KOMİSYON KONUŞMASI

HASAN ARSLAN (Afyonkarahisar) - Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Kıymetli hocalarım, arkadaşlar; sunumlarınız için çok teşekkür ederim. Her bir kişiyi dinlediğimiz zaman farklı bir vizyonumuz oluşmaya başlıyor. Bu çabalarınız kıymetli, takdir ediyoruz.

Ben ilk sorumu Sabiha Hanım'a yöneltmek istiyorum. Sunumunuzda yapay zekâ ehliyetinden bahsettiniz, yapay zekâ ehliyeti yerine bunun adına "yapay zekâ dersi" desek, zorunlu ders olsa yerini alır mı, uygun mu, bilmiyorum; bunu önermek isterim sadece, sizin fikrinizi almak isterim.

İkinci sorum Erdal Hocama. Daha doğrusu, bütün sunumlardan az çok aldığımız verilerde benzer hedefler var. Burada olumlu okul iklimi, sosyal, duygusal öğrenme, önleyici rehberlik, okul-aile iş birliği; kıymetli konular ve kıymetli başlıklar, hepimizin odaklanacağı başlıklar. İnşallah, Komisyon raporuna da bu minvalde bir şeyler geçer ve faydalı şeyler oluşur. PDR ihtiyacı; tabii, sayısal ihtiyaç bir yere kadar, bir de nitelikli ihtiyacı sağlamak lazım, sadece sayıya odaklanmamak da lazım. Bizim Kahramanmaraş'ta da Urfa'da da yerinde gördüğümüz şey, okullar arası ya da sistemler arası, kurumlar arası iş birliği yok; PDR uzmanlarıyla da yok, öğretmenler ve PDR arasında da gördüğüm kadarıyla yok, kısmen gönderiliyor, A okulu farklı bir uygulama yapıyor, B okulu farklı bir uygulama yapıyor. Bunların standardizasyonu ve nitelikli PDR hizmetinin sağlanabilmesi açısından herhâlde bir çalışmaya, sistemin kurulmasına ihtiyaç var ancak verdiğiniz rakamlara göre "Türkiye'de yaklaşık 37 bin civarında PDR uzmanına ihtiyaç var?" diyorsunuz, takdir edersiniz, bunu birden karşılamak mümkün değil ama bu süreçte zaman da kaybetmememiz lazım. Peki, düzgün kurulacak bir sistem... Düzgün derken, algoritmalı, yönlendirmeli bir sistemle okullardaki öğretmenlerimizin bu açığı kapatma ihtimaline ne dersiniz ya da burada biraz daha yoğunlaşmaya ne dersiniz? Bir hocamızın önerisi olmuştu ilk sunumlarda "Mevcut öğretmenlerimiz sadece ders saatinde geliyor, onun dışında gidiyorlar." demişti, sekiz saatlik mesaiyi doldurmuyor, bugün beş saat dersi varsa beşine geliyor, üç saatinde gidiyor. "Bu öğretmen arkadaşlarımız mesaide rehberlik anlamında öğrenciler zimmetlenerek kullanılabilir." demişti, bana akıllıca gelmişti işin doğrusu. Bu açık diğer öğretmenlere sistemli bir eğitimle, hatta eğitim de vererek giderilebilir mi, yerini tutabilir mi tamamlanana kadar? Bu konudaki fikrinizi almak isterim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Erdal Hocam, buyurun.

TÜRK PDR-DER GENEL BAŞKAN VEKİLİ PROF. DR. ERDAL HAMARTA - Öncelikle, psikolojik danışman ihtiyacı belirttiğiniz gibi ciddi anlamda yüksek, bir anda karşılanması biraz kolay gibi de görünmüyor. Yıllık 10 bin öğretmen atamasının, 20 bin öğretmen atamasının olduğu yerde birden 40 bin psikolojik danışman atamasını gerçekçi görmüyoruz elbette ki ama peyderpey, en azından vizyon olarak belirlenerek bunun gerçekleştirilmesi doğrultusunda doğru adımların atılmasına ihtiyaç var. Biz psikolojik danışmanlar aslında öğretmen grubu arasında yani Millî Eğitimde çalışan öğretmen grubu arasında en çok iş birliği içinde olan, en çok iletişimi olan meslektaş grupları arasındayız. Biz dernek olarak 30'uncu yıldayız ve geçen 27'nci kongremizi gerçekleştirdik, okuldaki psikolojik danışmanların büyük bir çoğunluğu kongremize katıldı, Konya geneli için söylüyorum. Biz iş birliği ve iletişime açık bir meslektaş grubuyuz ama dediğiniz şekliyle, oradaki münferit olaylardan hareketle oradaki psikolojik danışmanların diğer psikolojik danışmanlarla... Bir kere, bunun oradaki psikolojik danışmanların bireysel inisiyatifine bırakılmadan bir kurumsal mekanizma içerisinde olacak şekilde, kurumsal iş birliğinin oturtulması gerekiyor. Elbette ki bunu düşündüğümüz zaman, okuldaki fazla dersi olmayan diğer öğretmenlerin değerlendirilmesi ilk başta parlak bir fikir olarak gelebiliyor, doğru ama bu hizmetin sağlıklı bir şekilde sunulması, uzmanlık mesleği olan bir alanda doğru hizmetin alınması açısından bugünkü çözümümüz ileride ciddi problemlerin oluşmasına neden olabilir. Nitekim, 1990'lı yıllarda her branştan sınıf öğretmeninin atanmasıyla farklı problemleri ilerleyen dönemlerde yaşadığımız gibi burada da benzer şekilde, psikolojik danışma alanında yönlendirilmesi, bu alanda bu kadar mezunun, hâlihazırda atanmayı bekleyen pek çok psikolojik danışmanın, uzman kadronun bulunduğu bir zaman içerisinde bunu değerlendirmenin çok sağlıklı sonuçları ortaya çıkarabileceğini düşünmüyorum açıkçası. Yönlendirme, şeyi söylediniz, oradaki -yani hatırladığım kadarıyla söylüyorum- mevcut imkânlarımızı, psikolojik danışmanları... O zaman da şu ortaya çıkıyor: Mevcut psikolojik danışmanlarla tüm problemleri çözmeye çalıştığımız zaman aslında hep eleştirdiğimiz yer, psikolojik danışmanların önleyici ve gelişimsel rollerini yerine getirebilmesi okulda sürekli bulunması, sürekli işlem yapmasıyla mümkün olan bir şey. Biz onları bir yere sadece problem çözen, sadece problem olduğu zaman danışılan bir pozisyona getirdiğimiz zaman aynı sorunlar katlanarak devam edecek. Yani aslında, ortaya çıkan sorunları çözmeye yönelik değil; gelişimsel ve önleyici çalışmalar yapılması açısından daha fazla uzman psikolojik danışmana ihtiyacımız var.

HASAN ARSLAN (Afyonkarahisar) - İdeal sistemde dediğinize katılıyorum ama mevcut durumda...

TÜRK PDR-DER GENEL BAŞKAN VEKİLİ PROF. DR. ERDAL HAMARTA - Mevcut durumu güçlendirmeye ihtiyacımız var, ülkemizin bu noktada kaynaklarını doğru şekilde kullandığı zaman bunu sağlayabileceğini düşünüyorum.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Daha önce de bu konu konuşuldu, siz yine gündeme getirdiniz. İki aşamalı bir sıkıntı var bana göre, birincisi: "Ya, öğretmen boş dersinde buna girsin. Sekiz saat dersi var, boş olduğu vakitte de gelsin, psikolojik danışmanlık yapsın." Bu bir defa, bana göre yanlış çünkü zaten öğretmenler eziliyorlar. İki: Hocam, siz doktorsunuz, kalbim ağrıyor, hastaneye gideyim, kalp doktoru yok, kadın doğumcu baksın. Olur mu Hocam? Bu iş uzmanlık alanı. Atayacağız, 47 bini atayacağız, başka yerden keseceğiz, kısacağız, 47 bini atayacağız, başka çaresi yok bunun bence.

HASAN ARSLAN (Afyonkarahisar) - Benim kastettiğim tam öyle değildi.

ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Öyleydi ama Hocam, "Rehberlik yapsın, rehber öğretmenlik yapsın." Olmaz ki.

HASAN ARSLAN (Afyonkarahisar) - Hayır, rehberlik dersine girsin anlamında değil. Okulda mesela, her öğretmenin sorumlu olduğu 50'şer öğrencisi olsun ya da 20'şer, 30'ar; bunların sıkıntılı olanlarını uzmanlara yönlendirsin kanaatiydi, yoksa boş dersi doldursun değil.