| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 04 .08.2026 |
LÜTFİYE SELVA ÇAM (Ankara) - Ben de tüm sunum yapanlara çok çok teşekkür ediyorum.
Ben de vekilimizi ayrı tutarak sorularıma başlamak istiyorum.
"Özellikle suç işlemeden çocuğa ulaşabilmek" dediniz Fatma Benli Vekilim, gerçekten, bizim de Komisyon olarak yapmaya çalıştığımız aslında bu olacak yani suç işlemeden çocuğa ulaşabilmek. Çok güzel bir çalışma olmuş, yedi ayda 15 okul, 3.300 öğrenci diye notlarımı almışım. Burada nasıl bir yol izlediniz? Yani talep gelince mi gittiniz, yoksa -kendi kriterleriniz neydi açıkçası, bunu öğrenmek istedim- her başvurana mı gidiyorsunuz?
Bir diğer sorum, CİMER'e başvuru olması öğretmenlerimizi olumsuz etkiliyor. Bu konuda bir veri var mı elinizde? Çünkü bu bizim de gündemimize çok getirildi öğretmenlerimiz tarafından da ama yetkili kişilere sorduğumuzda bunun çok da gerçekçi olmadığı çünkü çok aşamalardan geçirildikten sonra ancak bir müdahale olduğu veya gerçek mi, değil mi bunlara bakıldığı konusunda... Yani bu, artık kulaktan kulağa yayılan bir şey mi, yoksa gerçekten sizin elinizde bir veri var mı, onu merak ediyorum.
Aynı şekilde, sizin önerilerinizi dikkate alınıyor mu? Özellikle çocukların şiddetten korunması konusunda bugüne kadar verdiğiniz tavsiye kararları varsa bu önerileriniz dikkate alındı mı, onu öğrenmek istiyorum.
Bir de tabii, çok altını çizdiniz, ben de katılıyorum, az önce vekilimiz de söyledi yani değişen bir çocuk tipolojisi var ve dip dalga olarak geliyor, çok dikkat etmemiz gerekiyor. Son beş yılda okul şiddeti, akran zorbalığı ve güvenli okul hakkına ilişkin Kurumunuza kaç başvuru yapıldı? Hani bu başvuruların içeriği varsa onları da bizimle paylaşırsanız Komisyonumuzun raporu için gerekli olabilir diye düşünüyorum.
Bir de şiddeti konuştuğumuz zaman, kadına şiddet, okuldaki şiddet, öğretmenlere yapılan şiddet, çocuk şiddeti, akran zorbalığı; bunlara bir bütün olarak baktığımızda aslında birbirine bağlı konular olarak görüyorum ben. Bu konuda sizin tespitleriniz var mı başvurulardan? Bu da çok önemsediğim bir konu.
Bir de sosyal ara buluculuk önerisi olmuştu bir önceki toplantıda bize gelen akademisyenlerimiz tarafından, sosyal ara buluculuk bir çözüm olabilir mi sizce? Bu konuda da geçmiş çalışmalarınızdan kaynaklı olarak bize bir öneriniz olacak mı?
Şimdi tabii, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna sorum olacak. Pek çok kitap ve uygulama var, biz de onları talep ettik, siz bize vereceksiniz, öyle söylediniz. Bu konuda okullara bilgilendirme yapıyormuşsunuz, Millî Eğitim Bakanlığıyla yakın çalışma hâlinde misiniz? Kaç okula, kaç öğrenciye ulaştınız? Ve bu okul çalışmalarınızdan sonra bir etki analizi oldu mu? Gittik, eğitimi verdik ama ondan sonra ne oldu yani onu bilebiliyor muyuz? Bu konuyla ilgili bir bilgi verebilirseniz sevinirim.
Diğer bir konu, akran zorbalığı, ayrımcılık, dijital şiddete ilişkin Türkiye'nin düzenli izlediği bir veri seti sizce olmalı mı? Ve bu verilerin takip edilmesi konusunda sizin öneriniz varsa onu da değerlendirmek isteriz.
Tabii, KVKK, bizim neredeyse bütün toplantılarımızda sizin Kurumdan bahsedilmeden geçilmedi; ben de tabii, tekrar etmek istiyorum yani bir kanuni düzenlemeye ihtiyaç var mı? Bu verilerin rehberlik servisleri, okul yönetimi, sağlık ve kolluk birimleriyle paylaşılması noktasında bir hukuki düzenlemenin gerekliliğini siz öngörüyor musunuz? Bu konuda bize bir yol çizerseniz çok iyi olur.
33 ilde gerçekleştirilen eğitimlerden bahsettiniz; aynı, önceki sorumu yineliyorum: Eğitim sonrası ne oldu? Yani geldiler, eğitimi verdiler, gittiler ama ondan sonrasını bilebiliyor muyuz, bir etki analizi var mıdır? Kamu spotlarından bahsettiniz. Bu kamu spotları hangi saatte yayınlanıyor? Çocukların ulaşabileceği, çok izlediği çizgi filmler var, bunların aralarında mı oluyor? Yani yoksa "Biz kamu spotu yaptık, teslim ettik, bundan sonra ne oluyorsa bilmiyoruz." gibi bir durumda mıyız? Etkili oluyor mu sizce? Bunu da sormak isterim.
Bir de çok güzel çalışmalarınız var. Okullar açıldığında -akıllı tahtalar var, akıllı tahta olmayan yerlerde, diyelim, öğretmenlerimiz var- yani sizin bu bilgilendirmelerinizi, çocukların verilerini paylaşmaması noktasındaki yaptığınız bu kamu spotlarını en azından okulun açıldığı ilk günde öğretmenlerimiz aracılığıyla çocuklara ulaştırabilir miyiz? 81 il, 922 ilçemizde ve köylerimizde Millî Eğitimle böyle bir iş birliği yapılabilir mi? Ortaöğretimden liseye geçişlerde dosyanın gitmediği yani veri dosyasının, çocukların veri dosyasının liseye geçirilmediği noktasında bir bilgimiz var bu konuşmalarda. Bunu kişisel verileri koruma mı diye değerlendirmeliyiz yoksa kişisel verileri saklama diye mi değerlendirmeliyiz? Buna bir engel var mı sizce? Bu da bir sorum olsun.
Son olarak da ben 3 konuşmacımıza da sormak istiyorum. Az önce girişte Fatma Hanım haberlerde paylaşılan bir görüntüden bahsetti, gerçekten beni de çok rahatsız etmişti yani pek çok platformda da gördüm, sadece televizyonda değil, sosyal medyada da o çocuğun hırpalanma videosu neredeyse viral oldu. Şimdi, buna baktığımızda bu insan hakları ihlali olarak değerlendirilemiyor mu? Yani bu çocuğun sonuçta görüntüsünü belki ben tanımıyorum, biz tanımıyoruz ama onun mahallesindeki insanlar tanıyor, çevresindeki insanlar tanıyor; kişisel verinin korunması adına da bu görüntüler yasaklanamaz mı? Yani biz bunun için bir kanun yapmamıza gerek var mı yoksa mevcut kanunlarımız buna yeterli mi?
Ben her birinize çok çok teşekkür ediyorum sunumlarınızdan dolayı.
Başkanım, biraz uzun tuttum, kusura bakmayın, teşekkür ederim.