KOMİSYON KONUŞMASI

MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, değerli katılımcılar; ben Komisyon üyesi değilim. Komisyon başlama saatinden itibaren geldim, buraya oturdum, isteyerek geldim. Tarihî bir süreç yaşanıyor, bu tarihî süreçte Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun üyesi olduğum için bu yasa teklifinin görüşüldüğü tarihî Komisyonda bulunmak istedim. Niye bulunmak istediğimi söyleyeceğim size: Elbette ki siyasi partiler farklı düşündükleri için farklı siyasi partilerdir ama birbirinden çok farklı olan siyasi partilerin, çok geriye gitmeyeceğim, kırk elli yıldır bu ülkenin demokrasisine, ekonomisine, iç siyasetine, dış politikasına engel olan, pranga olan bir sorunun çözümü konusunda bir adım atıldığını gördüğüm için sorunun altına odun değil, çözümün parçası olmak istediğim için bugün birkaç cümle söylemek istiyorum.

2013-15 arasında bölgede çok gezdim, yani sadece milletvekili olduğum için burada değilim aynı zamanda bölgeyi bilen biri olarak konuşmak istiyorum. 2013-15 döneminde bölgedeki önemli ülkeleri ziyaret ettiğimde ve bu konuyla ilgili onlarla görüştüğümde " "Siz çözemezsiniz bu konuyu." dediler, gülmeye başlamışlardı bize. "Çünkü sizin bu kapasiteniz yok." demişlerdi ama ben bir yılı aşkın süredir -5 Ağustos 2025 yani Demokrasi ve Millî Danışma Komisyonunun ilk toplantısını kastediyorum- oradaki farklı siyasi partilerin bir araya gelmesi, aynı zamanda 300'ün üzerinde temsilcinin dinlenmesi, 21 toplantı yapılması ve buradan ortak bir raporun çıkmasıyla 2013 ile 2015 arasında bana gülerek "Siz bu sorunu çözemezsiniz." diyenlere karşı bir somut adım attığımızı görüyorum ve bir model ortaya çıkıyor. Şükürler olsun ki Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında ve komisyonlarda Türkiye'nin en önemli sorununu konuşma becerisini farklılıklarımıza rağmen gösterebiliyoruz. Bu bizim açımızdan çok önemli, çok değerli.

Onun için, şimdi, bu Komisyon özellikle toplandığında ilk aklıma gelen şey şu oldu: Demek ki birbirimizi dinleyebiliyoruz, üçüncü göze bakmadan kendi sorunumuzu çözme konusunda -tartışsak da zaman zaman birbirimize kızsak da- beceri ortaya koyup koyabiliyoruz. Sorun bizim, çözüm de bizim yani Türk milletinin. Uzun süredir bizi ciddi bir şekilde etkileyen bir sorunu çözmek için bir araya geldik. Fakat görüyorum ki Türkiye'nin tüm sorunlarını bu soruna çapa ederek, sorunu bilerek veya bilmeyerek enfekte etme konusunda gayret olduğunu da görüyorum. Hassasiyeti anlıyorum, anlamak zorundayım.

YAVUZ AYDIN (Trabzon) - DEM PARTİ'liler alınabilir sizin söylediğinize "Türk milleti" dediniz ya!

ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Laf atma, laf atma, otur! Sus, dinle!

YAVUZ AYDIN (Trabzon) - "Türk milleti" dediniz ya!

ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Ne anlatıyorsun, dinle!

YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Sen de dinle!

MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Hassasiyeti anlıyorum ama bu hassasiyetin...

YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Sen de beni dinle!

ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Senin neyini dinleyeceğim ben? Sana mı soracağım, ırkçı!

MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Bu hassasiyetin...

YAVUZ AYDIN (Trabzon) - İşine bak, önüne bak!

MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Arkadaşlar...

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Bu mu ya barış dili? Emir veriyor burada.

MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Arkadaşlar, ben...

YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Ne demek bu ya?

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Sayın Uçar, gerektiğinde ben müdahale ederim, hatibi dinleyelim.

ZÜLKÜF UÇAR (Van) - İsmimizi kullanıyor.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Yok, ben gerektiğinde müdahale ederim.

ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Etseydiniz Başkanım, etseydiniz, ben cevap vermeseydim.

BAŞKAN CÜNEYT YÜKSEL - Gerektiğinde müdahale ederim.

YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Ona mı kalmış?

MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Değerli arkadaşlar, ben yapıcı bir dil kullanıyorum. Bu sorunun çözümüne kim yapıcı bir dil kullanırsa bundan hiç kimse zararlı çıkmayacak, hepimiz kazanacağız. Bu, bir siyasi partinin projesi değildir, birkaç siyasi partinin de bir araya gelerek çözmek istediği bir konu değildir; bu bir devlet projesidir, bu net bir şekilde de Komisyonda ortaya konulmuştur.

ŞENOL SUNAT (Manisa) - Neler gördük, daha önceki de öyleydi.

MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Şimdi, Değerli Hocam, Vekilim, dinlerseniz çok sevinirim. Tabii ki görüşlerinize saygı duyuyorum.

Bölgede ve küresel anlamda, özellikle yakın çevremizde siyasi, jeopolitik anlamda depremler yaşanırken kimse Türkiye Cumhuriyeti'nin tribünden bunları izlemesini beklemesin. Ne demek istedim? Azıcık kafamızı çevirip güneye veya doğu tarafına veya kuzeye baktığımızda ne olduğunu görüyoruz. Peki, bunlar olurken biz en az bin yıllık devlet geleneğine sahip, birlikte yaşama iradesini ortaya koymuşlar olarak kendimizi akıntıya mı bırakalım? Dövüşmesini, birbirimize sözler söylemesini biliyorsak konuşmasını da bilmemiz gerekir diye düşünüyorum ve biz şu anda onu gerçekleştiriyoruz. Şükürler olsun, biz bu komisyonları topladıkça, ortak kararlar aldıkça, ortak geleceğimizi ilgilendiren, geriye bakarak kırk yıla bakarak, 86 milyonun önümüzdeki süreçteki geleceğine bakarak bir araya gelmemiz Türkiye düşmanlarını üzüyor, onu da anlatmakta fayda vardır diye düşünüyorum.

Benim anlamadığım bir şey var: Bu yasa teklifi geldiğinde millî dayanışma ve toplumsal bütünleşme konusunda verilen bu teklif geldiğinde bazı arkadaşlarımız veya dışarıdan izleyenler sürpriz gelmiş gibi bakmaya başladılar. Sürpriz yok ki burada.

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Sürpriz yok canım, siz daha Komisyonu kurarken söyledik ne olacağını.

MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Bakın, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Ortak Raporu'na baktığınızda bunun her şeyinin orada olduğunu göreceksiniz zaten. Özellikle kanunda ne gelecek kısmında altıncı bölüme bakın, tek tek detaylı bir şekilde anlatıyor burada ne olduğu. Onun için burada bir sürpriz yok.

TURAN TAŞKIN ÖZER (İstanbul) - Sorun...

MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - İki, Değerli Taşkın Beyciğim, şöyle bir konu daha anlatayım size: Bu Komisyon ilk gündeme geldiğinde hangi konu üzerinde eğilip çalışacağını ortaya koydu ve 137 kişi, kurum temsilcileri, her alandan, dinlendi. Ve biz o Komisyondan her çıktığımızda, Komisyon üyeleri, siyasi partiler farklı da olsa, biz Anadolu'ya dağıldık. Ben şehit ve gazinin en çok olduğu ilin milletvekiliyim. Şehit ve gazinin en çok olduğu il Kahramanmaraş'tır. Bakın, ben gittiğim zaman sokakta onlarla görüşüyorum. Elbette ki şehitlerinin ruhaniyeti, şehit ailelerinin hassasiyeti, gazilerimizin hassasiyeti bizim de hassasiyetimiz ama biz bunlar yaşanırken bir tarafa bırakıp hâlâ bir çözüm peşinde değil de düşmanlarımızın, Türkiye düşmanlarının, Türkiye Cumhuriyeti düşmanlarının bize karşı gülmesini herhâlde bekleyemeyiz diye düşünüyorum. Siyaset statik değildir, dinamiktir. Hele bu konu daha dinamiktir çünkü Orta Doğu'dayız. Orta Doğu'da, siyasetin bu kadar dinamik olduğu bir yerde kimse Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetenlerin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin temsilcilerinin, üyelerinin, Türk milletinin üyelerinin oturup beklemesini kimse oturup beklemesin.

Ortak olarak nasıl kazanırız, onun peşinde olsak daha iyi olur diye düşünüyorum. Elbette ki farklıyız, siyasi partilerde farklı düşüncelerimiz var. Hepimiz kazanacağımız için bence ortak kazanca bakmakta fayda vardır diye düşünüyorum. Ve bugün Komisyonda çıkacak... Ne zaman çıkacağını bilmiyorum, nasıl oylanacağını bilmiyorum. Ümidim, olumlu yönde bu yasa teklifinin burada kabul edilmesi, arkasından Genel Kurulda kabul edilmesi, bunun sadece Türkiye'nin içinde değil, bölgede de olumlu etkisinin olacağını şimdiden görebiliyorum.

Son cümle olarak şunu söylemek istiyorum; Mevlana'dan bir söz söylemek istiyorum, diyor ki: "Geçen geçti cancağızım, gelen yeni bir gündür, yeni şeyler söylemenin zamanıdır." Geçmiş dönemdeki maliyete bakalım. Gelecekteki nesillerin ümidini ve hayatlarını düşünerek ortak hareket etmekte fayda vardır diye düşünüyorum. Yoksa iflas etmiş tüccarlar gibi "Geçmişte şu oldu, şu gün bu oldu." filan, bunun peşine takıldığımızda iyi bir sonuç çıkmaz.

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Tarihi böyle yorumluyorsanız bravo! "İflas etmiş tüccar gibi" diye yorumluyorsanız...

YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Geçmişten...

MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Son cümlem: Hassasiyetlerinizi anlıyorum, hepinizi, hepinizi...

YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Geçmişten ders alacaksınız!

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Tarih şuurunuz iflas etmiş tüccar gibiyse bravo yani!

MEHMET ŞAHİN (Kahramanmaraş) - Evet, geçmişten... Son cümlem şu olsun: Herhâlde geçmişten ders almasını en iyi bilen benim bir tarihçi olarak.

Saygılarımı arz ediyorum efendim.