| Komisyon Adı | : | SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 29 .07.2026 |
ZEKİ KORKUTATA (Bingöl) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın milletvekili arkadaşlarım, hepinizi hürmetle selamlıyorum.
Öncelikle, böyle insani bir konuda vicdanımızın sesi olarak burada konuşma imkânı verdiğiniz için Sayın Başkanım, sizin şahsınızda tüm arkadaşlarımıza, talep eden büyüklerimize saygılarımı sunuyorum.
İsrail ve Amerikan emperyalizmi gerçekten bölgemizde ve dünyada büyük bir sorunun tarafları olarak önümüze geliyor. Bugün Gazze'de, İran'da, Lübnan'da belki yaşıyoruz ama önümüzdeki süreçlerde dünyanın birçok tarafında bunların gözyaşına, soykırımlara ve büyük savaşlara sebep olabilecekleri potansiyeli de her zaman hatırımızda tutarak bugün bu toplantıyı yapıyoruz. Ben Gazze'de yaşanan insani dramın, soykırımın boyutlarını çeşitli açılardan ele alacağım. Bu toplantıya gelmeden önce konunun hassasiyetle takipçisi olan arkadaşlarla konuştum. Özellikle Filistin Diplomasi Merkezinden birtakım rakamları ve dün itibarıyla orada yaşanan insani krizi, sağlık sistemindeki çöküşleri detaylı bir şekilde analiz edip bir rapor hâline getirdim. Müsaadeniz olursa, hazırladığım o içeriklerin bir kısmını burada zatıalinize ve tüm arkadaşlara arz etmek isterim.
Değerli arkadaşlar, İsrail işgalinin Gazze şeridine yönelik sürdürdüğü soykırımın üzerinden bin günü aşkın bir süre geçti. Abluka altındaki Gazze şeridinde yaşayan 2 milyondan fazla Filistinli modern tarihin en ağır insani felaketlerinden birini yaşamaya devam etmektedir. Her ne kadar 2025'te bir ateşkes anlaşması imzalanmış olsa da İsrail anlaşmayı ihlal etmeyi sürdürmüş, bu durum insani koşulların daha da ağırlaşmasına, sağlık sistemindeki krizin derinleşmesine ve siyasi sürecin daha da karmaşık bir hâle gelmesine sebep olmuştur. Gazze şeridinde yaşayan siviller bugün son derece ağır insani koşullar altında yaşamlarını sürdürmektedir. Raporlara göre, nüfusun yüzde 70'inden fazlası harap durumdaki çadırlarda yaşamaktadır. Bu tablo, zorla yerinden edilmenin ve derin yoksulluğun ulaştığı boyutu gözler önüne sermektedir. Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları İzleme Örgütünün yani Euro-Med-Monitor'ün yayımladığı rapora göre İsrail Gazzelilerin yaşamlarını sürdürebilecekleri coğrafi alanı sistematik biçimde daraltmıştır. Bunun sonucunda 2,1 milyon Filistinlinin hayatlarını sürdürebilmeleri için sadece 128 kilometrekarelik bir alan kalmıştır. Bu durum, mevcut nüfus yoğunluğunu Bosna Savaşı sırasında Srebrenitsa'daki nüfus yoğunluğunun yaklaşık 60 katına çıkarmıştır. Daha da kaygı verici olan ise, İsrail'in Gazze şeridinin yüzde 70'ini askerî kontrolü altına almayı planlamasıdır. Bu planının hayata geçirilmesi hâlinde nüfus 190 kilometrekareyi aşmayan bir alana sıkıştırılacak ve kilometrekare başına yaklaşık 19.300 kişilik bir nüfus yoğunluğu oluşacaktır. İnsani yardımlar bakımından ise tablo ağırlaşmayı sürdürmektedir. Ateşkes anlaşması uyarınca Gazze şeridine her gün 600 yüz yardım tırının giriş yapması öngörülmesine rağmen girişine izin verilen yardım miktarı bu sayının yalnızca yüzde 35'i düzeyinde kalmıştır. Dünya Gıda Programı'nın verilerine göre insani yardım malzemelerine erişim hâlen yetersiz seviyededir. Her aileye ulaştırılan gıda yardımı yalnızca on günlük ihtiyacı karşılayabilecek düzeydedir. Bunun yanı sıra, 260 bin Filistinli aile yani yaklaşık 1,5 milyon kişi yeterli barınma imkânından yoksun şekilde kışı geçirmekle karşı karşıyadır. İsrail makamlarının çadır ve battaniye dâhil temel barınma malzemelerinin Gazze şeridine girişine yönelik 23 ayrı başvuruyu reddetmesi bu riski daha da artırmaktadır. Gazze'de yaşanan sağlık durumu açısından bir değerlendirme yaptığımızda ise sağlık sistemi benzeri görülmemiş bir çöküşle karşı karşıyadır. Bölgede artık tam kapasiteyle hizmet veren hiçbir hastane bulunmamaktadır. Endonezya Hastanesi, Beyt Hanun Hastanesi, Muhammed ed-Durra Hastanesi, Ebu Yusuf en-Neccar Hastanesinin de aralarında bulunduğu çok sayıda büyük hastane hizmet dışı kalmış, bu durum savaş öncesi döneme kıyasla sağlık hizmeti sunma kapasitesinin yüzde 40 oranında azalmasına neden olmuştur. BM raporlarına göre Gazze şeridindeki 36 hastaneden yalnız 16'sı kısmen faaliyet göstermektedir. Toplam yatak kapasitesi ise 1.800'ü geçmemektedir. Bu kapasite mevcut sağlık ihtiyacını karşılamaktan çok çok uzaktır. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre sayıları 105 bini bulan yaralıların yüzde 25'inden fazlası yaşamlarını kalıcı olarak etkileyecek nitelikte yaralanmalar yaşamıştır. Yaklaşık 4.500'ü çocuk olmak üzere en az 20 bin kişi yurt dışında tedavi görebilmek için bekleme listesindedir. Ancak İsrail'in hastaların Gazze şeridinden çıkışını engellemeyi sürdürmesi nedeniyle ateşkes anlaşmasının imzalanmasından bu yana yalnızca 3.100 hastanın tedavi amacıyla bölgenin dışına çıkışına izin verilmiştir. İlaç ve tıbbi malzeme temininde ise durum son derece ağırdır. Şifa Hastanesinin müdürünün açıklamasına göre temel ilaçların yaklaşık yüzde 50'si, tıbbi malzemelerinin ise yüzde 70'i temin edilememektedir. Bu durum hastanelerin sağlık hizmeti sunma kapasitesini büyük ölçüde felce uğratmıştır. Ayrıca görüntüleme ve tanı cihazlarının yalnızca yüzde 25'i faal durumdadır. Sağlık çalışanları da savaşın en ağır bedellerinden birini ödememiştir, ödemeye devam etmektedir. Savaş boyunca doktor ve hemşirelerin de aralarında bulunduğu sağlık personelinden 1.700'den fazla kişi hayatını kaybetmiştir. Görevlerini sürdüren sağlık çalışanları ise ciddi ekipman ve tıbbi malzeme yetersizliği altında son derece güç koşullarda hizmet vermeye devam etmelidir. Bu tablo sağlık sisteminden geriye kalan yapının da tamamen çökme riskiyle karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Siyasi durum ve müzakerelere baktığımızda Filistinlilerin dramının devam ettiğini, İsraillilerin ısrarla ateşkese uymadığı ve durmadan Filistinlileri bir göçe zorladığını, tırnak içerisinde Savunma Bakanı Katz'ın ifadesiyle, gönüllü bir göç hazırlığı yaptığını maalesef görüyoruz. Bu konuda insanlık anlamında vicdanını yitirmeyen devletlerin, ülkelerin, sivil toplum örgütlerinin artık sesinin kimin yüksek çıkacaksa bu konuya mutlaka müdahil olmaları, Kayıhan Hocanın teklifi çok değerli, eğer imkân varsa bizim Sağlık Komisyonumuzun da yerinde inceleme yapması ve bu inceleme raporlarını dünyayla paylaşması, İsrail'i bölgede yalnızlaştıracak ve bu soykırımı bütün dünyaya açık bir şekilde ifade edecek, her insanın yaşama hakkı en doğal hakkı olduğu hâlde beslenememek, yeterli gıda alamamak, sağlık hizmetlerine erişiminin engellenmesi insanlık tarihî açısından gerçekten bugün kayda geçirilmesi gereken bir husustur. Türkiye Büyük Millet Meclisine bir görev düşüyorsa, Sağlık Komisyonuna bu görev düşüyorsa en başta biz bu göreve talibiz. Bu konuda bir inisiyatif alınacaksa da Sayın Başkanım sizin liderliğinizde hangi platformda ne yapmamız gerekiyorsa biz bu konuda inisiyatif almaya hazırız. Tümüyle baktığımızda sonuç itibarıyla mevcut tablo İsrail Hükûmeti üzerinde ateşkes antlaşmasının hükümlerini eksiksiz uygulamasını sağlayacak, gerçek ve etkili bir uluslararası ve bölgesel baskı kurulmasına duyulan acil ihtiyacı ortaya koymaktadır. Bu kapsamda, insani yardımların Gazze şeridine herhangi bir engelle karşılaşmaksızın ulaştırılması ve binlerce hastanın yurt dışında tedavi görebilmesine imkân sağlanması gerekmektedir.
Ayrıca, uluslararası toplum, ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçilmesi, Gazze Yönetimi Ulusal Komitesinin görevini yerine getirebilmesi, günlük bombalama ve öldürme eylemlerinin, zorla yerinden edilmelerin ve binalara yönelik sistematik yıkımların durdurulması amacıyla İsrail Hükûmeti üzerinde kararlı bir baskı oluşturulmalıdır diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.