| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 04 .03.2026 |
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Sayın Başkanım, torba kanun teklifinin Meclise geleceği gündeme gelince tüm kesimlerin beklentisi emekli bayram ikramiyesinin artırılacağı yönündeydi. Bizim Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konudaki önerimiz emekli bayram ikramiyesinin bir asgari ücret tutarında olması yönündeydi ama iktidara yakın basın yaklaşık bir aydır neredeyse her gün emekli bayram ikramiyelerinde artış olacağını kamuoyuna yazdı, çizdi, anlattı. Hatta, bu teklif Meclise gelinceye kadar AK PARTİ'li vekiller dahi bayram ikramiyesinde bir artışı öngörüyorlardı. Birdenbire, nasıl olduysa bayram ikramiyesindeki artıştan vazgeçildi. Bu, zaten emekliye yapılan zulmün devamıdır. Emekli bayram ikramiyesi anlamını yitirmiştir. Bugün turfanda 2 kilo kiraz 2 bayram ikramiyesinin üzerinde bir rakamdır. Onun için de bu bayram ikramiyesinin artırılması ihtiyaçtır, şarttır. Bir ek önergeyle bu bayram ikramiyesindeki artışların Plan ve Bütçe Komisyonunda ele alınmasını yeniden öneriyor ve talep ediyoruz.
Değerli Başkanım, buradaki maddelerin birinde sosyal tesis ve kurumlardan gelen talep dikkate alındığında 230 adet, yaklaşık 5,5 milyon metrekare taşınmazın özelleştirilmesinin kurumlardan talep edildiği söyleniyor. Bunu talep eden kimse bu bürokrat hemen görevden alınsın. Demek ki işini yapamamış, becerememiş, o elindeki imkânları değerlendirememiş ve bunların satışını talep ediyor. Bakınız, 100 fabrika satıldı, enerji şirketleri satıldı, santrallar satıldı, kamuya ait olan ne var ne yok, hazine arazileri satıldı. Sonunda Özelleştirme İdaresi kurulduğundan bu yana yapılan masraflar bu ülkenin tüm değerlerinin satılmasıyla neredeyse onların maaşına dönüştü. Bu satış anlayışından vazgeçin, bu ülkenin değerlerini bu kadar çarçur etmeyin, yazık ediyorsunuz. Bakınız, DAP gübrenin üretildiği Mazıdağı fosfor madenlerin olduğu yer özelleştirildi, bir tek kişiye verildi, Mehmet Cengiz'e. Şu anda DAP gübrenin tonu 37 bin lira. Eğer bu devlette kalsaydı sübvanse edilir, çiftçiye destek verilirdi. Tekeleştiriyorsunuz, kamunun elinden alıyor, bireye devrediyor, onun zenginleşmesine yol açıyorsunuz. Bu anlayıştan mutlaka vazgeçin.
Bedelli askerliğin ilk başladığı dönemleri bir hatırlayın, ne denildi? Mühendislerin, doktorların, bürokrat olanların askerlikten dolayı kesintiye uğramaması için çok masum bir yöntemle bu sürecin başlatılması önerildi, kısa dönem askerlik Türkiye'nin gündemine girdi. Ama askerdik aynı zamanda bir eğitim merkezi, orada fakir çocuğu, zengin çocuğu aynı şartlarda bir araya geliyor, okul gibi birbirlerini tanıyor, yaşamlarını anlıyor, dostluklar kuruyor ve ülke için askerlik aynı zamanda bir eğitim merkezi olarak önemli işlev görüyor. Mustafa Kemal Atatürk cumhuriyet kurulduğu dönemde "Askere gelene traktör sürmeyi öğretin." dediğinde, ona diyorlar ki: "Ne olacak Paşam, kaç tane traktör var?" O da "Bu ülkede traktör olacak, askere de bunu öğrenip gitsinler." diyor. Köyünden ilk defa askerlik için çıkanlar ya da ailesinde aldığı eğitimin dışında...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Teşekkür ederim.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Başkanım, kaç dakika sürdü ya?
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Tamamlayın.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Cümleyi bitireyim.
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Bitirin, buyurun.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Askerliği bir gelir kapısı gibi görmeyip 400 bin lirayı durumu elveren ve ekonomik anlamda iyi olanların dışında fakir fukaranın, garip gurebanın, emeklinin, asgari ücretlinin verebilme olanağı yok. Bununla ilgili düzenleme yeniden dönüştürülmeli ve şöyle bir şekle girmeli: Önemli görevlerde bulunan, örneğin, ASELSAN'da bir mühendis, bu gibi arkadaşlar bundan yararlansın, bunun tanımı olsun, varlıklı, yurt dışında okumuş, ülkenin gerçeklerinden bihaber insanların parasıyla askerlikten muaf olmasının önü kesilsin. Gelsinler, askerliğini yapsınlar, ülkeyi, vatanı, milleti tanısınlar diyorum, teşekkür ediyorum.