| Komisyon Adı | : | ADALET KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 16 .07.2026 |
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Mesela Edirne'de Gülden Coni diye bir evladımız öldürüldü, bilginiz var mı bu konuyla ilgili?
ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Bilgimiz var tabii.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Evet, onun erkek arkadaşı, yine aslında bir iki yaş büyük -yani 15-16 falan gibi hatırlıyorum- bu kızı okulun bahçesinde kimsenin bulamayacağı bir yerde okul tatilken çok gaddarca yani defalarca bıçak darbesiyle parça parça edip öldürüyor ve ölmesini başında sigara içerek bekliyor, bu bana göre vahşice, çok korkunç bir cinayet; siz nasıl buluyorsunuz?
ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Yani şey dememizi bekliyorsanız herhâlde amacınız başka. Biz vahşice bir cinayet değildir demiyoruz. Biz şunu söylüyoruz...
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Hayır, vahşice cinayet olunca da şöyle bir şey çıkıyor: Bu canavarca hisle işlenmiş bir cinayet. Bu suçlar Amerikanlaştı, dünyada da Türkiye'de de yayılan bir fenomen var. Ne oluyor biliyor musunuz? Mevzuat bazen tıkanabiliyor. Mesela, sanki bütün çocuklar eğitim evine götürülmeyecek gibi bir dezenformasyon ve algı oluşturuluyor burada. Oysaki bu çocuk, hükmü kesinleştiği an eğitim evine gidecek. Eğitim evi ne biliyor musunuz? Kapıda polis olmayan, gayet dışarıya çıkıp gelebileceği bir yer. Kapalı tutukevinde de aslında eğitim devam ediyor ama eğitim evi çok daha açık bir yer. Bir anne, bir babanın çocuğunun katilinin hükmü kesinleşir kesinleşmez eğitim evine gitmesi, orada da âdeta tatilde gibi, lunaparkta gibi -kendi ifadeleri- yaşaması, sonra da 18 yaşına gelince dışarıya çıkması buradaki hazırunun vicdanını sızlatmıyorsa ben buna şaşırıyorum. Bununla ilgili toplumdan gelen bir talebi değerlendirerek biz bunu hazırladık, bu kanunu. Akut bir duruma karşı bazı akut tedbirler, acil tedbirler öngörüldü ama gerek basına yansıyan açıklamalar gerek basın toplantılarında yapılan açıklamalar ya kanunun içeriği gerçekten anlaşılmamış ya okunmamış demek zorunda kalıyorum.
Bir şey daha söyleyeceğim. Biraz evvel bir buçuk sene önce olan bir hadiseye atıfta bulunarak sanki bir kişi için bir kanun çıkarılıyormuş algısı da oluşturulmaya çalışıldı. O çocuğun ismi biliniyor, çok nurlu, güzel bir çocuk, belki de o yüzden böyle bir sembol çocuk oldu ama onunla aynı günde 15 yaşında başka bir çocuk -Ahmet Minguzzi'den bahsediyorum- Gaziantep'te ikizinin kolları arasında hiçbir husumetinin olmadığı başka bir çete tarafından -çocuk evinin sitesinde yürüyüş yapıyor, şişmanca bir çocuk, spor yapıyor- hiçbir sebep yokken kalbinden defalarca bıçaklanarak ve ikizinin kollarında can verdi. Bu bana göre vahşice, gaddarca işlenmiş bir cinayettir ve bu cürmü işleyene ben aman da çocuk falan diyemiyorum. Anlatabiliyor muyum?
MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Burada hâkime bir takdir yetkisi verelim diyoruz.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Takdir yetkisi bırakıyorum. Ve şöyle de bir şey var...
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Çocuk deme kriterinizi kabul etmek zorunda değiliz ama.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Değilsiniz Sibel Hanım, gerçekten değilsiniz.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Yani burada çok kişisel şey yapıyorsunuz. Çocuk olmanın kriteri var uluslararası hukukta ve bizim çocuk kanununda.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Sibel Hanım, değilsiniz, ben Vekilime cevap veriyorum müsaade ederseniz.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Hayır, baştan beri aynı...
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Şöyle bir şey: Münferit bir olaydan çıkarılmış bir şey değildir ki münferit bir olay da bir kanuna sebebiyet verebilir. İngiltere'de niçin 10 yaşından başlıyor cezai ehliyet? İngiltere'de bu cezaların 10 yaşında düşmesinin sebebini biliyor musunuz? 10 yaşında iki çocuk, 2,5 yaşında bir çocuğu elinden tutarak alışveriş merkezinde annesinin yanından alıp götürüyor. 10 yaşında bir çocuk, kimse bunu tahayyül edemez, gerçekten inanılmaz bir şey ve çocuğu alıyorlar, korkunç bir şekilde tecavüz ediyorlar, öldürüyorlar ve bu yüzden o kanun 10 yaşına iniyor, bir münferit olaydan. Bizde münferit olamayan, ne yazık ki bu suçların Amerikanlaşması dediğim hadiseden dolayı, dijital dehlizlerin, dijital risklerin de bir şekilde sebebiyet verdiği hadiseler yaşanıyor. Ben bunlara gözümü kapatamıyorum, pembe gözlüklerle bakamıyorum ve şu tabirden de hiç hoşlanmadım; biraz evvel Vekilimiz şöyle bir şey söyledi, dedi ki: "Siz çocuklarına bakmayan, ilgilenmeyen, sonra çocukları hırgür çıkarınca da ahıra kilitleyen bir babasınız bizim gözümüzde." Bu kabîl laflar etti. Ben de şöyle diyorum: Bazen siz de şöyle yapıyorsunuz: Çocuğunu azami bir şekilde şımartan, komşunun çocuğuna diyelim ki tacizde bulunuyor, diyelim ki sokaktaki kedinin kuyruğunu kesiyor, diyelim ki başkasına küfrediyor, bir şeyler yapıyor, yapıyor, yapıyor, "Çocuktur, hiçbir cezayı hak etmiyor." demek asıl o çocuğa zulümdür çünkü yaptığının yanlış olduğunu ve bir yaptırımının olması çok kıymetli bir şey. Biraz evvel mesela dendi ki: "Cezai ehliyeti olmayan çocuklara bu yönlendirme tedbirleri nasıl uygulanacak?" Siz Türkiye'de, Ankara'da da 10 yaşında bir çocuğun cinayetten dolayı bir cinayetin faili olduğunu biliyor musunuz? Buna bir yönlendirme tedbiri ben uygulamak zorundayım çünkü cezai ehliyeti yok ama onu bir şekilde, yaptırımı olan bir rehabilitasyon mekanizmasının içine sokmak zorundayım ya da böyle çocuk pornosuna, pornografik sitelere giren ya da bu da İngiltere'den adapte ettiğimiz bu dijital yönlendirme tedbirleri mesela. Mesela onlarda da Telegram gibi mecralarda çocukları âdeta topluyorlar. Mesela, bu tespit edildiyse bir sonraki aşamada onun girmemesini sağlamak çok yerinde bir tedbir değil mi? Maraş'taki çocuk Discrod'a giriyormuş mesela. Onun telefonuna, tabletinde böyle bir tedbir koymak gerçekten yani bunu "Vay efendim, ne yapıyorsunuz, kişisel verilere mi..." Ya, arkadaşlar, pembe gözlüklerimizi bir çıkaralım, bir sahayı görelim, bu milletin acısına da bir kulak verelim, feryatları dinleyelim. Çocuğun üstün yararı dediğimiz zaman da lütfen mezardaki çocuğun üstün yararını da hatırlayalım. Kimse burada çocukları hapse tıkmak istemiyor. Ben kesinlikle...
ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Bitirdiniz mi Sayın Başkan?
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Bitmedi. Sabahtan beri siz...
ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Ama söz benimdi, ben size bir şey sordum, siz söz kırıyorsunuz.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Tamam, siz "Vahşice cinayet ne?" dediniz, ben de size tarif ettim.
ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Bunu açtınız, tamam, müsaadenizle.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Size göre bu vahşice cinayet değilse ben bu konuda bir şey diyemiyorum.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Tamam, teşekkür ediyoruz.
SEVDA KARACA DEMİR (Gaziantep) - Sayın Başkan, yalnız, hatibin ifade ettiği şeyler bana söz hakkı doğurdu.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Hayır, doğurmadı.
BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Tamam, söz hakkı vereceğim size, Sayın Uçar bitirsin sözünü.
Buyurun.
ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Şimdi, Sayın Başkan, ben girdim, kısa bir değerlendirme yaptım, uzatmadım, bir şey sordum.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Ben de cevap verdim.
ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Sorum üzerine Sayın Başkan uzun uzun konuştu ama konuştuklarının içerisinde iktidar olmasına rağmen, bu iktidarın bir mensubu olmasına rağmen bu ülkeyi yirmi yıldan fazladır bir süre yönetiyor olmalarına rağmen önleyici anlamda tek bir cümle kullanmadı. "Biz o çocuğun şiddete bulaşmasına bugüne kadar önleyici şunu yaptık, bunu yaptık." diye tek bir cümle kullanmadı. Sadece o çocuğu canice, vahşice, o cinayeti işleyen, o katliamı gerçekleştiren çocuğun sadece o cinayeti ya da o katliamı gerçekleştirilmesiyle o fiilin cezalandırılması gerektiğini anlattı ama en ufak bir sorumluluk hissetmedi.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Bir kere cezasızlık algısını...
ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Sayın Başkanım, müsaade edin. Müsaade edin, ben bitireyim. Bakın, ben sabırla da dinledim, iktidar olmanıza rağmen tek bir cümle kullanmadınız buna dair. Tek bir cümle, o çocuğu suça iten sebeplere yönelik şunu yaptık, iktidarız, önüne geçmeye çalıştık...
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Siz bana vahşi cinayetin tanımını sordunuz, vahşi cinayetin tanımını sordunuz, onu söyledim.
ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Tanımı sormadım, neyi kastettiğinizi sordum.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Neyi kastettim, tanımı, ben de onu söyledim.
ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Tamam, işte, ben de devam ediyorum.
Şimdi, dolayısıyla, burada gerçek olan, hakikat olan tam da budur. Burada bir yönetememe sorunu vardır. Burada çocuğun şiddete yönelmesine sebep olacak nedenleri ortadan kaldırmayan, yirmi yıldan fazla bir süredir bu iktidarı yöneten bir gerçeklik vardır. Buna karşı bir politika geliştirmeden, o çocuğun şiddete bulaşmasının önüne geçecek gerçek politikaları üretmeden o çocuğu cezalandırayım mantığıyla, o çocuğa daha fazla ceza vereyim mantığıyla, hatta yaşını küçülterek 12 yaşındaki çocuğa da ceza vereyim mantığıyla yaklaşmak doğru bir yaklaşım değildir. İşte, o yüzden en başta söyledim, sizi cesaretinizden dolayı gerçekten tebrik ediyorum.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Ben de sizi tebrik ediyorum.
ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Burada yönetememenizin, beceriksizliğin itirafını bu kanun teklifini getirerek yaptınız.
Şimdi, ikinci bir mesele, bu vahşice cinayet meselesine ilişkin olarak bir öneride bulunacağım. Umarım önerim dikkate alınır. Suç psikolojisi ve kriminolojisi üzerine yakın zamanda bir TV dizisi vardı, bunu buradaki bütün arkadaşların, özellikle teklif sahibi arkadaşların izlemesini önemle rica ediyorum, "Mindhunter" diye bir diziydi, o çocuklara yönelik de olan bir araştırma dizisi ya da kriminal suç psikolojisi üzerine yapılmış bir dizi değildi, yetişkinler üzerineydi. Sanırım Amerika'da ya da tam olarak yerini bilmiyorum ama vahşice cinayetlere katılan ya da seri katiller olan kişilerle kurulan bir birimin onların o suç işleme psikolojilerini araştırma üzerinde yürütülen bir diziydi. Eminim, burada muhakkak izleyen arkadaşlar vardır. Şimdi, dünya yetişkinlerde bile seri katillerin, vahşice cinayet işleyenlerin psikolojisini araştırma ve bunun önüne acaba sosyal, siyasal, ekonomik olarak nasıl geçebiliriz diye araştırma yapıyorken biz burada çocukları nasıl daha fazla cezalandırıyoruz şeklinde bir kanun teklifiyle geliyorsak o zaman ciddi manada bir sorun vardır, hakikaten ciddi bir sorun vardır. Burada gerçekten de yaptığınız çocuğa düpedüz çocuğa karşıtlık yasası olarak getirdiğiniz bir yasa maalesef önümüzde. Açıkça söylüyoruz, bakın, arkadaşlar, çocuğun doğası, iktidar, hakimiyet veya yaptırım olgularına yabancı bir olgudur; bunu açık bir şekilde söylemek, kabul etmek lazım. Yaptırımla çocukları geçici olarak denetim altına alabilirsiniz ancak onları yaptırımla topluma kazandırma ihtimali yoktur; bunu kabul etmek lazım. Yaptırım, uygulama, ceza artırma gibi yöntemlerden bir an önce vazgeçmeliyiz ve çocuğun ihtiyaç duyduğu toplumsal şartları yaratmanız gerekmektedir. İşte, bu toplumsal yapılanmaya biz "ahlaki ve politik toplum" diyoruz. Esas olan, yapmanız gereken, ahlaki ve politik toplumun inşasına iktidar olarak, yöneticiler olarak öncülük etmektir, bunu sağlayabilmektir. Bunu sağlayamadığınız sürece de siz her seferinde karşımıza yeni bir kanun teklifi getireceksiniz. Demin vekilim söylemişti, biz sürekli, sürekli, sürekli -atıyorum- madenle ilgili "Madenleri nasıl daha fazla talep ederiz?"in yasasını getiriyoruz, hayvanlarla ilgili başka bir yasa getiriyoruz. Sürekli yok eden, hakları ortadan kaldıran ama hiçbir şekilde çözüm üretmeyen, hiçbir şekilde önleyici bir yaklaşımla meselelere yaklaşmıyoruz. İşte, bu yüzden biz "O çocukların üzerindeki devlet baskısını ortadan kaldırın." diyoruz "Çocuklar üzerindeki sopayı geri çekin." diyoruz. Esas olan "Koruyucu, onarıcı, çocuk adalet sistemini sağlayacak bir yaklaşımla yaklaşın." diyoruz. Sabah usule ilişkin tartışma yapılırken söylemiştim, yine söylüyorum, bir de şunun da araştırılması lazım: Ben demin, bu Araştırma Komisyonunda olan Beritan Vekilimize sordum, dedim ki: "Ya, o Komisyon, çalışmalarını yürütürken, valiliklere yazı yazılıp silah ruhsatları verilirken siyaseten hangi partiye üye olduğuna dair bir araştırma, bir tespit yapılması istendi mi, istenmedi mi?" Bakın, çok net söylüyorum, bunun üzerine de her türlü bahse girebiliriz; son on yıl içerisinde valiliklerin hangi kesimlere silah dağıttığını, nasıl kolay silahlar verdiğini araştırdığınız zaman, sorduğunuz zaman çok rahat görebilirsiniz. İşte, eğer gerçekten niyetiniz önleyici bir amaç olsaydı bir kere bunu da araştırırdınız. O valiler o silah ruhsatlarını o kadar rahat nasıl verebiliyor, kimlere verdiğini öğrenmiş olsaydınız emin olun, bugün bu kanun teklifini tartışmıyor olurduk.
Şimdi, getirilen 1'inci maddeye bakıyoruz, 1'inci maddede de bir belirsizlik var, içerik itibarıyla da belirsiz. "Dikkat ve özen hükmüne aykırı olmak." yani hakikaten bunun sınırını ne, bunun sınırı ne? Şimdi, bir çocuk anne-babasının -demin anlattığım şekilde- valilikten çok rahat bir şekilde aldığı ruhsatı saklandığı bir yerden buldu, eline aldı; şimdi, burada eline aldı diye bu hemen suç mu olacak? Yani bu madde yazılırken hakikaten ben çok anlayamadım, bunu biraz daha açabilir misiniz Sayın Genel Müdürüm? Gerçekten de ben yani "Ya yanlış yazılmış." dedim ya da gerçekten burada o çocuk herhangi bir fiilde bulunmasa bile, anne-baba dikkatli davransa bile o silahı eline geçirmesini cezalandıran bir yaklaşım mı olacak?
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Cezalandırılmamalı mı sizce? Yani çocuk eline silahı geçiriyorsa anneye, babaya bir yükümlülük getirmemeli mi?
NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Silahın çocuğa ulaşabileceği mekanizmayı sorgulayın.
ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Çocuğa ulaşmasını engelleyici bir şeyi neden düşünmüyorsunuz?
MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Ya, kanunen silah almaya hakkı olan bir adam silahını çocuğunun erişebileceği, yetişebileceği bir yere koymasın istiyoruz; bu kadar basit.
NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Kaç tane mesela? Maraş'taki failin babasının kaç tane silahı vardı?
ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Tamam, koydu, buldu; ne yapacaksınız?
MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Koymayacak işte, o sorumluluğunu yerine getirecek, koymayacak.
NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Önce siz kaç tane silah vereceğinize karar verin devlet olarak.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Hayır, şimdi başka bir şeyi konuşuyoruz.
MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Kanunen silah almaya hakkı olan birisinden bahsediyorum, silah kullanmaya hakkı olan birisinden.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Çocuk silahla suç işlemesin diye...
MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Çocuğun silaha erişememesini sağlıyoruz.
NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Biz buna karşı değiliz, cezalandırılmalı.
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Karşı değilseniz oldu, tamam.
ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Siz o çocuğun o silaha ulaşmasını engelleyici, bununla...