| Komisyon Adı | : | İÇİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 04 .06.2026 |
MEHMET CELAL FENDOĞLU (Malatya) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Değerli Komisyon üyeleri, Kızılay kanunu teklifi madde 2'de... Genelde Mecliste veya komisyonlarda kanunların tanımlar kısımları hızla geçilir. Bürokratik metinlerin sıkıcı, teknik detayları olarak görülür ama inanın önümüzde duran bu teklifin 2'nci maddesindeki tanımlar sokaktaki gerçeğin, sahadaki acının ve bu milletin savaş ahlakının ta kendisidir. Mesela, bu maddede Cenevre sözleşmelerinden bahsediliyor. Kâğıt üzerinde baktığınızda, 21 Ocak 1953 tarihli ve 6020 sayılı Kanun'la onayladığımız tarihî bir metin fakat mesele sadece bir tarih ezberi değil, laf lafı açıyor, bu sözleşmelerin sahada ne anlama geldiğini şöyle gözümüzde bir canlandıralım: Savaşın en acımasız, en karanlık anındasınız, ordu sıhhiyesi artık yetersiz kalmış, işte, Kızılay personeli sahaya indiğinde yerde yatan bir yaralıya asla "Sen asker misin, sen sivil misin?" demez ve "Dost musun, düşman mısın?" diye de sormaz, sadece insan görür ve yarayı sarar. İşte, bu maddedeki atıf şefkat elini hiçbir ayırım gözetmeksizin herkese uzatan ahlakın yasal teminatıdır. Tabii, Kızılay bu fedakârlığı yaparken hukuk da ona görünmez bir çelik yelek giydirir. 2'nci maddede netleştirdiğimiz bu uluslararası sözleşmeler uyarınca üzerinde Kızılay amblemi taşıyan hiçbir hastane, hiçbir ambulans, hiçbir çadır ve hiçbir personel savaşta hedef alınmaz. Biz bu tanımı buraya koyarken aslında tüm dünyaya bir kez daha gür bir sesle hatırlatıyoruz: Bu kırmızı hilalin altında hayat vardır, bu hilale dokunulmaz. Üstelik bugün televizyonları açtığımızda hemen sınırlarımızın ötesinde, ateş altındaki bölgelerde mahsur kalmış sivil halkı, çocukları görüyoruz. Bu maddedeki uluslararası hukuk tanımı, Kızılaya tam da o karmaşa ve kaosun ortasındaki sivillere gıda, giyecek ve tıbbi malzeme ulaştırma görevini de doğrudan veriyor ve kurumumuz bu ağır yükü tek başına değil dünyadaki 190'dan fazla ulusal dernekle birlikte tam yetkili, kurucu ve saygın bir parçası olarak omuzluyor. Bu yüzden, maddedeki "ihtiyaç sahibi" tanımı beni çok etkiliyor. Eskiden ihtiyaç sahibi dendiğinde aklımıza sadece cebinde parası olmayan, yoksulluk çeken insan gelirdi ama dünya eski dünya değil, yükümüz çok daha ağır. 2'nci maddede bize diyor ki: "Yoksulluğun yanında çevresel, fiziksel, psikososyal veya hukuki nedenlerle askerî yaşamını sürdüremeyenler de ihtiyaç sahibidir." Depremde bütün fabrikasını, evini kaybeden bir iş insanı da engellilik veya yaşlılık sebebiyle bakıma muhtaç olan biri de göç gibi dezavantajlı durumlar yüzünden yollara düşen insanlar da artık bu tanımın yani Kızılayın şefkat şemsiyesinin altındadır. Bizler de bu maddede Kızılayı, "Türkiye Kızılay Derneği" olarak tanımlarken aslında ona yeryüzündeki tüm bu kırılgan gruplara ulaşma yetkisini veriyoruz.
Sözün özü kıymetli arkadaşlar, bu maddeyle bir sözlük yazmıyoruz, dünyanın karmaşık krizlerine karşı Türkiye'nin vicdani cevabını kanunlaştırıyoruz. Hepinize teşekkür ederim. Kızılay Başkanımıza da fevkalade başarılarının devamını dilerim. Bu kanunun, ülkemize, milletimize, devletimize hayırlı olmasını Cenab-ı Allah'tan dilerim. Hepinize teşekkür ederim.