KOMİSYON KONUŞMASI

ADALET KAYA (Diyarbakır) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Bakan, değerli Komisyon üyeleri, kıymetli bürokratlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum, hoş geldiniz.

Teklife baktığımızda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bütçesinin bir önceki yıla göre nominal olarak yüzde 40 artması öngörülmüş. Bu artış üreticiyi desteklese, istihdamı artırsa, ülkenin refahını artırsa elbette destekleriz ancak bugün Türkiye'de ciddi bir sanayisizleşme yaşanmakta. Haziran, temmuz, ağustos ve eylül aylarında dört ay üst üste sanayi üretimi küçüldü, imalat sanayisinin millî gelir içindeki payı 2026 yılı için yüzde 17 olarak hedeflenmişken yıl sonu tahmini yüzde 15,5 olarak düşürüldü. Bu seneki 2027 hedefi ise yalnızca yüzde 15,9 olarak belirlenmiş. Oysa, geçmişte bu oran yüzde 28'ler seviyesindeydi yani gittikçe küçülen bir sanayi söz konusu. Haziran 2023'ten bu yana uygulanan dezenflasyon programı, yüksek faiz, sıkı para politikaları, kurların baskılanması gerek ihracata gerekse iç pazara dönük sanayiyi darboğaza sürükledi. Savunma sanayisi dışında hemen tüm sektörlerde daralma, üretim ve kapasite kullanımıyla istihdamda da düşüş yaşandı, iç ve dış siparişlerde gerileme ciddi boyutlara ulaştı. İnşaatı, betonu, madenciliği el üstünde tutan, doğayı yok eden ekonomik program tarım ve sanayiyi dışlıyor, üreticiyi ve sanayiciyi ekonomiden, sistemden uzaklaştırma politikaları öne çıkarılıyor, sonucunda da ülke üretim gücünü kaybediyor. Kamu kaynaklarının önemli bir bölümü savunma sanayisi ve güvenlik politikalarına yönlendiriliyor. Bizim itirazımız teknolojinin ve sanayinin toplumsal refah yerine güvenlikçi politikalara öncelik veren bir anlayışla şekillendirilmesidir.

Değerli Komisyon üyeleri, Sayın Bakan; sanayisizleşmenin en ağır sonuçlarını bölgesel eşitsizliklerde görüyoruz.

SEGE verilerine değinmeden geçmek istemiyorum. SEGE verilerine göre bölge kentlerimizin tamamı en düşük gelişmişlik düzeyi olan 6'ncı kademede yer alıyor. İstanbul'da kişi başına düşen gelir 21 bin doları aşarken, Van ve Ağrı'da 4 bin 500 dolar civarında gerçekleşiyor, o civarda kalıyor. Arada yaklaşık 5 kat fark var. Bu tablo yıllardır uygulanan yanlış bölgesel kalkınma politikalarının sonucudur. Bölgeye "yatırım" adı altında ayrılan kaynaklar üretime, sanayiye ve teknolojiye yeterince yönlendirilmiyor. Bunun en açık örneklerinden biri GAP'tır. 248,8 milyar liralık Bakanlık bütçesi içerisinde GAP'a ayrılan ödenek yalnızca 1 milyar 797 milyon lira, üstelik, Türkiye'nin hidrolik enerji üretiminin yüzde 27,6'sını karşılayan bu coğrafyada çiftçiler yüksek elektrik maliyetleri ve DEDAŞ'ın kısıtlamaları nedeniyle üretim yapamaz hâle geldiler, üretim yapmakta zorlanıyorlar.

Diyarbakır Vekili olarak üreticilerin, sanayicilerin ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odasının taleplerini aktarmak istiyorum Sayın Bakan. Öncelikle Silvan Gıda ve Tarımsal Sanayi İhtisas OSB'nin 2027 yılı yatırım programına alınmasını istiyoruz. Silvan Barajı'yla sulanacak arazilerde yetiştirilen ürünlerin bölgede işlenmesi ve katma değere dönüştürülebilmesi oldukça önemli ve bunun olması gerekiyor. 279 hektarlık tapu süreçleri tamamlanan bir projenin altyapı ve imar finansmanı artık sağlanmalıdır. İkinci olarak, Diyarbakır'a uluslararası bir fuar ve kongre alanı kazandırılmasını istiyoruz. İpek Yolu üzerindeki konumu ve bölgesel ticaret potansiyeliyle Diyarbakır böyle bir yatırımı fazlasıyla hak ediyor Sayın Bakan. Bunun yanında, Diyarbakır OSB Tekstilkent ve 1. Sanayi Sitesinin ulaşım sorunları çözülmelidir. Elâzığ yolu üzerindeki kavşak düzenlemeleri yapılmalı, Selvan, Ergani ve Bismil çevre yolları yatırım programında önceliklendirilmelidir. Ayrıca, bölge sanayisi açısından stratejik öneme sahip Cizre OSB'nin elektrik, doğal gaz ve yol altyapısı sorunları çözülmeli, Habur ve Kalkınma Yolu bağlantısı için gerekli olan 1.700 dönümlük genişleme alanı kamulaştırılmalıdır. Bu yatırımlar bölgenin üretim potansiyelini açığa çıkaracak, istihdam yaratacak ve ekonomik eşitsizlikleri azaltacak adımlar olarak görülmeli ve hayata geçirilmelidir.

Sayın Bakan, teknoloji politikalarınıza değinmek istiyorum biraz da. Çok güzel, sürekli 4'üncü sanayi devriminden söz ediyorsunuz. Az önce sunumunuzda da yapay zekâdan ve dijital dönüşümden fazlaca bahsettiniz, öneminden de bahsettiniz ancak teknoloji politikası birkaç büyük projeyi tanıtmakla hayata geçirilemez. Bugün bölgedeki ve kırsaldaki çocukların önemli bir bölümü bilgisayar ve internet erişiminden yoksun. Bu koşullarda yapay zekâ destekli eğitimden söz etmek mevcut eşitsizlikleri daha da büyütmekten başka bir işe yaramayacak. Diğer taraftan, genç mühendisler, yazılımcılar ve araştırmacılar ülkeden ayrılıyorlar çünkü gençler ekonomik belirsizlikte, özgürlüklerin kısıtlandığı baskı ortamında gelecek kurmak istemiyor, istese de bu vaziyette geleceğini planlayamıyor. Gençlere "Teknoloji üretin." diyorsunuz ama özgürce düşünebilecekleri, araştırma yapabilecekleri ve bilim üretebilecekleri alanlar yaratmıyorsunuz; üstelik, sosyal medya platformlarına getirilen erişim engelleri, sansür ve gözetim uygulamaları da dijital özgürlükleri daraltıyor. Teknolojiyi yurttaşları izlemek ve denetlemek için kullanmak yerine, teknolojiyi, toplum yaşamını kolaylaştırmak ve haklarını güvence altına almak için kullanmaktan yana olduğumuzu belirtmek isterim.

Sayın Bakan, özellikle üzerinde durmak istediğim bir diğer konu dil meselesi, dijital dünyada Kürtçenin dışlanması. Yine sunumunuzda Bakanlığınız bütçesinde "Türkçeye özgü büyük değil modellerinin ve yapay zekâ araçlarının geliştirilmesi öngörülüyor." Çok güzel. Peki, bu topraklarda milyonlarca insanın konuştuğu Kürtçe ve diğer kadim diller bu çalışmaların neresinde? Kamu kaynaklarıyla geliştirilen teknolojiler bütün yurttaşlara eşit biçimde hizmet olarak sunulmalıdır. Ana dillerin dijital dünyanın dışında bırakılması aynı zamanda o dilleri konuşan milyonlarca insanın teknolojik gelişmelerden dışlanması demektir. Bu nedenle, Kürtçe konusunda birkaç önerimiz var Sayın Bakan. Kamu kaynaklarıyla geliştirilen yapay zekâ modelleri ve dijital kamu hizmetlerine Kürtçe ve çok dilli erişim sağlanmalı ve güvence altına alınmalıdır. Kürtçe yapay zekâ, doğal dil işleme ve yazılım teknolojileri için özel AR-GE kaynakları ayrılmalıdır. KOSGEB ve teknoparklar aracılığıyla Kürtçe yazılım geliştiren gençlere ve özellikle kadın girişimlerine hibe ve vergi desteği sağlanmalıdır. GAP, İpekyolu ve Karacadağ gibi kalkınma ajansları çok dilli dijital içerik, Kürtçe dijital yayıncılık ve kültürel teknoloji yatırımlarını öncelikli destek alanlarına almalıdır. Bunlar kültürel hak talebi olarak görülebilir elbette ama aynı zamanda bilimsel, ekonomik ve teknolojik kalkınma önerileridir.

Değerli Komisyon üyeleri, değerli hazırun; biz, üretimi ve istihdamı artıran, emeği ve doğayı koruyan, gençlerin ülkeden ayrılmak zorunda kalmadığı, bölgesel eşitsizlikleri gideren ve Kürtçe başta olmak üzere bütün ana dillere eşit yaklaşan demokratik bir sanayi ve teknoloji politikası istiyoruz. Diyarbakır'ın ve bölgenin üretim potansiyelinin açığa çıkarılmasını, kamu yatırımlarının güvenlikçi değil, toplumsal kalkınmayı, toplumsal refahı esas alan bir anlayışla planlanmasını talep ediyoruz. Bu bütçenin eşitsiz ve sermaye odaklı tercihlerine karşı halkın, emekçilerin, gençlerin ve üreticilerin yanında durmaya devam edeceğimizi belirtiyorum ve hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.