KOMİSYON KONUŞMASI

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, Sayın Bakan, kıymetli milletvekilleri, değerli bürokratlar ve basın mensupları; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakan, ben de öncelikle yaptığınız sunum için teşekkür ediyorum ve "Dünya, yeni bir sanayi devriminin eşiğinde değil artık tam içerisinde." diyerek sözlerime başlamak istiyorum; hatta bu öyle bir devrim ki buradaki değişimleri ve gelişmeleri yakalamak için saniyelerin bile önemi var. Bu defa makineler yalnızca insanın fiziksel gücünün değil zihinsel emeğinin de bir bölümünü üstlenmeye başladı. Bugün dünyada silikon tabanlı çalışanlardan, otonom yapay zekâ ajanlarından ve gelecekte insan zekâsını açabilecek süper zekâ sistemlerinden söz ediyoruz. Stanford Üniversitesinin 2026 yılında yayınladığı araştırmaya göre Amerika Birleşik Devletleri'nde yapay zekâya yüksek düzeyde maruz kalan mesleklerde 22-25 yaş grubunun istihdamı daha az maruz kalan akranlarının istihdam eğiliminin yüzde 19 gerisinde kalmıştır. Üstelik bu farkın temel nedeni mevcut çalışanların işten çıkarılması değil gençlerin işe alınmasının yavaşlamasıdır ya da karbon tabanlı çalışan yerine silikon tabanlı çalışanların tercih edilmeye başladığının ispatıdır. Bu, son derece önemli bir uyarıdır çünkü bugüne kadar teknolojik dönüşümün ağırlıklı olarak mavi yakalı çalışanları etkileyeceğini düşündük; bugün ise yazılımcıların, mühendislerin, finans uzmanlarının ve pek çok beyaz yakalı meslek grubunun yaptığı işler de yapay zekâ tarafından icra edilebilmektedir hatta daha iyi, daha kaliteli, daha az maliyetli ve daha hızlı şekilde icra edilmektedir. Dolayısıyla, artık yalnızca ne kadar üretim yaptığımızı değil bu üretimi kimin gerçekleştirdiğini, ortaya çıkan katma değerin kime gittiğini ve insan emeğinin bu yeni ekonomik düzende nasıl korunacağını da tartışmak zorundayız ama maalesef sunumunuzda da dağıttığınız kurumsal belgelerde de bununla ilgili ben en ufak bir bilgiye ve öngörüye rastlayamadım.

Sayın Bakan, size bununla ilgili birkaç soru sormak istiyorum. Türkiye'nin bu dönüşüm karşısında hazırlanmış bir istihdam etki analizi var mıdır? Yapay zekânın hangi sektörlerde kaç çalışanı etkileyeceğini biliyor muyuz? Gençlerimizi bu yeni iş gücü piyasasına hazırlamak için nasıl bir sanayi ve teknoloji politikası izliyoruz? En önemlisi, Türkiye bu teknolojinin yalnızca tüketicisi mi olacak yoksa geliştiricisi ve üreticisi mi olacak? Bu konuda biraz daha detaylı bilgi istiyoruz.

Altını çizmek istediğim bir başka nokta da şu: Biliyorsunuz, 30 Ekimde Ankara'da gerçekleştirilen 13'üncü Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'nde Türk dünyasının geleceği bakımından son derece önemli hedefler ortaya konuldu. 163 maddelik Ankara Bildirisi'nde sanayi, teknoloji, dijital altyapı, yapay zekâ, uzay teknolojileri ve kritik mineraller alanında iş birliğinin geliştirilmesi öngörülüyor. Üstelik Türkiye bu zirveyle birlikte Türk Devletleri Teşkilatının Dönem Başkanlığını da üstlenmiş bulunuyor. Bu nedenle, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının sorumluluğunun daha da arttığını düşünüyorum. Burada, bununla ilgili de sizden birkaç cümle duymak ya da neyi planladığınızı duymak isterdim işin açıkçası. Zirvede ortak Türk dilleri yapay zekâ modeli geliştirilmesi önerildi, Dijital İpekyolu Projesi desteklendi, ortak uzay sanayisi iş birliğine ilişkin önemli adımlar atıldı. Bunlar bize göre de son derece önemli gelişmelerdir ancak benim asıl öğrenmek istediğim şu: Bu hedeflerin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2027 yılı bütçesindeki somut karşılığı nedir? Örneğin, ortak Türk yapay zekâ modelinin geliştirilmesinde TÜBİTAK'ın üstleneceği görev belirlenmiş midir? Bu proje için ayrılmış bir bütçe var mıdır? Türk devletleri arasında ortak teknoloji geliştirme merkezleri, ortak sanayi yatırımları ve ortak üretim zincirleri oluşturulmasına yönelik bir yol haritamız bulunmakta mıdır? Dijital İpekyolu Projesi'nde Türkiye'nin rolü yalnızca bir veri geçiş koridoru olmak mıdır, yoksa Türkiye'yi Türk dünyasını veri işleme, yapay zekâ ve yüksek teknoloji üretim merkezi hâline getirmeyi hedefliyor musunuz?

Bir diğer önemli konu da kritik minerallerdir. Bu da Türk devletlerinin sahip olduğu doğal kaynaklar ile Türkiye'nin sanayi ve teknoloji kapasitesini bir araya getirecek ortak bir üretim stratejisi; bu konuda da böyle bir üretim stratejisi hazırlanmakta mıdır? Bunu da merak ediyorum, sormak istiyorum ve beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.