KOMİSYON KONUŞMASI

BAŞKAN FUAT OKTAY - Teşekkür ediyorum.

Şimdi benim 2 soru aklıma geldi siz sunum yaparken. Birincisi, bu yeşil sanayileşmeyle alakalı düşük emisyonlu karbon boyutu. Biliyorsunuz, son dönemde özellikle mevcut ABD yönetiminin bunun ilgili farklı bir tutumu var. Bu, Avrupa'da da veya Birleşmiş Milletler boyutunda da yapılan çalışmaların, planlanan çalışmaların özellikle düşük emisyonlu karbon boyutunda bu uygulamalarda bir farklılığa yol açmasını bekliyor musunuz zamanlama olarak veya şey olarak? Bu birincisi.

İkinci sorum da bu "iklim dirençli şehirler" diye ifade ettiğiniz konu. Ben, şahsen burada hala çok geride olduğumuzu düşünüyorum, şu anlamda geride olduğumuzu düşünüyorum: Uluslararası boyutta gidiyoruz, görüyoruz şehirleri, özellikle başkentleri değil mi? Dışişleri Komisyonu olarak da gidiyoruz, her gittiğimiz yerde koca koca, büyük büyük farklarını, yeşil alanları ve binalardaki karakteri, şahsiyeti, şehirleşmedeki şahsiyeti, karakteri, bir kimliği görüyoruz. Şimdi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak, hükûmet olarak da bu konuda ne kadar bir emek sarf edildiğinin de farkındayız, bunun içinde de bulundum ben, Cumhurbaşkanımızın bu anlamda ne kadar aslında mücadele ettiğinin de farkındayım, ben şahsen onu da biliyorum ama buna rağmen gerek merkezî gerek yerel yönetimlerle alakalı yani herkesin sorumluluğu birbirine attığı bir ortamda aslında bu şehirlerimizle ilgili kimlik, karakter oluşturma boyutu ve altyapının özellikle yeni yerleşim bölgeleriyle ilgili daha planlı bir altyapı, daha yeşil bir şehir iklim değişikliğine "iklim dirençli şehirler" diyebileceğimiz boyutta... Hâlâ orada olmadığımızı görüyoruz. Ben Ankara için bunu çok net ifade edebilirim. 2026'da Türkiye'nin başkenti ve güya Türkiye'deki ilçeler içerisindeki en ileri ilçe olarak kabul edilen bir ilçede -isim de vermeden bunu ifade etmek istiyorum, verebilirim de- bugün yeni yapılaşmanın sağlandığı bir ortamda çöplükten geçilmiyor. Yapılan yerleşim alanında binalar yapıldıktan sonra bakıyorsunuz altyapı sonrasında yol nerede bulunuyorsa, nerede yol kalmışsa yani nerede alan kalmışsa kıvrıla kıvrıla yolların oradan gittiği, altyapının sonradan getirilmeye çalışıldığı veya binaların her birinin farklı bir yöne baktığı, birinin üç katlı, birinin beş katlı, birinin bir katlı vesaire olduğu... Şimdi, biz Dışişleri Komisyonu olarak geçen Japonya ziyaretimizden bahsettik. Orada bir şey dikkatimizi çekti ve çok hoşumuza gitti. Bunu biliyorduk ama yani orada dinlemek bambaşka. Gittiğimiz yerde de içimizi çekiyoruz, artık çekmek istemiyoruz. Yani buralarda Türkiye'nin artık iç çekmemesi gerekiyor. "Güneş hakkı" diye bir hak var Japonya'da. Yani yeni bir bina yapıldığında bu binanın yerel yönetim tarafından onayının verilmesinden önce komşunun güneş hakkına riayet etmenizle ilgili bir sorumluluğunuz var. Eğer güneş hakkını engelliyorsunuz, ruhsat alamıyorsunuz. Şimdi, Türkiye'ye bakıyorum: Bu söylediğim konularla alakalı birçok yerle, Bakanımızla da konuşuyoruz, bakanlıkla konuşuyoruz. Yerel yönetim "Büyükşehir.." diyor, büyükşehre söylüyorsunuz "İlçe belediyesi..." diyor, ilçeye söylüyorsunuz, öbürüne söylüyor. İyi ama sonuçta çarpık bir şehirleşme devam ediyor. Bunu hepimizin bir bütüncül sorumluluğu. Biz de Meclisiz, değil mi? Eğer ki bir yetki kargaşası varsa bu yetki kargaşasının Mecliste ayıklayacak şekilde bir çalışma yapalım sorumluluğun netleşmesiyle alakalı. Yani bu burada bir sorumluluk kargaşası mı var veya "iklim dirençli şehirler" diye ifade ettiğimiz şeyin içerisinde bunlar var mı? Varsa söylemin ötesinde de bunu artık en azından belirli bir noktadan sonra "sıfır tolerans" diye ifade edebileceğimiz bir toleransla ve herkese aynı şekilde eşit uygulanacak bir sıfır toleransla bu nasıl uygulanabilir? Komisyon olarak ve Meclis olarak bizim üzerimize düşen nedir? Bu konudaki görüşlerinizi de almak istiyorum Bakanlık adına.

Teşekkür ediyorum.

ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAŞKANI HALİL HASAR - Sayın Başkanım...

BAŞKAN FUAT OKTAY - Yani biz eylem aldıramıyoruz düşünün, ben eylem aldıramıyorum. Diyorum: Bakın, burada çevre kirliliği var. Yani bir inşaat olabilir, bir başka yerde bir inşaat olabilir, gidiyoruz başka ülkelere de değil mi? Kapatıyor, yanındaki komşusuna dahi rahatsızlık vermeyecek şekilde inşaat bitene kadar içeridedir bütün her şey, dışarıdan kimse görmez ama bizdeki inşaatlara baktığınız zaman içerisi temizdir, adam dışarıyı kirletir, umurunda olmaz çünkü dışarı onun değildir. Peki, bu dışarısı kimin? Çevre Şehircilik Bakanlığının mı? Yerel yönetimlerin mi? Büyükşehrin mi? İlçe yönetiminin mi? Kimdir bu sorumlu? Kim bu sorumluluğunu yerine getirmiyor da şehirlerimizde bu kirlilik devam ediyor? Şimdi, biz COP31'i yapıyoruz ya, ben Türkiye'nin başkentindeki uygulamadan bahsediyorum. Bunu nasıl önleyeceğiz?

ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAŞKANI HALİL HASAR - Evet, Sayın Başkan, ben ikinci sorunuzdan başlayarak konuşmama devam etmek isterim.

Söylediğiniz her sözün, her şeyin altına biz de imza koyarız yani doğru tektir.

BAŞKAN FUAT OKTAY - İmza koyma şeyinde değiliz biz çözüm üretme makamındayız.

ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAŞKANI HALİL HASAR - Şöyle: Yani ifade ettiğiniz gibi evet ülkelerde özellikle imar planlarında, imar yapılarında farklı uygulamalar var. Bizde emsal değerler varken ifade ettiğiniz gibi Japonya'da "gün, güneşlenme açısı" diye ifade ettiğimiz bu açıya göre yapılan hesaplamalar var.

Yerel temizlikle ilgili hususlar; biz Çevre, Şehircilik Bakanlığı olarak ülke genelinde politika geliştirip onun uygulamalarını yapabiliyoruz. Bu doğrultuda da ifade ettiğiniz...

BAŞKAN FUAT OKTAY - Ama ben yapmadığınızı söylüyorum.

ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAŞKANI HALİL HASAR - Şöyle ifade edeyim o zaman bizim özellikle bu çevresel...

BAŞKAN FUAT OKTAY - Yani o zaman Bakanlığın yerel yönetimler üzerindeki uygulamasıyla ilgili bir eksiklik mi var?

ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAŞKANI HALİL HASAR - Yani öyle gözüküyor, evet.

BAŞKAN FUAT OKTAY - Varsa, açık neyse biz tamamlayalım yasal anlamda.

ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAŞKANI HALİL HASAR - Yani şöyle: Biz Bakanlık olarak şöyle bir depozito sistemi kurduk.

BAŞKAN FUAT OKTAY - Hayır iklim dirençli şehirlerle ilgili bahsediyoruz. Bakanlıksa bakanlıkla ilgili tamamlayalım.

ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAŞKANI HALİL HASAR - Şöyle evet: Mesela bir depozito yönetimi, gerçekten her tarafta bir kirlenme söz konusuydu, poşet olayını biliyorsunuz önce çok tartışıldı ancak yapılan bir uygulamayla bu poşetin ortamda, çevrede artık ne derece az gözüktüğünü görüyoruz. Diğer bir husus, özellikle geri dönüşüm malzemelerinin artık bir atık olarak gözükmemesi gerekiyor ve dünya bunu görmüyor, bu bir ham madde. Bizim depozito sistemi bütün şehirlerimizde artık harekete geçti, başlatıldı. Bu depozito sisteminin bu çevresel boyutu önemli miktarda azaltacağını biliyoruz.

Sayın Başkanım, ben İklim Değişikliği Başkanıyım, bu şehirleşmeyle ilgili uygulamalar konusunda bilgim var, ama yetkim yok, onu ifade etmek isterim. Ben özellikle bu yeşil sanayileşme konusuna değinmek isterim. Yeşil sanayileşmede düşük karbonlu emisyonların gündeme gelmesi önemli bir husus. Amerika çıkmış olabilir bugün itibarıyla fakat Amerika'nın özel sektörü çıkmadı, şu an Çin tarafı bu yeşil dönüşüm konusunda çok etkin ve dominant fakat Amerika Birleşik Devletleri'ndeki özel sektör iklim teknolojileri konusunda tamamen yatırımlarında hiçbir azalma yok, onu ifade etmek isterim. Kritik mineraller örneğini vererek aslında burada bir devletin de resmî olarak çıkması demek... Aslında orada da farklı düşünceler var Sayın Başkanım, çünkü Çin gerçekten iklim teknolojilerinde öncü oldu, teknolojiyi en etkin satan ülkeydi. Türkiye gibi, bizim gibi ülkeler de bu alanda artık agresif çalışmalar yapıyor. Amerika'nın -bunu bir yorum olarak söylüyorum- buradan çekilmesi aslında orayı biraz yavaşlatma düşüncesi fakat hiçbir şekilde Amerika özel sektörü bu işin dışında değil. COP Başkanlığını sürekli Amerika ticaret, sanayi, bütün birlikler ziyaret ediyor ve bizimle anlaşmalar yapmak istiyorlar, bu teknolojileri ön plana taşımaya çalışıyorlar.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN FUAT OKTAY - Ben teşekkür ediyorum.

Evet, değerli Bakan Yardımcımıza ve İklim Değişikliği Başkanımıza teşekkür ediyorum.

Teklifle ilgili ve konuyla ilgili sorusu olan, önerisi olan, görüşü olan arkadaşlarımız varsa söz verebilirim.

Buyurun.