| Komisyon Adı | : | SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU |
| Konu | : | Düzce Milletvekili Ercan Öztürk ve Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal ile 69 Milletvekilinin Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/3566) |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 12 .03.2026 |
ERCAN ÖZTÜRK (Düzce) - Sayın Başkanım, Değerli Komisyon üyesi vekillerimiz; öncelikle hepinize saygılarımı sunuyorum.
Meclis Başkanlığımıza sunduğumuz, bugün görüşmekte olduğumuz 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi sosyal devlet ilkesini güçlendiren, aileyi koruyan, çocuklarımızı güvence altına alan ve sosyal hizmet sistemimizi günümüz ihtiyaçlarına uygun şekilde güncelleyen kapsamlı bir düzenlemedir. Çocukların, kadınların, yaşlıların ve engelli bireylerin korunması, aile kurumunun güçlendirilmesi ve dezavantajlı kesimlerin toplumsal hayata aktif biçimde katılımının sağlanması sosyal devlet anlayışının en temel sorumlulukları arasında yer almaktadır. Bu doğrultuda devletin görevi toplumun her ferdini koruyan ve güçlendiren politikaları kararlılıkla hayata geçirmektir.
Devlet, yetimin başını okşayan, kimsesizin kapısını çalan, yaşlıya hürmet eden ve ihtiyaç sahibinin elinden tutan bir merhamet kurumudur. Bu anlayış tarih boyunca milletimizin kurduğu devletlerin en temel vasıflarından biri olmuştur. Bugün de aynı anlayışla hareket ediyoruz. Bugün modern sosyal devlet anlayışı olarak ifade edilen pek çok uygulamanın aslında bizim tarihsel ve kültürel hafızamızda çok daha köklü karşılıkları vardır. Sosyal devlet yalnızca ekonomik destek sağlayan bir mekanizma değildir. Sosyal devlet, insanı merkeze alan, insan onurunu koruyan, toplumdaki her bireyin kendisini güvende hissedebileceği bir sistemdir. İşte, bugün görüştüğümüz bu kanun teklifi tam olarak da bu anlayışın bir yansımasıdır.
Teklif üç temel hedef üzerine inşa edilmiştir. Birincisi, aile kurumunun güçlendirilmesi ve doğum oranlarının desteklenmesidir. İkincisi, çocukların, yaşlıların, engelleyen ve kırılgan grupların korunmasının güçlendirilmesidir. Üçüncü ise sosyal hizmet sistemimizin kurumsal ve hukuksal altyapısının çağın ihtiyaçlarına uygun hâle getirilmesidir.
Değerli Komisyon üyelerimiz, teklifimizin önemli başlıklarından biri Darülaceze kurumunun güçlendirilmesi ve sosyal yardım kapasitesinin artırılmasıdır. Sultan II. Abdülhamit Han'ın mirası olan Darülaceze, medeniyetimizin merhamet ve dayanışma anlayışını yaşatan köklü bir kurumdur. Devletimizin şefkat elini ihtiyaç sahiplerine uzatan toplumsal vicdanımızın en güçlü tezahürlerinden biri olarak asırlardır varlığını sürdürmektedir. Yaklaşık yüz otuz yıldır kimsesizlerin, yaşlıların, çocukların ve yardıma muhtaç bireylerin sığındığı güvenli bir yuva olan Darülaceze köklü bir hayır kurumu olarak toplumumuzda müstesna bir yere sahiptir ancak değişen dünya şartları, artan sosyal ihtiyaçlar ve toplum yapısındaki dönüşüm bu kıymetli kurumumuzun hizmet kapasitesinin daha da güçlendirilmesini ve imkânların geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. Bugüne kadar on binlerce insana şefkat eli uzatmış, kampüs şeklinde hizmet veren bu kurumun sadece İstanbul'da değil, Türkiye genelinde ve gerektiğinde yurt dışında da daha güçlü şekilde hizmet verebilmesi için çeşitli düzenlemeler getiriyoruz. Bu kapsamda, Darülacezeye yapılan nakdî bağışların gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilebilmesini sağlıyoruz. Ayrıca, gıda bankacılığı kapsamında yapılan bağışların da teşvik edilmesini mümkün hâle getiriyoruz. Bu düzenlemeler sadece mali bir teşvik değildir, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesine yönelik önemli bir adımdır çünkü sosyal devlet yalnızca kamu kaynaklarıyla değil, toplumsal dayanışma ruhuyla güçlüdür. Bununla birlikte, Darülacezenin faaliyet alanını da genişletiyor, yalnızca İstanbul'da değil, Türkiye'nin ihtiyaç duyulan diğer illerinde ve gerekli görülen durumlarda yurt dışında da hizmet verebilmesinin önünü açıyoruz. Teklifimiz ayrıca, Darülacezenin aşevi hizmeti sunabilmesi ve gıda bankacılığı faaliyetleri yürütebilmesi için de yasal zemini oluşturmaktadır. Böylece, bağış yoluyla temin edilen gıda ve temel tüketim malzemelerinin daha düzenli ve etkin bir şekilde ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması mümkün olacaktır. Bu düzenleme, aynı zamanda gıda israfının azaltılması ve sosyal yardımların çeşitlendirilmesi açısından da önemli bir adımdır.
Değerli Komisyon üyelerimiz, teklifimizin bir diğer önemli ayağını aile kurumunu güçlendiren ve çocukların sağlıklı gelişimini destekleyen düzenlemeler oluşturmaktadır. Bugün, dünyada aile yapısı önemli bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Birçok ülkede doğum oranları hızla düşmekte, nüfus giderek yaşlanmakta ve aile bağları zayıflamaktadır. Bu tablo, yalnızca demografik bir değişimi ifade etmemekte, aynı zamanda sosyal dengeleri, ekonomik sürdürülebilirliği ve kültürel devamlılığı doğuran, etkileyen küresel stratejik bir mesele olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye olarak biz, aileyi toplumun en sağlam temelli ve milletimizin geleceğinin en güçlü güvencesi olarak görüyoruz. Bu anlayışla, aile kurumunu koruyan, güçlendiren ve çocuklarımızın sağlıklı bir ortamda yetişmesini destekleyen politikaları büyük bir hassasiyetle hayata geçiriyor, bu konuda güçlü bir irade ortaya koyuyoruz. Teklif kapsamında kadın çalışanların doğum sonrası izin süresini sekiz haftadan on altı haftaya çıkararak toplam doğum iznini yirmi dört haftaya yükseltiyoruz. Biz, yalnızca bir çalışma hayatı düzenlemesi getirmiyoruz, çocuk gelişimi açısından son derece kritik bir adımı aslında hayata geçiriyoruz. Bilimsel araştırmalar da açıkça göstermektedir ki bir bebeğin hayatındaki en önemli dönem doğumdan sonraki ilk aylardır, bu dönemde anneyle kurulan bağ, çocuğun fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimi açısından hayati öneme sahiptir. Getirdiğimiz düzenlemeyle birlikte, çocukların hayatlarının en kritik dönemlerinde anneleriyle daha fazla vakit geçirmesini sağlayacak Dünya Sağlık Örgütünün tavsiye ettiği en az altı aylık emzirme süresiyle uyumlu bir sistem oluşturacak, aynı zamanda aile politikalarımızın önemli bir parçası olan nüfus artışını destekleyen bir adım olacaktır ve sadece memurları ilgilendiren bir düzenlemeyle sınırlandırılmıyor, işçi statüsündeki çalışanları, askerî personeli, Jandarma ve Sahil Güvenlik personelini de kapsayacak şekilde mevzuat uyumuyla genişletiyoruz. Bunun yanında, babalık iznini de beş günden on güne çıkarıyoruz. Ailenin yalnızca annenin değil, annenin ve babanın birlikte sorumluluğunda olduğunu dikkate alan bu düzenleme aile bütünlüğünü güçlendirecek önemli bir adımdır. Güçlü bir aile, anne ve babanın birlikte sorumluluk aldığı bir yapıdır. Aileyi güçlendirmek demek toplumun geleceğini güçlendirmek demektir, toplumu güçlendirmenin devleti güçlendirmek olduğuna inanıyoruz.
Değerli Komisyon üyelerimiz, teklifimizin önemli bir bölümü çocukların korunması ve sağlıklı gelişiminin desteklenmesine yöneliktir. Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi, dijital dünyanın sunduğu imkânlardan yararlanırken çocuklarımızın karşı karşıya kaldığı riskleri görmezden gelemeyiz. Çocuklarımızın şiddet, müstehcenlik, siber zorbalık ve istismar içeriklerine bu kadar kolay ulaşabilmesini kabul edemeyiz. Uluslararası araştırmalar dünyada yetişkinlerin internette günde ortalama altı saat otuz sekiz dakika zaman geçirdiğini, çocukların ekran sürelerinin ise bazı durumlarda dokuz saate kadar çıkabildiğini göstermektedir. Ayrıca, 0-2 yaş grubundaki çocukların neredeyse yarısının akıllı telefonlarla temas hâlinde olduğu ifade edilmektedir. Dijitalleşme birçok alanda önemli kolaylıklar sunarken ekran başında geçirilen sürenin artması özellikle çocuklarımız üzerinde ciddi sosyal ve psikolojik etkiler doğurmaktadır. Ülkemizde de tablo dikkat çekicidir: Türkiye'de günlük ortalama internet kullanım süresi yedi saat on üç dakikaya ulaşırken 6-15 yaş grubundaki çocukların yüzde 66'sından fazlası sosyal medya kullanmakta ve yüzde 74'ü en az 1 dijital oyun oynamaktadır. Daha da önemlisi, çocuklarımızın önemli bir kısmı ekran başında geçirdikleri sürenin kitap okuma alışkanlıklarını azalttığını, ders başarılarını olumsuz etkilediğini ve aileleriyle geçirdikleri zamanı düşürdüğünü ifade etmektedir. Amacımız, çocuklarımızı dijital dünyadan koparmak değil onları bu dünyanın imkânlarından yararlanabilen, risklere karşı bilinçli ve güçlü bireyler olarak yetiştirmektir. Devletin, toplumun ve ailelerin sorumluluğu tam olarak da budur.
Dijital dünya da ne yazık ki çocuklarımızı gerçekten hayattan uzaklaştıran, sosyalleşmeyi zayıflatan ve gelişim süreçlerini olumsuz etkileyen bir yapıya dönüşmektedir. Çocuklarımızın hayatını birçok yönüyle etkileyen bu durum, onları sanal dünyanın içinde hapsedip zamanla bağımlı bireyler hâline getirme riski taşımaktadır. Bu nedenle, sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına yönelik yeni yükümlülükler getiriyoruz. 15 yaşını doldurmamış çocuklara sosyal medya hizmeti sunulmaması, çocuklara yönelik ayrıştırılmış hizmet modelleri oluşturulması, ebeveyn kontrol araçlarının geliştirilmesi ve oyunların yaş derecelendirilmesine tabi tutulması gibi önemli düzenlemeleri hayata geçiriyoruz. Ayrıca, Türkiye'de yüksek erişime sahip oyun sağlayıcılarının ve dağıtıcılarının Türkiye'de temsilci bulundurması zorunlu hâle getirilecektir. Böylece bu platformların hukuki sorumluluğu daha net hâle gelecek ve denetim mekanizmaları güçlenecektir.
Değerli Komisyon üyeleri, teklifimiz aynı zamanda koruyucu aile sistemini güçlendiren yeni düzenlemeler içermektedir. Koruyucu aile modeli, devlet korumasındaki çocukların aile ortamında büyüyebilmesi açısından son derece kıymetli bir uygulamadır. Bu nedenle, koruyucu aile olan vatandaşlarımızı desteklemek amacıyla, koruyucu aile olan eşlerden birinin çalışmaması hâlinde sigorta primlerinin devlet tarafından ödenmesini kanuni güvenceye kavuşturuyoruz. Ayrıca, koruyucu aile olan kamu görevlileri ve çalışanlara on günlük izin hakkı tanıyarak bu sistemin daha fazla aile tarafından tercih edilmesini teşvik ediyoruz. Bununla birlikte, sosyal ve ekonomik destek hizmetini de kanuni güvence altına alıyoruz. Bu sistem sayesinde birçok çocuk kurum bakımına alınmadan kendi ailesinin yanında büyüyebilmektedir. Bizim yaklaşımımız nettir, bir çocuğun büyümesi için en sağlıklı ortam kendi ailesinin yanıdır. Bu nedenle, aileyi destekleyen sosyal politikaları güçlendirmeye devam ediyoruz. Ayrıca, kurum bakımından ayrılan gençlerin 25 yaşına kadar desteklenmesine imkân sağlayarak onların eğitim ve sosyal hayata uyum süreçlerini kolaylaştırıyoruz.
Özetlemek gerekirse bu düzenlemeyle ailelerin ekonomik olarak desteklenmesi, çocukların aile ortamından koparılmadan büyümesi, kurum bakımına olan ihtiyacın azaltılması hedeflenmektedir.
Değerli Komisyon üyeleri, teklifimizde devlet korumasındaki çocukların kamuda istihdamıyla ilgili düzenlemeler de bulunmaktadır. Bu alanda yapılan değişikliklerle istihdam hakkının kötüye kullanılmasının önüne geçilmesi, gerçekten korunmaya muhtaç çocukların bu haktan faydalanması amaçlanmaktadır. Kuruluş bakımında kalma süresi iki yıldan beş yıla çıkarılmış, başvuru için 30 yaş sınırı getirilmiş, en az ortaöğretim mezuniyet ve merkezî sınav şartı öngörülmüştür. Amaç hem istihdam hakkını korumak hem de eğitim teşvikini güçlendirmektir.
Değerli milletvekilleri, teklifimizde sosyal hizmet kuruluşlarının tasfiye süreçleri, güvenlik ve hizmet kalitesinin artırılması, çocukların bulunduğu alanlarda belirli suçlardan mahkûm kişilerin çalıştırılmasının önlenmesi ile engelli, yaşlı, şehit yakınları ve gazilerin ücretsiz toplu taşıma haklarına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. İdari para cezaları nedeniyle kapatılan veya kurucu ya da sorumlu müdürü hakkında kovuşturma açılan kuruluşlarda hizmetin aksamasını önlemek amacıyla, ihtiyaç duyulması hâlinde valilik tarafından geçici olarak kamu görevlisi atanması ve hizmetlerin en fazla altı ay süreyle nakil işlemleri tamamlanıncaya kadar devam ettirilmesini sağlıyoruz. Okul, kreş, yurt, servis ve internet kafe gibi çocukların yoğun bulunduğu alanlarda belirli suçlardan mahkûm olmuş kişilerin çalışmasının ve bu tür yerleri işletmesinin önüne geçilmesini amaçlayan bir düzenleme getiriyoruz. Ücretsiz veya indirimli toplu taşıma hakkından yararlananlara verilen seyahat gelir desteğinde kapsamın belirlenmesi iki bakanlık tarafından müştereken yapılacak. Destek ödemeleri ve uygulama usulleri ise idaribütünlüğü ve kaynakların etkin kullanılmasını sağlamak amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülecektir. Mevcut durumda, yatılı sosyal hizmet kuruluşlarında kamera sistemlerinin kullanılmasına ilişkin kanuni bir düzenleme bulunmamaktaydı, yaptığımız düzenlemeyle güvenliğin artırılması ve hizmet kalitesinin geliştirilmesi amacıyla yazılım destekli kamera sistemlerinin kullanılmasına yasal zemin oluşturuyoruz. Bu sistemler sayesinde hizmet kalitesinin artırılması, güvenliğin sağlanması, olası ihlallerin önlenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca, sosyal yardımların daha etkin yürütülebilmesi için Bakanlığın ilgili kurumlarından gelir, varlık ve sosyal güvenlik verilerine erişilebilmesine yönelik hukuki altyapı oluşturulmaktadır. Bu sayede, sosyal yardımlar daha hızlı, adil ve doğru kişilere ulaştırılabilecektir.
Bir diğer konu, sosyal hizmet alanındaki uygulamalarda ortaya çıkan bazı hukuki boşlukları gidermeyi ve uygulama birliğini sağlamayı amaçlıyoruz. Kısaca, teklifimizle, kadın konukevlerinde kalan kadın ve çocuklara verilen harçlıkların kanuni dayanağı oluşturulmakta, sosyal hizmet kuruluşlarının kapatılması durumunda hizmet sürekliliğini sağlayacak düzenlemeler yapılmakta, sosyal yardım sisteminde veri paylaşımı ve koordinasyon güçlendirilmektedir.
Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; sonuç olarak, bu kanun teklifi aileyi güçlendiren, çocukları koruyan, sosyal hizmetleri modernize eden, toplumsal dayanışmayı artıran kapsamlı bir reform niteliğindedir. Bütün bu düzenlemelerin amacı son derece açıktır: Sosyal devlet anlayışımızın bir gereği olarak, toplumun hiçbir ferdinin kendisini yalnız, sahipsiz ya da korunmasız hissetmediği, güçlü ve kapsayıcı bir sosyal hizmet yapısını daha sağlam temeller üzerine inşa etmeyi hedefliyoruz. Bu düşüncelerle, hazırlanan kanun teklifimizin sosyal hizmetler alanında önemli bir boşluğu dolduracağına, aile kurumunu güçlendireceğine ve özellikle kırılgan grupların korunmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz.
Teklifimizin hazırlanmasına katkı sunan tüm kurum ve kuruluşlarımıza, emeği geçen değerli bürokratlarımıza, imza sahibi diğer milletvekillerimize teşekkür ediyor, düzenlememizin ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum. Değerli Komisyon üyelerimizin sunacağı çok değerli katkılar için şimdiden hepsine ayrı ayrı teşekkür eder, teklifimizi Komisyonumuzun takdirlerine arz ederiz.