KOMİSYON KONUŞMASI

İRFAN KARATUTLU (Kahramanmaraş) - Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım. Ben de aynı duygularımı ifade etmek istiyorum. Normal, rutin toplantı dışında böyle bir hassasiyet gösteren bir toplantıya katkısı olanlara teşekkür ediyorum.

Sonuçta bölgemizi sadece Gazze olarak düşünmeyelim, 78'de Rusya'nın Afganistan'ı işgaliyle başlayan bu süreçte bölgemizde birçok savaşlar olmakta; işte en yakın zamanda 90l'ı yıllardaki Irak, Suriye, peşinden İran'a saldırı, hemen üst tarafta Ukrayna'da, Libya'da. Dolayısıyla, aslında öyle bir mekanizma kurmalıyız ki bölgemizdeki bu savaş ortamındaki sağlık şartlarının sağlanmasında Türkiye yine liderlik etmeli diye düşünüyorum. Bunu yaparken de tabii ki uluslararası kuruluşlardan destek almalı; Dünya Sağlık Örgütü, Kızılhaç olsun. Yine kendi aramızdaki Sağlık Bakanlığını, AFAD'ı, Kızılayı, hatta birtakım sivil toplum örgütlerini, Sınır Tanımayan Doktorları, Yeryüzü Doktorlarını da bu tür olayın içerisine katıp nasıl bir aksiyon alacağımızı, sonuçta olayın yasal altyapısı Cenevre Savaş Sözleşmesi var. Bunun üzerinden giderek bir pozisyon alıp olayın kurumsal hâle gelmesi ve sadece şu an belki acil durum Gazze için ama belki de Ukrayna için de bir şeyler yapmamız gerekecek. Oradan da değişik haberleri alıyoruz. Yine, savaş şartlarını çok da zorlayan, belki başka yerlerde bu bölgede savaş olacağı durumu gözüküyor. Zira, ben 91 yılında okulu bitirdiğimde, hatırlarsanız, 80'li yıllarda 1402'ler vardı; 1402'lik hocalardan bir kısmı sol görüşlüydü ama içerisinde az da olsa dindar görüşlü sakalı nedeniyle atılan bir nörolog profesörümüz bize 91 yılında şunu söylemişti: Nörolojiyi, fizik tedaviyi seçince otuz beş yıl önce "Ne yapıyorsunuz siz evladım? Ülkemizde ve bölgemizdeki savaş şartlarını görmüyor musunuz? Onun için bizim beyin cerrahına, kalp damar cerrahına, genel cerrah çok ihtiyacımız var." demişti ve bugün görüyoruz ki bizim harp cerrahi konusunda da şu anki TUS sisteminin bunu çok da fazla motive etmediğini ve asistanların birçoğunun buraları seçmediğini gözle gözlemliyoruz. Dolayısıyla, bunun da ben YÖK üzerinden ve Sağlık Bakanlığı üzerinden tekrar değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Onun dışında, yine bir şikâyet oldu tabii ki hekimlerin iyi yetişmediği noktasında. Biliyorsunuz, üç sınavdan beri hukuk fakültesi mezunları yeterlilik sınavına alınıyor ve geçme oranları yüzde 23. Yüzde 23 geçebiliyor, yüzde 77 başarısız. Dolayısıyla, özellikle sağlık konusunda, sadece tıp fakültesi için demiyorum, diş hekimliği de olur, eczacılık da olur, diğer sağlık mensuplarında da ben yeterlilik sınavının olması gerektiğine inanıyorum. Bu en azından bir girişte yapılmalı. Belki on yılda bir yapılabilir ama işin maksadı, burada biz mesleki anlamda ne kadar yeterliyiz, bunun da gözükmesi noktasında böyle bir sınavın olması gerektiğini söylüyorum.

Son bir cümleyle de -tabii ki iki yıl önce Meclis kürsüsünden ifade etmiştim- bir gün Eskişehir yolundaki büyük bir hastaneye göğsüm ağrıyor diye uğradığımda gece hemen anında kontrastlı bir akciğer tomografisi, peşinden sekiz saat sonra kontrastlı kalp tomografisi ve akabinde ultrasonlar ve eforlardan sonra yaklaşık o zamanki fiyatla Meclise 80 küsur bin lira fatura ettikten sonra beni bir Coraspinle gönderdiklerinde ve üç gün sonra da ben 30 santimlik bir trombüsle vardığımda, o gittiğimde benim hemoglobinimi bile ölçmediklerini gördüğümde anladım ki sadece vatandaşın değil, hekim olarak bizlerin de risk altında olduğunu ve kendimi zor kurtardığımı ve Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesine giderek kendimi tedavi ettirdiğimi burada sizlere...

KAYIHAN PALA (Bursa) - Başımıza gelmeden de söylüyoruz Sayın Vekilim.

İRFAN KARATUTLU (Kahramanmaraş) - Efendim?

KAYIHAN PALA (Bursa) - Biz kendi başımıza gelmeden de söylüyoruz.

İRFAN KARATUTLU (Kahramanmaraş) - Anladım "Yaşayan hekimden sorma, çekenden sor." demişler. Hem hekim olarak hem de çeken olarak buradaki denetimin gerçekten olması gerekeni yaşayan biri olarak da belirtmek isterim.

Teşekkür ediyorum.