KOMİSYON KONUŞMASI

MEHMET FARUK PINARBAŞI (Şanlıurfa) - Sayın Başkanım, değerli Komisyon üyeleri, değerli Bakanım, değerli milletvekili kardeşlerim; tabii ki çok üzüntülü, vahim bir olayı Türkiye'de birlikte yaşamış olduk. Burada ben şahsen şöyle düşünüyorum: Bir olay olduktan sonra tedbir almak önemli değil, o olayın daha önceden önlenmesi önemli. Şimdi, biz, televizyon dizilerini seyrediyoruz, mafyavari diziler, çocukları buna teşvik eden diziler, okullarda yaşadığımız akran zorbalığı görüntülerini gördüğümüz diziler; bunlar bir şeyin altyapısını oluşturuyor yani bu olay bir defada ortaya çıkmış değildir. Biz bir Komisyon olarak tabii ki önlem alacağız ama önlemi alırken... Bu işlerin bugün Amerika'da binlerce, yüzlerce örneği var ama biz Türkiye'de ilk defa böyle bir olayı yaşadık. Böyle bir olayı yaşarken bizim, televizyon dizilerimizi dikkate almamız lazım, teknolojinin gelişmesinin verdiği dijital olayları kontrol altına almamız lazım. Okullarda görüyoruz, okulların dışında görüyoruz, öğrenciler çeteler kuruyorlar, akran zorbalığı yapıyorlar, çocuğun kafasına veya kavgayla "Cebindeki parayı ver, şunu yap, bunu yap..." Bunu hepimiz görüyorduk ve bu sonuçların olacağını da tahmin etmemiz gerekirdi ama ne yazık ki biz bu konuları önemsemedik. Bugün sadece Millî Eğitimdeki idarecinin bu olayları önlemesi mümkün değil. Bugün bir çocuğun yetişmesinde en büyük etken anne-babasıdır, ailedir ve bir çocuğun gidişatını en iyi bilen de evdeki annedir. Bu yönde biz bir boşluk doğurduk. Bu boşluk nedir? İdareciler, okul idarecileri evvela okullarında problemli olan çocukları tespit edebilir, bu zor bir şey değil. Çocuk asi mi, çocuk isyankâr mı, çocuk çeteci mi; bunları tespit edip önce aileleriyle irtibata geçilmesi gerekir.

Diğer yönden, sosyal yardımlaşma, efendime söyleyeyim, Aile Bakanlığımız, bunlarla yakın temasa geçilip bu çocukları ve ailelerini rehabilite edecek işlemler yapmamız lazım. Yoksa, olay olmuş, olduktan sonra alınacak tedbirlerin bir önemi yok. Hani, zaman geçmiş mi? Geçmemiş. Bu olayların olacağı önceden belliydi çünkü okullarda "akran zorbalığı" adı altında çeteleşme vardı, bunu görmek lazımdı, bunu önlemek lazımdı. Bu, ne sadece ailenin ne sadece okul idaresinin ne de toplumun... Hep birlikte sorumluluğu üstlenerek, birbirimize topu ve görevi atmadan bunu önlemenin özelliğini yapmamız lazım. Bugün görüyoruz, yazık değil mi? O gencecik çocuklarımız, belki gelecekte bu ülkenin yöneticileri olacak insanlar, çocuklar, aileler büyük bir facia yaşadı. Bu basit bir olay değil, böyle basit bir geçiştirmeyle de yapamayız. Komisyon çalıştı, başüstüne, inşallah raporu da bu şekilde hazırlanır ama ben şuna inanıyorum: Bizim olayı kaynağında kapatmamız lazım.

Çocuk niye o duruma geliyor? Çocuğun bu duruma gelmesinde ailenin fonksiyonu ne? Çocuğun bu duruma gelmesinde okulun, yönetimin günahı ne veyahut sorumluluğu ne? Çocuk burada... Ben şuna inanıyorum: Kriminolojik olarak hiçbir insan suçlu doğmaz, onu toplum yapar, o çocuk... Hiçbir insan ne uyuşturucu müptelası olur ne mafya olur ama toplumun gelişimleri bu çocukları bu şekilde yönetiyor.

Akran zorbalığı yıllardır okullarda var, niye tedbir almadık? Aileler, vatandaş bugün bilhassa devlet okullarına çocuğunu göndermek istemiyor. Niye göndermiyor? Çünkü orada akran zorbalığı var, bunları görmek lazım. Yoksa, Komisyon tabii ki çalışacak ama bizim işin kaynağını görmemiz lazım, işi kaynağında kurutmamız lazım. Bugün yazık değil mi; bu ülke, o anneler, o babalar... Zavallı öğretmen kendini çocukları için, öğrencileri için feda etti. Allah rahmet etsin hepsine, tüm ailelere başsağlığı diliyoruz fakat bizim, eğer bir Komisyon olarak çalışacaksak -ki çalışılıyor- detaylı, işin kaynağını önleyici tedbirleri ortaya koymamız lazım.

Bugün anne-baba birinci derece, ikinci derece suçlu görüldü; tamam. Şimdi, bizler de anne-babayız, çocuklarımız var, okula gittiklerinde çocuklarımızın ne yaptığını, ne yapmayacağını tahmin etmemiz mümkün mü? Mümkün değil. Ben bir hukukçu olarak, bir defa, verdiğin kadarını isteyebilirsin. Çocuğa ne vermişsin? Çocuğu ortamdan engelleyici neler yapmışsın? Çocuk o suç ortamına sürükleyen olayları niye yapmış? Bunları görmemiz lazım. Yoksa, vatandaşın vicdanını tatmin için bir şeyler yapmak, bir şeye karar vermek bence önemli değil. En önemli unsur, önce kendi vicdanımızı ortaya koyacağız. Hiçbir anne, hiçbir baba, hele ki babası polis olan bir çocuğun babasının onu suç işlemesine teşvik edici hiçbir etkileyici unsuru olmaz, annenin olmaz ama şimdi birilerini yargılamakla toplum vicdanını susturmaya gerek yok. Önce kendi vicdanımızla baş başa kalmamız lazım. Bizim bunları, olayın kaynağını kurutmamız lazım. Ya, dizileri açıyorsun, mafyavari, bir anda 10 kişi, 20 kişi öldürülüyor; polis yok, hukuk yok. Şimdi, bu neyi teşvik ediyor? Yeni yetişen gençlerimizi kolay ve basit yoldan para kazanmaya, hükmetmeye... Ve insanları ne yapıyor? Toplumun üzerinden hiçbir çaba göstermeden para kazanmanın özelliğini taşıtıyor. Bunları önlememiz lazım, devlet televizyonlarında bunları görmememiz lazım. Sabahları bakıyoruz, televizyon programlarında, işte "Şu şöyle olmuş, bu böyle olmuş." Toplumu sıkıntıya sokan programlar, bunları görmemiz lazım, bunları devlet televizyonu olarak engellememiz lazım, bunları "sansür" denilen bir konuyla frenlememiz lazım. Şimdi, biz bunları yapmıyoruz ama topluma diyoruz ki: "Siz kendinizi düzeltin." Böyle bir şey olamaz. Bir çocuk okula niye gidiyor? Okumayı öğrenmek için. Ailesi bir çocuğu okula niye gönderiyor? İyi bir eğitim alması için, iyi bir insan olarak yetişmesi için. Tamam, bizler de burada milletvekiliyiz, hasbelkader her 600 kişiden 1'iyiz ama partimiz önemli değil, fikrimiz de önemli değil. Bu, toplumun kanayan bir yarası, bu yaraya tüm partilerin, tüm milletvekili arkadaşlarımın, tüm Komisyonumuzun bu şekilde bakması, bu şekilde çözüm üretmesi lazım. Yoksa, olay olmuş bitmiş, bugün olmaz yarın olur.

Diğer konuda, şimdi, Millî Eğitim Bakanı... Tabii, hiçbir Millî Eğitim Bakanı geleceği öngöremez ama mademki bu akran zorbalığı yıllardır var, o zaman ne yapılması gerekirdi? Çocukların okula girerken kontrol edilmesi lazım. Adamın üzerinde bıçak var, adamın üzerinde silah var, okula giriyor. E, şimdi bu çocuk bu silahı, bu bıçağı alıyorsa neden alıyor? Bir suç işlemek düşüncesiyle alıyor. Fakat biz bunu kaynağında engellemezsek... Okulda olay olmuş -ki oldu işte, hepimiz büyük bir üzüntüye gark olduk- bunu önlememiz lazım. Polis dikmekle bu problem çözülmez, problemi okul idaresi, benim bildiğim... Bizler de talebelikten geçtik, öğrenci olduk. Eskiden... Biraz evvel Sayın Milletvekili kardeşim dedi ya hani "Eti sizin, kemiği bizim." Bu tarih kırk yıl önceydi, dijitalin olmadığı süredeydi. Şimdi, 5 yaşında çocuk, elinde cep telefonu, her kanala girebiliyor. Ya, bunu engellememiz lazım. Çocuk orada görüyor, işte, mafya ne yapıyor, akran zorbalığı ne yapıyor; bunlardan kendisi esinleniyor, kendisini şartlandırıyor, diyor ki: "Ya, ben de bunu yapabilirim. 5 arkadaş bir araya gelir, yaparız." Nitekim de yapılıyor işte, görüyoruz; e, biz bunları önleyelim. Olay olmuş. Allah bir daha göstermesin, olmasın, olmadan önce tedbiri alalım, olmadan bunun engelleyici unsurlarını görelim. Ya, bu mafyavari diziler gösterilmesin kardeşim ya! Biz bile bu yaşta bazen etkileniyoruz, diyoruz: Ne kolay, 20 tane adamı bir araya al, git ondan haraç kes, git ona bundan yap; bu iş daha kolay, daha ne gereği var? Yani, bizim bunları görmemiz lazım, bilmemiz lazım. Bugün vekil olarak... Bugün vekiliz, yarın olmayabiliriz ama vicdanımız ortada, vicdanımızı dinleyeceğiz. Yazık değil mi, o kadar çocuk öldü? Yazık değil mi, o kadar aile mağdur oldu, üzüntüye gark oldu? Öğretmen ne için öldü? Çocuklarını, öğrencilerini korumak için.

Şimdi, ben bunun için diyorum ki Sayın Komisyona özellikle: Problemi çözücü değil problemi önleyici tedbirleri raporlarınıza dercetmemiz lazım. Bir, sabah programlarının, o ahlaksız programların kaldırılması gerekir. Toplumun hâlen sesine kulak vermiyoruz. Bu mafyavari dizilerin kaldırılması gerekir, kısıtlanması gerekir. Biz gençleri buna teşvik ediyoruz, sorumlusu bizleriz. O zaman Komisyon güzel bir karar alsın, bu tür dizilerin yayınlanmasını engellesin.

Sayın Başkanım, ben sizin şahsınızda tüm Komisyon üyelerine teşekkür ediyorum. Bu konuda ben kendi şahsi fikrimi tabii beyan ettim ama gerçeği de görmemiz lazım. Bu gerçek doğrultusunda inşallah tedbiri elden bırakmadan suçun doğmasını önleyici tedbirleri almak düşüncesiyle Komisyon Başkanımızın şahsında tüm Komisyon üyelerimize, değerli milletvekillerimize şahsım adına teşekkür ediyorum. Hepinizi Allah'a emanet ediyorum.