| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 06 .05.2026 |
ORHAN YEGİN (Ankara) - Tabii, durduğumuz yerden hepimizin yaklaşımı farklı, hepimiz bulunduğumuz siyasal çerçeveden ve o çerçeveye göre üretmek istediğimiz kompozisyon üzerinden konuya yaklaşık cümleler kuruyoruz. O yüzden de bazen memleketin menfaatine olabileceğini düşündüğümüz hususlarda tam aksine bu menfaati ortadan kaldırıp memleketi kapkara bir görüntüye sahipmiş gibi gösterecek cümleler de duyuyoruz. Tabii, bu incitici geliyor, şöyle incitici geliyor: Farklı bakış açılarıyla elbette kimisi doğru budur, kimisi yanlış bulur ama yapılan bir şeyi tamamen ülkenizi, ülkenizde yönetimlere olan hırsınızdan, öfkenizden veya zaman zaman nefrete varan duygularınızdan hareketle öyle bir yorumluyorsunuz ki ülkenizi dahi kötü duruma sokacak, kötü gösterecek cümleler kuruyorsunuz; ben bunun şaşkınlığı ve hüznü içerisindeyim. Yoksa hepimiz farklı yerden bakarız; kimimiz bir şeyi lüzumlu görürüz, kimimiz lüzumsuz görürüz. Mesela, ben de az önce sorulan sorulara bir karşı soru olsun diye şöyle sorayım: Yani hiç düşündünüz mü mesela, bu kadar sistemi, böyle bir yurt dışı kaynakların yurt içine girişiyle ilgili 8 defa varlık barışı -veya neyse tanımı- böyle bir kanun yapılmış da bu kadar güçlü, Parlamento çoğunluğu olan, bugün Cumhur İttifakı'yla beraber çok daha güçlü olan bu ittifak, bu hareket, bu iktidar veya daha öncesinde AK PARTİ neden bunu sürekli bir kanun hâline getirmemiş? Yani bir defa yapıp bir daha ne bu komisyonlarda sizin bu laflarınıza muhatap olmak yani eleştirilerinize...
KAMURAN TANHAN (Mardin) - Her seçim öncesi veya seçim sonrası getiriyorsunuz.
ORHAN YEGİN (Ankara) - Bunlarla uğraşmamak varken niye bir defa bu kanunu yapıp kalıcı hâle getirmemiş madem böyle bir mantığı, mantalitesi var?
Şimdi, bazen bazı krizler ortaya çıkar, bazen bazı fırsatlar ortaya çıkar, bazen bazı riskler ortaya çıkar ve siz o risklere, o fırsatlara, o krizlere dönük bir okuma yaparsınız...
ŞEREF ARPACI (Denizli) - "Savaşta her şey mübahtır." diyorsun.
ORHAN YEGİN (Ankara) - ...ve o yaptığınız okumada fırsat görürsünüz, risk görürsünüz, sıkıntı görürsünüz, ona göre bir düzenleme yaparsınız. Bugün dünyanın içerisinde bulunduğu durum; bugün dünyanın, özellikle bölgemizin yaşadığı kargaşa; siyasal atmosfer -jeopolitik durum diyelim daha şey bir kavramla- belki ülkemiz için bize karşı, ülkemize karşı yeni imkanları doğurmuştur, yeni fırsatları doğurmuştur. Dolayısıyla, siz de bu oluşan atmosferde... Hani, az önce kripto varlıklarla ilgili konuşurken veya başka bir şeyle ilgili konuşurken diyorsunuz "Ya, şunu şöyle yapsaydık o fırsat bize gelecekti ama o dönem onu yapmadık, fırsat kaçtı, başka yere gitti." gibi kavramlar, tartışmalar, eleştiriler de oluyor. Bunlar aslında biraz da dönemsel durumların ortaya çıkardığı şeyler yani finansal krizler yaşıyor dünya, o dönem başka bir fırsat veya risk oluşuyor, bölgesel savaşlar oluyor, onun doğurduğu farklı fırsatlar veya riskler, tehditler, sınamalar oluyor ve siz de ona göre bir pozisyon alıyorsunuz ve bu kanunun, böyle bir düzenleme yapmanın bir imkân oluşturacağını, bir alan açacağını düşünüyorsunuz ve ona göre hareket ediyorsunuz ama bu eleştirilebilir yani ben bunun eleştirilmesini anlarım. "Ya, kardeşim, niye biz böyle fırsatlara veya risklere göre dönemsel kanunlar yapıyoruz." diyebilirsiniz, bulunduğunuz yerden itirazınızı anlarım ama yapılan her şeyi... Bir defa kavramlarınız o kadar kötü ki: "Aklama" Neyi aklıyoruz ya? Neyi aklıyoruz arkadaşlar?
ŞEREF ARPACI (Denizli) - Kayıt dışı.
KAMURAN TANHAN (Mardin) - Kayıt dışı.
ORHAN YEGİN (Ankara) - Neyi aklıyoruz? Kavramlarınız o kadar kötü ki: "Kara para"
ŞEREF ARPACI (Denizli) - Evet.
ORHAN YEGİN (Ankara) - Yani bütün bu düzenlemenin sebebi kara parayı ülkeye çekmek.
ŞEREF ARPACI (Denizli) - Sıcak parayı çekmek.
ORHAN YEGİN (Ankara) - "Türkiye kara para cenneti, Türkiye kara para çekim merkezi hâline getiriliyor." imajı vermek bu maddeyle.
ŞEREF ARPACI (Denizli) - E, geçmişte böyle oldu.
ORHAN YEGİN (Ankara) - "Gri liste" dediniz, tutturdunuz, tutturdunuz gri liste... "Türkiye gri listede; terörizmin finansmanı, kara para, şöyle para, böyle para..." 50 defa anlattık Türkiye'nin gri listede niye olduğunu; Türkiye'de kara parayla veya terörizmin finansmanıyla ilgili bir risk, bir tehdit görüldüğünden dolayı değil sadece buna katılan bir ülke olarak mevzuatında yapması gereken düzenlemeleri o takvim içerisinde birçoğunu yapıp son 3-4 maddesinin seçim, öteberi, şu bu gibi durumlardan dolayı gecikmesinden dolayı bizim o listede... "Gri liste" denilen -nasıl diyeyim- yani gözlenen liste yani bir süre verilmiş "O süre içerisinde bu düzenlemeler mevzuata derc edilecek mi, edilmeyecek mi?"yle ilgili bir tanımı, gri tanımını "Türkiye kara paranın, terörizmin finansmanının, işte, bilmem..." Yani bu, doğru bir siyaset değil arkadaşlar.
Ülkeyi yönetmeye talipsiniz, sizce de ülkeyi yönetmeye namzetsiniz. Ülkeyi yönetmeye talip olanlar, ülkeyi yönetmeye kendini namzet görenler kendi ülkesini yerin dibine sokacak ve çok haksız ve iftiraya varacak derecede ve vicdansızca ve insafsızca cümleler kurarak yapılan düzenlemelere yahut da Hükûmetin yaklaşımına, uygulamasına, fiiline kem söz etmesine gerek yok. Eleştirilecek başka yerler de bulunabilir çünkü bakış açılarımız farklı; sen oradan bakıyorsun, ben buradan, sen oradan bakıyorsun, biz buradan. Bakış açılarımızın farklılığı bize daha nazik, daha... Yani kaba tabirle diyeyim... Şimdi, kelime aramayayım -hakaret maksatlı söylemiyorum- daha beyefendi ifadelerle eleştirecek şeyleri de ortaya çıkarabiliriz, koyabiliriz ama sizin temel probleminiz şu: İktidara olan karşıtlığınız; Tayyip Erdoğan'a, AK PARTİ'ye, Cumhur İttifakı'na olan hırsınız; girdiğiniz her seçimde "Bu sefer geliyoruz." diye diye ortalığı ayağa kaldırıp seçim akşamı koşa koşa kimseye gözükmeden evinize kaçışınızın oluşturduğu o hırs ve o kin ülkenize dönük bir hakarete dönüşüyor, ülkenize dönük bir kine dönüşüyor, ülkenize dönük bir şeye dönüşüyor. Lütfen buna dikkat edin.
CEVDET AKAY (Karabük) - Orhan Bey, ülkemize bir kinimiz olmaz ya.
ORHAN YEGİN (Ankara) - Kavramları güzel kullanalım. Bizim bu ülkeye kara para girsin diye bir derdimiz yok. Bu ülkenin MASAK'ı da vardır, bu ülkede Maliyenin incelemeleri de vardır; bu ülkede MASAK'ın, Maliyenin yani siyasetin denetiminde olduğunu söylediğiniz kurumların dışında bankacılık sisteminin de bir parayla ilgili "Riskli para mı değil mi?"ye dair denetim mekanizmaları, uyarı sistemleri, erken uyarı sistemleri, bilmem neleri vardır. Dolayısıyla milletin kafasını karıştırmaya çalışmayın, kendi kafanızı -benim ifademi hoşgörün, hakaret olarak söylemiyorum- biraz bu korkularla, vehimlerle bulandırmışsınız. Lütfen tutanakları da Komisyonu da milletin kafasını da bu kavramlarla bulandırmayın ama riskleri var mıdır? Elbette vardır az önce anlatılanlar doğru ise çünkü her söylediğinizin de birçok söylediğinizin de eksik, çarpıtılmış veya yanlış olduğuna tanık olduğumuz da oluyor. Az önce söylenenler doğruysa... Ben bilmiyorum. Ne olmuş? Para gelmiş Türkiye'ye, ondan sonra bu kişilere rahat bir hayat mı yaşatılmış? Bu kişiler bu parayı getirdi diye denetimden uzak mı tutulmuş?
KAMURAN TANHAN (Mardin) - Evet.
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Evet.
ŞEREF ARPACI (Denizli) - Evet.
ORHAN YEGİN (Ankara) - "Bu kişiler bu paraları nereden getirdiler?" diye bunların yaptıkları her şeye göz yumulmaz bir Türkiye mi inşa edilmiş?
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Alaattin Çakıcı nasıl para getiriyor?
ŞEREF ARPACI (Denizli) - Uzun süre evet. Sonra alışveriş merkezlerinde silahla birbirini vurunca aldınız.
ORHAN YEGİN (Ankara) - Ne olmuş?
ŞEREF ARPACI (Denizli) - O ana kadar her şey güllük gülistanlıktı.
ORHAN YEGİN (Ankara) - Ne olmuş? Getirmişler, ondan sonra da eğer anlatılan gibiyse anlatıldığı gibi doğruysa...
ŞEREF ARPACI (Denizli) - E, takip etmiyor musun?
ORHAN YEGİN (Ankara) - ...onlar yaptıkları suçların, şunların, bunların takipleri yapılmış; hukuk sistemi, devletin sistemi üzerine üzerine gitmiş ve onları almış.
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Altın kaçakçısı 3 vekil vardı; ne oldu onlar? Yargılanması niye olmadı?
ORHAN YEGİN (Ankara) - Peki, bir şey söyleyeceğim: Şimdi, sizin iddianız ve ifadenizle bazı mafya babaları veyahut da baronlar hukuk dışı yollarla kazandıkları paraları bir şekilde hukuk içi göstererek...
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - İddia etmiyorum, Alaattin Çakıcı hukuk adamı mı? Nedir işi, mesleği nedir, nasıl para kazanıyor?
ORHAN YEGİN (Ankara) - Buraya sesleniyorum, döneceğim size.
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Yok, bana dönmeyin.
ORHAN YEGİN (Ankara) - Tamam, dönmeyeceğim size, ona da varız.
Bir şekilde getirmişler, mevzuat çerçevesinde paralarını uluslararası sistemde resmî göstermişler, bunu başarmışlar adamlar, uluslararası bağlantılarını kurmuşlar, bu bankacılığın, uluslararası finans sisteminin içerisinden de o paraların temiz para olduğunu kanıtlamışlar, getirmişler, sokmuşlar sisteme. Sonra ne olmuş? Yanlış işler yapmışlar, devlet binmiş tepelerine. Bu olaylar sizin iddianızdaki gibi, başka kara işlerden bu paraları kazanıp Türkiye'ye kara para getirmek isteyen adamlara korku değil mi kardeşim?
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Ya, eskiden, daha önceki varlık barışında hiç değilse, "MASAK var, kara para giremez." diyordunuz...
ORHAN YEGİN (Ankara) - Yani "Biz Türkiye'ye paramızı götürürüz, bize hesap sorulmaz." diye bir şey yok.
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Bak, şimdi, daha önce ne diyordunuz? "Kara para girmeyecek." diyordunuz, şimdi "Girse ne olacak?" diyorsunuz.
ORHAN YEGİN (Ankara) - Parasını yanlış yerden kazanan, usulsüz kazanan ama yurt dışı bağlantılarından dolayı, iş birliklerinden dolayı bir şekilde uluslararası sisteme, finans sistemine parasını sokmuş, temyiz gibi göstermiş, bir şekilde de sizin ülkemize getirmeye çalışan birisi varsa bu ülkede Emniyetin, yargının onların üzerine nasıl gittiğini göreceği örneklerle bunu getirmekten de kaçınacaktır.
ŞEREF ARPACI (Denizli) - Adamlar adli sisteme bulaştı, mafya hesaplaşması oldu Orhan Bey, lütfen ya.
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Orhan Bey, daha önce "Kara para bu ülkeye giremez." diyordunuz, şimdi "Girse ne olacak?" diyorsunuz.
ORHAN YEGİN (Ankara) - Üstelik, onların bundan kaçınmasına gerek yok. Devletin her türlü denetim sistemi; MASAK'ta da, Maliye'de de, bankacılık sisteminde de vardır. Bizim kafamız rahat. Biz neyin ne için yapıldığının farkındayız ve bunun da doğru bir şekilde yürütüleceğinden hiçbir endişemiz yok; tamam mı?
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Yalnız bir şey söyleyeyim mi? Yarın manşetlerdesin, başlık atıyorlar: "Flaş, flaş, flaş AKP'li vekil kara para girse ne olacak?" dedi diye.
ORHAN YEGİN (Ankara) - Sen istediğin yerden bak, ben başlık falan atmıyorum, bak, ben bir şey söylüyorum, biz Türkiye'ye zerre miktar kara para girsin, gayrimeşru yollardan, kanun dışı yollardan kazanılmış para girsin zinhar istemeyiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Lütfen, tamamlayın.
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - "Girsin." diyorsun ya, "Girse ne olacak?" diyorsun.
ORHAN YEGİN (Ankara) - Bir dakika ya.
Öyle bir şeye ihtiyacımız da yok, girişini mümkün kılan varsa boşluklar getirin, hep beraber, bugün burada -bakın, size söylüyorum- bunun oluşacağına inandığınız boşluklar varsa getirmiyorsanız sorumluluk sizde, siz istiyorsunuz demektir.
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Allah, Allah!
ORHAN YEGİN (Ankara) - Getirin, üzerinde duralım, tartışalım, bunların da düzenlemesini yapalım; tamam mı?