| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 30 .07.2026 |
İRFAN KARATUTLU (Kahramanmaraş) - Öncelikle, gerek öğrencilerimiz gerek hocalarımız gerekse akademisyenlerimiz gerçekten bugün çok önemli bilgiler verdiler, birkaç kendi fikrimi belirteceğim.
Sevgili Hocam, 1976 yılında ben Almancaya verildim, yedi sene Almanca diye bir şey öğrettiler ama hiçbir işime yaramadı. Dolayısıyla, Millî Eğitim yıllarca ısrar etti Almancayı, Fransızcayı, üniversitede İngilizce öğrenmek zorunda kaldım. İnsanların ihtiyaçları belirler, hükûmetler de bunlara interaktif olarak müdahale etmelidir. Dolayısıyla, bugün bize Arapça lazımsa Arapça, Çince lazımsa Çince, Rusça lazımsa interaktif olarak derhâl bu dillere...
BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Kürtçe lazımsa Kürtçe.
İRFAN KARATUTLU (Kahramanmaraş) - Kürtçe lazımsa Kürtçe tabii.
Dolayısıyla, bunları yapmalıyız diye düşünüyorum, ısrar etmemeliyiz diye düşünüyorum ben Almancadan İngilizceye geçmiş biri olarak.
Ben şunu beklerdim hocalarımdan bu sistemde bir empati yaparak: "Biz öğretmen olarak nerede eksiğiz?" Tamam, tabii ki maaşlarda iyileşme gerekli. 1991 yılında ben Erzurum'a mecburi hizmete atandığımda maaşıma baktım 500 dolarmış. Dolayısıyla, sadece bunları öne sürmek ama empatik olarak... Bugün ben hekim arkadaşlarıma muayeneye gittiğimde bir iletişim sorunu yaşıyorum, aynı şey okullarda da var. Bu dijitalleşme, özellikle iletişimin işte alıcı kanal, verici gibi bilgi ve duygu aktarımında bize büyük bir sorun yaşatıyor. Dijital iletişim duyguyu tamamen yok etti. Biz iletişimi beş duyuyu da katarak yapıyorduk ama duygusuz bir iletişim yapıyoruz. Duygusuz iletişim tabii ki yalnızlaştırır, yabancılaştırır ve yozlaştırır. Ben gözümle de iletişime katkı sağlıyordum, belki sesle veriyordum ama belki de benim kokum da o anda iletişimi etkiliyordu. Dediğim gibi, beş duyu da yapıyordu. Burada en önemli sorun dijital iletişimin duygudan çok çok arınmış olması nedeniyle insanların... O dediğiniz 3Y'yi gerçekten Maraş'taki -ben de bir Maraş Milletvekili olarak- bu çocuğun da yaşadığını düşünebiliyorum. Yozlaşmış, yalnız ve yabancı bir çocukla orada karşı karşıyaydık diye düşünüyorum.
Tabii ki kanun, kitap olarak bunları çıkarıyoruz. Bakın, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu var, 1930'larda çıktı ülkede, hemen giriş cümlesinden bir paragraf okuyorum: Müstakbel nefsin sıhhatli olarak yetiştirilmesi. Hükûmetler koyuyorlar ama siz hiçbir mülki idarenin ne İnsan Hakları Komisyonunun ne umumi hıfzıssıhha konusunda -ben vali ve kaymakamla çalıştım- doğru düzgün çalıştırdıklarını gördüm; bunlarla ilgili bir vizyon, bir proje çizdiklerini görmedim. Günü tamamlayın, risk alma, hiçbir şey yapma, bir sonraki valiliğin Maraş'tan Adana olsun. Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri de belki bu mülki idaredir çünkü Hükûmet tarafından çok güzel kanunlarımız var. 1928'de biz Tababet ve Şuabatı Kanunu çıkarmışız ki müthiş bir kanun o yıllarda, bugünlerde devam ediyor daha. 30'larda Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'muz var. İşte, İnsan Hakları Komisyonu var valilikte, siz hiç doğru düzgün çalıştırıldığını gördünüz mü? Hâlbuki insan haklarının korunması noktasında da görevi var, sadece çıkan insan hakları değil. Bu noktada, işte, hocam diyor ki: "Şiddetle ilgili..." Şiddetle ilgili bir elin parmaklarıdır, mülki idare yukardan gelen birçok şeyi takoz olan, uygulamayan, günü aynı sabit bir şekilde geçirdiği için de eğitimde de aynı şey, sağlıkta da aynı şey, böyle bir sistemle karşı karşıyayız.
Eleştirilerinize de tabii ki katılıyoruz ama bizim en önemli noktalarımızdan biri de bu iletişim işini çözmemiz lazım. Bunda haklı hâle geliyoruz. Ben otuz beş yıl önce farklı konuşuyordum hastalarımla, bugün ben bir hasta olarak gittiğimde bir hekim benimle konuşurken ben onların yalnızlığını, beni baştan savdıklarını hissediyorum. Aynı şey öğretmen için geçerli, aynı şey diğer meslekler için geçerli. Bu yozlaşmanın iletişim tarafını bizim hızlı bir şekilde çözmemiz gerektiğine inanıyorum ve dediğim gibi, "dijital bağışıklık" konunuza, kavramınıza gerçekten saygı duyuyorum, çok güzel bir ifade ediyorum ve bize verdiğiniz bilgiler için de teşekkür ediyorum.