KOMİSYON KONUŞMASI

MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Teşekkür ederim Değerli Başkanım.

Değerli milletvekilleri, değerli hocalarım; çok teşekkür ederim, hakikaten yararlandık.

Şimdi, ben hemen Alperen Hocamdan başlamak isterim. Evet, burada bilgisayara girmek, oyun oynamak tehlikeli vesairesi... Ben aynı zamanda Çocuk Hakları Alt Komisyonu üyesiyim, yurt dışında yaptığımız çalışmalarda şu olay oldu: Bir sefer bilgisayar veya cep telefonları çocuğa tahsis edilecekse anne ve babanın kimlik cüzdanının bir fotokopisi, çocuğun kimlik fotokopisi; bunlar ibraz edilir ve bu çocuğun -o bilgisayar ve cep telefonuna tanımlanır, kodlanır- hangi sitelere girebileceği bellidir. Yani siz belirli saatlerde, nerede verirseniz verin çocuk istediği siteye giremiyor çünkü ona göre tanımlanmış. Hani "Nasıl yapacağız?" dediğiniz zaman, aslında önümüzde, burada, Japonya örneği var, diğer bazı Avrupa ülkelerinin örnekleri var. Ama burada esasen korkulan... Değerli Maraş Milletvekilimiz, Değerli Hocamız söyledi yani biz burada dijitale, evet, karşı değiliz, bilgisayara karşı değiliz, evet; burada siyasilerin koktuğu konu bunu bahane ederek diğer taraflara müdahale edilmesi yani çekince bu. Yani eğer gerçekten amaç çocuk ise bu anlamda yol, yöntem, aklın yolu birdir, bu yapılabilir. Yani öncelikle anne ve baba kendi cep telefonunu, Mahmut Tanal olarak benim çocuğuma, torunuma vermemem gerekiyor. Eğer ben çocuğuma vereceksem bilgisayarımı veya cep telefonumu ona tanımlanmış bir vaziyette, nüfus cüzdanıyla birlikte bunun eşleşmesi lazım.

Evet "Okulsuz bırakmayalım." kavramınız çok değerli, çok kıymetli; insan hakkı açısından, çocuk hakkı açısından çok önemli, çok değerli, bunu özellikle Değerli Pınar Hocam da vurguladı ama peki, ben Şanlıurfa Milletvekiliyim, geçen sene 600 binin üzerinde mevsimlik tarım işçimiz vardı, 100 binin üzerinde de öğrencimiz var, bunları nasıl okula kazandıracaksınız? Bu çocukların günahı ne? İnsanın anne-baba seçme özgürlüğü yok. Burada devletin ciddi ama ciddi, gerçekten bir önlem alması gerekiyorsa bu çocukları okula kazandırması gerekmez mi? Ben bunu İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunda dile getirdiğim zaman dediler ki: "Peki, biz mevsimlik tarım işçilerini nereden temin edeceğiz?" Arkadaş, hep Şanlıurfalı mı maraba olacak ya? Değerli hocam da anlattı, bize yazık günah değil mi? Biz o coğrafyayı bilerek seçmedik ki, elimizde değildi ki o kaderi seçmek, anne-baba seçmek, orada dünyaya gelmek. Bölgeler arasındaki eşitsizlik kavramımız da çok... Biz eğer gerçekten bununla ciddi anlamda mücadele edeceksek o bölgeler arasındaki eşitsizliği de hızlı bir şekilde bitirmek zorundayız. Yani burada anlattıklarınız bu açıdan hakikaten çok kıymetli, değerli ama hani "Çözüm ne, ne yapacağız?" sorusunun cevabı o dediğim kimlikle çözülebilir.

Değerli Pınar Hocam, burada çok güzel bir başlık verdi bize, dedi ki: "Çocukların iyilik hâli." Evet, bir toplumun adaletinin ve vicdanının, geleceğinin göstergesi aslında mutlu çocuklardır. Mutlu çocuk aynı zamanda güçlü toplumdur ve burada tanımlamalarınız önemli. Çocuğun işte yeterli beslenmesi, biz çocuklara... Öğle zamanı aç gidiyor geliyorlar. Ben geçen hafta Urfa'ya gittim, selden dolayı, çocuk taşımalı eğitimden dolayı, okul köyde olmayınca veya o mahallede olmayınca başka yere taşımayla, dere geçiyor, okula gidemiyor, hava koşulları kötü, okula gidemiyor. Yani burada okula gitmeme sadece şeyden kaynaklanmıyor, kamu hizmetinin -hani idare hukukunun temel ilkesi, eksiksiz, noksansız bir kamu hizmeti vermesi gerekir- eksiksiz ve noksansız verilmemesinden de kaynaklanıyor. Burada sizin politika önerileriniz çok önemli ama politika önerilerinde Anayasa’nın 41'inci, 42'nci, 56'ncı ve 58'inci maddelerine herhangi bir atıf yok. Çocuk Hakları Sözleşmesi ve KVKK anlamında dijital veri güvenliği açısından bir atıf yok.

Değerli konuşmacılar, benden önceki konuşmacılar şundan bahsettiler: "Arkadaş, ben çocuğumu psikiyatriye götürdüm, bu ilaçları vesaireyi veriyorlar, kayıt düşüyorlar." Ya, değerli hocalarım, biz sizden eğitim alıyoruz, öğreniyoruz, teşekkür ederim, emeğinize sağlık. Bir insanı öldürmenin cezasının zaman aşımı otuz yıl. Çocuğu 3 yaşında, 5 yaşında götürdün psikiyatriye, verdiği ilaçların kaydı niye otuz yıl tutuluyor ya? Niye? Sebep ne? Bu bir fişleme değil midir? Bizim toplum olarak, devlet olarak bu fişleme kültüründen vazgeçmemiz lazım. Hırsızlık yapıyor, zaman aşımı süresi on yıl veya on beş yıl, kayıt siliniyor ama psikiyatriye gitti -Ali Başkanım- bir ilaç kullandı, ömür boyunca onu izliyor.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - İş sahibi olamıyor.

MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - İş sahibi olamıyor, olamaz bu arkadaş!

LATİF SELVİ (Konya) - İş sahibi olur da istediği iş olmaz.

MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Burada Pınar Hocam bir cümle sarf etti, o cümle bir kavramdı, "unutulma hakkı" denilen bir şey var arkadaşlar, "unutma hakkı" unutma da bir insan hakkıdır.

ZUHAL KARAKOÇ (Kahramanmaraş) - "İyileşince sistemden düşmeli." dediğim şey bu işte, iyileşince sistemden düşmeli.

MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Evet, evet, unutma hakkı denilen bir olay var arkadaş, ben, şu cep telefonumdan...

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Siyasetçinin var unutma hakkı, diyor ki: "Ben geçmişte yapılan şu şeyi, Allah beni affetsin, unuttum, unutun." Bu, çocuğa da verilmeli.

MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Ya, arkadaş, işte, bu bir insan hakkı ihlalidir. Ömür boyunca fişlenme olmaz, devam etmez. Bizim Polis Vazife ve Salahiyet Yasası'nda var. "Kardeşim, suçla ilgili olmayan, bilgi mahiyetinde topladığın verileri, bunu kullanamazsın." diyor. E, biz ne yapıyoruz? Kullanıyoruz ama kullanmamışlıktan geliyoruz, yalan söylüyoruz yani bunu iktidar partisindeki milletvekili arkadaşlar kendi üstüne alınmasın; bu, bugüne kadar, onlardan öncesinde de sonrasında da... İnşallah böyle devam etmez ama bundan vazgeçmek zorundayız. Yani, hani çaresi nedir? Çaresi var değerli hocalarım, ben çocuğumu, torunumu, psikiyatriye de götürebilmeliyim, ilaç da verebilmeliyim, hatta ve hatta bununla ilgili okulda, ilçede izleme kurulları olmalı; izleme kurulları yok, yok. Bunlar olmayınca da maalesef ama maalesef... Bu önemli, siz kalkacaksınız, terör suçu işleyeceksiniz, belli bir süreden sonra zaman aşımına uğrayacak; efendim, insan öldüreceksiniz, zaman aşımına uğrayacak ama gittiniz ya, 1 tane ilaç kullandınız, bir psikiyatriye götürdünüz, ömür boyunca o çocuk izlenecek; yok böyle bir adalet, böyle bir hukuk da yok.

Bitiriyorum.

Bu şeyle ilgili Aile Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, BTK arasında bir koordinasyon yok. Okullarda en azından psikolojik danışman... Hep söylediniz. Sosyal medya şirketlerinin Türkiye'de temsilci sorumluluğu vesairesi bu geldi; yeterli mi yetersiz mi, ayrı bir olay. Siber zorbalık platformlarının hukuki sorumluluğu, fazla yok o. Maalesef Çocuk Hakları Sözleşmesi, bunlar Türkiye'de ne kadar takip ediliyor, izleniyor?

Benim söyleyeceklerim bu ama çok yararlandık. Sizden istirhamım değerli hocalarım, kanayan yaramız, evet, okulsuz bırakmayalım. Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras iyi bir eğitimdir, onun da yolu, okuldan uzaklaştırmamak lazım. Mevsimlik tarım işçilerinin okulu konusunda, hassasiyetle durmak lazım. Urfa'daki, Siverek'teki çocuğun da hikâyesi -öğrendiğim kadarıyla- bu çocuk o okuldan daha önce ayrılmış, dışarıdan orada eğitime devam ediyor. Baba İzmir'de inşaat işçisi ve bu hadise gerçekleşiyor. Ondan sonra, aradan üç dört gün... Maraş olayından sonra, bir başka okulda yine bir veli okulu basıyor, o haberi de gazeteci haber yaptığı için de şimdi Diyarbakır Cezaevinde. Bakın "Ama niye duyuluyor?" vesairesi "Okulun adı niye çıkıyor?"

Maalesef, burada, biz bu politikalardan vazgeçersek, kendimizle yüzleşirsek herhâlde bu olaylar düzelir.

Emeğinize, yüreğinize sağlık, teşekkür ediyorum.

Saygılarımı sunarım.