| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 06 .05.2026 |
MEHMET EMİN ÖZ (Erzurum) - Sayın Başkanım, sizi ve kıymetli vekillerimizi saygıyla selamlıyorum. Ayrıca, arkadaşlarımız söyledi, yönetim tarzınızdan dolayı teşekkür ediyorum, bizi konuşmaya teşvik ettiğiniz için ayrıca ondan dolayı da.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Estağfurullah.
MEHMET EMİN ÖZ (Erzurum) - Şimdi, Başkanım, biraz önce ilk başladık oturuma, Latif Vekilime dedim ki: "Biz niye böyle burada oturuyoruz, muhalefet orada oturuyor?" Dedi: "Böyle bir usul yok ama yani böyle işte." Ama şimdi konuşmalardan sonra gördüm ki bu ortak, önemli bir konu üzerinde aslında aramızda çok fazla bir ayrım yok ve çok güzel şeyler söylendi.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Hiç yok, hiç olmadı yani.
MEHMET EMİN ÖZ (Erzurum) - Ben, Değerli Başkanım, özellikle kendi hatıralarımla ilgili bir iki şeyi paylaşmak istiyorum sizinle. Şimdi, bir düşünce adamı tarihle ilgili bir şey diyor: "Geçmiş asla geçmiş değildir. O her zaman bizimle beraber yaşar." Biraz önce değerli hocamız "Öğretmenler biraz üzgün ve moralleri bozuk." diye bir şey söyledi öğretmenlerle alakalı. Ben dört buçuk yıl öğretmenlik yaptım, 1989 yılında başladım. Öğretmenliği bırakmamın en büyük sebebi -ilkokuldan beri ben öğretmen olacağım diye bir hayalim vardı- yeni bir anne baba türü ortaya çıktı. Öğretmen eskiden eğitimin başat aktörüydü ve siz bir numaralı aktörsünüz, biraz sonra size bir ortak geliyor ve ortak da şu, özellikle Turgut Özal hükûmetleri döneminde yeni bir veli tipi oluştu, köyden kente gelen, çok hızlı kentleşen şehirlerde yeni bir veli tipi türedi. Bunlar yatılı okullarda kalmış, çok şeyin sıkıntısını yaşamış, şimdi, karı koca çalışıyorlar, belli bir gelirleri var. Bunlar inanılmaz şımarık bir çocuk yetiştirdiler. Şimdi, daha önceden öğretmen çok büyük bir rehberlik yaparken şimdi öğretmenin bu tarzına ortak oldu; bu çok etkiledi bizi. Yani öğretmen başat aktör olmaktan çıktı, onun için biraz eğitimden sıtkı sıyrıldı. Bunu nasıl yaparız, nasıl beceririz, bunun önerisi nasıl olur? Ben bu konuda emekli olmuş öğretmenlerin dinlenmesini çok isterim.
İkinci bir konu Değerli Başkanım; eskiden okullarda onur kurulları vardı. Yani ben de öğrenciliğimde onur kurulunda epey bir görev yaptım.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Öğrenciliğimde görev yapmış değil de öğrencilerde onur kuruluna asıldınız.
MEHMET EMİN ÖZ (Erzurum) - Evet, oraya alıyorlardı.
Biz ne yapıyorduk; öğrencilerin içerisindeki gidişatla alakalı bizi toplantılara çağırıyorlardı okul yönetimi, gidişatla ilgili bir bilgi veriyorduk. Yani bu bir ihbarcılık değildi asla. Mesela, ben hatırlıyorum, o dönemlerde öğrencilerde hap kullanılanlar vardı. Mesela bu konuştuklarımıza ben bakıyorum, bunlar yeni olaylar değil ki ben 1989'da Nevşehir'de Kozaklı Lisesinde öğretmenlik yaparken derse silahla gelen öğrencilerimiz vardı Sayın Başkanım. Niye o günlerde bu tür olaylar olmadı, şimdi böyle olaylar oluyor? O gün geleneksel toplumun frenleri vardı, sibopları vardı.
HASAN ARSLAN (Afyonkarahisar) - Öğretmenin dayağı vardı.
MEHMET EMİN ÖZ (Erzurum) - Onları modernleşen bu döneme taşıyamadık biz. Eric Hobsbawm'ın güzel tabiri var "Geleneğin İcadı" diye. Batı toplumu her dönemde geleneği yeniden icat ederek götürüyor, biz biraz bunu beceremedik. Nasıl yaparız bunu uzmanlar bilir, ben bu konuda uzman değilim ama ben bu konuda büyük bir sıkıntı... Yani çok kıymetli tespitler yapmış arkadaşlar ama bu öyle çok kolay çözülecek bir iş değil. Bunu hakikaten çok derinlemesine incelememiz gerekir diye düşünüyorum.
Bir de işin tek başına güvenlikle olmayacağını düşünenlerdenim. Avrupa, şehirleşmeyi yaklaşık üç yüz yılda yaptı, biz Turgut Özal'dan bu yana çok hızlı bir şehirleşme yaşadık. Şehirleşmenin getirmiş olduğu büyük bir sıkıntı var. Eskiden sadece polisle, güvenlikle işler halledilmiyordu. Rasim Cinisli hatıralarında -Değerli Başkanım, çok güzel bir olay anlatıyor, bununla bitireyim- diyor ki: "Erzurum'da biz liseyi bitirdikten sonra gider Solakzade'den ne yapmamız gerekir, hangi okula gidelim, nasıl tavsiyede bulunursunuz." diye görüşlerini alırdık. Solakzade biliyorsunuz, Erzurum Kongresi'ne de çok büyük destek sağlamış, Cengiz Solakoğlu'nun dedesi, çok büyük bir alim. Diyor ki: "Cumhuriyet Caddesi'nde yürürken gençler onu gördüğünde buğday tarlası nasıl rüzgârda dalgalanır öyle saygı duyarlardı. Şimdi, modernleşen bu toplumda biz böyle komple her şeyi üzerimizden attık. Onun için de çok büyük bir sorunla karşı karşıyayız ve o nedenle de bu sorunları ya, işte ara ara askerî ihtilallerle çözmeye çalışıyoruz. Yani bundan önce de işte günde 20-30 genç birbirini öldürüyordu, ondan önce de başka sorunlarımız vardı. Bu sorunlar modernleşen dünyada bizim biraz, sorunlara çözüm üretmekte zorlanmamızdan kaynaklanıyor. Onun için, bu tablo muhteşem, inşallah buradan çok güzel sonuçlar çıkar.
Ben hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.