine yönelik yaklaşımla geldiler ve enteresan bir tesadüf oldu. Kesinlikle ben de bütün risk faktörlerini analiz eden, bunları tespit eden ve bunlara yönelik politikalar geliştiren, mevzuatlar geliştiren, projeler geliştiren bir yaklaşımı savunuyorum ve Komisyonumuzun en başından beri de diversiyonu çok modern bir yaklaşım olarak buluyoruz, rehabilitasyonu da. En önemli olanın önlemek olduğunu söylüyoruz fakat ortada bir de realite var yani... Ha, bir de çocuklar, acaba "suça sürüklenen çocuk" deyince suça bulaşıyor mu, bulaşmıyor mu? Burada beni doğrulayacak ya da yanlışlayacak ben bir veriye sahip değilim, doğrusu önemli bir çalışma olur, bence bu çalışılmalı. Fakat şunu söyleyebilirim: Ben defaatle şuna rastladım: Ya, işte internet ortamında çok ağır, çok galiz küfürler ediyor, sonra işte cevaben yazıyor karşısındaki "Sen nasıl bana böyle dersin?" "Ben, 18 yaşının altındayım." diyor. Yani bu suça sürüklenme meselesi konusunda sizden, benden daha mahirler, zannettiğiniz gibi değil. Yani "suça sürüklenmek" diye bir kavram var ve bunun karşısında bir cezasızlık algısı var, bunun farkındalar. Ama ben şuna inanıyorum: Yani çocuğa ne zaman bir şeyin suç olup olmadığı öğretilir? Evimizde başladığımız bir şey yani bu. Bir çocuk diyelim ki 2 yaşında -2 yaşındaysa bile hiçbir şekilde suç ehliyeti yok- akranını ısırdığını varsayalım ya da saçını çektiğini, bunun yanlış olduğunu söyleriz, ona minik, belki ufak tefek şeyler yaparız.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Ben de onu söylemek istiyorum.

BAŞKAN MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT - Ama bunun suç olduğunu bir şekilde ona hissettiririz. "Yavrum, sen buna itildin, aslında hiçbir şeyin yoktu." öyle bir yaklaşımımız hiçbir zaman olmaz.

Bir de hakikaten kamu vicdanını yaralayan bir şey. Yani gerçekten korkunç bir cinayetin failini de "suça sürüklenen çocuk" diye böyle saflaştırmak yani bu şekilde de tartışmak... Kavramlar çok önemlidir, terimler çok önemlidir. Zannettiğimizin üzerinde de etkisi vardır kelimelerin üzerimizde. Dolayısıyla, bir de büyük bir çocuk paketi düşünüyorsak kavramları, terimleri, terminolojiyle tartışmamız gerektiğini düşünüyorum. Şöyle bir algı oluşmasın: Yani biz meleklerin cinsiyetini tartışıyor değiliz, realiteyi tartışıyoruz, risk faktörlerini tartışıyoruz, çözüm önerilerini tartışıyoruz; bununla birlikte kavramları ve terimleri tartışmamızdan daha tabii bir şey olamaz diye düşünüyorum.

Sözü misafirlerimize bırakıyorum.