| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 02 .11.2026 |
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Sayın Bakan, değerli bürokratlar, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Güzel bir sunum dinledik ama ben önce size bir çerçeve çizmek istiyorum yani nasıl bir Türkiye'de Sanayi Bakanı ve kıymetli yol arkadaşları neyi toparlamaya, neyi düzeltmeye çalışıyorlar, hangi ortamda biz Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bütçesini konuşuyoruz; önce onu bir beraberce görelim.
248 milyar TL olarak açıklanan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bütçesi bugün ne anlam ifade ediyor? Bakın, fon kriziyle buharlaşan 850 milyar Türk lirasının neredeyse üçte 1'inden bahsediyoruz. 2027 yılında ödenecek 3,9 trilyonluk faizin sadece yüzde 6'sından bahsediyoruz Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesini konuşarak. Yirmi beş yıldır AK PARTİ yönetiyor bu ülkeyi, tam yirmi beş yıldır. Beş yıl önce millî gelir içerisindeki payı yüzde 22,12 olan ancak bugün yüzde 15,5'lere düşmüş imalat sanayisinin bütçesini bugün hep beraber konuşacağız. Yüksek teknoloji ürün ihracatının imalat sanayi ihracatına oranının yüzde 5,14 olduğunu söylüyoruz, değil mi? Güney Kore kıyaslaması sağlıklı bir kıyaslamadır. Güney Kore'de bu rakam ne kadar arkadaşlar, biliyor musunuz? Yüzde 36,6; böyle bir durumda biz Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesini konuşuyoruz. Bakın, milyon kişiye düşen patent sayısında da Türkiye 116 patent ama Güney Kore'de bu rakam tam 3.783 arkadaşlar. Sanayici kan ağlıyor. "Faiz sebep, enflasyon sonuçtur." politikasının bugün getirdiği noktada tüm dengesi bozulan ekonomimizin oluşan bu dengesizliklerle sanayicimizin yurt dışında nasıl pazar kaybettiğini göre göre biz bu bütçeyi bugün hep beraber konuşacağız. Üretim ekonomisiyle, ticaretle kalkınma hedefi olan Türkiye'de bugün durum neye döndü biliyor musunuz? Tamamen ahbap çavuş ilişkisinin hâkim olduğu manipülasyonun, efendime söyleyeyim, gayrimeşru, kayıt dışı ekonominin gün geçtikçe hakimiyet sağladığı bir ekonomik ortam içerisinde biz bu bütçeyi konuşacağız. Yerli sanayi can çekişiyor. Doğrudan yabancı yatırım miktarı da yerlerde sürünüyor. İşte, böyle bir durumdaki Sanayi Bakanlığının bütçesini biz hep beraber konuşacağız.
Bakın, sanayiciyle çıkın konuşun. En öncelikli gündem maddesi, finansmana erişim zorluğu ve pahalı iş gücünden dolayı artık rekabet edemeyecek hâle gelmiş olduğunu çok net olarak görürsünüz. İşçilik maliyetleri döviz bazında çok yüksek. Sanayiciye çıkın, durumu sorun, bakın, neler duyacaksınız; mahvolmuş durumda bir yerli sanayiyle karşı karşıya kalırsınız.
Arkadaşları da uyarıyorum. Biz böyle konuşunca yeni bir huyu oldu iktidarın, daha doğrusu AK PARTİ'nin; eleştiren milletvekillerine tazminat davası, manevi tazminat davası açıyorlar. Gazeteciyi susturdunuz, uzmanları susturdunuz. Ya, burası Türkiye Büyük Millet Meclisi ya. İşte ne diyoruz? Eleştiriyoruz, "yanlış" diyoruz, anlatıyoruz, bize mahkeme tutanağı geliyor, mahkeme çağrısı geliyor; neymiş? Saygınlığınızı zedeliyormuşuz. Neyin saygınlığını zedeliyoruz ya? "Fon krizi" dedik, fon krizinde "Dibine kadar bulaşmıştır bu iktidar." dedik; bu, saygınlığı zedelemek oluyormuş, bize tazminat davası açılıyor. Böyle bir Türkiye'de yaşıyoruz arkadaşlar.
Tekstil... Sayın Bakanı dinledim. Sunumunda en fazla sesinin çıktığı ve vurgu yaptığı yer tekstil sanayisiydi. Bence sesinizin en az çıkması gereken yerdi Sayın Bakan. Anlıyorum çabanızı, diyorsunuz ki: "2026'da biz istihdamı muhafaza ettik." 2025, 2024, 2023... Türkiye'den sökülen fabrikalar, ülkeyi terk eden fabrikalar... Ya, bütün sunumunuzu coşkuyla yapın ama bugünkü iktidarın sanayiciyi konuşurken coşkulu, heyecanlı, iyi bir iş yapmış edasıyla konuşacak hâli yoktur.
Bakın, öngörülemiyor, gelecek dönemde ne yapılacağını bilmiyor sanayici. Sanayi yatırımları en az on, on beş, yirmi yıllık perspektif ister. Türkiye'de biz önümüzdeki sene ne olacağını bilmiyoruz. Öyle bir iktidar düşünün ki enflasyon hedefini yılda 2 kere revize ediyor, bazen 5-6 puan revize ediyor ya! Hangi sanayici hangi yatırım fizibilitesini yapacak? Böyle bir ortamda nasıl yatırım yapacaksınız? Bunları net görmemiz lazım.
Gurur duyuyoruz. Emek verilmiş, anlatılıyor. Bizi de gururlandırıyor yapılan çalışmalar ama gerçekçi olmamız lazım, hakikati görmemiz lazım arkadaşlar. Bakın, "local content" meselesi; az önce arkadaşımız da söyledi, biz de geçen sene bunu gündeme getirdik. Burada Sanayi Bakanı ve ekibinin siyasi sorumluluğu vardır bu konuda. Önümüzdeki bir ay içerisinde net karar verilecek. Tablo iç açıcı değil. Daha net bir karar yok ama öyle görünüyor ki Türkiye'yi dışarıda bırakacaklar ve bu bizim için büyük bir felaket. Şimdi birinci soru: Sayın Bakan, bir etki analiziniz var mı? Yani bu "local content"ten dolayı şayet özellikle otomotiv sanayisindeki üreticimiz dışarıda kalırsa bunun Türkiye'ye maliyeti nedir? Yaptıysanız bu etki analizini paylaşın bizimle. Yapmadıysanız bu bence büyük bir sorumsuzluk. Zira sanayinin kalbiyle ilgili konuşuyoruz, bunun anlatılıp paylaşılması gerekiyor bütün ilgililerle, uzmanlarla. Sanayici bu konuda sizlerden cevap bekliyor. Ben rakam verip detaya boğmak istemiyorum ama gümrük birliğinde olmamıza rağmen Türkiye'nin bu konuda böyle bir duruma gelmiş olması anlaşılabilir, kabul edilebilir değil. Kaç tane yurt dışı seyahati yaptınız bu konuyla ilgili? Aydınlatın bizi. Kaç tane Avrupalı yetkiliyle görüştünüz? Bu konuda da aydınlatın. Mesela "Made with EU" diyen bir lobi var yani "Avrupa'yla birlikte üretelim." Bunlarla ilgili bir çabanız oldu mu? 6 bin tane önerge verilmiş. Avrupa'da da bu işe karşı çıkanlar var. Bunlarla bir irtibatınız oldu mu? Anlatın, millet rahatlasın. Tamam, güzel katalog yaptırmışsınız, barkodlu sunumlar getirmişsiniz ama sanayicinin duymak istediği hakikat, realite bunlar. Bunun dışındakiler -kusura bakmayın- evet, bizi belki mutlu ediyor ama hakikate dokunmayan bir anlatımdır.
Şimdi Sayın Bakan, ben biraz karnenize de baktım. Biz soru önergesi veriyoruz. Bu soru önergelerine aldığımız cevaplar bize o bakanlığın millet iradesine, millet iradesinin tecelli ettiği bu Meclise olan saygısını ve bu konudaki sorumluluğunu gösteriyor. Yüzde 36, Bakanlığın bize vermiş olduğu cevaplardaki oranı. Hani baktığınız zaman genel ortalamaya, fena değil. Başka acı bir şey söyleyeyim size: Bakın, yatırım, sanayimizin perspektifi, ülkedeki ekonominin kalkınması için güven çok önemli değil mi, adalet çok önemli değil mi, hukuk çok önemli değil mi? Buradan şikâyet ediyorum. Aslında her gelen bakana bizim şikâyet etmemiz lazım bunu çünkü hukuk ve adalet olmadan ülkede hiçbir şeyi ileri götüremezsiniz. Siz yüzde 36'sına cevap vermişsiniz. Adalet Bakanına verilen binin üzerindeki soru önergesine verilen cevabın oranı ne kadar biliyor musunuz? Sıfır, yüzde 0! Adalet Bakanının Türkiye Büyük Millet Meclisinden kendisine yöneltilen soru önergelerine vermiş olduğu cevap bir değil arkadaşlar, iki değil, üç de değil, sıfır. Bu şartlar altında siz Sanayi ve Teknoloji Bakanı olarak bu ülkeye yatırımcı çekmeye, bu ülkede kalkınma, bu ülkede her şeyin iyi olması için mücadele etmeye çalışıyorsunuz. Bunları ne olursunuz görün.
Bakın, "local content" konusunda bu sorulara cevap verin çünkü koca bir sektör, inanın, büyük bir endişe içerisinde ne olacağını bilmek istiyor, anlamak istiyor. Avrupa Birliği niye bu kararları alıyor arkadaşlar? Çünkü Çin gibi bir hakikat var. Çin bütün pazarlara giriyor, Avrupa Birliği de kendini korumak istiyor. Bizim Çin stratejimiz ne? Mesela bununla ilgili de bir iki kelime duymak istiyoruz Çin'le ilgili. Çin bir fırsat mı, Çin bir risk mi? Bir stratejimiz olmadığı için işte BYD skandalını yaşıyoruz. Adam geliyor gümrük muafiyetiyle, milyonlarca, milyarlarca dolar para kazanıyor, söz veriyor, yatırım yapmıyor, yatırım yapmadığı gibi terk edip gidiyor; daha da fecisi, diğer Çinli firmalar da bizi Dünya Ticaret Örgütüne şikâyet ediyor BYD'ye verdiğimiz ayrıcalıktan dolayı ve bizden tazminat isteme gibi bir duruma soktular. Karar verilmedi ama böyle bir başvuru yaptı Çinli firmalar.
Bir başka konu ham maddede bağımlılık. Ham madde konusunda, bakın, şu yapılan sunumda tek bir cümle ben gene duymadım. Geçen sene de bu konuyu gündeme getirdim. Türk sanayisi ham maddede yurt dışına bağlı. Bir Kent Port Projesi vardı, Yumurtalık'ta bir projeden bahsediliyordu, ne oldu? Ne oldu yani bunun akıbeti ne oldu? Yumurtalık'ta yapacağınız petrokimya tesisinden İstanbul'a, Körfez'e ham madde taşıyacaksınız, ne kadar "feasible" olduğu ayrıca tartışmalı da en azından ne olduğuna dair bir şey söyleyin. Sanayicimiz bunları duymak istiyor diyorum.
Ben teşekkür ediyorum.
Komisyonu saygıyla selamlıyorum. Sağ olun.