| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 10 .06.2026 |
SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Hocam, çok teşekkür ederim.
Benim sorum şu: Çok kapsamlı, hakikaten çok ufuk açıcı bir sunum oldu. Çok teşekkür ediyorum. Okul önderlerinden bahsettiniz. Şu anda okullarımızda müdürlerimizin içinde bulundukları durum ortada, tercih sistemi de ortada. Bunu da açık bir eleştirel bir pozisyon olarak söylüyorum yani bu ülkede okul müdürlerinin nasıl tercih edildiği ortada, diğer idarecilerin iş yükü ve benzeri durumları da ortada. Sizin sunumunuzda da önemli bir unsur, okullarda liderlik etmek. Bununla ilgili nasıl özelliklere ihtiyacı olduğunu düşünüyorsunuz okul önderlerinin?
PROF. DR. ŞULE ALAN - Sayın Milletvekilim, bu önemli bir konu, önemli bir konuya değindiniz. Dediğim gibi, yirmi yıldır ben sahada tabii ki müdürlerle, öğretmenlerle, herkesle bire bir çalışmakta olan bir insanın. Genel bir yetkinlik problemimiz var, evet, çok ciddi bir yetkinlik problemimiz var. Bu demek değildir ki çok iyi dönüştürücü müdürlerimiz yok, çok iyi, bütün okulu allak bullak edip muhteşem bir noktaya getirmiş müdürlerimiz de var ama genel olarak müdürlük bunu yapma liderliği olarak görülmüyor Türkiye'de. Bunu değiştirmemiz gerekiyor. Öncelikle, müdürün yetkinlikleriyle ilgili çok ciddi bir çalışma yapmamız gerekiyor, evet. Bunu yapan akademisyenler tanıyorum, yapıyorlar, dünyada da biliyoruz bunu. Kim müdür olmak istiyor, bu öncelikli bir problem zaten. Yani okulu dönüştürmek isteyen, okulda önemli bir katma değer sağlamak isteyen bir insanı tanıyıp, görüp, değerlendirip, ölçüp ona göre atamak keşke mümkün olsa. Bazı yerlerde diyorum, ben de diyorum "Keşke okulda çalışmasaydınız, keşke başka bir yerde müdür olsaydınız ya da başka bir şey olsaydınız." Yani okulu istemeyen, okulu sevmeyen, okulu dönüştürmeye çalışmayan bir insanın lider olması acı. Ama bu demek değildir ki herkes böyle, tabii herkesi aynı kazana koymak doğru değil. Çok iyi müdürlerle de çalıştım, çok dönüştürücü müdürlerle.
Şunun hemen altını çizmek istiyorum: Belki alakasız görünecektir size ama Millî Eğitim, en aşağıya baktığınızda yani en aşağıya dediğim, en önemli paydaşa baktığınızda öğretmendir. Öğretmenlerimiz genelde bayandır Türkiye'de, dünyanın çoğu yerinde de ilkokul öğretmenleri öyledir zaten ilkokula baktığımızda, ortaokulda biraz denge erkeğe doğru kayabilir ama genelde kadındır. Bir üste yani yöneticiliğe çıktığınızda sadece erkek görürsünüz hemen hemen, çok az kadın yöneticimiz var. Ben bunun da bu konularda çok etkili olduğunu düşünüyorum çünkü biz bunu gördük, verilerde de gösterebilirim size. Kadın yöneticinin olduğu okullarda -çünkü kadın çok isteyerek o yöneticiliğe gelmiş çoğunlukla- bayağı bir fark görebiliyoruz. Bunu da hemen not olarak sayın milletvekillerine vereyim. Bu demek değildir ki erkek yöneticilerimiz iyi değil, bunu öyle algılamayın sadece, bu sadece korelasyonel bir örnek. Daha eşit olmalı, daha çok kadın yönetici görürsek daha farklı yaklaşımlar da görebiliriz. Mesela, kadın yöneticilerde ben çok fazla empati görüyorum. Size gösterdiğim empati ölçümlerinde... Şimdi ben orada kişisel olarak olsaydım size de bu ölçümü uygulardım. Bütün dünyada çıkan sonuç aynıdır, kadınların empati düzeyi erkeklerinkinden daha yüksek çıkıyor. İlkokul 8'de de bu böyle, 60 yaşında da bu böyle çıkıyor, Amerika'da da böyle çıkıyor, İtalya'da da böyle çıkıyor, Türkiye'de de böyle çıkıyor. Yani bunu bilerek yönetici empatik olmalı, yönetici vizyoner olmalı, buna göre seçimler yapılmalı. Haklısınız, buna göre yapılmıyor, bence de yapılmıyor. Bu da önemli bir nokta tabii ki.