KOMİSYON KONUŞMASI

ÖZGÜR CEYLAN (Çanakkale) - Sayın Başkanım, kıymetli vekillerim, Bakan Yardımcımız ve kıymetli bürokratlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Önemli bir kanun teklifini görüşüyoruz. Özellikle sözleşmeli erlerin uzun zamandan beri beklediği, bizim de takipçisi olduğumuz muhalefet olarak sık sık dile getirdiğimiz, açıkçası yapılan düzenlemenin olumlu olduğunu değerlendiriyoruz. Zaten beklenen bir düzenlemeydi, gecikmiş bir düzenlemeydi hatta. Millî Savunma Komisyonu adı üzerinde millî bir Komisyon ve bu Millî Komisyonun gereklerini, şartlarını yerine getirmek için biz ilk günden beri sorumluluğumuzun farkında olarak yani millî bir komisyonun yapması gerektiği gibi birlik beraberlik içerisinde ama eleştirilerimizi de söylemekten geri kalmadan bu Komisyon çalışmalarını götürmeye çalışıyoruz. Ordumuz bizim göz bebeğimiz, hiçbirimiz ordumuzun kötü durumda olmasını veya zayıf durumda olmasını istemediğimden, bizim eleştirilerimizin de tamamen ordumuzu güçlendirecek ve ülkemizi güçlendirecek eleştiriler olduğunu baştan söylemek isterim.

En önce Sayın Bakan Yardımcısı buradayken ben genel bir konudan başlamak istiyorum. Sonra maddelerle ilgili birkaç şey söyleyeceğim. Özellikle hava savunma sistemlerimizle ilgili bizi endişelendiren bir durum var Sayın Bakan Yardımcısı. Kuzeyimizde bir savaş var Rusya'nın sürdürdüğü, aşağıda İran'la devam eden Suriye'de bir karışıklık, ülkemize gelen 2 füze NATO marifetiyle durduruldu. Durdurulması çok güzel bir şey ama neden bizim kendi hava savunma sistemlerimiz devreye girmiyor. Yani NATO'nun tabii ki angajmanımız var, beraber hareket ediyoruz ama aynı şekilde, bir Almanya'ya, Fransa'ya, İngiltere'ye bir saldırı olsa acaba NATO'nun gelip durdurmasını mı beklerlerdi? Kendi savunma sistemimizin de devreye girmiş olması bizi çok rahatlatırdı. NATO'nun, Amerikan gemilerinin orada füzeyi düşürmesi açıkçası bizim desteklediğimiz ama aynı zamanda da kendi savunma sistemlerimizin de bunu başarıyla yaptığını görmek istediğimiz bir konu. Aynı şekilde sınırlarımızın içerisine düşen serseri “drone”ları da hatırlıyoruz. Yani sınırın içerisinde oldukça fazla girmiş bir şekilde bu “drone”ların da oralara kadar girmesi -düşürülmüş olmasına rağmen- acaba bir zafiyet söz konusu olabilir mi? Düşüncesini de bize yansıtıyor. Bu anlamda, hava savunmayla ilgili ne yapıyorsak daha iyisini yapmak, bunu geliştirmek ve daha ileriye götürmek için elimizden geleni yapmalıyız.

Evet, NATO derken NATO biliyorsunuz Yunanistan'la ilgili son derece değişik bir tutum aldı, âdeta Avrupa'nın şımarık çocuğu Yunanistan'ı destekleyen, Güney Kıbrıs'taki faaliyetlerine izin veren, destekleyen; aynı zamanda Dedeağaç'ta olsun, Adalarda olsun bizleri zor durumda bırakacak pek çok etkinlikte NATO ve Amerika'dan yüz bulan Yunanistan maalesef ki hepimizi üzen tavırlar içerisinde yani adalarda kendi deniz milini hukuksuzca artırarak neredeyse bizi her gün bir çatışmaya, bir savaşa zorlamakta. Bunu yaparken de en üst perdeden... Tabii ki biz burada savaş çıkaralım, saldıralım... Gerekiyorsa o da yapılır ama diplomatik seviyede olsun, askerî seviyede olsun bu kadar cüreti bulmaları bizi üzmektedir. Gereken cevap en üst safhada ve en etkili şekilde verilmeli. Yunanistan'ın bu şımarıklığına daha fazla göz yumulmamalıdır. "Mavi vatan" dediğimiz deniz vatanımız maalesef ki Yunanistan'ın ve onu destekleyen diğer ülkelerin -İtalya olsun, İngiltere olsun, hepsi bu işin içerisinde- bizi zora sokacak yaklaşımlar içerisinde tehlikeye girmektedir. Bu anlamda gereken tepkilerin de en sert şekilde gösterilmesi elzemdir ama anlayamadığımız bir şekilde bu kadar savaşın içerisindeyken henüz birkaç ay geçmiştir yani çok da uzun bir zaman değil, biz Malezya'ya herhâlde veya Bangladeş'e fırkateyn satışı için Meclisten şey geçirmeye çalıştık. Yani bu gerçekten bir akıl tutulması. Fırkateyn satışı nedir Sayın Bakan Yardımcım? Yani fırkateyn dediğiniz belli bir ihtiyaçtan üretilmiştir, bir görevi vardır, ordu içerisinde bir çalışma rutini içerisinde gerekli olduğu için oradadır. Yani bu otogalerideki bir test aracı değildir alıp gidip satabileceğiniz. Fırkateyn siparişi alınır, teslim edilecekse ne zaman teslim edilir ama elimizdeki fırkateyn satılmaz. Yani insanlar bunu almak için para ödüyorlar diğer ülkeler. Bizim elimizdeki ihtiyaç fazlasıysa biz bunu niye yaptık o zaman? İhtiyaç fazlası da değil, görevdeki bir fırkateynin satışı söz konusuydu. Benim duyduğum yani en son açıklamalardan anladığım bu konuda geri adım atılmış, bu konuda yani "Böyle bir şey yoktur." diye bir açıklama gelmiş, bunu da sizden duymak isteriz. Satış yapılsın ama dediğim gibi sıfırdan sipariş alınır, teslim tarihi yazılır. Ona göre nasıl bize dış ülkelerin, diğer ülkelerin uyguladığı silah satışındaki koşullar neyse aynı şekilde satılabilir. Bu konuda da özellikle dikkatli olunması gerektiğinin altını çizmek istiyorum.

Evet, bu önemli bir reform niteliğinde bir düzenleme şeklinde önümüze geldi ama bir tek sözleşmeli erlerin sorunları değil, pek çok özellikli konuda da bizim yaşadığımız sorunlar var. Biz bunların maddelere geldikçe tek tek yine üzerinde duracağız ama özellikle sizin de burada duymanızı istediğimiz en başında emekli astsubaylarımız şu an makam, görev tazminatı adı altında bir maaş iyileştirmesi bekliyorlar. Kendileri açlık sınırının altında bir yaşam savaşı vermek durumundalar. Emekli astsubaylarımızla ilgili defalarca iyileştirme sözü verdik, "Yapılacak." dedik. Hatta bir kanun teklifi vardı, geriye çekildi ama maalesef ki netice elde edemedik. Hâlâ bu emekli astsubaylarımız beklenti içerisindeler. Bununla ilgili bir çalışma yapılması acilen şarttır.

Emekli binbaşılarımız var. Bir grup emekli binbaşımız çok düşük emekli maaşı alarak şu anda yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Defalarca bunu gündeme getirdik. Emekli binbaşılarımızın sayıları da az yani bine yakın bir emekli binbaşımız var. Bunlarla ilgili bir iyileştirmenin yapılması kesinlikle elzemdir, defalarca söyledik.

Şehit yakınları ve gazilerimizin çok önemli talepleri var. Ben bu şehitlerle ilgili... O maddede bunları ayrıntılı olarak da anlatacağım ama şehit yakını ve gazi ailelerimizin de bir an önce karşılanması gereken talepleri var. Bu konularda da özellikle Bakanlığımızın hassasiyetle eğilmesi ve bu çalışmaların yapılması önemli.

Sayın Bakan Yardımcısı, Terörle Mücadele Sırasında Yaralanıp Gazi Sayılmayanlar Derneği diye bir dernek var bu ülkede ve bu arkadaşlarımız kafasında şarapnel parçasıyla, ayağında mermiyle şu anda ülkemizde içimizde yaşıyorlar. Terörle mücadelede yaralanmışlar ama sağlık yönetmeliğindeki birtakım uyumsuzlukları nedeniyle gazi sayılamıyorlar. Biz ülke olarak bu insanlara borçluyuz, Türkiye olarak borçluyuz. Bu arkadaşların mağduriyetleri giderilmeli. Defalarca biz bunu dile getirdik. Terörle mücadele sırasında yaralanıp gazi sayılmayanların sesine kulak vermeliyiz, onlarla ilgili bir iyileştirmenin yapılması şart.

Evet, OYAK bizim o da aynı ordumuz gibi ana kolonlarımızdan biri çünkü ordumuzu destekleyici bir kurum ama OYAK'tan da kötü kokular geliyor Sayın Bakan Yardımcısı. OYAK'a yapılan yönetim kurulu atamaları, faaliyetlerinin alakasız faaliyetlerde yoğunlaşması, kâr getirmeyen faaliyetler üzerinde çalışmalarda bulunması, enflasyonun dahi altında nema oranlarının açıklanması açıkçası askerî personelimizi derinden etkilemekte ve üzmektedir. Bu konuda yetki sizlerdedir; OYAK'la ilgili daha şeffaf, daha katılımcı, yönetim süreçlerine profesyonellerin ve askerî kadroların ortaklaşa katıldığı bir süreçle OYAK'taki iyileştirilmelerin de yapılması lazımdır.

Maddelerde lojmanlarla ilgili bir madde var: Askerî mahallin kapasitesinin artırılması. Lojman sorunumuz çok ciddi, lojman eksiğimiz var, maddede bunu yine konuşacağız ama lojmanlarla ilgili de ciddi bir revizyon ve sayı artırma çalışmasının yapılması özellikle önemli.

Evet, maddelere şöyle baktığımızda birçoğunun Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği kararlar olduğunu görüyoruz. Aşağı yukarı üçte 1'i, hatta daha da fazlası bizim mahkemeye götürüp Anayasa Mahkemesince iptal edilen kanun teklifleri. Bakın, yine söylüyoruz, biraz sonra maddelerde bahsedeceğiz, az önce Uğur Başkanımız da maddeyle ilgili anayasal çekincelerini ortaya koydu. Yine bu kanun teklifinde de Anayasa Mahkemesinden dönecek maddeler var değerli arkadaşlar. Yani bizim bu yasa yapma biçimimizin de komisyon çalışmalarımızın da büyük bir bölümü kanun tekliflerinin geri dönüp Anayasa Mahkemesinden bizim burada tekrar yapmamız. Yani bu, hukuk açısından, Bakanlığımızın hukuk müşavirliği açısından da bence sakıncalı bir durum. Yani hukukçularımız yasa yapmayı beceremiyor mu? Anayasa Mahkemesinin kabul edebileceği normları biz görüyoruz, sizler niye görmüyorsunuz? Yani burada anlayamadığımız bir durum söz konusu. Şimdi, yine burada bizim Anayasa Mahkemesine götüreceğimiz şeyler var, biraz sonra ayrıntılarıyla anlatacağız ama bu bizim ülkemiz için üzücü bir durum, bu kadar çok maddenin Anayasa Mahkemesinden gelip bunlarla oyalanmamızın anlamı yok. Yine uyarılarımızı söyleyeceğiz, inşallah dikkate alınarak Anayasa Mahkemesine gitmeden burada çözeriz, tekrardan bu maddeler gelip onlarla uğraşmayız.

Örneğin, bu maddelerin içerisinde Anayasa'ya aykırılıkların haricinde bir de mülakatla ilgili ciddi sıkıntıları olan sözleşmeli erlerin geçişindeki bu mülakat uygulamasıyla ilgili ciddi bir endişemiz var. Biz en baştan beri şunu söyledik: Şu anda ordumuzun içerisindeki en büyük sorun, ordunun siyasallaşmasıdır Sayın Bakan Yardımcısı, ordumuz hızla siyasallaşmaktadır. Geçmişte FETÖ'nün yaptığını şu an başka cemaatler eliyle yapmak isteyen yapılar var, buna izin verilmemelidir. İşte bu mülakat da tam olarak buranın açık kapısıdır, buradan giriş çok kolaydır, mülakat sistemi kesinlikle orduya yapılanmaya kapı açan bir sistemdir; bunun acilen vazgeçilmesi gereken bir tutum olduğu görüşündeyiz. Ordunun siyasallaşması hiçbirimizin kabul edemeyeceği, ileride bize çok önemli sonuçlar doğurabilecek, bir kalkışma -yaşadık, aynı sonuçları Allah göstermesin- yaşatabilecek bir durumdur, bu konudan hızla uzaklaşılmalıdır.

Genel anlamda, dediğim gibi, biz ana gövde olarak burada teklif edilen sözleşmeli erlerle ilgili bir sıkıntımız yok, zararlı olmayan çok madde var, olumlu maddeler var ama birkaç maddede çekincelerimiz olacak, bunları size dile getireceğiz, inşallah bu konuda gerekli düzeltmeleri de sağlarız. Ben şimdiden

bu teklifin yasalaşırsa sözleşmeli erlerimize hayırlı olmasını diliyorum.

Saygılarımı sunuyorum.