KOMİSYON KONUŞMASI

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum.

Ben genel bir değerlendirme yapmak istiyorum. Hiçbir şekilde Kızılayımızı yıpratmak, üzmek gibi bir derdim olamaz. Burada kimsenin de böyle bir derdinin olmadığını biliyorum.

Hele şükür, İçişleri Komisyonu toplandı, önce onu söyleyeyim. Çok şükür, maşallah! Trafik cezalarıyla ilgili Trafik Kanunu bile bize gelmedi arkadaşlar, başka bir komisyona gitti. O zaman ben demiştim ki: Ya, bu Ali Yerlikaya göndermiyor İçişleri Komisyonuna. Komisyonun başkanı eski bakan olduğu için halef selefler, o yüzden gelmiyor demiştim. Birileri gülmüştü "Yahu, ne alakası var?" demişti ama bu bile onun göstergesidir arkadaşlar. Devlette devamlılık esassa kişisel kin, hırs olmamalı ama neyse toplandı.

Toplantıdan iki gün önce Sayın Soylu'nun bizleri de davet etmesi ki geçmişte başka komisyonlarda ve İçişleri Komisyonunda da -ben yedi, sekiz yıldır bu Komisyonun üyesiyim- böyle bir görüşme trafiği olmazdı. Celalettin Güvenç'ti sizden önceki başkan -benim de hemşehrimdir, kulakları çınlasın- AK PARTİ'li arkadaşlarla toplanırlardı, oturur konuşurlardı. Bir gün sonra biz öğrenirdik. İşte, gelirdi böyle tartışmalar da çıkardı ve uzun uzun tartışmalar sürerdi. Gece yarılarına kadar, sabahlara kadar süren toplantılar olurdu ama salı günü Sayın Soylu'nun toplamış olması, görüşleri almış olması ve bu yönde değişiklikleri hallediyor olması, önergelerin gelmiş olması değerlidir, bunu değerli görüyorum. Siyaset mücadeledir ama müzakeredir de. Müzakere edilince, demek ki iletişim kurulunca birtakım sonuçlar elde ediliyormuş.

Kızılay Kanunu olmalı. Böylesine büyük bir kurumun kanununun olmaması, bugüne kadar yapılmamış olması büyük bir eksiklik. Ben o yüzden bu kanunu hazırlayan değerli vekilimize, diğer arkadaşlarımıza muhalefetin vekili olarak teşekkür ediyorum. Böyle bir kanunun gelmesi doğrudur, olması gerekiyor. Aynı şekilde, salı gününü de söyledim.

Arkadaşlar, biz kanun yapıyoruz şu anda ama kanun yapanlar olarak bizim kanunumuz yok. Bu ayıp da bize yeter. Milletvekili kanunu yok, milletvekilleri her şeyin kanununu yapıyor. Her yere kanun yap ama milletvekiliyle ilgili kanunun olmaması, bu yanlış, bu eksiklik. Buranın şu anda konusu değil ama bunu da aklımızın bir tarafında tutmamız gerekiyor.

Maalesef, Kızılayla ilgili hep akla gelen, işte, meşhur bizim Maraş'taki o deprem zamanı çadır meselesi. Yıprandı Kızılay orada. Yıpratan biz değiliz ama vatandaş da değil, yıpratan maalesef, kurumun o zamanki yöneticileri, Başkanı. Sadece çadırdan dolayı da değil. Bakın, bir anımı anlatacağım: Depremden sonra bir ay falan olmuş, Sayın Bakan hatırlar, hep Maraş'taydı, İçişleri Bakanıydı, iki lise vardı, Ankara Büyükşehir Belediyesi o iki liseyi talep etti, buraya bir kamp alanı yapalım, işte, ASKİ'nindir, ne bileyim, o neyse, belediyenin iştiraklerinden kamyondur, şudur budur, falan filan, hepsi gelsin, personel gelsin, fırın, seyyar fırın, seyyar otobüslerle işte, banyolar falan önce verilmedi ama sonra işgal ettik resmen ve yapıldı, çok da güzel tesis hâline getirildi. Ya, bir gün bir baktık, dediler ki: "Vekilim, birisi geldi, elleri arkasında geziyor." Gittim, tanımadım da "Vallahi tanımadım, kimsiniz?" dedim, "Ben Kızılay Başkanıyım." dedi "Hayırdır hemşehrim?" dedim, dedi ki: "Buraya el koyacağız." dedim "Hayırdır? Sen babanın tarlasına mı el koyuyorsun? Nasıl el koyuyorsun?" "Biz Kızılay olarak burada hazır her şey var, bir de yanında okul var, okulda su var, elektrik var, şu var, bu var, tam bizlik bir yermiş." dedi. "Ya, o okuldaki suyu, elektriği, her şeyi biz yaptırdık, uğraştık, emek verdik ve orada da ekmek yapılıyor, hizmet ediliyor. Nasıl el koyacaksın?" dedik. Baktık, olacak gibi değil, ben de milletvekilliğinin dokunulmazlık zırhını kullanarak beyefendiyle ciddi bir tartışma yaşayıp gönderdim. Şimdi, bu bile yıprattı benim gözümde. Devamında kendi aile hayatında yaşananlar falan filan derken bir de geçmişte FETÖ'yle ilgili yazdıkları, bilmem neler falan yani Kızılayı biz yıpratmadık Sayın Başkanım, siz salı günü biraz sitemde bulundunuz. Kızılayı sizinkiler yıprattı, bizimle ilgisi yok, maalesef sizinkiler yıprattılar. 11 şirketten üçer aylık 3'er tane asgari ücretle maaş alıyormuş. 33 tane maaş Osman Gökçek, 33 maaş. Allah'tan düzeltilmiş, Sayın Başkanı kutluyorum.

MURAT ÇAN (Samsun) - Düzeltilme yok, feragat var.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Kanun değişti ya, yönetim kurulu üyeliğinden bir tane alınabiliyor yani bunun düzelmiş olması güzel bir şey, doğru bir şey.

OSMAN GÖKÇEK (Ankara) - Medya AŞ'de de 340 bin lira alıyorlar.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Yahu, dur, karıştırma ya! Bir dur, karıştırma.

OSMAN GÖKÇEK (Ankara) - Ya, bir şey demedik, onu da almayın yani 340 bin lira...

YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - O da sizden kalan miras.

BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Arkadaşlar, Kızılay Kanunu'yla ilgili değerlendirmelere davet ediyorum sizi.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Şimdi, bak, sen bunu dersen Osman ben de sana Ankara Büyükşehirin geçmiş yönetimi diye başlarım, ağzım makarna çevirir, dilim laf çevirir, laf söyler.

BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Ali Bey, Kızılay Kanunuyla ilgili değerlendirmelerinizi...

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Başkanım, ben de onu söylüyorum. Bana bakarak söyleme Sayın Başkan, oraya bakacaksın.

BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Ama topu öteki alana sen atıyorsun yani.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Atmıyorum, ben diyorum ki 33 tane maaş almış, bu olmamalı diyorum, "Medya AŞ, bilmem ne AŞ." diyor. Şimdi, sen "Medya AŞ." dersen bizim de dilimiz makarna çevirir yani laf ederiz, biz de çıkar sana Ankara Büyükşehir falan... Gerek yok, ona hiç girmeye gerek yok.

Yani bunun değişmiş olması çok değerli. Ben Sayın Başkan, sizi de kutluyorum, salı günkü olumlu yaklaşımınızdan dolayı da sizi kutluyorum, gayet güzel. Kadın eli değdi, düzeliyor falan diyeceğim de geçmişte de kadın başbakanlar falan gördük, neler yaptığını da gördük yani onu da diyemiyorum.

BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Ya, ağabey, nerelere giriyorsun ya!

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Tabii, Sayın Soylu'nun Genel Başkanı olduğu partinin eski Genel Başkanı olduğu için alınganlık yaptı hemen, Kemal Bey de eski Genel Başkandı, Tansu Hanım, ona da alınganlık, yapıyor Kemal Ağabeye de.

Şimdi, neticede arkadaşlar, az önce Ali Bey söyledi, depremi yaşadık. Deprem anında ben vatandaş olarak efendim, bana ihaleyle mi geliyor çadır ona bakmam. Ben çadıra bakarım, suya bakarım, çadır geldi mi gelmedi mi ona bakarım deprem anında çünkü hızlı hareket etmek gerekir. 7 Şubatta Elbistan'da Mahir Ünal, Jandarma Genel Komutanı, ben varım, işte, şehrin ileri gelenleri, yöneticileri var, millet aç 7 Şubat sabahı gerçekten aç. Yiyecek hiçbir şey yok, hiçbir yerden, bir tek Bolu'dan ekmek gelmiş, başka hiçbir şey yok, bir de Andırın ilçesinden bir fırıncı ekmek göndermiş Elbistan'a. Nasıl yapacağız, nasıl edeceğiz? Dedik ki: "Kaç tane market açık?" Dediler ki: "Beş altı tane market." Yani yıkılmadı, açıktan kastım o, yıkılmadı, ayakta. Girilsin, alınsın, dağıtılsın. Jandarma Genel Komutanı itiraz etti, "Efendim, olmaz, mal özel sektörün malı. Nasıl alacaksın?" Biz almasak millet talan edecek. Alınır, sonra gerekirse iş çözülür yani dediği doğru.

BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Yaptık, yaptık. Kahramanmaraş'ta da Elbistan'da da Türkiye'nin her yerinde yapıldı.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Yapıldı sonra. Yapıldı, biliyorum, ilk başta falan filan dendi ama yapıldı.

BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Normal ama.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Şimdi, bir başka belediye başkanını aradık, su istedik, dedi ki: "Bir ihaleye çıkayım." Ya, ne ihalesi? Su göndereceksin, bitmişiz, su istiyoruz, deprem olmuş. Doğru, o an ihtiyaç olmayabilir ihaleye ama denetimi olmalı bunun. Size şimdi laf etmiyorum ama geçmiştekine ediyoruz. Belki yarın bir gün siz gideceksiniz -seçimle geliyorsunuz ya- bir başkası seçilecek, gelen sizin gibi olmayacak, gelen bir hırsız olacak var sayalım. Nasıl düzelteceğiz, nasıl kontrol edeceğiz? Denetim olmalı. Sayıştay denetiminden neden kaçılır? Devlet Denetleme Kurulu denetliyor, İçişleri Bakanlığı... Tamam, güzel, e, Sayıştay da denetlesin arkadaşlar yani bir mahsuru var mı Kızılay yönetimi için Sayıştay denetiminin?

TÜRK KIZILAY DERNEĞİ BAŞKANI FATMA MERİÇ YILMAZ - Biz denetimi severiz.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Severseniz o zaman gelin, bu kanuna -hocamın söylediği gibi, Birol Bey'in dediği gibi- Sayıştay denetimi eklensin, akıllarda kimsede şüphe kalmasın. Benim Birol Bey'in önerisi gibi önerim budur.

Geneli itibarıyla kanunun hayırlı olmasını temenni ediyoruz. İnşallah hayırlı olur. Maddelerde değişiklikler yapılması değerlidir, önemlidir, herhâlde bu Komisyonda en hızlı geçecek olan kanun teklifi de olacak gibi duruyor. O yüzden, ben, bir kez daha teşekkür ediyorum.

Mümkünse Osman Gökçek'e de söz vermeyin, münakaşa etmesin.

BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Ama bir şeyi düzelteyim Ali Bey yani Kızılay Başkanımızla ilgili ailesi, özel hayatı yani bizim meselemiz olmasın.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Ama yıprattı, Kızılayı yıprattı.

BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Ya, önemli değil ama olmasın yani. Şimdi...

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - O Kızılayı yıprattı ama Sayın Başkan, bizim meselemiz değil, benim meselem değil, ben hayatta o işe girmem ama yıprandı.

BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Hepimizin olmasın.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Yani biz yıpratmadık Kızılayı kendi Kızılay Başkanı yıprattı.

BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Ya, netice itibarıyla bir kaza yani Allah kimsenin başına vermesin, Allah kimsenin...

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Ona eyvallah, bir şey demiyorum Sayın Başkan, ona bir şey demiyorum.

BAŞKAN SÜLEYMAN SOYLU - Ya, lütfen yani bunu hassasiyetle karşılamak lazım.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Ama bunu, Kızılayı yıpratan biz değiliz, siz de değilsiniz.

ŞABAN ÇOPUROĞLU (Kayseri) - O zaman sorun yok.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Mehmet Şahin de değil, Kızılayı adamın kendisi yıprattı.