KOMİSYON KONUŞMASI

OKAN KONURALP (Ankara) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Ben de saygıdeğer Hocamın konuşmalarına çok büyük ölçüde katılıyorum. Sabahki konuşmama kısmen değinerek ilgili maddeleriyle ilgili düşüncelerimi sizinle paylaşmak isterim.

Elbette yani çocuğun üstün yararı söz konusu olduğunda anlamlı bir ivedilik zorunluluktur elbette ama tam da bu noktada, herhangi bir konudan bağımsız olarak, çocuğun üstün yararı söz konusu olduğunda ortak aklı çalıştırmak, hep birlikte bir sonuca, hepimizin içine sinecek bir sunucu ulaşmak daha kıymetlidir. Fakat her türlü çabamıza ve iyi niyetimize rağmen gelinen nokta itibarıyla elbette birtakım değişiklikler olacağına dair sözler duyuyoruz. Keşke iki hafta önceki toplantıda çoğunluk sağlanamamasını bir avantaja çevirseydik ve bugün sizin de son derece kıymetli olarak vermiş olduğunuz sözün bir sunucu olarak, aslında bu sözü vermenize gerek kalmaksızın, bu iki haftayı hep birlikte değerlendirilip tam da Genel Kurula bu süreci bırakmadan, bugün bu meseleleri en azından, burada, ortak bir akılla halledebilseydik. Şimdi de Genel Kurul aşamasına bırakılmış bir durum var. Birkaç günlük ya da bir haftalık müzakerenin sonunda, 22'nci maddeyle ilgili, Sayın BTK uzmanımız başka bir önermede bulundu. Fakat bu yine de bizim ortak aklı çalıştırmamıza çok da imkân bırakmıyor.

Neden bırakmıyor? Örneğin, şimdi, elbette olayın teknik boyutundan kaynaklı bizim de bazı kavramları yanlış kullanmamız, bazı yanlış yorumlarda bulunmamız söz konusu olabilir ama nihayetinde az önce Sayın BTK yetkilisi arkadaşımızın önermesi bir başka sorunu da beraberinde getireceğine dair sıcağı sıcağına bir endişeyi taşımaya başladık. Elbette, trol akılla, trol anlayışla, dezenformasyon üreten ahlaksız durumla mücadele etmek çok önemli ve çok kıymetlidir ama bir yanıyla da internet ve sosyal medyalar kendi içerisinde bir anonimlik hakkını da içinde barındıran mecralardır. Şu an itibarıyla biz eğer bir pandemideki gibi bir kod kullanımına girersek, elbette trol hesaplara yönelik bir tedbiri de içinde barındıran bir sunuca evrilebilir ama internetin ortaya çıktığı tarih itibarıyla neredeyse evrenselleşmiş bu anonimleşme hakkını da gasbeden bir yere doğru gideceğiz. 15 yaşın üstündeki herkesin açık kimliğinin kim olduğunu bildiği, dolayısıyla herkesin kendi açık kimliğiyle varlığını, sosyal medyadaki pozisyonunu tanımlayabileceği bir ihtimale kapı aralıyoruz. Yani bir nevi kurunun yanında olağanüstü bir yaş yakıyoruz yani.

Şimdi, illa trol ya da dezenformasyon üretmek için anonim hesaplara ihtiyaç duymuyoruz. Siyasetin bir sonucu olarak da kültür- sanatın bir sonucu olarak da akademik dünyanın bir sonucu olarak da ya da sadece fikir ve ifade özgürlüğünü kullanmanın; kimseyi rencide etmeden, kimseyi örselemeden fikir ve ifade özgürlüğü hakkını kullanmanın bir sonucu olarak da anonim hesaplar, anonim kimlikler yaratılıyor. Hâl böyleyken şimdi, biz o anonim kimliklere de eğer böyleyse, eğer yanlış anlamadıysam, kendisinin de vurguladığı üzere, pandemideki gibi bir kod getirme mecburiyetini dayatıyoruz. Bu bence iyi değil; bu ister istemez her türlü demokratik itirazın, her türlü haklı olduğunu düşündükleri eleştirinin önünü tıkayacak bir yere evrilir.

Bakın, Genel Kurulda bu trol tartışmaları ilk başladığında, Genel Kurulda bir konuşma yapmıştım. Yani kendi yaptığım konuşmaya çok böyle atıf yaparak şey yapmak istemem ama yani Sayın Özlem Zengin'e yönelik trol saldırısına da ama aynı zamanda, Sayın Başak Demirtaş'a yönelik trol saldırısına da aynı düzeyde, aynı hissiyatla eleştiren bir konuşma yapmıştım ve Özlem Zengin'in son derece içten tebrikini almıştım. İşte, burayla mücadele edelim fakat anonimliğe zarar getirecek bir yere doğru evriliyor bu. Bunun üzerine düşünmek gerekir. Hâliyle, bu bağlamda, ben bu 15 yaş sınırını Teklifi getiren arkadaşlarımızın şahsına yönelik bir eleştiri olarak değerlendirmeyin ama hangi psikolojik ve sosyolojik gerçekliğin bir sonucu olarak, hangi pedagojik ve sosyolojik akademik değerlendirmeye atıf yapılarak bu 15 yaş sınırının belirlendiğini de kanun teklifinin gerekçelerinde göremiyorum. Avustralya yapmış olabilir, gençler, çocuklar dalga geçiyor o kanunla. Fransa bakın işin içinden çıkamıyor, Avrupa Birliği başka bir hikâye kurmaya çalışıyor ve biz bir anda bir 15 yaş... Elbette, dediğim gibi, hepimiz çocuklarımızı koruyalım, çocuklarımızı korumak için elimizden geleni yapalım ama bu 15 yaşın hangi gerekçeyle konulduğuna dair de çoğu akademisyen olan hazırunun da anlayabileceği şekilde bir pedagojik, bir akademik atıf bile yok metnin herhangi bir yerinde. Bu hâliyle de ben çocuklarımıza... Mesela neden 12 yaşa, neden 13 yaşa inmediğine dair de birtakım değerlendirmelerin olmasını isterdim.

Çok uzatmayacağım Sayın Başkanım, son derece hoşgörülü ve son derece keyifli, demokratik bir yönetim sergilediniz.

Son olarak da 23'üncü maddede de konuşma ihtiyacı hissetmeksizin, izninizle, anlayışınıza sığınarak 23'üncü maddeyle ilgili değerlendirmemi yaparak artık finale getirmek isterim. Şimdi, isminde "Türkiye" ismini taşıyan ve "Türkiye" ismi taşıma hakkını Bakanlar Kuruluyla almış son derece kıymetli bir derneğin temsilcisi de aramızda; Türkiye Oyun Geliştiricileri Derneği. Bu elbette çok güzel bir şey, malumunuz "Türkiye" kavramını herkes kullanamaz. Ve Türkiye'nin en önemli vergi vericileri olmuş bu arkadaşlar yani hepinizin bildiği gibi 5 milyar dolarlık bir vergi, 3,5 milyar dolarını bu oyun geliştiriciler bu dijital dünyada karşılıyor. Şimdi, gelinen noktada onların endişelerini büyük ölçüde gideren birtakım değişiklikler olacağını duyduk, birazdan önergelerle de somutlanır ama hâlâ şöyle de bir belirsizlikle karşı karşıyayız: Yani, çocukları ve gençleri korumak gibi son derece soyut, hatta belki de -bağışlayın ama- biraz da popülist argümanlarla böyle son derece ağır bir sansür imkânını doğuran bir düzenlemeyle karşı karşıyayız. Bakın, bant daraltmak bırakın yüzde 30'u, yüzde 10'a bile düşse bu Steam ve benzeri platformlara ulaşıp oradan oyun oynama imkânınız kalmıyor. Büyük bir ihtimalle sizin çocuklarınız da size bu nedenden dolayı kızacak, bu nedenden dolayı eleştirecek, büyük bir ihtimalle sizin çocuklarınız, torunlarınız da benim çocuklarım gibi Steam'de hangi en son oyun yüklenmiş, ne zaman yüklenmiş, onlara bakıyor, fragmanlarını izliyor. Böylesine önemli platformlar aracılığıyla dünyanın herhangi bir köşesine ürünü satan bu Türk oyun geliştiricileri herkes vergi kaçırıyor ama bunlar kaçırmıyor, bakın, çünkü teknik olarak kaçırma imkânları da yok yani 3,5 milyar düzeyinde bir vergi üretmişler ve bu sayısız oyunun sadece Türkiye pazarından çıkmasına değil, aynı zamanda onlarca kıymetli oyunun da dünya pazarlarına ulaşması yönünde de, dediğim gibi, belirsiz birtakım gerekçelerle bant daraltmasına neden olabilecek bir düzenlemeye de kapı aralıyoruz.

Hâliyle ben bu konuda daha hassas olunması gerektiğini, yüksek değerde katma değer üreten bu platformun, bu derneğin değerli temsilcilerinin de belirli nedenlerden dolayı dile getirememiş olabilecekleri belki de -bilmiyorum- ihtimalleri, kötü ihtimalleri de göz ardı etmeyecek yeni bir düzenlemenin el birliğiyle yapılması gerektiğini düşünüyor, teşekkür ediyorum sabrınız için, sağ olun.