| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 02 .11.2026 |
TAHSİN OCAKLI (Rize) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; değerli heyeti saygıyla selamlıyorum.
Bugün Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bütçesini Türkiye'deki kamu kaynaklarının kimler için nasıl kullanıldığını, nasıl bir sanayileşme ve kalkınma anlayışının benimsendiğini konuşmak üzere bulunduk. İktidarın söylemlerine baktığımızda tabii, büyük hedefler var "Millî teknoloji hamlesi, Türkiye Yüzyılı, yüksek teknoloji, küresel rekabet, bölgesel kalkınma." gibi süslü cümleler var. Peki, bu sözlerin, bu büyük sözlerin karşılığında halkın yaşamında gerçekten ne değiştiğine bakmak lazım aslında. Doğru mu Sayın Bakan? Doğru mu Sayın Bakan? Sayın Bakanım "Doğru mu?" diye sordum demek ki dinlememişsiniz, tamam.
SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI MEHMET FATİH KACIR - Ben sizi dinliyorum.
TAHSİN OCAKLI (Rize) - Çünkü sanayi işçisinin ücreti artıyor mu? Küçük üretici emeğinin karşılığını alabiliyor mu? Gençlerimiz memleketinde iş bulabiliyor mu? Doğamız, yaylalarımız, denizlerimiz korunuyor mu? Bunlara bir bakmamız lazım. Çünkü biz kalkınmayı yalnızca şirketlerin büyüklüğüyle, ihracat rakamlarıyla, yapılan yollarla, açılan limanlarla ölçmüyoruz. Bizim için kalkınma halkın refahı demektir, emeğin hakkını alması demektir, doğanın korunması demektir.
Değerli milletvekilleri, Bakanlığın 2027 yılı bütçe teklifi yaklaşık 248,8 milyar ama aynı yıl faiz giderleri için öngörülen rakam 3 trilyon 975 milyar yani faize ayrılan kaynak bu Bakanlığa ayrılan kaynağın tam 16 katı. Bir taraftan "Üretim ekonomisi." diyecek AKP, diğer taraftan da kaynak dağılımındaki faizin ağırlığını görmüş olacağız. Bir ülkenin geleceğini borçlanmaya, yüksek finansman maliyetlerine ve ucuz emeğe dayalı bir ekonomik modelle sürdüremezsiniz. Türkiye'nin ihtiyacı olan şey planlı sanayileşme, kurumsal üretim kapasitesi, nitelikli istihdam ve emeğin karşılığının alındığı bir ekonomik düzendir. Bir başka veri daha var. Bakanlığınızın performans verilerine göre 2025 yılında proje bazlı bazı teşvik sistemi kapsamındaki desteklerin yüzde 86,69'u sadece 13 projede yoğunlaşmış. Bu kaynaklardan kimler yararlanıyor? Mesela bu kaynaklar kaç işçiye güvenceli istihdam sağlıyor? İşçilerin ücreti enflasyona karşı korunabiliyor mu? Bu şirketlerin çevreye verdikleri zararlar ortada mı? Tabii, biz yatırıma karşı değiliz ama kamu kaynağının hiçbir toplumsal sorumluluk taşımadan şirketlere aktarılmasına da karşıyız.
Şimdi, kamu kaynaklarıyla ilgili de ilim Rize'den bir örnek vermek istiyorum. Mesela, bu kamu kaynakları Rize'de nasıl kullanılmış. Rize'de 2-3 tane faaliyet var, turizmden geçiniyorlar, çaydan geçiniyorlar, denizcilikten geçiniyorlar falan filan ama burada da şirketlere sağlanan faydalar halka, çay üreticisine, çalışana, beyaz yakalıya sağlanmamış. Ne yapılmış mesela? Orada su ürünleri yetiştiriciliği yapan bir firmaya -ismini yüzlerce defa kullanım, gene kullanayım- Kuzuoğlu gruba. Yahu, burası uçuş güvenliğini tehlikeye sokar, havalimanının tam önündedir ya da bak, burası tam yerel balıkçıların avlak alanlarının sahası içindedir. Dolayısıyla, oradaki balıkçıların geçim kaynağı yok olacak, uçuş güvenliği tehlikeye girecek, denizlerdeki kirliliği artıracak bir resmî açıklamalar olmasına rağmen sanki devletin valisi değil de şirketin valisi gibi Rize Valisi de bu şirketi kollayarak, özellikle bu şirketin su ürünleri kooperatiflerinden yer kiralamadan işgalci bir biçimde orayı zapt edip, üstelik jandarmayı da şirketin mallarını korumak üzere oraya dikmiş, buna karşılık 15 kadına 500 tane jandarma ile kolluk kuvveti göndermiş, yetmemiş, onları korumak için talep eden vekilin arabasını bir de çekiciyle çektirmiş yani benim aracımı çektirmiş, şirketin arızalanan, gemisini de Sahil Güvenlik botlarıyla o şirketin yeri korunsun diye görevlendirilmiş, devletin hangi şirketlerini koruduğunu göstermesi açısından işte size büyük bir örnek.
Şimdi, ben soruyorum size: Sayın Bakan yani bu şirketleri mi koruması lazım bu devletin, bu valinin ve sizlerin, yoksa, bu halkı mı koruması lazım?
"Sanayi büyüyor." diyorsunuz ama işçiler işini kaybediyor Sayın Bakan. Mesela, TEPAV ve SGK verilerine göre, Şubat 2026 itibarıyla tekstil, deri sektörlerinde bir yıl öncesine kıyasla 128 bin sigortalı işini kaybetmiş durumda, bu da sizin sorumluluğunuzda olması gereken bir şeydir. Hangi sektörde, kaç işçi, işini kaybetti? Destek alan işletmelerde kaç kişi çalışmaya, kaç işçi çalışmaya devam ediyor ve bunları ne kadar ücret alıyorlar, bilmek istiyoruz. Üstelik, imalat sanayisinin millî gelir içindeki payı 2022'de yüzde 21,8 iken 2026'nın ilk yarısında yüzde 15,4'e gerilemiş. Sanayinin ekonomideki ağırlığı gerilerken nasıl oluyor da siz hâlâ bütçeyi ya da uygulamayı başarılı bulabiliyorsunuz? Bizim sorumuz açık: Şirketlerin finansman maliyetini düşürüyorsunuz, işçinin geçim maliyetini kim düşürecek? Kamu desteği alan şirketlere işçinin ücretini, sendikal haklarını, iş güvenliğini ve istihdamı koruma yükümlülüğü niye gelmiyor? Getiremiyorsanız bunun adı "işçiyi koruma politikası" değil, şirketleri koruma politikasıdır.
Değerli Başkanım, DOKAP Başkanı benim çok yakın dostumdur, aynı zamanda hemşehrimdir. DOKAP eliyle Karadeniz'de geçen yıl 420-429 milyon civarında bir kaynağı Yeşil Yol'a ayırdıniz. Yeşil Yol, yaylaları birbirine bağlayan yol, orada birkaç tane turizm yatırımcısı var, onlara hizmet ediyor, aynı zamanda da madencilik sektöründeki transferlere yarayacak. Şimdi, "Bu Yeşil Yol'a ayrılan kaynak acaba niye vatandaşa ayrılmıyor?" diye sormam lazım. Aynı zamanda, bir de bilginiz olsun, bir ifşada daha bulunayım burada. Bu, sizinle ilgili değil ama bazı desteklerden nedense AKP il başkanları yararlanıyor, AKP'nin eski belediye başkanları yararlanıyor, benim ilçem Ardeşen'de bu var, böyle söylüyorum size, bakın, isimlerini de şimdi ifşa etmiyorum ama siz bulursunuz onları. Bu ayırımcılıklardan kurtarın milleti, bunların işlevine haiz olmak tesadüfen sadece ilçe başkanlarının olamaz. Dolayısıyla, hem Tarım Bakanlığında hem sizin Bakanlığınızda yaşanan bu yolsuzlukları -yolsuzluk demeyelim de haksız uygulamaları- lütfen siz de araştırın, bakın, bunlara engel olalım.
Son cümlede şunları da kullanayım, çok aslında söyleyeceğim şey vardı ama yani sonuçta söyleyeceğimiz şey şu: Bu ülkenin kaynakları halkın kaynaklarıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada, asıl mesele bir bütçe tercihi meselesidir, kamu kaynaklarını kime ayırdığınız, nasıl bir ülkeye istediğinizi gösteren bir kanıttır. Biz, şirketlere koşulsuz kaynak aktarılan, işçilerin güvencesizleştirildiği, çayın, tarımın veya tütünün, üreticilerin özel sektör karşısında yalnız bırakılmadığı, balıkçının denizinden, yaylacının yaylasından koparılmadığı bir kalkınma anlayışını istiyoruz. Bizim savunduğumuz kalkınma anlayışı bellidir: Üretim olacak ama işçinin hakkı korunacak, teşvik olacak ama kamu yararı esas alınacak, tarım gelişecek ama üretici yoksullaşmayacak, turizm olacak ama yaylalar betona teslim edilmeyecek, denizlerimizden ekonomik değer üretilecek ama küçük balıkçının emeğini elinden almayacaksınız. Bu ülkenin toprakları, ormanları, dereleri, yaylaları ve denizleri bir avuç şirketin değil, halkındır, halkın kullanımında olur. Biz, şirketleri değil, halkın kalkınmasını savunanlardanız, rantı değil, emeğin bütçesini istiyoruz; bütün istediğimiz bu. Yaşam alanlarımıza dokunmayın, emeğimizin karşılığını verin, iş haklarımızı, iş güvencemizi sağlayın.
Teşekkür ediyorum.