KOMİSYON KONUŞMASI

LATİF SELVİ (Konya) - Ben de teşekkür ediyorum Hocam, her ikinizi de dinledik. Hem Galip Hocamdan hem de Hilmi Hocamdan istifade ettik, notlar da aldık. Birkaç konuyla ilgili kısa kısa bir iki şeyde söylemek istiyorum. Sorulduğu için ifade etmiş olayım. Bütün öğrencileri dikkate aldığımız zaman bizde 400 öğrenciye 1 rehber öğretmen düşüyor şu anda. Siz ortalama 250 değerlendirmiştiniz. Köy okullarını çıktığımız zaman yani daha küçük okulları çıktığımızda bu da 300-350 arası bir öğrenciye tekabül edebilir, bilgi olsun diye söyledim.

Şimdi, burada bir noktayı açıklamak gerekiyor. Eğitimin kendisini başarıya götüreceğine inanmama değerlendirmesini ben doğru bulmadım, onu değerlendireceğim. Birincisi, çünkü bütün dünyada çocukların okullaşmasını, okul öncesinden itibaren yüzde 100'e taşımak için bir gayret var, yüksek öğrenimde de Türkiye'den daha iyi durumda olan ülkelerde daha fazla yüksek öğrenime erişimde ama burada belki başka bir şey kastetmiş olabilirsiniz, açıklık getirmek açısından da önemli.

Ayrıca, eğitimli olmak hem daha kolay iş hem daha saygın iş hem de daha yüksek ücret almaya katkı veriyor. Bunu ilkokul, ortaokul, lise, üniversite olarak değerlendirdiğimizde eğitim arttıkça hem ücreti artıyor hem geliri daha çok yükseliyor çocuklarımızın.

Bir başka önemli noktaya değinmek istiyorum. O da şimdi, sınıf rehber öğretmenliği var arkadaşlar ve her öğretmen arkadaşımıza sınıf öğretmenleri dâhil ek ders ücreti ödeniyor ancak bu rehberlik hizmetlerinde eğer içerik olarak eksiklik var, daha başka şeyler olsun, öneriniz varsa bunların yansıtılmasında fayda var çünkü rehber öğretmenler rehberlik hizmetlerini verirken belli bir standart üzerinden veriyorlar ve her sınıfta yapılıyor ve bu öğretmenlerin çalışmaları da takip ediliyor Millî Eğitimde.

Bir diğer konu, bu 12-16 yaş arasını hedef alıyor olmalarının şöyle bir etkisi var mı, soru olarak bunu ifade etmek istiyorum: Çocukların fikri oluşumları büyük oranda bu yaş grubunda oluşuyor, bununla doğru bir orantısı var mı? Onu sormak istiyorum.

Yine bir başka husus: Galip Hocam değinmişti, başarı sıralamalarının ilan edilmesi yani okulların akademik başarı çerçevesinde değerlendirilmesi son derece yanlış, bunların ilan edilmesi de yasak esasında, mevzuatta da böyle ama zaman zaman okullarda da görüyoruz. İşte, şu kapılarının önüne asıyorlar, bunlar son derece yanlış.

ŞENOL SUNAT (Manisa) - Neyi asıyorlar anlayamadım?

LATİF SELVİ (Konya) - Başarı, sınav başarılarını duyuruyor. İşte "Şu kadar şu başarıları gösterdik." diyerek duyuruyorlar. Bu, yasak olmasına rağmen böyle bir durum var. Burada okullarımızın hem sosyal donatı alanları eskiye göre daha iyiyken, eğitimin materyalleri daha fazla iken, daha fazla eğitim verirken mesela sizin öğrencilik yıllarınızdakine hani bir öykünmede bulunmak mümkün çünkü bir idealimiz vardı, idealize edilen bir şey vardı. Bugünkü çocuklarda "yok" dediğimizde veya "daha az" dediğimizde şunu söylemek gerekiyor: O gün ifade ettiklerinizin çok azı vardı, bugün ona göre çok daha fazlası var ama bu niye oluşmuyor?

Bir de ayrıca "önemsenme" her şeyin merkezinde ise bu yeterli bir tanımlama oluyor mu?

Bir diğer konu da özellikle şunu söylemek istiyorum: Gelir durumuna dair mesela 2 hocamızın arasında bir paradoks gördüm. "Alt gelir grubuna ait olan ailelerin çocukları daha bu işlere yatkın." dedi Galip Hocam, Hilmi Hocam ise başka bir şey söyledi, dedi ki: "Bu gelirle ilgili değil." Elbette onun da etkilediği alanlar vardır ama bugünkü tartıştığımız konular öyle gelir durumu düşük kişilerin arasından falan çıkmıyor, uluslararası bir etkileşime vurgu yaptı Hocam. Burada eğer bir paradoks yoksa bir kısmını Galip Hocam ifade ettiyse, bir kısmını da Hilmi Hocam ifade ettiyse bununla ilgili bir açıklama yapmalarını istiyorum.

Teşekkür ediyorum.