| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 24 .06.2026 |
NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Yani kısmen aslında söyleyeceğim şeyler açıklandı çünkü her zaman güvenlik tedbiri meselesi çok masum ve çok sıradan kalmıyor. Aslında bazen özellikle mal varlığıyla ilgili meselelerde çok ağır sonuçları olabiliyor, bir nevi mahkûmiyetle eş değer anlamda ağır sonuçlar olması açısından biraz çelişki gibi duruyor; bu yönüyle biz de açıkçası eleştiriyoruz. Aynısı, yüzde yüz olmalı mıydı, olmamalıydı meselesi başka.
Bir de adil yargılanma hakkına aykırılık üzerinden tartışacağız. Kaçaklık müessesinin kendisinin statü olarak sadece basit usuli bir mesele olmadığını da gösteriyor aslında Anayasa Mahkemesinin bu kadar derli toplu değerlendirmesi. Güvenlik tedbirine hükmediyorsunuz kişi hakkında -yokken- ama yargılanmanın yenilenmesi için bizzat gelmesini şart koşuyorsunuz.
Şimdi, bu -tırnak içerisinde- kaçak pozisyonda olmayı sonlandırmak açısından... Şöyle: Yurt dışında kalıyor, aslında hani kaçak durumda değil, cezadan kaçmadı ya da başka bir mesele oluştu. Siz diyorsunuz ki: "Senin yargılamanın yenilenmesi..." Belki beraat edecek, belki dosyada düşme olacak, belki bambaşka bir şey çıkacak.
ADALET BAKANLIĞI MEVZUAT GENEL MÜDÜRÜ MEHMET ÖKMEN - Efendim, mahkûmiyet verilmiyor zaten.
NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Bunun için, "Bizzat geleceksin yani önce teslim ol, sonra hakkını ara." diyorsun yani bunun üzerinden tersinden bir mesele var. Biz buradaki, maddedeki bu kaçaklık kurumu meselesini özellikle bir yönüyle, tabii tamamen değil...
Şu an yurt dışında olan siyasetçi, milletvekili arkadaşlarımız var, gazeteciler var, akademisyenler var, barış akademisyenlerinin bir kısmı orada, KHK'yle ihraç meselesi olanlar var, hak savunucuları açısından ne kaçaklık kararları verilen birçok örnek var. Biz bu meselede savunma hakkının bilinçli bir biçimde, sadece sanığa özgülenmiş yönüyle değerlendiremeyeceğimize göre yargılama yenilenmesi meselesi üzerinden de sadece sanığın kendisinin gelip bunu yapabileceği konusundaki dar bir değerlendirmeye sıkıştırarak bizzat gelmesi meselesinin bence olmaması gerektiğini düşünüyoruz çünkü sanık sadece savunma hakkını o mahkeme salonunda kullanmak zorunda değil. Mesela feragat etmesi şeklindeki bir dilekçeden bahsettiniz ama bunun için bir dilekçe öngörülebilir yani avukatına böyle bir yetki verilmesi şartı getirilebilir, ses ve görüntüyle katılım meselesi değerlendirilebilir, başka türlü yönler değerlendirilebilir. O nedenle, sanık veya müdafi üzerinden değerlendirilip bizzat hazır olma ön şartının ortadan kaldırılmasını, fiziken ya da uzaktan dinlenebilme ya da avukat üzerinden bu değerlendirmesinin adil yargılanma hakkı ve sanığın lehine, aslında yargılanan kişinin lehine meselesinin gerçek güvencelerle esas alınarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Böyle olursa belki Anayasa Mahkemesinin bir sonraki, Sayın Bülbül'ün dediği gibi bir değerlendirme üzerinden çıkmaz ama diğer türlü olursa savunma hakkının ciddi bir kısıtlandığı ve kaçak pozisyonundan çıkarmanın da ve bir gerçek karşılığı olmayacağı... Çünkü nasıl yapıyorlar fiiliyatta? İşte mahkemeyle pazarlığa giriliyor, işte infaz savcısıyla görüşülüyor, işte belli bir usulü güvence değerlendirmesi yapılıyor. Fizikî olay zaten bunu aşan aşıyor ama biz bir güvence getireceksek bence bu bizzat olma meselesini aşarak ya da yeniden yargılama meselesini avukatına bırakabilecek bir mekanizma öngörerek daha derli toplu bir şeye dönüştürebiliriz.