KOMİSYON KONUŞMASI

MEHMET EMİN ÖZ (Erzurum) - Teşekkür ediyorum Başkanım.

Hocalarıma çok teşekkür ediyorum.

Şimdi, değerli hocalarım, biraz önce Pınar Hocamız şöyle bir tespit yapmıştı: Başarısız çocuklar okula her gittiklerinde yeni bir travma yaşıyorlar. Bu durum aynı şekilde aileyi de etkiliyor, aile de bundan çok ağır şekilde etkiliyor. Ben biraz kısa öğretmenlik yaptım ama öğretmenlik yaptığım sürede bunu çok yaşadım ve bu başarısız öğrencileri nasıl hem okula hem derse hem de başarıyı yükseltecek şekilde yönlendirebiliriz diye epey düşündüm ama yaptığım süre içerisinde bir öğrenciyi gönderebildim ancak, bir öğrencim var şu anda İstanbul'da başarılı bir avukat.

Şimdi, geçenlerde birkaç yıl evvel Salman Khan diye bir adamın "Dünya Okulu" bir kitabını gördüm. Orada ilk konu Nadia diye bir yeğeni var, başarısız bir öğrenciyi nasıl başarılı kıldığını anlatıyor. Kitabı da biraz ona sebep aldım çünkü ilk konu oydu ama orada da ben çok şey görmedim, tekil örnek böyle bunlar ve Pınar Hocamızın bu tespiti çok orijinal çünkü şunu gördüm ben öğretmenlik yaptığım dönemde: Veli başarılı öğrencileri veli toplantılarında görüce herkesin içinde çocuğu da bazen yanında getirmişse onu çok rencide edici tepkiler gösteriyordu, evinde daha fazlasını gösteriyor. Bununla ilgili -ben belki hocalarımdan kaçırmış olabilirim- nasıl bir önerimiz olabilir Hocam?

PROF. DR. BETÜL ULUKOL - Şöyle: Bu tespit aslında strese ya da istismara uğrayan çocuklar için de gösterilmiş. Eğer bir çocuk istismara uğradıysa -çok ağır bir istismar olabilir bu, cinsel istismar dâhil- okul başarısı yüksekse ve babası tarafından sahip çıkılıyorsa çocuğa -bakın, anne değil, baba tarafından- bu çocuğun o stresi ya da o şiddeti çok daha iyi atlattığı ve iz bırakmayacak şekilde düzeldiği gösterilmiş çalışmalarda; iki önemli faktör var. Şimdi, bakın, buradaki faktörlere baktığımızda baba. Niye baba? Çünkü baba, ailede otorite figürü. Baba kabul ettiyse yani otorite onu kabul ettiyse, sevdiyse, bağrına bastıysa çocuk rahatlıyor; anne zaten her halükârda bağrına basıyor, hani anne olmanın getirdiği bir içgüdüyle.

İkinci önemli nokta: Okuldaki başarı yalnızca akademik başarı değil aslında. Okulda arkadaşlarıyla iyi geçiniyor olması da bir başarı, okulda bir arkadaşı düştüğünde ona yardım ediyor olması da bir başarı; defterini, kitabını toplayamayan arkadaşına toplayıp koltuğunun altına vermesi de bir başarı; müzik dersine gitmesi, müzikte başarılı olması, sporda başarılı olması, bunların hepsi başarı. Akademik başarı olarak görmediğimiz takdirde olayı bu başarılarda çocuğun beklediği tek şey şu: "Aferin! Bunu ne güzel yaptın. Sen müthiş bir çocuksun, bunu başardın, herkesten farklısın." Çünkü o neyi besleyecek? O çocuğun benlik duygusunu besleyecek, kendiyle ilgili memnuniyetini besleyecek. Şimdi, burada psikologlarımız var; ben burada bunu haddimi aşarak söylüyorum ama zaten bu, çocuğun başarılı olması; yoksa her çocuğun okulda birinci olmasını, başarılı olmasını, sınıfını geçmesini, okulu birincisi olmasını zaten beklemiyoruz. Dolayısıyla, çocuğun bu şekilde kabul ediliyor olması o çocuğun travmasını en aza indiriyor.

İşte, benzer şekilde böyle bir çocuğa hani "Etkileniyor, üzülüyor, morali bozuluyor." ne yapılabilir? Böyle bir şey yapılabilir. Ben bunu kendi kızımda gördüm; matematik başarısı sıfırdı ama jimnastik yapıyordu. Yani hakikaten matematik başarısı çok zayıf olan bir çocuk, şimdi insan ilişkileri mükemmel bir çocuk. Anlatabiliyor muyum? Yaptığı şey sınıf geçmek yani geçiyordu ama işte 23 Nisanda çıkıp oyun oynamaktı, işte, çıkıp jimnastik yapmaktı.