KOMİSYON KONUŞMASI

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Sayın Başkanım, hem Şengül Karslı Vekilimizin hem diğer kıymetli vekillerimizin sorularına ve eleştirilerine cevap vermek isterim. Şimdi, öncelikle şunu söyleyelim: Daha kısa süreli hapis cezalarında ve taksirli suçlarda doğrudan çocuk eğitimevinde alınma imkânını koruyacak bu bir.

İkincisi, şimdi, diyorsunuz ya "Kapasite yok." Bir kere, hükme bağlanan yani Yargıtayın onayladığı bütün suçlular nereye gidiyor? Eğitimevine gidiyor. Biz bunu kademeli bir şeye getiriyoruz yani burada tartıştığımız "Kapasite yok." diyorsunuz ya, biz, bunu, biraz tedricî... Çocuğun psikososyal gelişimini belli kriterlere dayandırdığımız ve altı ayda bir tekrarlanacak yani bu kadar altı ayda bir güncellenecek. Şimdi, şöyle de bir şey var: Eğitimevi ile ceza tutukevinin arasındaki fark nedir? Birisinin kapısında jandarma var, birisinin kapısında yok, yoksa eğitim imkânları bakımından ikisi birbirinden farklı şeyde değil. Nasıl biliyor musunuz? Şimdi, tutukevlerine gittiğimiz zaman, orada bir taraftan örgün eğitim devam ediyor yani Millî Eğitim Bakanlığının gönderdiği hocalarla -bazen bir kişilik sınıflar bile gördük- eğitimine devam ediyor ve birçok atölyeler var. Neden? Tutuklunun herhâlde firar etme ihtimali daha yüksek diye böyle bir mantıkla ilerlemişler yani tutukluyken kapalı cezaevinde kalsın, suçu kesinleşir kesinleşmez yani Yargıtay onar onamaz da eğitimevine gitsin. Şimdi, burada bazı suçlar bakımından bunu uygulamak aslında kamu vicdanını da çok fazla yaralıyor. Düşünün ki bir çocuk diğer çocuğu çok vahşice, gaddarca öldürmüş. Bir sürü elim olay sayabilirim detaylarına girerek. Bunun neticesinde, çocuk tam böyle rehabilitasyonunu ve ıslah sürecini de tamamlamadan hüküm kesinleşir kesinleşmez eğitimevine gidecek ve kapıda bir yer olmayan, görece biraz daha rahat imkânları olan bir yere gidecek. Hâlbuki, bizim önerdiğimiz nokta ne? Bu çocuğun gerçekten... Bu arada, şu da var: Dediğim gibi kesinlikle kapalı cezaevinde de çocuklara özgü bir cezaevi yani aslında tek fark kapıda jandarmanın olup olmaması kadar şey bir fark var.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Yapmayın ya, gittik gördük ya.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Şimdi, bununla birlikte, eğer böyle gelişime açık noktalar varsa, cezaevinin şartlarını, çocuğun gelişimiyle ilgili uygulamaları onları tartışırız ve onları takip de ederiz. Hatta Beritan Vekilimin hep önerdiği gibi, bu, bir daimî çocuk komisyonu olursa böyle denetim yapma, gitme, yazışma kurumlarla... Burada hepimizin aslında muradı, çocuklarla ilgili bir hem psikososyal gelişim sürecini yapılandırmak hem de vicdanları kanatan... Ya, ben bir şey söyleyeyim mi? Yani hukukçular tabii farklı düşünebilir, işte, hatta kendi aralarında da ikiye ayrılıyorlar ama... Yani bir çocuğu korkunç bir şekilde öldürmüş, delik deşik etmiş, başında sigarasını tüttürmüş, ölmesini beklemiş bir çocuğun da diyelim ki beş ay sonra şeyi onaylandı, onaylı...

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Ya, bu yasa sadece o çocuk için olsa "Evet." derdik ama binlerce çocuk henüz yargılanmadı, binlerce insan etkilenecek. Tek bir örnek olamaz.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Hayır, arkadaşlar, hayır... Bakın, diyoruz ki bir kere kısa süreli hapis cezalarında ve taksirli suçlarda zaten bunu öngörmüyoruz.

İkincisi, şu andaki mevcut sistemimizde zaten bir çocuğun cezaevine ve eğitimevine gitmesi için bu suçları işlemesi gerekiyor, farkındasınız değil mi? Yani çok ağır suçlar işlemeden zaten halk tabiriyle yatarı olan ceza almıyor, bunun farkındasınız değil mi?

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Tekerrürü getirerek artık o da...

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Yahu, tekerrürü getirerek bunu engellemeye çalışıyoruz Sevgili Vekilim.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Hayır, 12-15'i getirdiniz, 15-18'i getirdiniz, 2'nci madde geldi.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Yani şimdi bu benim bir anne olarak, bir sade vatandaş olarak... Ben gittim, mesela, şunu da anlatayım: Ben Minguzzi olayında -bu olaylarla ilgili çok farkındalığının arttığı dönemdir- gidip savcısıyla konuştum, iddianameyi okudum, daha ortada bir şey yok, hiç mahkeme süreci bile başlamamış, ne olacak dedim, bu çocuk ne kadar ceza alacak? Bana infaz savcısı anlattı ve eğitimevine gideceğini... Vallahi, ben orada oturdum, çöktüm, ağladım biliyor musunuz? Yani bu yedi yabancı olarak benim vicdanımı o kadar kanatıyorsa o aileye ne diyeceksiniz ya o aileye ne diyeceksiniz?

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - O da çocuk, tabii ki... Manipüle etmeyin lütfen.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Ya arkadaşlar...

Manipüle etmiyorum, gerçekten bahsediyorum, bak gerçek... Ya, bir dakika gerçekleri anlatıyorum, gerçekler biraz acıdır, gerçeklerle yüzleşmek biraz cesaret ister, gerçek acıdır.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Manipüle etmeyin. Acıları yarıştırmayalım. Çocuk çocuktur, mezardaki de çocuktur, cezaevindeki de çocuktur.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Ha, mezardaki çocuğun üstün yararını konuşalım.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Neye göre üstün yararı?

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Ya arkadaş diyorum ki, bak, diyorum ki: Delik deşik ettiyse, başında sigara içtiyse, tecavüz ettiyse...

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Tek örneği anlatmayın.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Ya, binlerce, onlarca örnek verirsem ikna olacak mısın?

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - 10 keredir bu örneği anlatıyorsun.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Ben hayır... 100 tane aileyi takip ediyorum, 100 mağdur aileyi takip ediyorum, tek tek.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Cezaevinde birbirini öldüren çocuk var, o zaman içeri almayalım, cezaevlerindeki çocuklar... İntihar eden çocuk var, bunları anlatın o zaman.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Arkadaş, gerçekten yan çiziyorsun, bak.

Şimdi, Selcan Taşcı Vekilimiz harika bir örnek...

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Değer silsilesi, üstünlük yararı yapmayalım. Her hâlükârda çocuk çocuktur.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Ya bırak Allah aşkına. Hrant Dink'in katiline de suça sürüklenen çocuk mu diyorsun? Suça sürüklenen çocuk mu diyorsunuz Hrant Dink'in katiline de? Çifte standart olmasın, ona da öyle diyor musun, diyor musun, diyor musun?

HALİL ÖZTÜRK (Kırıkkale) - Çocuk da çocukluğunu bilsin ya, öyle çocuk mu olur ya? Ne çocuğu ya?

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Bir şey daha söyleyeceğim. Nevroz Vekilim...

HALİL ÖZTÜRK (Kırıkkale) - Çekiyor, silah atıyor; çocuk, bıçaklıyor; bu çocuk, taşla eziyor; çocuk, her şey çocuk olur mu ya? Bu çocuğun ana babası yok mu?

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Ya, bütün çocukları...

HALİL ÖZTÜRK (Kırıkkale) - Ne demek ya? Bak, diliniz hep öleni veya mağdura dönük bir eleştiriyi. Olur mu ya? Bakın, bu mağdur sizin de çocuğunuz da olabilir, bizim çocuğumuz da olabilir, değil mi yani?

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Yani anaya, babaya sorumluluk getirelim diyoruz, "Hayır efendim, olmaz." Şöyle yapalım diyoruz, "Hayır efendim, olmaz."

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Ya, bir örnekten...

HALİL ÖZTÜRK (Kırıkkale) - Hayır, onu ayrı konuşalım, o ayrı bir şey. Hayır, onu da engelleyelim, o ayrı bir şey. Hayır, adam ölmüş ya, başını taşla ezmiş ya.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Hükmün açıklanmasına geri bırakılınca yönlendirme tedbiri uygulayalım diyoruz "Hayır efendim, olmaz." Ceza tevkifevine "Olmaz." Direkt gezecek, tozacak, Allah Allah. Başkasının öldürülen çocukları üzerinden liberallik yapmayın, gerçekten yapmayın. Empati yaparak konuşalım, Allah rızası için empati yapalım yahu, gerçekten empati yapalım.

Bu arada...

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Ben, söz almak istiyorum, itham var, söz almak istiyorum.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Arkadaşlar, bir saniye, bir dakika...

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Bu arada şunu da söyleyeyim: Selcan Taşcı Vekilimiz çok güzel bir örnek verdi, dedi ki: "17 yaş, üç yüz altmış dört günlük bir çocuk bir kadını öldürdüğü zaman ne diyeceksiniz? "Aa, bu çocuk." diyeceksiniz, ertesi gün kadını şiddet cinayetinden dolayı onun işlediği cürmü... Yahu, Hayır...

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Bu nasıl bir itham ya! "Şöyle diyeceksiniz, böyle diyeceksiniz." Demediğimiz şeyleri üzerinden "Böyle diyeceksiniz, Şöyle diyeceksiniz." Böyle olmaz, bir söz alabilir miyim?

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Tamam, vereceğim söz, söz vereceğim, bitirsin.

Bir dakika ya...

Şengül Hanım, bir dakika.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Bir kere diyoruz ki: Herkes gitmeyecek eğitimevine, bir süzgeç sistemi olacak "Yok, olmaz efendim." Herkesi götürelim, firar etsinler; öyle mi? Yahu, çocuk... Bakın, ne diyor biliyor musunuz o? "Ben hırsızlıktan girmedim içeriye, ben cinayetten girdim, bana adam gibi davran." diyor jandarmaya. Bunun rehabilitasyon süreci tamamlanmış mı da eğitimevine gönderelim, ondan sonra firar etsin, başkasının çocuğuna mı kıysın? Olmaz öyle, olmaz, kusura bakmayın.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Evet, teşekkür ediyoruz.

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Ben söz almak istiyorum Sayın Başkanım.

ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - Aynı konuda kaç kere alacaksın.

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - 100 kere alacağım, Başkan veriyor sana ne oluyor ya!

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Bir saniye, bir dakika, bir dakika...

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - 2 tane de suç tanımlamışız...Cinsel suçları bile koymamışız.

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Hayret bir şey, söz istiyorum Başkandan.

ŞENGÜL KARSLI (İstanbul) - "Sana ne!" ne demek? O nasıl bir dil ya?

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Ne demek sana ne işte? Benim söz almamdan sana ne? İstersek 100 kere konuşuruz.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Kasten öldürme... Vallahi, başkasının çocuları...

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Madde tartışması yapıyoruz burada! Ne yapalım susalım, her şeyi geçirin mi yani! Böyle bir şey olamaz ya!

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Komisyonda da her zaman ifade ettim, dedim ki: Sadece ve sadece kasten, hayata kast eden suçlar...

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Ama onunla sınırlı kalmadığı çok açık, bakın hukukçular var.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Bu kadar. Daha nasıl sınırlayacağız, daha nasıl sınırlayacağız?

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Adalet Komisyonumuzun vekilleri var, avukat arkadaşlarımız var, onunla sınırlı kalmıyor.

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Bakın, yağmayı bırakmış...

BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Bir söz alabilir miyim?

MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Yağmayı, cinsel suçları bile çünkü...